Başta halı ve kilim dokumacılığı olmak üzere el sanatlarında kullanılan motiflerimiz; binlerce yıllık gelenek, duygu, inanç ve coğrafya ile şekillenen yaşam tarzının sembolleştirilmiş ifadeleridir.
Gerçi sanayileşmeyle birlikte el sanatlarındaki yeteneğimiz de yok olup gidiyor ama en azından bu motiflerin izlerini “eser miktarda” da olsa halı ve kilimlerimizde sürebiliyoruz.
Kuşaktan kuşağa aktarılması gerekirken; yerlerini Yunan, Hint, Fars, Mısır ve Arap kültüründeki motif/ desenlere terk eden bu sembollerden birkaçını size tanıtmak istiyorum.
Pıtrak motifi…
Genelde doğa yürüyüşlerinde çorap veya paçalarımıza yapışan pıtrak otu, bir desen halinde Türk kültüründe kem bakışları savuşturmanın kalkanı ve de bolluğun sembolü olarak genelde erzak çuvalları veya heybelere işlenir.
Kurt izi/kurtağzı motifi:
Dokumalarda genellikle kötülüklerden korunmak için kullanılan bu motif, aynı zamanda iyimserliğin simgesidir. Yine kurt karanlıkta görebilme yeteneğine sahip olduğu için ışığı ve güneşi sembolize eder.
Koç boynuzu motifi:
‘’Bereket’’ motifi olarak daha çok kilim dokumalarında kullanılır. Üretkenlik, mutluluk, kahramanlık ve gücü ifade eder.
Akrep Motifi:
Kilim dokumalarında kötülüklere karşı korunma amacıyla kullanılır.
İm motifi:
Hayat ağacı motifi gibi ölümsüzlük ve neslin sürdürülmesi anlamını taşır.
***
Bunları niye anlattım!
Büyükşehir Belediyesi’nin, Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde kullanmak üzere hazırladığı logo yüzünden…
Bir çınar şeklinde; gövdesi devletin banisi Osman Bey’in mensubu olduğu Kayı Boyunun tamgası, dalları ise “kurt izi/kurtağzı, koç boynuzu, akrep, pıtrak ve im sembolü”nü çağrıştıracak şekilde tasarlanmış.
Gerçekten de;
Kadim medeniyetimizin mührünü, 623 yıl 3 kıtaya vuran Osmanlı Devletimiz ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Muhtemeldir ki böylesi derin anlamlı bir tasarımın perde arkasındaki isim Güney Özkılınç’dır…
Tanıtımın yapıldığı “Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi”ndeki(*) salona girer girmez, perdede bizi karşılayan çalışmayı görünce “bir logo bu kadar mı güzel olur” dedim ama hevesim kursağımda kaldı!
Çünkü Kültür Bakanlığı; İstanbul, Edirne ve Bursa’da gerçekleştirilecek kutlamalarda sadece şu logonun kullanılmasını istemiş:
Evet, tek başına Ay-Yıldızı’yla bu çalışma da kıymetli ama gerçekten böylesi tarihi bir olayı anlatacak logoyu üretmek de “ciddiye alınması gereken” bir “kültür” işidir.
Keşke bakanlık; Bursa’nın yaptığı çalışmada olduğu gibi “mesele”ye, Türk’ün binlerce yıldır Türkistan’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Avrupa’ya geniş bir coğrafyaya; vurduğu tamgalar, dokuduğu semboller ve bıraktığı izler penceresinden bakabilseymiş!
Hazır “mesele” demişken;
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in bir yıla yayılan programın içeriğini anlatırken yaptığı konuşmaya; “Anadolu’nun 7 bin yıllık Türk beşiği olduğu” gerçeğini hatırlatarak başlaması da çok değerliydi.
“Bu kıymetli vurguya” Büyükşehir’in basına servis ettiği bültende yer verilmemiş ama şunu unutmamak gerekir ki; bilimsel ve tarihi gerçeklere rağmen vatan coğrafyamızdaki varlığımızı “Anadolu’ya 1071’de geldik” masalıyla anlatırsanız, bizzat kendi ağzınızla “sizi işgalci ve barbar ilan eden” Batı tarihçiliğinin ekmeğine yağ sürersiniz!
Özetle;
Tıpkı Hititler gibi, tarih sayfalarından yaşanmış örnekleri bize gösteriyor ki “düşenin bir daha ayağa kalkamadığı bir coğrafyada” yaşıyoruz.
O yüzden; “Durmayalım Düşeriz” sloganıyla 102 yıl önce kanla irfanla kurulan ve de temeli kültür olan Cumhuriyet’e ve kurucularına çok şey borçluyuz.
Hele de;
105 yıl önce camileri Yunan işgal karargahına çevrilmiş,
Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbeleri Venizelos’un oğlu Topçu Yüzbaşısı Sofoklisin saygısızlığına sahne olmuş,
Sakinleri katledilmiş, işkence görmüş,
Köyleri kasabaları yakılmış Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’da yaşıyorsanız!
***
(*) Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi, rahmetli Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’in Özelleştirme İdaresi’nden devrini sağladığı Sümerbank Merinos Fabrikası’nın arazisinde Bursa’ya kazandırdığı önemli bir yatırımdır.
Dikkatimi çekti;
Mustafa Bozbey yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi, “Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi” yerine artık “Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi” tanımını kullanıyor…
İsabet olmuş!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İbrahim ÖGE
Logo da bir “kültür” işidir!
Başta halı ve kilim dokumacılığı olmak üzere el sanatlarında kullanılan motiflerimiz; binlerce yıllık gelenek, duygu, inanç ve coğrafya ile şekillenen yaşam tarzının sembolleştirilmiş ifadeleridir.
Gerçi sanayileşmeyle birlikte el sanatlarındaki yeteneğimiz de yok olup gidiyor ama en azından bu motiflerin izlerini “eser miktarda” da olsa halı ve kilimlerimizde sürebiliyoruz.
Kuşaktan kuşağa aktarılması gerekirken; yerlerini Yunan, Hint, Fars, Mısır ve Arap kültüründeki motif/ desenlere terk eden bu sembollerden birkaçını size tanıtmak istiyorum.
Pıtrak motifi…
Genelde doğa yürüyüşlerinde çorap veya paçalarımıza yapışan pıtrak otu, bir desen halinde Türk kültüründe kem bakışları savuşturmanın kalkanı ve de bolluğun sembolü olarak genelde erzak çuvalları veya heybelere işlenir.
Kurt izi/kurtağzı motifi:
Dokumalarda genellikle kötülüklerden korunmak için kullanılan bu motif, aynı zamanda iyimserliğin simgesidir. Yine kurt karanlıkta görebilme yeteneğine sahip olduğu için ışığı ve güneşi sembolize eder.
Koç boynuzu motifi:
‘’Bereket’’ motifi olarak daha çok kilim dokumalarında kullanılır. Üretkenlik, mutluluk, kahramanlık ve gücü ifade eder.
Akrep Motifi:
Kilim dokumalarında kötülüklere karşı korunma amacıyla kullanılır.
İm motifi:
Hayat ağacı motifi gibi ölümsüzlük ve neslin sürdürülmesi anlamını taşır.
***
Bunları niye anlattım!
Büyükşehir Belediyesi’nin, Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde kullanmak üzere hazırladığı logo yüzünden…
Bir çınar şeklinde; gövdesi devletin banisi Osman Bey’in mensubu olduğu Kayı Boyunun tamgası, dalları ise “kurt izi/kurtağzı, koç boynuzu, akrep, pıtrak ve im sembolü”nü çağrıştıracak şekilde tasarlanmış.
Gerçekten de;
Kadim medeniyetimizin mührünü, 623 yıl 3 kıtaya vuran Osmanlı Devletimiz ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Muhtemeldir ki böylesi derin anlamlı bir tasarımın perde arkasındaki isim Güney Özkılınç’dır…
Tanıtımın yapıldığı “Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi”ndeki(*) salona girer girmez, perdede bizi karşılayan çalışmayı görünce “bir logo bu kadar mı güzel olur” dedim ama hevesim kursağımda kaldı!
Çünkü Kültür Bakanlığı; İstanbul, Edirne ve Bursa’da gerçekleştirilecek kutlamalarda sadece şu logonun kullanılmasını istemiş:
Evet, tek başına Ay-Yıldızı’yla bu çalışma da kıymetli ama gerçekten böylesi tarihi bir olayı anlatacak logoyu üretmek de “ciddiye alınması gereken” bir “kültür” işidir.
Keşke bakanlık; Bursa’nın yaptığı çalışmada olduğu gibi “mesele”ye, Türk’ün binlerce yıldır Türkistan’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Avrupa’ya geniş bir coğrafyaya; vurduğu tamgalar, dokuduğu semboller ve bıraktığı izler penceresinden bakabilseymiş!
Hazır “mesele” demişken;
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in bir yıla yayılan programın içeriğini anlatırken yaptığı konuşmaya; “Anadolu’nun 7 bin yıllık Türk beşiği olduğu” gerçeğini hatırlatarak başlaması da çok değerliydi.
“Bu kıymetli vurguya” Büyükşehir’in basına servis ettiği bültende yer verilmemiş ama şunu unutmamak gerekir ki; bilimsel ve tarihi gerçeklere rağmen vatan coğrafyamızdaki varlığımızı “Anadolu’ya 1071’de geldik” masalıyla anlatırsanız, bizzat kendi ağzınızla “sizi işgalci ve barbar ilan eden” Batı tarihçiliğinin ekmeğine yağ sürersiniz!
Özetle;
Tıpkı Hititler gibi, tarih sayfalarından yaşanmış örnekleri bize gösteriyor ki “düşenin bir daha ayağa kalkamadığı bir coğrafyada” yaşıyoruz.
O yüzden; “Durmayalım Düşeriz” sloganıyla 102 yıl önce kanla irfanla kurulan ve de temeli kültür olan Cumhuriyet’e ve kurucularına çok şey borçluyuz.
Hele de;
105 yıl önce camileri Yunan işgal karargahına çevrilmiş,
Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbeleri Venizelos’un oğlu Topçu Yüzbaşısı Sofoklisin saygısızlığına sahne olmuş,
Sakinleri katledilmiş, işkence görmüş,
Köyleri kasabaları yakılmış Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’da yaşıyorsanız!
***
(*) Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi, rahmetli Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’in Özelleştirme İdaresi’nden devrini sağladığı Sümerbank Merinos Fabrikası’nın arazisinde Bursa’ya kazandırdığı önemli bir yatırımdır.
Dikkatimi çekti;
Mustafa Bozbey yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi, “Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi” yerine artık “Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi” tanımını kullanıyor…
İsabet olmuş!