SON DAKİKA
Hava Durumu

Süt tozu ile beslenenler!

Yazının Giriş Tarihi: 22.01.2026 02:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.01.2026 02:14

Nusaybin’de Türk Bayrağı’nı gönderden indirenleri izlerken; kıymetli kültür insanı Kekil Şimşek’in öğretmenlik yıllarından bir anısı geldi aklıma.

Bursa’nın Orhaneli ilçesinde bir köy, 1960’lı yıllar…

ABD malı “süt tozu”nu, “Herkesin hayvanı var, sütün tazesi dururken tozunu çocuklara içirmem” diye dağıtmamakta diretince, milli eğitim hakkında soruşturma açıyor, sürgünle cezalandırılıyor!

Şimdi diyeceksiniz ki;

Bayrağa saldırıyla Kekil Şimşek’in anısının ne alakası var?

Anlatayım:

Maalesef Türkiye, “Osmanlı’nın son döneminde Protestan misyoner örgütlerin ‘dini tebliğ’ maskesiyle coğrafyamızda yürüttükleri faaliyetlerin, açtıkları okulların nasıl fitne-fesada ve ayrılıkçı teröre neden olduğunu” Cihan Harbi ve devamında Kurtuluş Savaşı’nda yaşadığı büyük acılara rağmen çabuk unuttu.

Ki bir asır sonra;

ABD’nin dünya hegemonyasına engel teşkil eden ülkeleri “kültürel değişim/dönüşümle kansız bir şekilde istila etmek” amacıyla kurduğu “Barış Gönüllüleri” teşkilatının faaliyetlerine izin vererek, aynı hataya bir daha düştü.

***

1961’de faaliyete geçip, karış karış gezdikleri ayak bastıkları her yerleşimde;

Çocuklara Amerikan malı süt tozu, ailelere un ve margarin dağıtımı yaptılar, İngilizcenin yaygınlaşması uğraşını verdiler, okullarda programlar düzenlediler, aşiret ve dini cemaatlere özel ilgi gösterdiler, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarını etki altına aldılar.

Derken radyolardan “Zeytin yağlı yiyemem aman/Basma da fistan giyemem aman/Senin gibi cahile/Ben efendim diyemem” türküleri, sinemalarda kovboy filmleri, kitapçıların raflarında Teksas ve Tommiks çizgi romanlarıyla birlikte “Cumhuriyet ve Lozan” karşıtı yayınlar yer almaya başladı.

“Amerikan hayat tarzını Türkiye’ye mayalayan” Barış Gönüllülerinin “üstünü örttükleri görev” ise “Anadolu’nun yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla, etnik ve mezhepsel farklılıklarını tespit etmek” idi.

Kekil Hoca gibi bu sürece itiraz edenlerin sürgün edilip, ağır ceza mahkemelerinde yargılandığı o yıllarda; Barış Gönüllülerinin vatan coğrafyamızda etnik, mezhepsel ve ideolojik ayrılıkları körüklediği gerçeğini göremedik, aksine önlerini açtık!

Nitekim;

Barış Gönüllülerinin “Türkiye Programı” 1971’de kapatıldıktan sonra “ulus devlet modelinin” en güzel örneği olan memleket; önce Alevi-Sünni, Laik-Antilaik ve Türk-Kürt ayrışmasını, ardından çatışmasını körükleyen acı olaylara ve siyasi gelişmelere sahne oldu. Nihayetinde 1980 darbesi ve Özal döneminin politikalarıyla memleket ABD’nin istediği türden bir yaşam tarzını benimsedi.

Ve bugünlere evrildik!

Tablo ortada;

Neredeyse her gün memleket, geçmişte ABD malı “süt tozu, un ve margarin” tüketiminden kaynaklı genlere işleyen “etnik ırkçılık/ayrılıkçılık, mezhepçilik, mandacılık ve siyasal dincilik” hastalığına yakalananların “cesur” eylemlerine sahne oluyor.

Eylemleri farklı da olsa hepsinin söylemi aynı:

Lozan iptal edilsin, Sevr Antlaşması yürürlüğe girsin.

***

Evet meselenin bir de “süt tozuyla beslenen siyasetçileri” yanı var da işin bu kısmına girmeyelim, çıkamayız!

Lakin merak ediyorum:

Nusaybin’deki rezaletle ilgili, iktidar ikliminden beslenen anlı şanlı yazar-çizer takımından “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin adı, Bayrağı ve İstiklal Marşı değişmeli” diyenler ne düşünüyor?

Uzatmayacağım;

Hala süt tozu tüketmekte ısrar edenlere sesleniyorum:

Vazgeçin emperyalizmin ekmeğine yağ süren boş hayallerinizden…

Bir asır önce yaşanan acı tecrübelerin ışığında Cumhuriyet’i kuranların memleketin refahı, huzuru ve bekası için yazdıkları reçete hala tek çare…

Genlere kadar işleyen toksik madde Amerikan emperyalizminin neden olduğu hastalıkların tedavisi için fabrika ayarlarına dönmeniz yeterli!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.