SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İYİ Parti’de bahar temizliği!

Yazının Giriş Tarihi: 31.03.2022 11:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.03.2022 11:14

Malum, İYİ Parti'de genel başkan tasarrufu ile iki önemli isim; Yavuz Ağıralioğlu ile Koray Aydın görevlerinden alındı.

Sivri çıkışları ve partisinin izlediği genel politikalara ters gelebilecek tutum ve açıklamalarıyla bilinen Büyük Birlik Partisi kökenli Yavuz Ağıralioğlu adeta kesik yedi ve bundan sonra (eğer istifa etmezse) İyi Parti’de sade bir milletvekili olarak görev yapacak. Muhtemelen ilk seçimde de milletvekili listelerinde yer almayacak.

Hatırlanacağı üzere Yavuz Ağıralioğlu, daha önce de grup başkanvekilliğinden alınıp, başkanlık divanında daha pasif bir göreve getirilmişti.

Böylece hem göz önünde olması engellenmiş, hem de kendisi uyarılmıştı.

Ancak; 9 HDP'linin fezlekesi konusunda, “Biz HDP'yi problemli görüyoruz, terörün gölgesinde görüyoruz. Dolayısıyla TBMM'de bu üslupla siyaset yapmalarını uygun bulmuyoruz. Evet diyeceğiz” ifadelerini kullanan Yavuz Ağıralioğlu bardağı taşırmış olmalı ki;

Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türkler Başkanlığı görevi kendisinden alındı ve başkanlık divanı dışına itildi.

***

Koray Aydın ise İyi Parti Başkanlık Divanı’nda Teşkilat Başkanı olarak görev yapan çok önemli bir isimdi.

Meral Akşener sonrası genel başkanlık için adı geçen en kuvvetli adaydı.

Lakin Koray Aydın, Meral Hanım için potansiyel bir tehlike idi, ayrıca Sayın Akşener’in kendisinden sonra genel başkan olarak düşündüğü isim çok farklıydı.

Bunu nereden biliyoruz;

Hatırlarsanız halen İyi Parti İstanbul İl Başkanı olarak görev yapan Buğra Kavuncu’nun, “Meral Hanımın gönlünden geçen müstakbel genel başkan olduğu” Sayın Ümit Özdağ tarafından birçok defa dillendirilmişti. Hatta daha da öteye giden Özdağ, Buğra Kavuncu’yu FETÖ’cü olmakla itham etmişti.

Lakin Buğra Kavuncu’nun siyasi tecrübesinin Koray Aydın'ın çok gerisinde olduğu hem deneyimi hem de yaşı itibariyle yalın bir gerçek olarak ortadadır. Bu noktadan hareketle İyi Parti’de olası bir genel başkanlık yarışında Koray Aydın karşısında bana göre şansı sıfırdı.

Sayın Meral Akşener de böyle düşünmüş olmalı ki Koray Aydın'ı Teşkilat Başkanlığı görevinden alarak siyasiler işler başkanlığına kaydırdı.

Meral Hanım bununla da yetinmeyip, Teşkilat Başkanlığını doğrudan Genel Başkana bağlayarak kendisine gelebilecek ve koltuğunu tehdit edebilecek bütün sürprizleri ortadan kaldırmaya yönelik ilk ciddi tedbiri almış oldu.

***

Bu süreç bize daha önce Meral Hanım’ın seçimlere katılabilmesi için 15 CHP'li milletvekilinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla istifa ederek İYİ Parti'ye katıldığı süreci anımsattı. Hareket tarzı ve siyaset anlayışı itibariyle Kılıçdaroğlu'nun yolundan ilerleyen Sayın Meral Akşener, son derece "demokratik" bir biçimde, gerek teşkilatlarda görev alacaklarda ve gerekse genel başkanı seçecek olan üst kurul delegelerinin seçiminde tek belirleyici makam olacak.

Peki Sayın Akşener, böylesine bir yetkiyle ve hazır satırı eline almışken hız keser mi?

Divandan dışladığı veya pasifleştirdiği isimlere bakarak sorumu biraz daha açıyorum:

Acaba Sayın meral Akşener, HDPKK çizgisindeki siyasete, Türkiye’yi yeniden güdümüne almak isteyen emperyalist ve sömürgeci anlayışa karşı tavrını net bir şekilde ortaya koyan milletvekili, il ve ilçe başkanlarını da doğrar mı?

Bekleyip göreceğiz.

Ancak; biraz geriye dönüp baktığımızda da benzer şeylerin yaşandığını hatırlıyoruz.

Ali Türkşen, Yörük Ali Paşa ve kamuoyunun yakından tanıdığı ve vatansever bilinen bazı isimlerin, örneğin İsmail Ok, Yusuf Halaçoğlu, Özcan Yeniçeri, Nevzat Bor ve son dönemde İsmail Koncuk ve Ümit Özdağ gibi isimlerin istifaya zorlanarak partiden nasıl tasfiye edildiği herkesin malûmudur.

***

Bana öyle geliyor ki bu görevden almalar da öyle sıradan bir "bahar temizliği" değildir.

Sayın Akşener’in bugün daha iyi anlaşılıyor ki;

İlk kuruluş döneminde Milliyetçi Hareket Partisi’nden kopardığı kitleye, canlı ve hareketli bir teşkilatlanma dönemi geçirebilmek için ihtiyacı vardı.

Önündeki ilk seçimde yani 2018’de kaybolup gitmemek adına "ülkücü-milliyetçi" gelenekten gelen ve siyaseti bilen bu kadroları olabildiğince yanında ve bir arada tutmak adına hareket etmiş.

“Geçiş dönemi” diyebileceğimiz bu süreçte bir taraftan parti içindeki itirazları görmezden gelerek geçiştiren, diğer taraftan da oy tabanı olarak gördüğü "milliyetçi-muhafazakâr" seçmen kitlesinin beklentilerine uygun olarak milliyetçi ve vatansever söylemlere sıkı sıkıya sarılmış.

Meral Hanım için geçiş ve kuruluş dönemi tamamlanmış olmalı ki hanımefendi gerçek yüzünü göstermeye başladı.

Peki bu tablo Meral Hanımın kişisel hırs ve ihtiraslarını mı yansıtıyor. Bu kadar kolay ve acımasızca sırtlarına, omuzlarına bastığı, şimdilerde ise çiğneyip, ezip geçmekten zerrece tereddüt etmediği "milliyetçi-muhafazakâr" seçmen bu işe ne diyecektir, tavır ve tercihleri nasıl şekillenecektir?

Cevap bulması gereken asıl soru da budur ve 2023’te yapılacak olan seçimlerin sonuçlarını etkileyecek kadar da önemlidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..