Aslında yazının başlığı "Kent Konseyi Yalanı" olmalıydı ama “ayıp olur” düşüncesiyle “masal” kelimesini kullanmayı tercih ettim.
Dolayısıyla size bir masal anlatmak istiyorum.
Kent konseylerinin kuruluş amacı ve hedefleri incelendiğinde, karşımıza mükemmel bir sivil inisiyatif çıkıyor.
Mevzuatı okuyup yazılanlara bakınca, harika bir organizasyon hayal ediyorsunuz.
Ama...
İşin aslı öyle değil.
Sivil toplumun, kamunun ve halkın şehir yönetimine katılımı, katkı sağlaması olarak düşünülen bu yapının seçimi demokratik değil!
Başkanı önceden belli olan bir organizasyonun demokrasi kitabındaki yerini bulmak ne mümkün!
Bursa Kent Konseyi’nin kitabî tanımına bakalım;
"Bursa Kent Konseyi; kent yaşamında kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap verebilirlik, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmek amacıyla faaliyet gösteren demokratik bir katılım platformudur."
Harika bir vizyon değil mi?
Devamında daha da harika ifadeler var!
"…Kentte yaşayan bireylerin kente aidiyet hissetmelerini, hak ve sorumluluklarının farkında olmalarını sağlar…"
Şapka çıkarılacak bir madde!
Şimdi soralım:
"Bursa'da, Bursalılık bilinci ve Bursalılık şuuru ne aşamada?"
Ve soruyu biraz daha açalım:
"Bugüne kadar, Bursa Kent Konseyi, Bursalılık bilincinin gelişmesi için hangi projeleri uygulamıştır, başarı oranı nedir?"
Bakın!
Hemşeri derneklerinin hegemonyasına giren bir şehirde;
Yürütme kurulunun çoğu hemşeri derneklerinin yöneticilerinden oluşan, Başkanı siyaseten ve önceden belirlenen Bursa Kent Konseyi'nin düne kadar olduğu gibi bundan sonra da bir farkındalık oluşturacağına inanmıyorum.
Sezar'ın hakkı Sezar'a sadece merhum Semih Pala dönemini bu bakışın dışında tutuyorum.
***
Şimdi...
31 Temmuz'da Bursa Kent Konseyi’nde seçim var.
Başkan belli, açıklandı.
Yürütme kurulu için görüşmeler, pazarlıklar ve hazırlıklar devam ediyor.
Seçim günü, salonda liste okunacak, oylanacak, çoğunluğunu hemşeri derneklerinin oluşturduğu üyeler ellerini kaldıracak, karar "oy birliği" ile alınacak.
Kurulan bu masa, önceki dönemlerde olduğu gibi masal olacak, Bursa'ya da masal anlatılacak.
Demokrasinin olmadığı platformlarda, demokratik kararlar alınamaz, uygulanamaz, şehir bütünlüğü sağlanamaz.
Velhasıl;
Bursa ayağa kalkmalıdır.
Bu yapı önderliğinde Bursa ayağa kalkmaz, kalkamaz.
Yazımızı KalBir'in sloganı ile bitirelim;
"Ayağa kalk Bursa!
“Bursa ayağa kalkarsa, Türkiye ayağa kalkar, dünya esas duruşa geçer!"
***
İlginçtir bu yazıyı kaleme alırken radyodan Yeni Türkü'nün "Bana bir masal anlat baba" şarkısı çalıyordu:
"Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm oyunlarım
Kurtla kuzu olsun şekerle bal
Baba bir masal anlat bana
İçinde denizle balıklar
Yağmurla kar olsun, güneşle ay!"
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa KARAMAN
Kent Konseyi Masalı!
Aslında yazının başlığı "Kent Konseyi Yalanı" olmalıydı ama “ayıp olur” düşüncesiyle “masal” kelimesini kullanmayı tercih ettim.
Dolayısıyla size bir masal anlatmak istiyorum.
Kent konseylerinin kuruluş amacı ve hedefleri incelendiğinde, karşımıza mükemmel bir sivil inisiyatif çıkıyor.
Mevzuatı okuyup yazılanlara bakınca, harika bir organizasyon hayal ediyorsunuz.
Ama...
İşin aslı öyle değil.
Sivil toplumun, kamunun ve halkın şehir yönetimine katılımı, katkı sağlaması olarak düşünülen bu yapının seçimi demokratik değil!
Başkanı önceden belli olan bir organizasyonun demokrasi kitabındaki yerini bulmak ne mümkün!
Bursa Kent Konseyi’nin kitabî tanımına bakalım;
"Bursa Kent Konseyi; kent yaşamında kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap verebilirlik, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmek amacıyla faaliyet gösteren demokratik bir katılım platformudur."
Harika bir vizyon değil mi?
Devamında daha da harika ifadeler var!
"…Kentte yaşayan bireylerin kente aidiyet hissetmelerini, hak ve sorumluluklarının farkında olmalarını sağlar…"
Şapka çıkarılacak bir madde!
Şimdi soralım:
"Bursa'da, Bursalılık bilinci ve Bursalılık şuuru ne aşamada?"
Ve soruyu biraz daha açalım:
"Bugüne kadar, Bursa Kent Konseyi, Bursalılık bilincinin gelişmesi için hangi projeleri uygulamıştır, başarı oranı nedir?"
Bakın!
Hemşeri derneklerinin hegemonyasına giren bir şehirde;
Yürütme kurulunun çoğu hemşeri derneklerinin yöneticilerinden oluşan, Başkanı siyaseten ve önceden belirlenen Bursa Kent Konseyi'nin düne kadar olduğu gibi bundan sonra da bir farkındalık oluşturacağına inanmıyorum.
Sezar'ın hakkı Sezar'a sadece merhum Semih Pala dönemini bu bakışın dışında tutuyorum.
***
Şimdi...
31 Temmuz'da Bursa Kent Konseyi’nde seçim var.
Başkan belli, açıklandı.
Yürütme kurulu için görüşmeler, pazarlıklar ve hazırlıklar devam ediyor.
Seçim günü, salonda liste okunacak, oylanacak, çoğunluğunu hemşeri derneklerinin oluşturduğu üyeler ellerini kaldıracak, karar "oy birliği" ile alınacak.
Kurulan bu masa, önceki dönemlerde olduğu gibi masal olacak, Bursa'ya da masal anlatılacak.
Demokrasinin olmadığı platformlarda, demokratik kararlar alınamaz, uygulanamaz, şehir bütünlüğü sağlanamaz.
Velhasıl;
Bursa ayağa kalkmalıdır.
Bu yapı önderliğinde Bursa ayağa kalkmaz, kalkamaz.
Yazımızı KalBir'in sloganı ile bitirelim;
"Ayağa kalk Bursa!
“Bursa ayağa kalkarsa, Türkiye ayağa kalkar, dünya esas duruşa geçer!"
***
İlginçtir bu yazıyı kaleme alırken radyodan Yeni Türkü'nün "Bana bir masal anlat baba" şarkısı çalıyordu:
"Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm oyunlarım
Kurtla kuzu olsun şekerle bal
Baba bir masal anlat bana
İçinde denizle balıklar
Yağmurla kar olsun, güneşle ay!"