SON DAKİKA
Hava Durumu

Gerçek kurtuluş, töre ve kültür!

Yazının Giriş Tarihi: 09.11.2022 14:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.11.2022 14:59

Bugünlerde, büyükşehirlerin cadde ve sokaklarında gezen insanlar, genel itibariyle ortak bir görüntü veriyor. Yorgun ve yılgın yığınlar şeklinde yorumladığımız bu görüntünün, mevsimsel olduğunu düşünmek epey iyimser bir bakış açısı olacaktır. Elbette çağ değişimi yaşadığımız mevcut zaman diliminde, birçok etkenin buna neden olduğunu düşünebiliriz.

Ancak gündemi çokça meşgul eden ve toplumumuzun genelinde karşılığı olduğunu düşündüğümüz bir sebebe ilişkin, farklı bir açıdan meseleyi ele almak gerektiğine inanıyoruz.

İç ve dış kaynaklı yer değişimlerinin oluşturduğu göç nüfusu, getirdiği nicel yoğunluğa ilaveten, sahip olduğu nitel ağırlığı da mevcuda ilave etmektedir. Toplum olarak gerek kurumsal gerek ise toplumsal açıdan, göçmen nüfusun, mutsuzluk ve endişe kaynaklı hareketlerini doğru anlamamız gerektiği kanısındayız.

Yola çıkmadan evvel taşıdıkları kaygıyı, çevresel olarak hissettirmiş olmaları, korumacı yaşam şeklini tercih etmeleri ve kendi yaşam şekillerini yaşamak için kendilerine yer açma gayretlerinin genel itibariyle rahatsızlık verdiği bir ortamı hep birlikte paylaşmaya gayret ediyoruz.

***

Burada, güven ana unsuru açısından, alan ve veren taraflarının tam mutabakatının gerekli şekilde sağlanması elbette belirleyici adımdır.

Ancak herkesin baktığı pencere olan, aşırılık ve fazlalıktan daha ziyade bir de eksiklik ve yetersizlik gerçeğini görmemiz ve öz muhasebe yaparak, sonuçları doğrultusunda hızla harekete geçmemiz gerekir.

Öyleyse, kendileştiremediklerinizin etkisine kapılarak kendileştirildiklerinizin baskın olup, kabullendirmede eksik kalınan değer ve unsurlar nelerdir?  

Bunu anlayıp, ilim ve tecrübe temelinde eyleme geçmek için, etkili ve yetkin araçların hızlıca devreye girmesini sağlamak veya bu yönde, doğru ve ölçülü biçimde olmak kaydıyla, talep kâr olmak önemli bir inisiyatif halidir.

Anadolu insanın asırlar boyunca nice göçe maruz kalınmasına rağmen, bugün göçe mağlup olacağını düşünmenin iki nedeni olabilir; birincisi tarihe ve tarihte yaşananlara dair yeterli bilgi sahibi olmamak, ikincisi ise zamanla yaşanan başkalaşım nedeniyle asli olan karakter ve kimliğin yitirilmiş olması. Her iki neden için dış unsurlar elbette etkendir. Ama asıl neden ve kaynak olan, zayıflayan, değişimi tercih eden ve değişimi doğru yönetemeyen toplumun bizatihi kendisidir.

***

Toplumu, topluluğu, millet yapan asli unsurların sağlanması, korunması ve taşınması burada anahtar çözüm olarak görünmektedir.

Bugün en temel eğitim seviyesi olan ilköğretim kaynaklarına bakılacak olursa, bu mefhumların; dil birliği, kültür birliği, tarih birliği, vatan birliği, ahlâk birliği, örf ve adet birliği, din birliği olduğu görülecektir. İnsanlık tarihi ele alınarak, kayda geçilmiş bu değerlerde, birliktelik ve tam anlaşma halinin sağlanamaması bütünlük açısından zafiyete neden olmaktadır.

Söz konusu belirteçlerin doğruluk ve kazanım seviyeleri ise ancak kriz ve kritik anlarda ölçümlenebilir. Yaşanan kargaşa ve belirsizlik ortamında elde edilen tepki seviyesi ve süresi bu minvalde sahip olunan, sağlanan veya korunan birliğin değerini belirler. Seviyenin kısa zamanda doğru ölçüde olması en ideal hal olarak gözükmektedir.

En nihayetinde, temeli bozuk zemin üzerine inşa edilen, ana direkleri zayıf ve dışarıdan müdahaleye açık her yapının ayakta kalma şartları ve süresi sınırlıdır.

Ve burada belirleyici unsur maruz kalınacak dış etkilerdir.

Sonuç olarak;

Kontrolün her zaman bizde olmasını istiyorsak, töre zemininin üzerine taşıyıcı kolonlar olarak yerleştirdiğimiz kültürümüzü sürekli ayakta tutmalı, geliştirmeli, medeniyet tasavvuru olarak yapımını üstlendiğimiz çatının altında güven ortamını sağlayacak kimliğimize, karakterimize sahip çıkmak zorundayız.

Unutmayınız ki Cumhuriyetimizin temelini kültür olarak tanımlayan devletimizin banisi, vefatının 84. yıldönümünde saygı ve rahmetle andığımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir, yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.