Sosyal medya hesaplarımızda yayınladığımız "BTSO Seçimi ve Çirkinlik" başlıklı yazımız oldukça ilgi gördü.
Son zamanlarda, bir paylaşımla ilgili olarak bu kadar çok telefon almamıştık.
Demek ki, bizim gibi düşünen oldukça fazla insan var.
Bizce; her iki aday da saygıyı hak ediyorlar.
Şimdi size bir çirkinlikten değil, yine BTSO seçimleri ile ilgili olarak bir "Çirkeflikten" bahsedeceğiz.
Hele de bu çirkefliğin bir bayana yapılmasına, adına "mobbing" de diyebileceğimiz bir muameleye tabi tutulmasına tepki göstereceğiz!
Kadınların her alanda olması, bulunması gerektiğine inanan bir insan olarak diyoruz ki:
"BTSO Meclis’inde ne kadar çok kadın üye olursa, mecliste kalite o denli yüksek olur."
Bugün, 155 kişilik BTSO Meclisinde sadece 6 kadın üye görev yapıyor:
Sevgi Saygın, Elif Özhan, Gülçin Güleç, Neslihan Binnaz, Selin Sakder ve Rengi Eren...
Yüzde 3,9 oranının çok az olduğunu düşünen tarafta olduğumuz gibi, BTSO yönetim kurulunda da kadınların mutlaka olması gerektiğini düşünüyoruz.
Zannediyorum ki geçmişte de BTSO yönetim kurulunda görev alan kadın bulunmamaktadır.
Şimdi gelelim Gül Çiçek Zengin Bintaş'a...
Peşinen belirtelim, eşi Mustafa Bintaş ile arkadaşımız, dostumuz ve çok sevdiğimiz bir kardeşimizdir.
Bursa sanayisine önemli katkılarda bulunan, akademisyen, STK gönüllüsü, vatan ve millet sevdalısı bir iş insanıdır.
BTSO Meclisinde görev almak için yola çıkıyor, çalışmalarına başlıyor, ama en büyük karşı duruşu, içinde bulunmuş olduğu STK'nın yöneticilerinden görüyor!
Neymiş?
Başkan bey de adaymış!
Bir TV programında konuyu gündeme getiriyor ve diyor ki:
"Bir sektör derneğinin BTSO seçimlerinde daha güçlü temsil edilmesi adına gösterdikleri çaba çok önemli.
Ancak derneğin kurumsal gücünün belirli bir çalışma grubu için seçim aracına dönüştürülmesi, farklı çalışma grubunda yer alan ve yine BİSİAD üyesi olan sektör profesyonellerinin ayrımcı muameleye maruz bırakılması, sivil toplum etiği ve çoğulculuk esasına uygun değildir.
Yani nedir bu çoğulculuk esası, farklı görüşlere eşit mesafe, kurumsal tarafsızlık, eşit uygulama."
Bir dernek düşünün…
Faaliyet gösterdiği alanın BTSO seçimlerinde daha güçlü temsil edilmesi için çaba gösteriyor. Buraya kadar son derece kıymetli bir amaç.
Ancak aynı dernek, bir noktadan sonra güçlü temsil hedefinin ötesine geçerek kendi tercih ettiği çalışma grubundaki kişilerin seçilmesi için kurumsal gücünü kullanmaya başlıyor.
Üstelik farklı bir çalışma grubunda yer alan kendi üyelerine karşı da aynı mesafeyi korumuyor.
İşte tam burada mesele, kimin seçileceği meselesi olmaktan çıkıyor.
Çünkü bir sivil toplum kuruluşunun kurumsal gücü; yönetimin, belirli bir grubun ya da belirli isimlerin değil, kurumun tamamının ortak gücüdür.
Üye ağı, iletişim kanalları, etkinlikleri, itibarı ve yıllar içerisinde oluşturduğu ilişkiler ağı da bu ortak kurumsal sermayenin parçalarıdır. Bunların belirli bir seçim grubunun avantajına kullanılması, diğer üyeler açısından doğal olarak eşitlik ve kurumsal tarafsızlık tartışmasını beraberinde getirir.
Daha da önemlisi, aynı kuruma mensup kişiler yalnızca farklı bir seçim grubunda yer aldıkları için farklı uygulamalarla karşılaşıyorsa, artık seçim rekabetinden değil, kurumsal adalet anlayışından söz etmek gerekir.
Sivil toplum kuruluşları elbette güçlü temsil için çalışmalıdır. Ancak bunu yaparken üyelerinin siyasi ya da mesleki tercihlerini yönlendiren değil, farklı tercihlerin bir arada var olabileceği zemini koruyan kurumlar olmalıdır.
Çünkü bugün bir grubun lehine kullanılan kurumsal güç, yarın başka bir grubun aleyhine kullanılabilir.
Seçimler geçer. Yönetimler değişir. Ama kurumlara duyulan güven, ancak tarafsızlık ve eşitlik ilkeleri korunursa kalır.
Yani...
Gül Çiçek Zengin Bintaş'a çirkeflik yapılıyor.
İnanıyoruz ki, STK üyeleri ve sektörde görev alan kuruluşlar, bu çirkefliğe ve mobbinge en doğru tepkiyi verecekler, Gül Çiçek Zengin Bintaş'ı BTSO meclis üyesi yapacaklar, hatta tarih yazacaklar, Bursa'yı ülke genelinde temsil eden, sektörü ile ilgili onlarca ödülü Bursa'ya getiren bir kadını, BTSO yönetim kuruluna taşıyacaklar.
Çirkeflik yapana ve mobbing uygulayana karşıyız.
Hele de bir kadına yapılmasına, kırk kere karşıyız.
Tüm adaylara, özellikle de kadın adaylara başarılar diliyoruz.
Gül Çiçek Zengin Bintaş'a yapılan muameleyi protesto ediyoruz.
BTSO yönetim kurulunda kadın üye görmek istiyoruz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa KARAMAN
BTSO Seçimlerinde çirkeflik ve mobbing
Sosyal medya hesaplarımızda yayınladığımız "BTSO Seçimi ve Çirkinlik" başlıklı yazımız oldukça ilgi gördü.
Son zamanlarda, bir paylaşımla ilgili olarak bu kadar çok telefon almamıştık.
Demek ki, bizim gibi düşünen oldukça fazla insan var.
Bizce; her iki aday da saygıyı hak ediyorlar.
Şimdi size bir çirkinlikten değil, yine BTSO seçimleri ile ilgili olarak bir "Çirkeflikten" bahsedeceğiz.
Hele de bu çirkefliğin bir bayana yapılmasına, adına "mobbing" de diyebileceğimiz bir muameleye tabi tutulmasına tepki göstereceğiz!
Kadınların her alanda olması, bulunması gerektiğine inanan bir insan olarak diyoruz ki:
"BTSO Meclis’inde ne kadar çok kadın üye olursa, mecliste kalite o denli yüksek olur."
Bugün, 155 kişilik BTSO Meclisinde sadece 6 kadın üye görev yapıyor:
Sevgi Saygın, Elif Özhan, Gülçin Güleç, Neslihan Binnaz, Selin Sakder ve Rengi Eren...
Yüzde 3,9 oranının çok az olduğunu düşünen tarafta olduğumuz gibi, BTSO yönetim kurulunda da kadınların mutlaka olması gerektiğini düşünüyoruz.
Zannediyorum ki geçmişte de BTSO yönetim kurulunda görev alan kadın bulunmamaktadır.
Şimdi gelelim Gül Çiçek Zengin Bintaş'a...
Peşinen belirtelim, eşi Mustafa Bintaş ile arkadaşımız, dostumuz ve çok sevdiğimiz bir kardeşimizdir.
Bursa sanayisine önemli katkılarda bulunan, akademisyen, STK gönüllüsü, vatan ve millet sevdalısı bir iş insanıdır.
BTSO Meclisinde görev almak için yola çıkıyor, çalışmalarına başlıyor, ama en büyük karşı duruşu, içinde bulunmuş olduğu STK'nın yöneticilerinden görüyor!
Neymiş?
Başkan bey de adaymış!
Bir TV programında konuyu gündeme getiriyor ve diyor ki:
"Bir sektör derneğinin BTSO seçimlerinde daha güçlü temsil edilmesi adına gösterdikleri çaba çok önemli.
Ancak derneğin kurumsal gücünün belirli bir çalışma grubu için seçim aracına dönüştürülmesi, farklı çalışma grubunda yer alan ve yine BİSİAD üyesi olan sektör profesyonellerinin ayrımcı muameleye maruz bırakılması, sivil toplum etiği ve çoğulculuk esasına uygun değildir.
Yani nedir bu çoğulculuk esası, farklı görüşlere eşit mesafe, kurumsal tarafsızlık, eşit uygulama."
Bir dernek düşünün…
Faaliyet gösterdiği alanın BTSO seçimlerinde daha güçlü temsil edilmesi için çaba gösteriyor. Buraya kadar son derece kıymetli bir amaç.
Ancak aynı dernek, bir noktadan sonra güçlü temsil hedefinin ötesine geçerek kendi tercih ettiği çalışma grubundaki kişilerin seçilmesi için kurumsal gücünü kullanmaya başlıyor.
Üstelik farklı bir çalışma grubunda yer alan kendi üyelerine karşı da aynı mesafeyi korumuyor.
İşte tam burada mesele, kimin seçileceği meselesi olmaktan çıkıyor.
Çünkü bir sivil toplum kuruluşunun kurumsal gücü; yönetimin, belirli bir grubun ya da belirli isimlerin değil, kurumun tamamının ortak gücüdür.
Üye ağı, iletişim kanalları, etkinlikleri, itibarı ve yıllar içerisinde oluşturduğu ilişkiler ağı da bu ortak kurumsal sermayenin parçalarıdır. Bunların belirli bir seçim grubunun avantajına kullanılması, diğer üyeler açısından doğal olarak eşitlik ve kurumsal tarafsızlık tartışmasını beraberinde getirir.
Daha da önemlisi, aynı kuruma mensup kişiler yalnızca farklı bir seçim grubunda yer aldıkları için farklı uygulamalarla karşılaşıyorsa, artık seçim rekabetinden değil, kurumsal adalet anlayışından söz etmek gerekir.
Sivil toplum kuruluşları elbette güçlü temsil için çalışmalıdır. Ancak bunu yaparken üyelerinin siyasi ya da mesleki tercihlerini yönlendiren değil, farklı tercihlerin bir arada var olabileceği zemini koruyan kurumlar olmalıdır.
Çünkü bugün bir grubun lehine kullanılan kurumsal güç, yarın başka bir grubun aleyhine kullanılabilir.
Seçimler geçer. Yönetimler değişir. Ama kurumlara duyulan güven, ancak tarafsızlık ve eşitlik ilkeleri korunursa kalır.
Yani...
Gül Çiçek Zengin Bintaş'a çirkeflik yapılıyor.
İnanıyoruz ki, STK üyeleri ve sektörde görev alan kuruluşlar, bu çirkefliğe ve mobbinge en doğru tepkiyi verecekler, Gül Çiçek Zengin Bintaş'ı BTSO meclis üyesi yapacaklar, hatta tarih yazacaklar, Bursa'yı ülke genelinde temsil eden, sektörü ile ilgili onlarca ödülü Bursa'ya getiren bir kadını, BTSO yönetim kuruluna taşıyacaklar.
Çirkeflik yapana ve mobbing uygulayana karşıyız.
Hele de bir kadına yapılmasına, kırk kere karşıyız.
Tüm adaylara, özellikle de kadın adaylara başarılar diliyoruz.
Gül Çiçek Zengin Bintaş'a yapılan muameleyi protesto ediyoruz.
BTSO yönetim kurulunda kadın üye görmek istiyoruz.