SON DAKİKA
Hava Durumu

Kulübeden rezidansa!

Yazının Giriş Tarihi: 26.11.2023 16:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.11.2023 17:00

Geçtiğimiz günlerde Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın 5 yıla yaklaşan icraatlarını aktardığı toplantıya katıldım.

Barış Manço Kültür Merkezi’nin sahnesine tek başına çıkan, dijital teknolojinin nimetlerinden istifade ederek hatipliğini gösteren Başkan Yılmaz, ulaşımdan çevreye, sosyal hizmetlerden kültüre hizmetlerini kalem kalem anlattı…

Başkan Yılmaz’ın açıklamalarını meslektaşlarım detaylı bir şekilde kaleme aldı.

Örneğin SözBursa’dan Asuman Kurt Öge’nin "Yıldırım'ı Nasıl Bilirsiniz?" başlıklı yazısından istifade edebilirsiniz.

***

Lakin toplantıya dair; Oktay Yılmaz’ın anlattıklarının değil, “vücut diline de yansıyan anlatamadıklarının” üzerinde durmak gerek.

Biliyorsunuz;

Memleket insanının elinde bavulla otobüsten indiği,

Ailelerin aş, iş umuduyla göç kamyonunun sırtındaki yükü yıktığı ilk adreslerden biridir Yıldırım…

Son 60 yılda;

Terör, ekonomi, eğitim ve sağlığa erişim gibi gerekçelerle doğudan batıya bireysel veya ailece yapılan bu göçün Yıldırım’a haliyle maliyeti ağır oldu. Bursa Ovası’nın verimli köşelerinden Yıldırım hem doğal hem de tarihi dokusundan çok şey yitirdi.

Üstelik ilk durak Yıldırım’da hayata tutunup, sınıf atlayanlar, zamanla “pılını pırtısını” olduğu yerde bırakıp, Bursa Ovası’nın batısına göç etti.

***

Sonuçta bugün:

Bursa’nın doğu ve batısında fiziki görünüm itibariyle farklı iki şehir tipi ortaya çıktı.

Nitekim, Yıldırım’dan Nilüfer’e veya Demirtaş’tan Misi Köyü’ne doğru bir şehir turuna çıksanız, anlatmak istediğim fiziki farklılığı çok rahat görebilirsiniz.

Peki doğudan batıya binalar, sokaklar, mahalleler değişiyor da insan?

Zaten bu soruya cevap verebilsek, şehirleşme başlığında yaşadığımız bütün sorunları çözüme kavuşturmuş olacağız!

Ama veremiyoruz.

Çünkü ünlü düşünür İbn Haldun’un “Hadaret” olarak tanımladığı kültürün esiri olmuş durumdayız.

Gelişmişliği değil zenginliği önceleyen, öz kültüre yabancı, fıtratından savrulan, doyumsuz bir zihniyet Bursa’yı işgal etmiş durumda.

Kendimizi kandırmayalım;

Ayrı ayrı ne kadar dindar, milliyetçi, solcu olduğumuzu dillendirsek de ideolojik olarak görünürde zıt siyasi partilerin çatısı altında “biz daha iyi yaparız, daha iyi yönetiriz” desek de sonuç ortada:

Aktif fay hatlarının üzerindeki Bursa Ovası doğusunda kaçak, batısında ruhsatlı binalarla işgal edilmiş durumda.

Daha basiti;

Bugün Bursa’nın tüm ilçelerinde, çöp ve temizlik, trafik, altyapı, otopark ve hava kirliliğinden şikâyet ediyorsak, demek ki çözüm kaçak yapıdan rezidansa taşınmakla olmuyormuş!

***

Özetle;

Aklı ve bilimi esas alan öz kültüre dönmek, zihniyetimizi değiştirmek zorundayız.

İşte Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, hizmet ve yatırımlarını anlatırken sahnede duruşuyla da “zihniyet değişimi şart” diyordu.

Toplantıdan ayrılırken Cengiz Han’ın şu meşhur sözü geldi aklıma:

Sakın bir çiviyi küçümseme. Bir çivi bir nalı, nal bir atı, at bir komutanı komutan bir orduyu, ordu koca bir ülkeyi kurtarır.

***

Tevafuk ya bu yazıyı kaleme alırken bir tanıdık aradı.

Telaşlı bir şekilde Nilüfer’de Alaattin Bey Mahallesi’ne tarım deposu ruhsatıyla küçük bir fabrika kurduğunu, yerel yönetimin de işyeriyle ilgili yıkım kararı aldığını anlatıyordu…

Cümlesini şu vurguyla bitiriyordu:

Seçim öncesi bu yapılır mı? Bunlar yeniden seçilmek istemiyor herhalde!

Arayan kişiyi 30 yıldır tanırım…

Yıldırım’da hileli hisseli parselasyonla satın aldıkları arsaya kaçak olarak inşa ettikleri evde yaşayan ailenin bir ferdi idi.

Hatta oturdukları evin inşaatını bir yerel seçim öncesinde hızlıca tamamlamışlardı.  

Sonradan inşaat işine girdi, önce Nilüfer'e taşındı sonra bir iş insanı kıvamına geldi.

Sizin anlayacağınız dünün kaçak yapı sakini, bugünün kaçak fabrika sahibi oluyor Bursa'da!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.