Özal döneminin liberal politikalarıyla başlayan “köşeyi dönme” hastalığının doğal bir sonucu olarak “kamusal” değil de kişisel kazanç peşinde koşup hedefine ulaşanların “takdir gördüğü”,
İnsanoğlunun fıtratında zaten var olması gereken “Ahlak”ın ise “övgü ifadesi” olarak kullanıldığı memlekette, toplumun da “ideolojik kamplaşması”ndan daha büyük bir felaket olabilir mi?
Emin olun bu felaketin boyutunu televizyonların sabah kuşaklarında yayınlanan programlar bile anlatmaya yetmez.
Eğer bir toplum; “güven duyguları” sarsılmış, “aile kavramı” kutsiyetini yitirmiş, “kriminal bir kimlik” kazanmış, “saygı yerini nefrete” bırakmışsa elbette ki bunun sorumlusu siyasettir…
Peki siyasetin durumu?
Düşünün milyonlarca insan sandığa gidiyor, belediye başkanı, milletvekili, cumhurbaşkanı seçiyor ama milletin tercihlerine saygı duyulmuyor…
Niye?
Bizden değil!
Bir de ahlak göstergesi olarak;
Milletvekili, belediye başkanı veya meclis üyesi; kendisine oy veren binlerce seçmene “ihanet edip”, yakasındaki parti rozetini “kişisel” gerekçelerle değiştiriveriyor. Değiştirmeyenler ise parti içinde krize neden oluyor.
Bunları niye anlattım!
Neredeyse iki yıldır “parti değiştirecek, istifa edecek” denilen; son yerel seçimlerde 1 milyon 883 bin 345 seçmenden 861 binin oyunu alarak Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Mustafa Bozbey’e yapılan saldırı yüzünden.
Evet, saldırgan CHP’li ki -başka bir parti üyesi de- olabilirdi.
Lakin kişisel çıkar uğruna Bozbey’e “savrulan yumruk” bütün bir Bursa’ya atılmış olmadı mı?
“Mevcut” iklimiyle Türk siyasetinin yakın zamanlı kriminal hadiselerini de dikkate alacak olursak; bu saldırının sıradanlaştırılmasını kabul etmek mümkün değil.
Sayın Bozbey geçmiş olsun!
***
Bu arada birkaç gün önce İYİ Parti, ardından Anahtar Parti’nin düzenlediği 2025 yılı değerlendirme toplantılarını izledim.
İYİ Parti’den başlayacak olursam;
İl Başkanı İsmail Kaya’nın ev sahipliğinde; Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Nilüfer İlçe Başkanı Osman Çalışkan, Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez ve Orhaneli İlçe Başkanı Osman Olduk ile partinin il ve ilçe yöneticilerin de katıldığı toplantıda hem yerel yönetimlerin hem de merkezi hükümetin performansı masaya yatırıldı. İl Başkanı İsmail Kaya’nın üstünde durduğu başlık “Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey’in ulaşım yatırımlarına yönelik seçim vaatleri” oldu.
‘Ulaşım Master Planı’, “Çalı-Yunuseli tramvay hattı”, “4 metro, 1 metrobüs hattı” ile “Kestel-Görükle Yolu” gibi projelerin akıbetini sordu.Yine “hava kirliliği” ve “kentsel dönüşüm” başlıklarında eleştirilerini dile getirdi.
Milletvekili Türkoğlu’nun gündeminde ise hem yerel yönetimler hem de merkezi hükümet vardı. “Bursa’nın dünden bugüne hak ettiği yatırımları alamadığı” vurgusuyla birlikte, medyayı da eleştirdi.
Dedi ki:
“İktidar partisinin geçmiş dönem bakanı (Faruk Çelik) geçtiğimiz günlerde ‘ben olsaydım hızlı tren yatırımı 2016’da bitmişti’ açıklaması yaptı. Bursa basını, iktidar partisinin il başkanına, milletvekillerine neden Hızlı Tren Projesi’nin akıbetini veya Yenişehir Havalimanının durumunu, yine yüzlerce insanı mağdur eden Atış İnşaat’ın sahiplerinin ABD’de nasıl oluyor da Sayın Cumhurbaşkanı’nın programına sponsor yapıldığını sormuyor…”
Hadi en azından buradan görevimizi yapmış olalım!
Bu soruları AK Parti İl Başkanı Sayın Davut Gürkan’a iletmiş olalım!
***
Gelelim Anahtar Parti’ye…
İl Yöneticileri Murat Çayır, Yavuz Arıcıoğlu, Fuat Üçüncü, Ahmet Mücahit Savaş, Alperen Cankılıç, Gökhan Özkul, Selçuk Demirel, Fatih Kaynak, Fatih Yılmaz, Hasan Hüseyin Çetin, Kemal Karakaya, Orhan Şahin, Deniz Kubat, Şükrü Merdim, Ömer Girgin, Berrin Temuroğlu, Mehmet Yılmaz, Hayrettin Emre Yürük, Mustafa Bülent Özkan, Fatih Ahmet Armutçu, Rıdvan Çalışkan ile Kadın Kolları Başkanı Nilüfer Önal Okur ve Gençlik Kolları Başkanı Muzaffer Sezgin’inhazır bulunduğu toplantıda;
İl Başkanı Fikret Aslan; “Bursa Faaliyet” raporuyla çıktı basının karşısına…
Önce merkezi iktidarı eleştirdi.
Bursa'nın merkezi bütçeye sağladığı katkıya rağmen kamu yatırımlarından adil pay alamadığını, bunun "sürdürülemez bir adaletsizlik" olduğunu,
Yıllık ihracatı 40 milyarı bulan Bursa’da kişi başına düşen kamu yatırım miktarının 38 bin TL iken, bu rakamın Diyarbakır’da 72 bin, Sivas'ta 131 bin, Rize'de ise 157 bin TL'yi aştığını,
Hızlı trene dönüştürülen “Yüksek Hızlı Tren Projesi”nin bitiş tarihinin belirsizliğini koruduğunu dile getirdi.
Ardından yerel yönetimleri topa tuttu…
Kentsel dönüşüm, ulaşım, trafik ve çevre konusunda Bursa’nın kronikleşen sorunlarına çözüm üretilemediği vurgusuyla şunu söyledi:
"Milletimizin sabrı tükenmiştir. Aziz milletimiz, her alanda köklü bir değişimi beklemektedir…"
Toplantıdan erken ayrıldığım için Sayın Aslan’a soramadım, o yüzden buradan yazıyorum:
“Küresel müesses nizamın dümeninde oradan oraya savrulan memlekette; köklü değişime mi yoksa fabrika ayarlarına dönmeye mi ihtiyaç var?”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İbrahim ÖGE
İhtiyacımız olan!
Bugün;
Özal döneminin liberal politikalarıyla başlayan “köşeyi dönme” hastalığının doğal bir sonucu olarak “kamusal” değil de kişisel kazanç peşinde koşup hedefine ulaşanların “takdir gördüğü”,
İnsanoğlunun fıtratında zaten var olması gereken “Ahlak”ın ise “övgü ifadesi” olarak kullanıldığı memlekette, toplumun da “ideolojik kamplaşması”ndan daha büyük bir felaket olabilir mi?
Emin olun bu felaketin boyutunu televizyonların sabah kuşaklarında yayınlanan programlar bile anlatmaya yetmez.
Eğer bir toplum; “güven duyguları” sarsılmış, “aile kavramı” kutsiyetini yitirmiş, “kriminal bir kimlik” kazanmış, “saygı yerini nefrete” bırakmışsa elbette ki bunun sorumlusu siyasettir…
Peki siyasetin durumu?
Düşünün milyonlarca insan sandığa gidiyor, belediye başkanı, milletvekili, cumhurbaşkanı seçiyor ama milletin tercihlerine saygı duyulmuyor…
Niye?
Bizden değil!
Bir de ahlak göstergesi olarak;
Milletvekili, belediye başkanı veya meclis üyesi; kendisine oy veren binlerce seçmene “ihanet edip”, yakasındaki parti rozetini “kişisel” gerekçelerle değiştiriveriyor. Değiştirmeyenler ise parti içinde krize neden oluyor.
Bunları niye anlattım!
Neredeyse iki yıldır “parti değiştirecek, istifa edecek” denilen; son yerel seçimlerde 1 milyon 883 bin 345 seçmenden 861 binin oyunu alarak Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Mustafa Bozbey’e yapılan saldırı yüzünden.
Evet, saldırgan CHP’li ki -başka bir parti üyesi de- olabilirdi.
Lakin kişisel çıkar uğruna Bozbey’e “savrulan yumruk” bütün bir Bursa’ya atılmış olmadı mı?
“Mevcut” iklimiyle Türk siyasetinin yakın zamanlı kriminal hadiselerini de dikkate alacak olursak; bu saldırının sıradanlaştırılmasını kabul etmek mümkün değil.
Sayın Bozbey geçmiş olsun!
***
Bu arada birkaç gün önce İYİ Parti, ardından Anahtar Parti’nin düzenlediği 2025 yılı değerlendirme toplantılarını izledim.
İYİ Parti’den başlayacak olursam;
İl Başkanı İsmail Kaya’nın ev sahipliğinde; Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Nilüfer İlçe Başkanı Osman Çalışkan, Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez ve Orhaneli İlçe Başkanı Osman Olduk ile partinin il ve ilçe yöneticilerin de katıldığı toplantıda hem yerel yönetimlerin hem de merkezi hükümetin performansı masaya yatırıldı. İl Başkanı İsmail Kaya’nın üstünde durduğu başlık “Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey’in ulaşım yatırımlarına yönelik seçim vaatleri” oldu.
‘Ulaşım Master Planı’, “Çalı-Yunuseli tramvay hattı”, “4 metro, 1 metrobüs hattı” ile “Kestel-Görükle Yolu” gibi projelerin akıbetini sordu. Yine “hava kirliliği” ve “kentsel dönüşüm” başlıklarında eleştirilerini dile getirdi.
Milletvekili Türkoğlu’nun gündeminde ise hem yerel yönetimler hem de merkezi hükümet vardı. “Bursa’nın dünden bugüne hak ettiği yatırımları alamadığı” vurgusuyla birlikte, medyayı da eleştirdi.
Dedi ki:
“İktidar partisinin geçmiş dönem bakanı (Faruk Çelik) geçtiğimiz günlerde ‘ben olsaydım hızlı tren yatırımı 2016’da bitmişti’ açıklaması yaptı. Bursa basını, iktidar partisinin il başkanına, milletvekillerine neden Hızlı Tren Projesi’nin akıbetini veya Yenişehir Havalimanının durumunu, yine yüzlerce insanı mağdur eden Atış İnşaat’ın sahiplerinin ABD’de nasıl oluyor da Sayın Cumhurbaşkanı’nın programına sponsor yapıldığını sormuyor…”
Hadi en azından buradan görevimizi yapmış olalım!
Bu soruları AK Parti İl Başkanı Sayın Davut Gürkan’a iletmiş olalım!
***
Gelelim Anahtar Parti’ye…
İl Yöneticileri Murat Çayır, Yavuz Arıcıoğlu, Fuat Üçüncü, Ahmet Mücahit Savaş, Alperen Cankılıç, Gökhan Özkul, Selçuk Demirel, Fatih Kaynak, Fatih Yılmaz, Hasan Hüseyin Çetin, Kemal Karakaya, Orhan Şahin, Deniz Kubat, Şükrü Merdim, Ömer Girgin, Berrin Temuroğlu, Mehmet Yılmaz, Hayrettin Emre Yürük, Mustafa Bülent Özkan, Fatih Ahmet Armutçu, Rıdvan Çalışkan ile Kadın Kolları Başkanı Nilüfer Önal Okur ve Gençlik Kolları Başkanı Muzaffer Sezgin’in hazır bulunduğu toplantıda;
İl Başkanı Fikret Aslan; “Bursa Faaliyet” raporuyla çıktı basının karşısına…
Önce merkezi iktidarı eleştirdi.
Bursa'nın merkezi bütçeye sağladığı katkıya rağmen kamu yatırımlarından adil pay alamadığını, bunun "sürdürülemez bir adaletsizlik" olduğunu,
Yıllık ihracatı 40 milyarı bulan Bursa’da kişi başına düşen kamu yatırım miktarının 38 bin TL iken, bu rakamın Diyarbakır’da 72 bin, Sivas'ta 131 bin, Rize'de ise 157 bin TL'yi aştığını,
Hızlı trene dönüştürülen “Yüksek Hızlı Tren Projesi”nin bitiş tarihinin belirsizliğini koruduğunu dile getirdi.
Ardından yerel yönetimleri topa tuttu…
Kentsel dönüşüm, ulaşım, trafik ve çevre konusunda Bursa’nın kronikleşen sorunlarına çözüm üretilemediği vurgusuyla şunu söyledi:
"Milletimizin sabrı tükenmiştir. Aziz milletimiz, her alanda köklü bir değişimi beklemektedir…"
Toplantıdan erken ayrıldığım için Sayın Aslan’a soramadım, o yüzden buradan yazıyorum:
“Küresel müesses nizamın dümeninde oradan oraya savrulan memlekette; köklü değişime mi yoksa fabrika ayarlarına dönmeye mi ihtiyaç var?”