TOFAŞ yani Türk Otomobil Fabrikası Anonim Şirketi, Vehbi Koç ve İtalyan Fiat (Fabbrica Italiana Automobili Torino) ortaklığıyla 1968’de kuruldu. 13 Nisan 1969’da Bursa’da temeli atılan TOFAŞ’ın açılışı, 12 Şubat 1971’de gerçekleştirildi. Açılış töreninde ilk “Murat 124” model otomobil banttan indirildi. OYAK Renault A.Ş ise, 4 Ekim 1969’da Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK), Renault S.A. ve Yapı Kredi Bankası iş birliğiyle kuruldu. Bursa’ya planlanan fabrikanın temel atma töreni, 17 Mayıs 1970’te Organize Sanayi Bölgesi'ndeki bugünkü yerinde gerçekleştirildi. 14 Mayıs 1971’de resmi açılışı yapılan fabrikada düzenlenen törende ilk üretilen model olan “Renault 12” banttan indirildi.
***
İşte bu iki fabrikanın faaliyete geçmesiyle birlikte kadim şehir "Yeşil Bursa"nın yerini yavaş yavaş "Beton Bursa" almaya başladı.
Neden böyle bir cümle kurdum?
Anlatalım o zaman!
Her iki fabrika nerede kuruldu?
Bursa ovasında.
Her iki fabrika da kurulduğu tarımsal nitelikli alanlarda üretime geçer geçmez, şehirdeki sanayileşmeyi tetikledi ve devamında Türkiye’de bir ilk olan Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nin ardından şehrin birçok bölgesinde önce kaçak, sonra yasallaştırılan Demirtaş gibi yeni sanayi bölgeleri faaliyete geçti. Bu sanayi bölgelerinde de özellikle yedek parça başta olmak üzere otomotiv sektörüne yönelik üretim esas alındı.
Sonrası malum!
TOFAŞ ve OYAK Renault sayesinde “göstermelik sanayileşme hamlesi” hızlandı, “taşeron, tedarikçi ve fasoncu üretim” anlayışı, Bursa sanayisine yerleşti. Yetmezmiş gibi 16. yüzyılda dokuduğu kumaşlarla dünya modasına yön veren Bursa, makineleşmeyle birlikte tekstil sektöründe de aynı hastalığa kapıldı. Üretim anlayışını “kanserli bir hücre” misali saran “taşeron, tedarikçi, fasoncu zihniyet”, Bursa’nın küresel ölçekte marka yaratma hedeflerini unutturdu. Doğal olarak bugün elimizde;
Kendi markası ile üretim yapamayan,
Ovasını, yabancı ana sanayilere tedarikçiliğe tahsis eden,
Taşeronluktan gelecek olan dönemlik kâr payı için şeftali ve armut bahçelerini katleden,
Fasonculuk uğruna Nilüfer gibi bütün ırmak ve derelerinden zehir akıtan,
Ekonomik veya siyasi kararlar nedeniyle; TOFAŞ ve OYAK Renault fabrikaları kapansa, ocağı kapanacak, sanayisi yok olacak olan bir şehir kaldı.
Elbette, bu iki otomobil devi, Bursa'ya önemli kazanımlar sağladılar.
Güçlü bir yan sanayi oluşturdular.
Küçümsenmeyecek derecede yabancıların “Know-How” dediği, Türkçesiyle uzmanlık, pratik bilgi ve ticari deneyimin gelişmesine öncülük ettiler.
İhracat parametrelerinin yüksekliğinde en önemli faktör oldular ve istihdama büyük bir katkı sağladılar.
Ama!
Marka oluşturmamıza engel oldular.
Sanayiyi tedarikçi havuzuna döndürdüler.
Sanayiciyi fasoncu yaptılar.
Kurumlar Vergisi’ni İstanbul'a ödeyip, Bursa'nın ovasını, havasını, suyunu kirlettiler.
Sebep oldukları göç dalgasıyla Bursa’nın tarihi ve doğal mirasının yağma edilmesine bir şekilde katkı verdiler.
***
Biliyorsunuz artık dünyada, marka güçleriyle şehirler yarışıyor.
Şimdi, sorumuz şu:
Kadim şehir Bursa'yı bu yarışta öne çıkaran kaç markamız var?
Düşünün!
TOGG, 1970 yılında kurulsaydı ne olurdu?
Tekstilde, fasonculuğu bırakıp, markalar oluştursaydık, Bursa nerede olurdu?
Otomobil sektörünü, TOFAŞ ve OYAK Renault'a emanet eden,
Tekstili ZARA gibi dünya markalarına mahkûm eden Bursa, 1960’larda başlayan yanlıştan dönmezse, ekonomik buhran ve sosyal patlamalarla karşılaşacaktır.
Yanlıştan dönülmeli, “zararın neresinden dönersen kârdır” misali "Milli Ses" verilmeli, "Milli Ses Ver Projesi" uygulamaya alınmalıdır.
Bitirirken;
"TOFAŞ ve OYAK Renault fabrikaları kapansın" demiyoruz.
Ama, TOGG daha çok desteklensin.
"ZARA ve dünya markalarına fasonculuk bitirilsin" demiyoruz.
Ama, kendi markalarımızı oluşturalım, tekstilcimiz Mısır'a kaçmasın, ülkenin kaleleri kapanmasın, markalaşma başlasın...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa KARAMAN
Bursa’ya yapılan en büyük kötülük!
TOFAŞ yani Türk Otomobil Fabrikası Anonim Şirketi, Vehbi Koç ve İtalyan Fiat (Fabbrica Italiana Automobili Torino) ortaklığıyla 1968’de kuruldu. 13 Nisan 1969’da Bursa’da temeli atılan TOFAŞ’ın açılışı, 12 Şubat 1971’de gerçekleştirildi. Açılış töreninde ilk “Murat 124” model otomobil banttan indirildi. OYAK Renault A.Ş ise, 4 Ekim 1969’da Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK), Renault S.A. ve Yapı Kredi Bankası iş birliğiyle kuruldu. Bursa’ya planlanan fabrikanın temel atma töreni, 17 Mayıs 1970’te Organize Sanayi Bölgesi'ndeki bugünkü yerinde gerçekleştirildi. 14 Mayıs 1971’de resmi açılışı yapılan fabrikada düzenlenen törende ilk üretilen model olan “Renault 12” banttan indirildi.
***
İşte bu iki fabrikanın faaliyete geçmesiyle birlikte kadim şehir "Yeşil Bursa"nın yerini yavaş yavaş "Beton Bursa" almaya başladı.
Neden böyle bir cümle kurdum?
Anlatalım o zaman!
Her iki fabrika nerede kuruldu?
Bursa ovasında.
Her iki fabrika da kurulduğu tarımsal nitelikli alanlarda üretime geçer geçmez, şehirdeki sanayileşmeyi tetikledi ve devamında Türkiye’de bir ilk olan Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nin ardından şehrin birçok bölgesinde önce kaçak, sonra yasallaştırılan Demirtaş gibi yeni sanayi bölgeleri faaliyete geçti. Bu sanayi bölgelerinde de özellikle yedek parça başta olmak üzere otomotiv sektörüne yönelik üretim esas alındı.
Sonrası malum!
TOFAŞ ve OYAK Renault sayesinde “göstermelik sanayileşme hamlesi” hızlandı, “taşeron, tedarikçi ve fasoncu üretim” anlayışı, Bursa sanayisine yerleşti. Yetmezmiş gibi 16. yüzyılda dokuduğu kumaşlarla dünya modasına yön veren Bursa, makineleşmeyle birlikte tekstil sektöründe de aynı hastalığa kapıldı. Üretim anlayışını “kanserli bir hücre” misali saran “taşeron, tedarikçi, fasoncu zihniyet”, Bursa’nın küresel ölçekte marka yaratma hedeflerini unutturdu. Doğal olarak bugün elimizde;
Kendi markası ile üretim yapamayan,
Ovasını, yabancı ana sanayilere tedarikçiliğe tahsis eden,
Taşeronluktan gelecek olan dönemlik kâr payı için şeftali ve armut bahçelerini katleden,
Fasonculuk uğruna Nilüfer gibi bütün ırmak ve derelerinden zehir akıtan,
Ekonomik veya siyasi kararlar nedeniyle; TOFAŞ ve OYAK Renault fabrikaları kapansa, ocağı kapanacak, sanayisi yok olacak olan bir şehir kaldı.
Elbette, bu iki otomobil devi, Bursa'ya önemli kazanımlar sağladılar.
Güçlü bir yan sanayi oluşturdular.
Küçümsenmeyecek derecede yabancıların “Know-How” dediği, Türkçesiyle uzmanlık, pratik bilgi ve ticari deneyimin gelişmesine öncülük ettiler.
İhracat parametrelerinin yüksekliğinde en önemli faktör oldular ve istihdama büyük bir katkı sağladılar.
Ama!
Marka oluşturmamıza engel oldular.
Sanayiyi tedarikçi havuzuna döndürdüler.
Sanayiciyi fasoncu yaptılar.
Kurumlar Vergisi’ni İstanbul'a ödeyip, Bursa'nın ovasını, havasını, suyunu kirlettiler.
Sebep oldukları göç dalgasıyla Bursa’nın tarihi ve doğal mirasının yağma edilmesine bir şekilde katkı verdiler.
***
Biliyorsunuz artık dünyada, marka güçleriyle şehirler yarışıyor.
Şimdi, sorumuz şu:
Kadim şehir Bursa'yı bu yarışta öne çıkaran kaç markamız var?
Düşünün!
TOGG, 1970 yılında kurulsaydı ne olurdu?
Tekstilde, fasonculuğu bırakıp, markalar oluştursaydık, Bursa nerede olurdu?
Otomobil sektörünü, TOFAŞ ve OYAK Renault'a emanet eden,
Tekstili ZARA gibi dünya markalarına mahkûm eden Bursa, 1960’larda başlayan yanlıştan dönmezse, ekonomik buhran ve sosyal patlamalarla karşılaşacaktır.
Yanlıştan dönülmeli, “zararın neresinden dönersen kârdır” misali "Milli Ses" verilmeli, "Milli Ses Ver Projesi" uygulamaya alınmalıdır.
Bitirirken;
"TOFAŞ ve OYAK Renault fabrikaları kapansın" demiyoruz.
Ama, TOGG daha çok desteklensin.
"ZARA ve dünya markalarına fasonculuk bitirilsin" demiyoruz.
Ama, kendi markalarımızı oluşturalım, tekstilcimiz Mısır'a kaçmasın, ülkenin kaleleri kapanmasın, markalaşma başlasın...