Düşündüklerimizi ve duygularımızı yazmayacak mıyız?
Birinin sevdiğini sevmek veya birinin nefret ettiğinden nefret etmek zorunda mıyız?
İlla...
Birileri gibi, birilerinin dediği ve istediği gibi düşünmek zorunda, yaşamak, konuşmak, oturmak, kalkmak mecburiyetinde miyiz?
***
"Bu sert ve sitemkâr girişin nedeni nedir Karamanoğlu?"
Anlatalım...
Geçen hafta basın toplantısı düzenleyen Artvin Milletvekili Faruk Çelik'in basın toplantısında ifade ettikleri ile ilgili ve kendisi hakkındaki düşüncelerimi yazdım.
Yazının içinde de "oturmuşluğum, yemişliğim, içmişliğim" olmadığını özellikle ifade ettim ki, öküz altında buzağı arayacak olan "danalar" çizmeyi aşmasınlar!
Aman Allah’ım!
Yazı yayınlandıktan sonra, yazanlarda bir sitem, arayanlarda bir kızgınlık ki sormayın gitsin!
Niye?
Onlar gibi düşünmedim diye!
En çok kızdığımda şu:
Dün, Faruk Çelik'in kapısında "yal" toplayıp, "nal" çakanlar, bugün bize "had" bildirmeye, sitem etmeye kalkıyorlar.
Bürokraside çektiğim tüm sıkıntılara, uğradığım haksızlık ve zulümlere rağmen ne kapısına gittim ne yalakalık yaptım ne de nalıncı keseri gibi bir yolma, yontma işleminde bulundum!
Ve...
Nalcılara, yalcılara ve yontuculara diyorum ki;
Haddinizi bilin, Karamanoğlu'nun radarının dışında gezin!
Basın toplantısını izledim, düşüncelerimi yazdım, duygularımı kâğıda döktüm.
Noktasından virgülüne kadar, yazdıklarımın arkasındayım.
Geçen hafta sosyal medya hesaplarımdan paylaşmıştım, şimdi noktasına virgülüne dokunmadan bu köşede yayınlıyorum:
***
Faruk Çelik:
“Yiğit olan çıkar, karşıma oturur, belgesiyle konuşur. Dedikoduyla, ima ile siyaset yapılmaz.”
İşte bu tarzı sevdim.
Seversiniz-sevmezsiniz, beğenirsiniz-beğenmezsiniz, o bireysel bir tercihtir.
Ama...
Merdiven altında, arka planda konuşmak, dedikodu ve ima yollu paylaşımlar yapmak hem insani hem de ahlaki bir tarz değildir.
Eğer...
Faruk Çelik, Bursa'dan, Şanlıurfa'ya ve Artvin'e gönderilmeseydi Bursa;
Bürokraside onca yaşadığım sıkıntılara, namussuzca yapılan zulümler üzerine, ortak tanıdıklarımızın telkin etmesine rağmen, bir kere bile kapısını çalmadım, yardım talep etmedim, kışı geçirdim ama yediğim ayazı unutmadım, hakkımı da aradım, söke söke aldım, alamadıklarımı da helal ettim.
Yani...
Demem o ki;
Bursa'nın âli menfaatleri için düşüncelerimi yazdım.
Basın toplantısında kullandığı cümle hoşuma gittiği için ve meydan okuyuş tarzını beğendiğim için duygularımı yazdım...
Selam olsun dik duranlara ve meydan okuyanlara...
Vesselam...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa KARAMAN
“Nal”cılara, “yal”cılara, “hadsiz”lere…
Düşünmeyecek miyiz?
Duygulanmayacak mıyız?
Düşündüklerimizi ve duygularımızı yazmayacak mıyız?
Birinin sevdiğini sevmek veya birinin nefret ettiğinden nefret etmek zorunda mıyız?
İlla...
Birileri gibi, birilerinin dediği ve istediği gibi düşünmek zorunda, yaşamak, konuşmak, oturmak, kalkmak mecburiyetinde miyiz?
***
"Bu sert ve sitemkâr girişin nedeni nedir Karamanoğlu?"
Anlatalım...
Geçen hafta basın toplantısı düzenleyen Artvin Milletvekili Faruk Çelik'in basın toplantısında ifade ettikleri ile ilgili ve kendisi hakkındaki düşüncelerimi yazdım.
Yazının içinde de "oturmuşluğum, yemişliğim, içmişliğim" olmadığını özellikle ifade ettim ki, öküz altında buzağı arayacak olan "danalar" çizmeyi aşmasınlar!
Aman Allah’ım!
Yazı yayınlandıktan sonra, yazanlarda bir sitem, arayanlarda bir kızgınlık ki sormayın gitsin!
Niye?
Onlar gibi düşünmedim diye!
En çok kızdığımda şu:
Dün, Faruk Çelik'in kapısında "yal" toplayıp, "nal" çakanlar, bugün bize "had" bildirmeye, sitem etmeye kalkıyorlar.
Bürokraside çektiğim tüm sıkıntılara, uğradığım haksızlık ve zulümlere rağmen ne kapısına gittim ne yalakalık yaptım ne de nalıncı keseri gibi bir yolma, yontma işleminde bulundum!
Ve...
Nalcılara, yalcılara ve yontuculara diyorum ki;
Haddinizi bilin, Karamanoğlu'nun radarının dışında gezin!
Basın toplantısını izledim, düşüncelerimi yazdım, duygularımı kâğıda döktüm.
Noktasından virgülüne kadar, yazdıklarımın arkasındayım.
Geçen hafta sosyal medya hesaplarımdan paylaşmıştım, şimdi noktasına virgülüne dokunmadan bu köşede yayınlıyorum:
***
Faruk Çelik:
“Yiğit olan çıkar, karşıma oturur, belgesiyle konuşur. Dedikoduyla, ima ile siyaset yapılmaz.”
İşte bu tarzı sevdim.
Seversiniz-sevmezsiniz, beğenirsiniz-beğenmezsiniz, o bireysel bir tercihtir.
Ama...
Merdiven altında, arka planda konuşmak, dedikodu ve ima yollu paylaşımlar yapmak hem insani hem de ahlaki bir tarz değildir.
Eğer...
Faruk Çelik, Bursa'dan, Şanlıurfa'ya ve Artvin'e gönderilmeseydi Bursa;
Yatırımda bu denli öksüz,
Şehirleşme de bu denli çapsız,
Problem çözmede bu kadar çözümsüz olmazdı!
Hızlı trende at arabası konumunda bulunmazdı!
Hava yolunda, İstanbul'a mahkûm olmazdı!
Bürokrasi de oligarşik yapı olmazdı!
Bursalı bürokratlar varken, Bursa'yı bilmeyen çapsız bürokratlar Bursa'da cambazlık yapıp at oynatamazdı.
Maalesef...
Bursa'nın, yıllardır bir sahibi,
Ankara'da masalara yumruk,
Kapılara tekme vuracak bi değeri (lideri) yok!
Bakın...
Faruk Çelik, el attı, destek verdi, Bursaspor yükselişini sürdürüyor.
Bırakın...
Dedikoduyu, fitneyi bırakın.
Bilinsin ki;
Faruk Çelik'e zarar verdiğini zannedenler, en büyük zararı Bursa'ya veriyorlar, Bursa'ya, Bursaspor'a kötülük yapıyorlar.
Meraklılar için...
Karamanoğlu bu yazıyı niye yazdı?
Bir menfaati mi var?
Tanımam.
Oturmuşluğum, konuşmuşluğum, yemişliğim, içmişliğim yok.
Bürokraside onca yaşadığım sıkıntılara, namussuzca yapılan zulümler üzerine, ortak tanıdıklarımızın telkin etmesine rağmen, bir kere bile kapısını çalmadım, yardım talep etmedim, kışı geçirdim ama yediğim ayazı unutmadım, hakkımı da aradım, söke söke aldım, alamadıklarımı da helal ettim.
Yani...
Demem o ki;
Bursa'nın âli menfaatleri için düşüncelerimi yazdım.
Basın toplantısında kullandığı cümle hoşuma gittiği için ve meydan okuyuş tarzını beğendiğim için duygularımı yazdım...
Selam olsun dik duranlara ve meydan okuyanlara...
Vesselam...