SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ölüm yarası

Yazının Giriş Tarihi: 21.02.2022 13:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.02.2022 01:34

Ölümün kıyısında gezdiniz mi, tadını biliyor musunuz?

Yeterince büyüdünüz mü?

Ölüm acısını anlıyor musunuz?

Yaşamadıysanız anladığınızı iddia etmeyin. Yok ne demek biliyor musunuz?

Aradığınızda açılmayan telefonlar, ya da ölümünün üzerinden yıllar geçse de rehberinizden silemediğiniz telefon numaraları var mı?

Yıllar sonra bir gün aynı telefon numarasını aradığınızda ansızın açıldığında kalbiniz yerinden çıkıp, aptalca sevinç turu attı mı?

Aynı numara tabiî ki başkasına verilmişti, o da telefon çalınca açmıştı. Konu bu kadar basitken sizin mantık çoktan tatile çıkmıştı bile.  Ölüler telefon açamaz, gülemez, konuşamaz ve daha bir sürü şeyi yapamaz. Boş bir çukura tek başınıza bakmak dünyanın en kötü sınavlarından olsa gerek. Akşam eve döndüğünüzde onun oturduğu odanın ışığını açık gördüğünüzde acaba odadan çıkar mı diye düşünmek de başka bir mantık sarsaklığının ürünüdür olsa olsa. Bunları yaşamadıysanız büyümenize daha çok var demektir. Ölümün bir son değil başlangıç olduğunu söyleyenler haklıdır. Ama bunu idrak edemeyen bizler için sondur muhtemelen. Dokunamamak, gülememek ve konuşamamak ne zordur. Geçmişte yaşadıklarınız her olayda karşınıza çıkar. Karanlık yollarda yürür, geçmişin dehlizlerinde kaybolursunuz. Anılar yakanızı bırakmaz, hayat ağır bir yük olarak biner sırtınıza. Tam ağız dolusu gülerken boğulursunuz çığlıklarınızda. Bilinç altınız sürekli bu acıya odun atar ki daha rahat cayır cayır yanasınız diye.

Saçma sapan bir ayrıntı sizi geçmişin ücra köşelerinde kahkaha atarak bekler. Niyeti çok da iyi değildir. Ölümün soğukluğunu ve ‘’yok’’u vurur yüzünüze. Az önce konuştuğunuz kişinin dönülmeyecek bir yolculuğa çıktığını beyniniz kabul edemez bir türlü. Sürekli kayıtlar başa sarar. Şurada oturdu, bunu dedi, öyle yaptı…

Sonra?

Sonrası yok. Zaman dolmuştur. Oyun bitmiş ve hayat kaldığı yerden devam etmiştir. Ta ki bir sonraki ebe ve sobelenecek kurban bulunana kadar. Güzel günlere geri dönmek, içinizde uzun tırnakları olan bir cadının kanırta kanırta sizin ruhunuzu çizmesine neden olur.

Boş çukurlara kimse yalnız başına bakmamalıdır. Oraya koyulan canınızın bir parçasıdır. İster öğlen güneşi vursun isterse ikindinin yumuşak ışıklarında yıkansın, sonuç aynıdır.

Çocukluğunuzun sokaklarında kayboldunuz mu hiç? Hadi kayboldunuz, sizi bulan oldu mu peki? Sorular soruları doğuruyor. Hayat kör kuyularda ıslık çalarak bekliyor sizi. Derdiniz anlatsanız bir dert anlatmasanız ayrı bir dert. Ya anlatıp Kral Midas gibi eşek kulaklarınız olursa, ya da anlatmayıp gamlı baykuşa dönerseniz.

Hiç kendinizle saklambaç oynadınız mı? Kendinizi sobelediğinizde ne oldu? Boş çukurlarda aradığınız kaosunuzu kendi beyninizin içinde buldunuz. Yoksul gönlünüz, zengin aklınıza mağlup oldu.

Ölüm yaraları en derin yaralardır. Silah yoktur o yaraları açmak için. Dikiş tutmaz ve hiç kapanmaz. Sizi de ölüm bulana kadar ince ince sızlar. Asla kan sızmaz. 

Ama ölüm yaralarının göz yaşı hiç dinmez.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..