Adli bir soruşturmayla ilgili yorum yapmak bize düşmez, lakin gördüğüm birkaç yanlışı dile getirmek zorundayım…
İlki medyanın tavrı ve diline ilişkin;
Genelleme yapmak istemiyorum ama bazı meslektaşlarımız, taraftar gibi davranıyor bu hiç hoş değil!
Biz gazeteciyiz hâkim ve savcı değiliz…
Görevimiz Anayasa’da tarif edildiği şekliyle “halkı bilgilendirmek, somut belge ve bilgilere dayanan verilerle kamu görevlilerini eleştirmek, yanlışları göstermek, özetle millet ile devlet arasında köprü” olmaktır.
Bu görevi; menfaat veya ideolojik duruşumuza göre değil, kamunun haklarını gözeterek yerine getirmek zorundayız…
İkinci konu;
Adaletin genel kuralıdır; “her yurttaş suçluluğu ispatlanana kadar suçsuzdur!”
Daha operasyonunun ilk saatlerinde sosyal medyaya düşürülen, basın kuruluşlarının “bir şekilde eline geçen” gözaltı listesindeki şüphelilerin yanlarına parantez içerisinde “rüşvet alan, veren şeklinde notlar düşmek” doğru mu?
Henüz yargılanmamış, suçları kesinleşmemiş şüphelileri, hem de isimleri açık açık yazarak bu şekilde kamuoyunun gözünde mahkûm etmek hukuki hassasiyetlerle bağdaşıyor mu?
Üçüncü konu;
Soruşturma başlatıldıktan sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey, emniyete veya savcılık makamına aile bireyleriyle birlikte davet edilseydi, ifade vermeye gitmez miydi? Sabahın erken saatlerinde polis baskınıyla gözaltı yapılması doğru mu?
Dördüncü konu;
Adli kovuşturma sürerken, “Bozbey’in başkanlığı düşecek, yerlerine AK Parti’den şu şu isimler gelecek” şeklinde kulis bilgileri paylaşmak, yazmak çizmek adli makamların imajını zedelemez mi?
Bu türden yazılara göz yummak, bunları dillendirmek kamuoyunda “önceden planlanmış ve nihai amacı belli bir soruşturma” algısını oluşturmaz mı?
Unutmayın ki;
Adalet, haklının hakkını aldığı, toplumsal huzurun ve güvenin temel taşı olan en yüce erdemdir. Zulmün panzehri, mülkün temeli ve binlerce yıllık medeniyetimizin yegâne dayanağıdır.
***
Son olarak;
Bursa gibi şehirlerde seçmenin sandığa bıraktığı oy zarfı; “Büyükşehir Başkan Adayı”, “İlçe Belediye Başkan Adayı”, “İlçe Belediye Meclis Üyesi” ve “Muhtar Adayı” tercihlerini yansıtır.
Sandıklar açıldığında tek zarfta, ayrı ayrı 4 pusulada yansıtılan tercihler, siyaseten iyi okunması gereken mesajlar içerir.
2024 seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde olduğu gibi.
Seçmen, Büyükşehir’de Başkan olarak CHP, meclis üyeliklerinde ise AK Parti’yi iktidara uygun görmüş.
Bir gazeteci olarak tabloyu o gün şöyle okumuştum:
2004’ten beri hem başkanlık hem belediye meclislerinde AK Parti’ye iktidar yetkisi verdik. Gidişattan memnun değiliz, meclis üyeliklerini AK Parti’ye bırakıp, Başkan’ı değiştiriyoruz. Ve size 2029’a kadar kendinizi düzeltmeniz için süre veriyoruz.
Şimdi soru şu:
Bu mesaj iyi okunmuş mu okunmamış mı?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İbrahim ÖGE
Yanlışlar!
Büyükşehir Başkanı Mustafa Bozbey gözaltında…
Adli bir soruşturmayla ilgili yorum yapmak bize düşmez, lakin gördüğüm birkaç yanlışı dile getirmek zorundayım…
İlki medyanın tavrı ve diline ilişkin;
Genelleme yapmak istemiyorum ama bazı meslektaşlarımız, taraftar gibi davranıyor bu hiç hoş değil!
Biz gazeteciyiz hâkim ve savcı değiliz…
Görevimiz Anayasa’da tarif edildiği şekliyle “halkı bilgilendirmek, somut belge ve bilgilere dayanan verilerle kamu görevlilerini eleştirmek, yanlışları göstermek, özetle millet ile devlet arasında köprü” olmaktır.
Bu görevi; menfaat veya ideolojik duruşumuza göre değil, kamunun haklarını gözeterek yerine getirmek zorundayız…
İkinci konu;
Adaletin genel kuralıdır; “her yurttaş suçluluğu ispatlanana kadar suçsuzdur!”
Daha operasyonunun ilk saatlerinde sosyal medyaya düşürülen, basın kuruluşlarının “bir şekilde eline geçen” gözaltı listesindeki şüphelilerin yanlarına parantez içerisinde “rüşvet alan, veren şeklinde notlar düşmek” doğru mu?
Henüz yargılanmamış, suçları kesinleşmemiş şüphelileri, hem de isimleri açık açık yazarak bu şekilde kamuoyunun gözünde mahkûm etmek hukuki hassasiyetlerle bağdaşıyor mu?
Üçüncü konu;
Soruşturma başlatıldıktan sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey, emniyete veya savcılık makamına aile bireyleriyle birlikte davet edilseydi, ifade vermeye gitmez miydi? Sabahın erken saatlerinde polis baskınıyla gözaltı yapılması doğru mu?
Dördüncü konu;
Adli kovuşturma sürerken, “Bozbey’in başkanlığı düşecek, yerlerine AK Parti’den şu şu isimler gelecek” şeklinde kulis bilgileri paylaşmak, yazmak çizmek adli makamların imajını zedelemez mi?
Bu türden yazılara göz yummak, bunları dillendirmek kamuoyunda “önceden planlanmış ve nihai amacı belli bir soruşturma” algısını oluşturmaz mı?
Unutmayın ki;
Adalet, haklının hakkını aldığı, toplumsal huzurun ve güvenin temel taşı olan en yüce erdemdir. Zulmün panzehri, mülkün temeli ve binlerce yıllık medeniyetimizin yegâne dayanağıdır.
***
Son olarak;
Bursa gibi şehirlerde seçmenin sandığa bıraktığı oy zarfı; “Büyükşehir Başkan Adayı”, “İlçe Belediye Başkan Adayı”, “İlçe Belediye Meclis Üyesi” ve “Muhtar Adayı” tercihlerini yansıtır.
Sandıklar açıldığında tek zarfta, ayrı ayrı 4 pusulada yansıtılan tercihler, siyaseten iyi okunması gereken mesajlar içerir.
2024 seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde olduğu gibi.
Seçmen, Büyükşehir’de Başkan olarak CHP, meclis üyeliklerinde ise AK Parti’yi iktidara uygun görmüş.
Bir gazeteci olarak tabloyu o gün şöyle okumuştum:
2004’ten beri hem başkanlık hem belediye meclislerinde AK Parti’ye iktidar yetkisi verdik. Gidişattan memnun değiliz, meclis üyeliklerini AK Parti’ye bırakıp, Başkan’ı değiştiriyoruz. Ve size 2029’a kadar kendinizi düzeltmeniz için süre veriyoruz.
Şimdi soru şu:
Bu mesaj iyi okunmuş mu okunmamış mı?