En son Diyarbakır’da etnik ırkçıların düzenlediği “dil” konferansının ardından yine aklıma; seçilmiş ve atanmışların görevlerine başlarken ettikleri “yemin metinleri” geldi.
Anayasa’nın 103. Maddesi’ne göre Cumhurbaşkanımız göreve başlarken şu andı içer:
“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Anayasa’nın 81. Maddesi’ne göre, milletvekillerimiz de şöyle yemin eder:
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Yine Anayasa’nın 106. Maddesi’nde belirttiği üzere Cumhurbaşkanı yardımcılarımız ve bakanlarımız, Anayasa’nın 81’inci maddesinde milletvekillerinin de sorumlu olduğu yemin metnini okur.
Bunların yanı sıra “Asli devlet memurluğuna atanan” kamu görevlileri de yönetmelik (1982-Resmî Gazete 17884) gereği şu şekilde yemin eder:
"Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını Milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."
Polis Akademisi ile polis meslek yüksek okullarından mezun olanlar da “25/09/2018 Tarihli Tören Yönergesinin 13. Maddesi gereği şu yemin metnini okur:
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İlke ve İnkılaplarına, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma, Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarını, milletin hizmetinde olarak, tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma, Türk Milletinin; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma, insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan, milli, demokratik, laik bir hukuk devleti olan, Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime, namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”
Yine “211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 37. Maddesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği” gereği subay ve astsubaylarımız da kıtalarındaki görevlerine şu yemin metnini okuduktan sonra gönderilir:
"Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve âmirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan azız bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyleyeceğime namusum üzerine ant içerim."
***
Anayasamızın 14. Maddesi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ödevlerini şu şekilde hükme bağlar:
“Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.”
Bu müeyyideler ise 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) açıkça belirtilir.
Örneğin;
Suçu ve suçluyu övme (Madde 215), Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (Madde 216), Kanunlara uymamaya tahrik (217), Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (Madde 220), Görevi kötüye kullanma (Madde 257), Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (Madde 279), Cumhurbaşkanına hakaret (Madde 299), Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (Madde 300), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (Madde 301), Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (Madde 302), Düşmanla işbirliği yapmak (Madde 303), Devlete karşı savaşa tahrik (Madde 304), Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama (Madde 305), Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma (Madde 307), Düşman devlete maddi ve mali yardım (Madde 308) gibi daha birçok madde…
***
Son olarak;
TCK’nın 309. Maddesi de Anayasayı ihlal suçu karşısında uygulanacak müeyyideyi açıklar:
“Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.”
***
Son söz:
Yemine sadakat önemlidir ve Anayasal bir zorunluluktur!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İbrahim ÖGE
Yeminlerimiz!
En son Diyarbakır’da etnik ırkçıların düzenlediği “dil” konferansının ardından yine aklıma; seçilmiş ve atanmışların görevlerine başlarken ettikleri “yemin metinleri” geldi.
Anayasa’nın 103. Maddesi’ne göre Cumhurbaşkanımız göreve başlarken şu andı içer:
“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Anayasa’nın 81. Maddesi’ne göre, milletvekillerimiz de şöyle yemin eder:
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Yine Anayasa’nın 106. Maddesi’nde belirttiği üzere Cumhurbaşkanı yardımcılarımız ve bakanlarımız, Anayasa’nın 81’inci maddesinde milletvekillerinin de sorumlu olduğu yemin metnini okur.
Bunların yanı sıra “Asli devlet memurluğuna atanan” kamu görevlileri de yönetmelik (1982-Resmî Gazete 17884) gereği şu şekilde yemin eder:
"Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını Milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."
Polis Akademisi ile polis meslek yüksek okullarından mezun olanlar da “25/09/2018 Tarihli Tören Yönergesinin 13. Maddesi gereği şu yemin metnini okur:
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İlke ve İnkılaplarına, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma, Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarını, milletin hizmetinde olarak, tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma, Türk Milletinin; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma, insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan, milli, demokratik, laik bir hukuk devleti olan, Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime, namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”
Yine “211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 37. Maddesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği” gereği subay ve astsubaylarımız da kıtalarındaki görevlerine şu yemin metnini okuduktan sonra gönderilir:
"Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve âmirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan azız bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyleyeceğime namusum üzerine ant içerim."
***
Anayasamızın 14. Maddesi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ödevlerini şu şekilde hükme bağlar:
“Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.”
Bu müeyyideler ise 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) açıkça belirtilir.
Örneğin;
Suçu ve suçluyu övme (Madde 215), Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (Madde 216), Kanunlara uymamaya tahrik (217), Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (Madde 220), Görevi kötüye kullanma (Madde 257), Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (Madde 279), Cumhurbaşkanına hakaret (Madde 299), Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (Madde 300), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (Madde 301), Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (Madde 302), Düşmanla işbirliği yapmak (Madde 303), Devlete karşı savaşa tahrik (Madde 304), Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama (Madde 305), Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma (Madde 307), Düşman devlete maddi ve mali yardım (Madde 308) gibi daha birçok madde…
***
Son olarak;
TCK’nın 309. Maddesi de Anayasayı ihlal suçu karşısında uygulanacak müeyyideyi açıklar:
“Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.”
***
Son söz:
Yemine sadakat önemlidir ve Anayasal bir zorunluluktur!