SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bu kadar öldük mü?

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2021 12:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2021 12:51

Market kasasında bekleşip duruyoruz.

Arkasında uçurtma kuyruğu gibi bekleyenler olduğu için, sırası gelen büyük panik yaşıyor.

Eğer telefon numarası kayıtlıysa onu söyleyecek, barkodundan geçirilen ürünleri acele poşete koyacak.

Yanında yedek bohçası yoksa poşet isteyecek.

Nakitse ödeme, cüzdan arayacak ya da kredi kartı uzatacak.

Eğer alışveriş yapan ihtiyarsa bu işlemler daha da uzayıp gidiyor.

Doğal olarak kendisini telefonla aramayanlar numaralarını hatırlamıyor. Kasiyere telefonunu uzatıp numarasını bulmasını talep edenler de sabah şekerleri oluyor. Bu curcunanın içinde poşetlerine ürünlerini koymalarına yardımcı olduklarımın yüzündeki hayret ifadeleri çok düşündürücü.

Hiç mi yardım edeniniz olmadı?

Ya da hiç mi birisine yardım etmeyi akıl etmediniz?

***

Bazen bakıyorum, markette kasa kuyruğunda tedirgin bekleyenler oluyor. Ellerinde bir simit ya da poğaça sağa sola sallanarak bekliyorlar.

İşe yetişecekler belli. Sıra uzadıkça panikleri artıyor.

Böyle bir günde acelesi olana sıramı verdim. Ödemesini yaptıktan sonra bir baktım ürünlerin kasaya yürüdüğü bantta küçük bir paket çikolata bana bakıyor. Giderken el de salladı.

O gün güneş parladı, kahvaltı yapmadan karnım doydu, bastığım yerde çiçekler açtı. Eminim ki o günden sonra O’da birilerinin hayatının ucundan tuttu ve kendi semalarında renkli balonlar uçtu.

Doğada karşılık esası yok.

İlle de iyilik yaptığın kişi sana iyilik yapmayacak.

O da başkasının hayatına dokunacak. Evrende pozitif enerji dönüşümü böyle başlayacak.

***

Tıpkı bir gözü görmeyen ve tüyleri siyah olduğu için herkesin tekmesinden ve zulmünden çocuk aklımla korumaya çalıştığım kedinin beni ödüllendirmesi gibi…

Bir sabah kapı ciyak ciyak tırmıklanıyordu. Korktuğum için kapıyı açamamıştım. Annem usulca açtı kapıyı. Karşı dairenin kapısına gitmiş bize ısrarla bakan kediyi gördük. Annem fark etti, bizim kapının önündeki paspasın üzerinde ölü bir fare vardı. Kendince en kıymet verdiği hediye fare, cansız halde bizim paspasın üzerinde yatıyordu.

Annem ‘’Bu hediye sana” dedi.

Epeyce evdekilerin eğlence konusu olmuştum. Oysa aynı kedi, yavrularını merak edip, uyudukları kolide baktım diye apartman içinde üç kat boyunca beni önüne katıp kovalamıştı. Merdiven çıkma ve hatta uçma dalı olsaydı atletizmde dünya rekoru kesin benimdi!

Sanki fareyi getiren başka kediydi. İki işi birbirine karıştırmıyordu. Prensip sahibi olmak böyle bir şeydi!

Haberim olmadan hayatımın ilk alma verme dengesini böyle gerçekleştirmiştim sanırım.

***

Eli dolu bir kişiye kapıyı açın, tanımasanız da yolda birine yardım edin. Merdiven çıkamayan bir ihtiyarın hem elinden hem gönlünden tutun.

Sanal alemde mensubu olduğunuz gruplarda cenazesi olana başsağlığı, hastası olana şifa dileyin.

Doğum günü olanın doğum gününü kutlayın, belki sizden başka kutlayanı olmayacak. Lokma karın doyurmaz ama şefaat arttırırmış. Samimiyetiniz olmasa da kurdu kuşu doyurun. Kolay olmadığını biliyorum. Hiçbir şey olmasa da kendinize tahammülünüz artar.

Siz değiştikçe etrafınız dönüşür. Evrene açılan kapının anahtarı gönlünüzde parlar.

Bazen aptal yerine konduğunuzu düşünürsünüz.

Gece başınızı yastığa koyduğunuzda vicdanınız rahatsa aptal olduğunuzu düşünmeyin sakın.

Yeter ki hayattaki bütün aptallıklarınız bunlarda ibaret olsun!

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..