Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın iftar davetindeyiz…
Ezan vakti yaklaşırken, salondakiler büyük bir huşu ile Bursa’nın sevilen din görevlilerinden İbrahim Kaya’nın tilavetiyle Bakara Suresi’nin 151-155. Ayetlerini dinliyor.
Özellikle; “Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” mealindeki 152. Ayet, beni birden 1 asır öncesine götürdü.
Aklıma;
Bursa’nın sevilen bir başka din adamı Lütfi Taşçı’nın bugün imamlığını yaptığı Muradiye Cami’nin son cemaat bölümündeki dört pencere alınlığına “stampa” tekniğiyle “Yunan bayrağı, ordu flaması ve kraliyet tacından” oluşan “arma”nın işlenerek iki yıl boyunca Yunan işgal kuvvetlerince karargâh ve depo olarak kullanılması,
Osman Gazi Türbesi’nin girişine Kral Konstantin'in defne dalları ile çerçevelenmiş büyük bir resminin asılması, Yunanistan Başbakanı Venizelos’un Bursa işgaline katılan oğlu Binbaşı Sofoklis Venizelos'un Osman Gazi Türbesi'ndeki saygısızlığı ve burada çektirdiği fotoğrafı "Yunanistan yeniden doğuyor, Türkiye ölüyor" notuyla nişanlısına göndermesi,
Türbe ve şehzade mezarlarının tuvalet olarak kullanılması,
Bazı camilerin kapısına Kral Konstantin'in resminin asılması,
Hoca Alizade Camii'nin kapısına büyükçe bir haçın çizilmesi,
Şehrin merkezindeki Süluki, Karacabey’deki Ulu Cami gibi birçok ibadethanenin yakılıp, yıkılması,
Camilerdeki Kur’an-ı Kerimlerin parçalanması, kıymetli halı ve kilimlerin işgalciler tarafından gasp edilmesi,
Birçok köyde zorla camilere kapatılan Müslüman halkın ibadethane ile ateşe verilmesi,
Ramazan ayında bile işgalciler ile Rum ve Ermeni çetelerin masum insanları katledip, mallarını yağmalaması,
Yunan askerlerinin namaz vakitlerinde minarelerden ezanla alay etmesi gibi, hepsi “kayıtlı belgeli” daha nice olay geldi…
***
Bunları düşünürken İbrahim Hoca, duaya başlamıştı.
Memlekette bugün ezan sesleri arşa yükseliyorsa, her vakitte kapıları açık ibadethanelerimizin duvarlarını birbirinden kıymetli hatlar, tablolar süslüyorsa, türbelerimiz bakımlı ve ziyarete açıksa, dini günlerimizi, gecelerimizi ve aylarımızı huzur içerisinde geçiriyorsak, borçlu olduklarımızı yani Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyordu.
Duaya salondakilerin hep bir ağızdan “âmin, âmin” karşılığı verdiği anda top atışıyla birlikte yükselen “Segâh Makamı”ndaki Ezan-ı Muhammedî yürekleri ısıtıyordu.
Sofradaki zeytine “bismillah” diyerek el uzattığım anda ise bu kez aklıma; Bursa’yı işgalden kurtaran efelerden Dümrekli Mehmet Çavuş’un 2 yıl boyunca ezanla alay eden Yunan askerini minareden atması geliyordu…
Dümrekli Mehmet Çavuş’u da rahmetle anarken, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyebilecek kadar nankörleşen fesli meczup ve bu meczuba inananlara söyleyecek söz bulamadım.
Ne diyelim; Allah ıslah etsin ve bizleri de şeytana uyup nankörlük yoluna sapan kullarından eylemesin…
***
Bu arada, iftar sonrası Erkan Başkan, 700 günlük icraatlarını anlattı. Vaatlerinin büyük bir bölümünü gerçekleştiren Başkan Aydın, anlaşılan o ki yerel yönetimin mali tablosunu iyileştirmiş, şimdi büyük projelere hazırlanıyor. Zaten başucu kitabı “Nutuk” olan bir belediye başkanı da sadece halka ve memlekete hizmeti düşünür, ulus devleti yaşatmak için mücadele verir.
Öyle küresel aklın dayattığı “cereyanlara” kapılmaz!
Son bir not;
Allah rahmet eylesin, benim gibi birçok meslektaşta emeği olan ve geçen yıl eylül ayında Hakk’a yürüyen Gazeteci Engin Özpınar ismi de Osmangazi Belediyesi tarafından bir kütüphanede yaşatılacak. Bu yöndeki çalışmayı yürüten Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir’e de ayrıca teşekkür ediyorum.
Bu arada; Başkan Erkan Aydın’ın Osmangazi Belediyesi’ndeki kurmay ekibine “danışman” olarak katılan, Bursa’nın yakından tanıdığı, siyasetin deneyimli ismi Ersel Oytun’a da görevinde başarılar diliyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İbrahim ÖGE
Nankörlere!
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın iftar davetindeyiz…
Ezan vakti yaklaşırken, salondakiler büyük bir huşu ile Bursa’nın sevilen din görevlilerinden İbrahim Kaya’nın tilavetiyle Bakara Suresi’nin 151-155. Ayetlerini dinliyor.
Özellikle; “Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” mealindeki 152. Ayet, beni birden 1 asır öncesine götürdü.
Aklıma;
Bursa’nın sevilen bir başka din adamı Lütfi Taşçı’nın bugün imamlığını yaptığı Muradiye Cami’nin son cemaat bölümündeki dört pencere alınlığına “stampa” tekniğiyle “Yunan bayrağı, ordu flaması ve kraliyet tacından” oluşan “arma”nın işlenerek iki yıl boyunca Yunan işgal kuvvetlerince karargâh ve depo olarak kullanılması,
Osman Gazi Türbesi’nin girişine Kral Konstantin'in defne dalları ile çerçevelenmiş büyük bir resminin asılması, Yunanistan Başbakanı Venizelos’un Bursa işgaline katılan oğlu Binbaşı Sofoklis Venizelos'un Osman Gazi Türbesi'ndeki saygısızlığı ve burada çektirdiği fotoğrafı "Yunanistan yeniden doğuyor, Türkiye ölüyor" notuyla nişanlısına göndermesi,
Türbe ve şehzade mezarlarının tuvalet olarak kullanılması,
Bazı camilerin kapısına Kral Konstantin'in resminin asılması,
Hoca Alizade Camii'nin kapısına büyükçe bir haçın çizilmesi,
Şehrin merkezindeki Süluki, Karacabey’deki Ulu Cami gibi birçok ibadethanenin yakılıp, yıkılması,
Camilerdeki Kur’an-ı Kerimlerin parçalanması, kıymetli halı ve kilimlerin işgalciler tarafından gasp edilmesi,
Birçok köyde zorla camilere kapatılan Müslüman halkın ibadethane ile ateşe verilmesi,
Ramazan ayında bile işgalciler ile Rum ve Ermeni çetelerin masum insanları katledip, mallarını yağmalaması,
Yunan askerlerinin namaz vakitlerinde minarelerden ezanla alay etmesi gibi, hepsi “kayıtlı belgeli” daha nice olay geldi…
***
Bunları düşünürken İbrahim Hoca, duaya başlamıştı.
Memlekette bugün ezan sesleri arşa yükseliyorsa, her vakitte kapıları açık ibadethanelerimizin duvarlarını birbirinden kıymetli hatlar, tablolar süslüyorsa, türbelerimiz bakımlı ve ziyarete açıksa, dini günlerimizi, gecelerimizi ve aylarımızı huzur içerisinde geçiriyorsak, borçlu olduklarımızı yani Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyordu.
Duaya salondakilerin hep bir ağızdan “âmin, âmin” karşılığı verdiği anda top atışıyla birlikte yükselen “Segâh Makamı”ndaki Ezan-ı Muhammedî yürekleri ısıtıyordu.
Sofradaki zeytine “bismillah” diyerek el uzattığım anda ise bu kez aklıma; Bursa’yı işgalden kurtaran efelerden Dümrekli Mehmet Çavuş’un 2 yıl boyunca ezanla alay eden Yunan askerini minareden atması geliyordu…
Dümrekli Mehmet Çavuş’u da rahmetle anarken, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyebilecek kadar nankörleşen fesli meczup ve bu meczuba inananlara söyleyecek söz bulamadım.
Ne diyelim; Allah ıslah etsin ve bizleri de şeytana uyup nankörlük yoluna sapan kullarından eylemesin…
***
Bu arada, iftar sonrası Erkan Başkan, 700 günlük icraatlarını anlattı. Vaatlerinin büyük bir bölümünü gerçekleştiren Başkan Aydın, anlaşılan o ki yerel yönetimin mali tablosunu iyileştirmiş, şimdi büyük projelere hazırlanıyor. Zaten başucu kitabı “Nutuk” olan bir belediye başkanı da sadece halka ve memlekete hizmeti düşünür, ulus devleti yaşatmak için mücadele verir.
Öyle küresel aklın dayattığı “cereyanlara” kapılmaz!
Son bir not;
Allah rahmet eylesin, benim gibi birçok meslektaşta emeği olan ve geçen yıl eylül ayında Hakk’a yürüyen Gazeteci Engin Özpınar ismi de Osmangazi Belediyesi tarafından bir kütüphanede yaşatılacak. Bu yöndeki çalışmayı yürüten Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir’e de ayrıca teşekkür ediyorum.
Bu arada; Başkan Erkan Aydın’ın Osmangazi Belediyesi’ndeki kurmay ekibine “danışman” olarak katılan, Bursa’nın yakından tanıdığı, siyasetin deneyimli ismi Ersel Oytun’a da görevinde başarılar diliyorum.