Hatırlayan zaman, hayal eden biz... Hayal panosundaki biz miyiz?
Yazının Giriş Tarihi: 31.12.2025 17:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.12.2025 17:47
Yeni yıl yaklaşırken masalar hayal panolarıyla doluyor. Renkli post-it’ler, dergilerden ve Pinterest’ten kesilmiş hayatlar, “bu yıl kesin olacak” cümleleri… Daha fit bir beden, daha çok para, daha huzurlu bir yaşam. Hepsi yan yana, düzenli ve umutlu. “Kim olmak istiyoruz?” sorusu, renkli görsellerle cevaplanıyor.
Oysa belki de yanlış soruyu soruyoruz.
Bu yüzden “kim olmak istiyorum?” sorusu çoğu zaman havada kalır. Bizi gerçekten dönüştüren şey, geleceğe dair kurduğumuz ideal bir benlikten çok, bugüne kadar yaşadıklarımızın bizde bıraktığı izlerdir. Asıl soru belki de şudur: Ben şimdiye kadar ne yaşadım ve bu beni nereye çağırıyor?
Hayal panolarında sonuçlar vardır, ama süreç yoktur. O daha huzurlu hayatın hangi huzursuzluklardan geçerek mümkün olacağı görünmez. Daha özgür bir benliğin hangi korkulardan vazgeçerek inşa edileceği orada yer almaz. Çünkü geçmişle yüzleşmek estetik değildir; kolaj yapılmaz, çerçevelenmez.
Geçmiş geçmedi. Sadece şekil değiştirdi. Yarım kalan ilişkiler bugün sınır koyma ihtiyacı olarak karşımıza çıkar. Bastırılmış duygular, yeni yıl dileklerinde “artık böyle olmayacağım” cümlesine dönüşür. Tekrar eden döngüler, kader değil; görülmek isteyen deneyimlerdir.
Geçmiş, takvim yapraklarında geride kalmış bir zaman değildir. Geçmiş, bugün hâlâ içimizde yaşayan deneyimlerden oluşur. Kaybolduğunu sandığımız anlar, bir koku, bir bakış, bir duraksama ile bugünün içine sızar. O yakınlık, o güven duygusu, bugünkü hayalin ham maddesi olur. Zihin, hiç tatmadığı bir şeyi düşlemez; bir zamanlar dokunduğunu yeniden kurmaya çalışır. Bu yüzden hayaller mümkündür. Çünkü geçmişle bağı olan bir şey, hayal olmaktan çıkıp ihtimale dönüşür.
Hayal panosundaki kişi idealize edilmiş bir yabancı değildir. Gerçeklikten uzak bir masal hiç değildir. O, yaşadıklarımızın içinden süzülmüş, biraz cesaretlendirilmiş bir versiyondur. Yeni yıl da bu yüzden umut taşır: Bizi bambaşka birine dönüştürmek için değil; zaten temas ettiğimiz hâlleri fark edip onlara bilinçle yaklaşmamız için gelir.
Yeni yıl bu yüzden bir sıfırlanma anı değil. Daha çok bir fark etme eşiğidir.
Bir hayalin mümkün olup olmadığı, ne kadar parlak olduğuyla değil; geçmişle kurduğu bağla ölçülür. Daha özgür, daha sakin, daha üretken bir hâl düşlüyorsak, bunun izleri hayatımızda çoktan belirmiştir. Belki kısa süreliğine, belki yarım kalmış hâlde, belki de cesaret edilemediği için sürdürülememiştir. Hayal panosu, bu izleri görünür kılar. Olmak istediğimiz kişi, daha önce hiç olmadığımız biri değil; daha önce olduğumuz ama devam ettiremediğimiz bir hâlin uzantısıdır.
Hayal panosuna “daha düzenli bir hayat” yazan birini düşünelim. Sabahların daha sakin başladığı, eşyaların yerli yerinde olduğu, zihnin günün yükünü daha az taşıdığı bir hayat. Bu hayal, bilinmeyen bir arzu değildir. Daha önce yaşanmıştır. Belki kısa bir dönem, belki geçici bir hâl olarak… Bir pazar sabahı acele etmeden uyanıldığında, bir çekmeceyi düzenlerken içe dolan o sessiz ferahlıkta, yapılacaklar listesinin ilk kez bunaltıcı gelmediği bir anda. Hayal edilen şey, hiç sahip olunmamış bir düzen değil; bir zamanlar temas edilmiş ama sürdürülememiş bir hâlin geri çağrılmasıdır.
Hayal panosu, niyet edildiği için değil; taşınabildiği kadar gerçekleşir. Bir hayalin hayata değmesi, ona ne kadar inandığımızla değil, onu gündelik hayatın içine ne ölçüde yerleştirebildiğimizle ilgilidir. Ve belki de hayal panosunun asıl işlevi budur: Kim olmadığımızı değil, kim olmaya çoktan başladığımızı göstermek.
Düzenli bir hayat düşleyen biri, önce düzensizliğin kendisine ne kazandırdığını fark etmek zorundadır. Kaosun sunduğu erteleme alanını, dağınıklığın sakladığı duygusal yükü görmeden kurulan her hayal, duvarda kalır. Hayal panosu, bir temenni listesi değil; geçmiş alışkanlıklarla gelecekteki ihtimallerin kesişim noktasıdır. Bu yüzden ancak geçmişle yüzleşebilen hayaller tutunur. Çünkü taşınamayan hiçbir niyet, ne kadar estetik olursa olsun, yaşama karışamaz.
Zaman geçmez; biz onun içinden geçeriz. Fark ettiğimiz her şey, yeni bir başlangıçtır.
Yeni, bambaşka bir hayat vaat etmez.Ama içimizde çoktan var olanı, bu kez daha bilinçli bir dikkatle yaşamaya çağırır.İnsan, kendini tanımaya başladığı yerde yolunu kolay kolay yitirmez.Belki de yeni, daha mutlu olmaktan çok daha uyanık olmaya dair bir davettir.
Bu yazı, yeni yıla değil; yeniye açılan kapıya bir eşlik olsun.
Sağlıkla, farkındalıkla… İyi seneler.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ayşegül ELİAÇIK
Hatırlayan zaman, hayal eden biz... Hayal panosundaki biz miyiz?
Yeni yıl yaklaşırken masalar hayal panolarıyla doluyor. Renkli post-it’ler, dergilerden ve Pinterest’ten kesilmiş hayatlar, “bu yıl kesin olacak” cümleleri… Daha fit bir beden, daha çok para, daha huzurlu bir yaşam. Hepsi yan yana, düzenli ve umutlu. “Kim olmak istiyoruz?” sorusu, renkli görsellerle cevaplanıyor.
Oysa belki de yanlış soruyu soruyoruz.
Bu yüzden “kim olmak istiyorum?” sorusu çoğu zaman havada kalır. Bizi gerçekten dönüştüren şey, geleceğe dair kurduğumuz ideal bir benlikten çok, bugüne kadar yaşadıklarımızın bizde bıraktığı izlerdir. Asıl soru belki de şudur: Ben şimdiye kadar ne yaşadım ve bu beni nereye çağırıyor?
Hayal panolarında sonuçlar vardır, ama süreç yoktur. O daha huzurlu hayatın hangi huzursuzluklardan geçerek mümkün olacağı görünmez. Daha özgür bir benliğin hangi korkulardan vazgeçerek inşa edileceği orada yer almaz. Çünkü geçmişle yüzleşmek estetik değildir; kolaj yapılmaz, çerçevelenmez.
Geçmiş geçmedi. Sadece şekil değiştirdi. Yarım kalan ilişkiler bugün sınır koyma ihtiyacı olarak karşımıza çıkar. Bastırılmış duygular, yeni yıl dileklerinde “artık böyle olmayacağım” cümlesine dönüşür. Tekrar eden döngüler, kader değil; görülmek isteyen deneyimlerdir.
Geçmiş, takvim yapraklarında geride kalmış bir zaman değildir. Geçmiş, bugün hâlâ içimizde yaşayan deneyimlerden oluşur. Kaybolduğunu sandığımız anlar, bir koku, bir bakış, bir duraksama ile bugünün içine sızar. O yakınlık, o güven duygusu, bugünkü hayalin ham maddesi olur. Zihin, hiç tatmadığı bir şeyi düşlemez; bir zamanlar dokunduğunu yeniden kurmaya çalışır. Bu yüzden hayaller mümkündür. Çünkü geçmişle bağı olan bir şey, hayal olmaktan çıkıp ihtimale dönüşür.
Hayal panosundaki kişi idealize edilmiş bir yabancı değildir. Gerçeklikten uzak bir masal hiç değildir. O, yaşadıklarımızın içinden süzülmüş, biraz cesaretlendirilmiş bir versiyondur. Yeni yıl da bu yüzden umut taşır: Bizi bambaşka birine dönüştürmek için değil; zaten temas ettiğimiz hâlleri fark edip onlara bilinçle yaklaşmamız için gelir.
Yeni yıl bu yüzden bir sıfırlanma anı değil. Daha çok bir fark etme eşiğidir.
Bir hayalin mümkün olup olmadığı, ne kadar parlak olduğuyla değil; geçmişle kurduğu bağla ölçülür. Daha özgür, daha sakin, daha üretken bir hâl düşlüyorsak, bunun izleri hayatımızda çoktan belirmiştir. Belki kısa süreliğine, belki yarım kalmış hâlde, belki de cesaret edilemediği için sürdürülememiştir. Hayal panosu, bu izleri görünür kılar. Olmak istediğimiz kişi, daha önce hiç olmadığımız biri değil; daha önce olduğumuz ama devam ettiremediğimiz bir hâlin uzantısıdır.
Hayal panosuna “daha düzenli bir hayat” yazan birini düşünelim. Sabahların daha sakin başladığı, eşyaların yerli yerinde olduğu, zihnin günün yükünü daha az taşıdığı bir hayat. Bu hayal, bilinmeyen bir arzu değildir. Daha önce yaşanmıştır. Belki kısa bir dönem, belki geçici bir hâl olarak… Bir pazar sabahı acele etmeden uyanıldığında, bir çekmeceyi düzenlerken içe dolan o sessiz ferahlıkta, yapılacaklar listesinin ilk kez bunaltıcı gelmediği bir anda. Hayal edilen şey, hiç sahip olunmamış bir düzen değil; bir zamanlar temas edilmiş ama sürdürülememiş bir hâlin geri çağrılmasıdır.
Hayal panosu, niyet edildiği için değil; taşınabildiği kadar gerçekleşir. Bir hayalin hayata değmesi, ona ne kadar inandığımızla değil, onu gündelik hayatın içine ne ölçüde yerleştirebildiğimizle ilgilidir. Ve belki de hayal panosunun asıl işlevi budur: Kim olmadığımızı değil, kim olmaya çoktan başladığımızı göstermek.
Düzenli bir hayat düşleyen biri, önce düzensizliğin kendisine ne kazandırdığını fark etmek zorundadır. Kaosun sunduğu erteleme alanını, dağınıklığın sakladığı duygusal yükü görmeden kurulan her hayal, duvarda kalır. Hayal panosu, bir temenni listesi değil; geçmiş alışkanlıklarla gelecekteki ihtimallerin kesişim noktasıdır. Bu yüzden ancak geçmişle yüzleşebilen hayaller tutunur. Çünkü taşınamayan hiçbir niyet, ne kadar estetik olursa olsun, yaşama karışamaz.
Zaman geçmez; biz onun içinden geçeriz. Fark ettiğimiz her şey, yeni bir başlangıçtır.
Yeni, bambaşka bir hayat vaat etmez. Ama içimizde çoktan var olanı, bu kez daha bilinçli bir dikkatle yaşamaya çağırır. İnsan, kendini tanımaya başladığı yerde yolunu kolay kolay yitirmez. Belki de yeni, daha mutlu olmaktan çok daha uyanık olmaya dair bir davettir.
Bu yazı, yeni yıla değil; yeniye açılan kapıya bir eşlik olsun.
Sağlıkla, farkındalıkla… İyi seneler.