SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Sigortanın telleri!

Yazının Giriş Tarihi: 24.11.2021 08:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.11.2021 08:09

Günlük düşünüyor, bütün gelişmeleri o günün algısına göre değerlendiriyoruz…

“Sınıfsız ve imtiyazsız, bağımsız bir devlet olarak” kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti, önce İngiliz, sonra ABD ve en nihayetinde küresel sermayenin güdümüne girdi ve bugünlere geldi…

“Darbelerle, onun bunun bursuyla okutulanların yönetimiyle” hep balans ayarı çekilen Türkiye Cumhuriyeti’ne açık veya üstü kapalı olarak hep şu mesaj verildi:

Müttefik olarak kal, biz ne dersek onu yap.

Ne büyü ne küçül!

Hep böyle bizimle kal…

***

Lakin unutmayın ki;

Hitit ve Truva’ya gitmeden coğrafyadaki mührümüz Selçuklu ve Osmanlı’nın ardılı olarak bugünkü varlık sebebimiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dün kurulmadı…

Dolayısıyla sabah kalkıp, umumi manzaraya göre devletle ilgili fikir yürütemezsiniz.

Hele böylesine bir bedevi mantığıyla; geçmişten gelen ve geleceğe göre kendini kurgulamak zorunda olan bu kutlu devleti asla yönetemezsiniz.

***

Nitekim yönetemediniz de…

Bırakın 1960 veya 1970’leri…

2007-2011 arasında Ergenekon, Balyoz ve benzeri komplolarla sarsılan devlet, 2011-2015 arasında tamamen Batı ve ABD güdümlü bir yönetimin eline geçmedi mi?

TSK’dan istihbarata, emniyetten sağlığa, adaletten eğitime, ekonomiye devletin bütün kurumları söz konusu güdümlü yapının/terör örgütünün sistemli/bilinçli yönetimi ve operasyonlarıyla derinliğini yitirmedi mi?

Ve en nihayetinde biz;

Terör örgütünün gizliden yürüttüğü ihaneti, açık açık 15 Temmuz 2016’daki kalkışmayla öğrenmedik mi?

Öyle bir öğrendik ki…

Bir baktık devletin bütün kurumları çökmüş, derinlik ise başına strateji kelimesi eklenen kitaplarda kalmış…

Elbette ki devletin ve kurumlarının bu hale gelmesinden bütün siyasi iktidarlar sorumludur. Elbette ki “demokrasi ve parlamenter sistem yorumumuz” bizi bugünlere getirmiştir.

***

Lakin şu zor günlerden geçerken öfkeyi bir kenara bırakıp, sağlıklı düşünmek zorundayız.

Her şey ortada;

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin 2016 sonrası Türkiye’ye sunduğu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yönetimde istikrarın yeniden sağlanması, devlette derinliğin yeniden inşası ve kurumların yeniden sağlam bir yapıya kavuşturulmasından başka bir amaç taşımıyordu.

Sonra o günleri hatırlayın!

Mevcut parlamenter sistemle devleti ayakta tutabilmek mümkün müydü ve hepsinden önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden ayağa kaldırmak için başka bir sistem öneren lider, siyaset bilimci veya parti mi vardı?

Sadece “bu sistem olmaz” diyenler vardı ama önerisi olan yoktu.

Aksine iktidar partisinin içindekiler dahil olmak üzere aklını federasyonculukla bozmuş bir yığın mankurt/devşirme siyasetçi ve STK temsilcisi ortalıkta cirit atıyordu.

***

Evet kabul etmek gerekir ki;

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında olduğu gibi bugün özünde devletin bekasını esas alan yeni sistemin işleyişiyle ilgili sorunlar yaşıyoruz.

Üstelik çatıdaki yangın sürüyor ve tehlike de henüz geçmiş değil.

Yine etnik ve dini terör gibi ekonomik sorunlarla yüz yüzeyiz.

Bu geçiş sürecinde Batı güdümlü ve ABD destekli diğer terör örgütleri, “Liberal-batıcı-kabileci-siyasal dinci bedenlerin içinde” devlet yönetiminde çaktırmadan pozisyon almaya çalışmıyor mu?

Kaldı ki etnik terör örgütünün uzantısı olan bir partinin 5-10 yıl sonraki pozisyonunu da dikkate alırsanız, “hadi parlamenter sisteme dönelim” diyenlerin, “kamuyu yağmalamaktan başka bir hesabı” olmayanlarla açıktan veya üstü kapalı olarak kurduğu ittifak, bizi daha büyük felaketlere sürüklemeyecek mi?

***

Gelin basit bir sağlama yapalım:

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ruhunu ve rengini yansıtan Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle, devamındaki egemenlik ve mülkiyet hakkını tanımlayan açık hükümler konusunda bakın bakalım kaç siyasi parti açık açık “değişemez, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” diyor.

O yüzden olsa gerek;

MHP Lideri Bahçeli, bu gerçeği görerek iktidar dahil olmak üzere bütün siyasi partilere bir anlamda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin açıklarını/eksikliklerini de giderecek, mahsurlu yönlerini ortadan kaldıracak bir Anayasa taslağı sundu.

Sundu ama aradan neredeyse 6 ay geçti yine kimseden ses yok.

Neden ve niçin hiç düşündünüz mü?

***

Evet algılarına yenik düşenler, geçmişi kısa sürede unutanlar!

Sayın Bahçeli bugün ısrarla diyor ki:

Devletin istikrarı, rengi ve kuruluş ruhu için yüzde 50+1 şarttır, sigortadır…

O kadar haklı ki düzeni bozulan yaralı devleti ve kurumlarını siz yüzde 40+1 ile düzlüğe çıkarabileceğinizi mi sanıyorsunuz…

Beyler bayanlar bu millet 100 yıl önce olduğu gibi bugün de liderini arıyor.

Siz yüzde 40+1 ile bu arayışın önüne geçmiş olacağınız gibi milletin yüzde 60’ının tercihini de çöpe atmış olacaksınız.

O yüzden bir vatandaş olarak diyorum ki:

Sigortanın tellerini daha sağlam sarmak adına yüzde 50+1 vaciptir, yüzde 60+1 ise farzdır!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..