SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ekonomik Kurtuluş için Misak-ı İktisadî

Yazının Giriş Tarihi: 04.06.2022 16:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.06.2022 04:36

Yeni Türkiye Devleti, temellerini süngü ile değil, süngünün dahi dayandığı iktisadiyat ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti, cihangir bir devlet olmayacaktır, fakat Yeni Türkiye Devleti bir iktisat devleti olacaktır.” [1] Mustafa Kemal ATATÜRK

Atatürk’ün ekonomik politikalarını belirleyen  ilk dönem, 1923-1930 yıllarını kapsar. Mevcut ekonomik durum Cumhuriyetin ilânından 8 ay önce 17 Şubat 1923’de çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi kesimlerini temsilen 1135 delegenin katılımıyla toplanan Birinci İzmir İktisat Kongresi’nde tespit edilmiştir. Kongrenin çalışmaları İktisat Misakı‘nın açıklanması ile 4 Mart 1923’te sona ermiştir.

Mustafa Kemal nasıl bir ekonomik model arıyor ve istiyor? Her işinde Millîlik özelliğini ön plana çıkaran Mustafa Kemal, ekonomik modelde de Millîlik arıyor. O’nun için öncelikli ve önemli olan, Milletin Egemenliği, yani Milletin Hâkimiyeti.. On dokuzuncu yüzyıl dünyasına iki tür ekonomik model egemendir. Biri kapitalist diğeri sosyalist modeldir. Liberal Kapitalizm’i reddeden Mustafa Kemal, Kollektivist-Sosyalizm’i de reddeder. Peki, Mustafa Kemal’in kafasında nasıl bir model vardı? İşte İzmir İktisat Kongresi ile başlayan süreçten itibaren bu soru cevabını uygulamalarla bulacaktır.        

1. Mustafa Kemal, Ekonomik Bağımsızlığı Sağlamak İçin İzmir’de Bir ‘İktisat Kongresi’ Toplanmasını İstiyor

İstanbul işgal altında… Padişah hâlen İstanbul’da… Damat Ferit Hükümeti de hâlen varlığını sürdürüyor… Cumhuriyet henüz ilân edilmemiş, Ankara’da Milli Hükümet kurulmamış…

Dünya, Türkiye’yi henüz bağımsız bir devlet olarak tanımamış… Böylesine çok vahim bir durum içerisinde iken Mustafa Kemal, İzmir’de İktisat Kongresi’nin toplanmasını istiyor. İzmir’in emperyalist Yunan işgalinden kurtarılışının üzerinden henüz 5 ay geçmiştir. Cumhuriyet’in ilânına ise daha yaklaşık 9 ay vardır. Mustafa Kemal’in emri ile İktisat Vekâleti bütün illere genelge göndererek, her ilçeden 8 temsilci seçilmesini ister. Bu temsilcilerin üçü çiftçi, biri tüccar, biri sanayici, biri işçi, biri şirket ve bir de bankacı olacaktır. O günün şartlarında, Anadolu’nun birçok ilinde ve ilçelerinde, halk içinden seçilecek    sanayici, şirket ve bankacı temsilcileri bulunamaz. Ayrıca İzmir’e ulaşım da zordur. Anadolu’nun bazı bölgelerinde çetin kış koşulları hüküm sürmektedir. 8 sayısı 4’e düşürülür.[2]

İşte bu şartlar altında İzmir İktisat Kongresi veya I. İktisat Kongresi (17 Şubat-4 Mart 1923)[3]; İzmir’de Banka-Han binasında toplanan bin 135 delege ile yeni Türkiye’nin ekonomik sorunlarının tartışıldığı bir kongredir.[4]

Dönemin Türkiye yönetici kadrosu Kurtuluş Savaşı ile kazanılan zaferden sonra prensip olarak siyasal ve ekonomik bağımsızlığı öngörmüştü. TBMM’nin bu dönemde başlıca uğraşısı yurdu işgalden kurtarmak olsa da öngörülen bu ekonomik bağımsızlık hedefinin nasıl gerçekleştirileceğine dair bir kongre yapıldı. Kongre’nin Başkanı Kâzım Karabekir idi.

2. Toplanan Kongrede Gündemdeki Temel Konular

- İtilaf Devletleri tarafından Lozan Antlaşması ile devam etmesi istenilen Osmanlı Devleti’nin ekonomisinde ciddi hasarlara yol açmış kapitülasyonların ve diğer imtiyazların kabul edilemeyeceği kongrede belirtildi.

- Ekonomik sorunları aşmak,

- Savaştan yeni çıkan halkın kalkındırılması ve onlara yol gösterilmesi gibi konular üzerinde duruldu.

İktisat vekili Mahmut Esat (Bozkurt) Bey'in 13 Şubat 1923 tarihinde verdiği beyanata göre Türkiye İktisat Kongresi “Hükümetin Delâleti” ile toplanmıştır. Anadolu Ajansı, 13 Şubat 1923’te Mahmut Esat Bey, aynı beyanatta kongrenin amacını şöyle belirtmektedir:

Bu Kongreyi millet ve memleketimizin kabiliyeti ihtiyacat-ı iktisadiyesini elbirliği ile tetkik ederek ona göre bir ittila usulü vaz ve tetkik eylemek aynı zamanda memleketimizin muhtelif ve şimdiye kadar yek diğerine yabancı kalmış iktisat amillerinin birbiri ile tanıştırmak için açıyoruz”.[5]

Kongrede ele alınacak sorunlardan bazılarını kongre heyeti;

* Türkiye’de kredi meselesi,

* Üretimin düzenlenmesi,

* Gümrük meselesi,

* Vergiler,

* Nakliye vasıtaları başlıkları altında ayrıntılı bir rapor şeklinde işleyerek 23 Şubat 1923’te yayımlamıştır.

Türkiye’nin çiftçi, tüccar, sanayi ve işçi zümrelerinden seçilen bin 135 üyenin katıldığı kongrede bu grupların hazırladığı “Misak-ı İktisadî Esasları” tartışıldı ve kabul edildi.

 

İzmir İktisat Kongresi Başkanı Kazım KARABEKİR

İzmir’in kurtuluşundan 5 ay sonra, Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından 4 ay önce toplanan Türkiye İktisat Kongresi, Anadolu Kurtuluş Hareketinin ekonomik yönünü göstermesi açısından son derece önemlidir. 

Anadolu Ajansının 5 Mart 1923 tarihli bir haberinde,

* Yayınlanacak ve dağıtımı yapılacak tüm kitapların ilk sayfalarında Misak-ı İktisadi esasları gayet okunaklı bir surette yazılacaktır. Kongre Divanı’nca bu konuda ilgililerine tebligat yapılmasına karar verilmiştir” denilmesine rağmen,

* İktisat Kongresi ile ilgili tebliğler sadece Osmanlıca “İktisat Esaslarımız” adlı bir kitapçıkta yayımlanmıştır.

Kongreye her ilçeden gönderilen kişiler Atatürk’ün açılış nutkunda belirttiği üzere milleti temsil ediyor ve delegelerin söyleyeceklerine itibar edeceklerini bildiriyordu.

Eldeki belgelerden anlaşıldığına göre Kurtuluş Savaşı’nın sürüp gittiği yıllarda bile Ankara Hükûmeti imkânlar ölçüsünde sosyo-ekonomik konularla ilgilenir ve uğraşırken, bu arada madencilik konusuyla da ilgilenmiş, özellikle Zonguldak Kömür Havzası’ndaki durum gözden kaçmamıştır. Kongrede bu duruma da değinilmiştir.

Bu kongrede alınan kararların çoğu zamanla uygulanmışsa de özellikle tarımla ilgili maddeler günümüzde dahi tam anlamıyla amacına ulaştırılamamıştır. Sonuç itibarıyla, İzmir İktisat Kongresi ile başlayan

- Bir düşünsel gelişmenin oluşması,

- Ekonomik envanterlerin belirlenmesi,

- Model arayışları ve

- Belli ölçüde uygulamaya başlama dönemidir.

Bu dönemde,

* Ekonominin sahip oldukları ve olmadıkları belirlenmiş,  

* Ekonomik hedefler tayin edilmiş, 

* Karma ekonomi modelinin temelleri hazırlanmıştır.[6]

3. Alınan Kararlar

17 Şubat-4 Mart 1923 tarihlerinde İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresinin en önemli kararlarını şöyle sıralamak mümkündür.

(1) Hammaddesi yurt içinde yetişen veya yetiştirilebilen sanayi dalları kurulması gerekmektedir.

(2) El işçiliğinden ve küçük imalattan süratle fabrikaya veya büyük işletmeye geçilmelidir.

(3) Devlet yavaş yavaş ekonomik görüşleri de olan bir organ haline gelmeli ve özel sektörler tarafından kurulamayan girişimler devletçe ele alınmalıdır.

(4) Özel girişimcilere kredi sağlayacak bir Devlet Bankası kurulmalıdır.

(5) Dış rekabete dayanabilmek için sanayinin toplu ve bütün olarak kurulması gerekir.

(6) Yabancıların kurdukları tekellerden kaçınılmalıdır.

(7) Sanayinin teşviki ve milli bankaların kurulması sağlanmalıdır.

(8) Demiryolu inşaat programına bağlanmalıdır.

(9) İş erbabına amele değil, işçi denmelidir.

(10) Sendika hakkı tanınmalıdır.[7]

Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923-1929 dönemi ekonomi politikasına damgasını vuran İzmir İktisat Kongresi’nin oy birliği ile alınmış kararlarından biri de 1925’te âşarın kaldırılmasıdır. 

Âşar, bütçenin gelir kaleminde önemli bir yer tutmaktaydı. Fakat İzmir İktisat Kongresi’yle liberal bir ekonomi tasarlandığı ve liberalizmin temeli özel mülkiyete dayandığından, âşarın varlığı bir çelişki hâline gelmiştir.

Yani Cumhuriyet yönetimi, Sultan’ın mülkünün sahiplik sıfatını halka aktarınca âşarın alınmasının mantığı da sona ermiştir.

4. İlk Oturum Kararları

Saat 10:00’da başlayıp, 11.15’te kapanan ilk oturumda alınan aşağıdaki genel kararlar, şöyledir:

* Madde-1: Türkiye, millî hudutları dâhilinde, lekesiz bir istiklâl ile dünyanın barış ve terakki unsurlarından biridir.

* Madde-2: Türkiye halkı hâkimiyetine, kanı ve canı pahasına elde ettiğinden, hiçbir şeyi feda etmez ve milli hâkimiyete dayanan meclis ve hükümetine daima yardımcıdır.

* Madde-3: Türkiye halkı, yıkım yapmaz; imar eder. Bütün çalışmalar ekonomik açıdan memleketi yükseltmek amacına yöneliktir.

* Madde-4: Türkiye halkı, tükettiği eşyayı mümkün mertebe kendi yetiştirir. Çok çalışır, zamanda, servette ve ithalatta israftan kaçar. Millî üretimi sağlamak için gerektiğinde geceli gündüzlü çalışmak şiardır.

* Madde-5: Türkiye halkı, servet itibarı ile bir altın hazinesi üzerinde oturduğuna vakıftır. Ormanlarını evlâdı gibi sever, bunun için ağaç bayramları yapar; yeniden orman yetiştirir. Madenleri kendi millî üretimi için işletir ve servetlerini herkesten fazla tanımaya çalışır.

* Madde-6: Hırsızlık, yalancılık, riya ve tembellik en büyük düşmanımız; taassuptan uzak dindarane bir selabet (sağlamlık) her şeyde esasımızdır. Her zaman faydalı yenilikleri severek alırız. Türkiye halkı mukaddesatına, topraklarına, şahıslarına ve mallarına karşı yapılan düşman fesat propagandalarından nefret eder ve daima bunlarla mücadeleyi bir görev bilir.

* Madde-7: Türkler, irfan ve marifet aşığıdır. Türk, her yerde yaşamını kazanabilecek şekilde yetişir; fakat her şeyden önce memleketinin malıdır. Maarife verdiği kutsiyet dolayısıyla (Mevlûdu şerif) Kandil günü, aynı zamanda bir kitap bayramı olarak kutlar.

* Madde-8: Birçok savaşlar ve zaruretten dolayı azalan nüfusumuzun çoğalması ile beraber sıhhatlerimizin, yaşamlarımızın korunması en birinci emelimizdir. Türk mikroptan, pis havadan, salgından ve pislikten çekinir, bol ve saf hava, bol güneş ve temizliği sever. Ata mirası olan binicilik, nişancılık, avcılık, denizcilik gibi bedeni terbiyenin yayılmasına çalışır. Hayvanlarına da aynı dikkat ve himmeti göstermekle beraber türlerini düzeltir ve miktarlarını çoğaltır.

* Madde-9: Türk, dinine, milliyetine, toprağına, yaşamına ve kurumlarına düşman olmayan milletlere daima dosttur; yabancı sermayesine karşı değildir. Ancak kendi yurduna kendi lisanına ve kanununa uymayan kurumlarla iletişimde /ilişkide bulunmaz. Türk, ilim ve sanat yeniliklerini nerede olursa olsun doğrudan doğruya alır ve her türlü münasebette fazla aracı istemez.

* Madde-10: Türk, açık alın ile serbestçe çalışmayı sever; işlerde tekelcilik istemez.

* Madde-11: Türkler, hangi sınıf ve meslekte olurlarsa olsunlar, candan çalışırlar.

* Madde-12: Türk kadını ve kocası, çocuklarını ekonomik misaka /Misak-ı İktisadi’ye göre yetiştirir.[8]

5. Mustafa Kemal’e Göre Ekonomik Konuların Esasları

Mustafa Kemal, milletin siyasal, sosyal ve tüm yaşamında ekonominin yeri ve önemi konusunda şöyle demişti:

Efendiler! Milletimiz burada tespit ettiğimiz büyük zaferden daha mühim bir görev peşindedir. O zaferin idraki milletimizin iktisat alanındaki başarılarıyla mümkün olacaktır. Bilirsiniz ki, iktisaden zayıf bir bünye fakr-ü sefaletten kurtulamaz, kuvvetli bir medeniyete, refah ve saadete kavuşamaz. Sosyal ve siyasi felâketlerden yakasını kurtaramaz. Memleketin yönetimindeki başarı da ekonomisindeki kazanımları derecesi ile orantılı /uyumlu olur. Hiçbir medeni devlet yoktur ki,  ordu ve donanmasından önce ekonomisini düşünmüş olmasın.[9]

“Mustafa Kemal Atatürk’e göre “bir memlekette ekonomik faaliyetlerin amacı, millî geliri artırmaktır. Doğal olarak çok ayrıntılı olan ekonomik konular başlıca şu esaslarda toplanır”:

“(1) Toprak, hayvan, maden, orman ve deniz üretimlerini miktarca artıracak, türlerini çeşitlendirmek ve özellikle dâhili ihtiyaçta çok tüketilen, dış pazarlarda çok satılan maddeleri çoğaltmak, diğerlerini azaltmak, iyileştirme ve sınıflandırma yolları ile bu ürünlerin kıymetlerini yükseltmek, ürünün maliyet fiyatını indirecek tedbirler almak, bütün memleket ürünlerinin itibarını azaltacak şekilde için içine başka maddeler karıştırılmasını engellemek..

(2) Memleketi, dışalımla gelecek ürünlerle fabrika üretimi ihtiyacından mümkün olduğu kadar kurtarmak; bunun için memlekette kullanılacak ve hariçte satıldığı zaman para edecek sanayi’yi çoğaltmak. Vatanın yetiştirdiği ham maddelerin memleket içinde işlenmesini sağlamak, sanayimizi, özellikle yetiştirdiğimiz ham maddelerin yabancı ülkelerde işlenip gelmesine meydan vermeyecek bir şekilde geliştirmek.

(3) Sanayimizi ve ürünlerimizi himaye edecek bir gümrük tarife siyaseti ve bunun yanında ihracatı teşvik siyaseti gütmek,

(4) Bütün bu tedbirlerle dışalım ve dışsatım arasında devlet lehine bir durum oluşturmak,

(5) Kredi işlerini düzenlemek,

(6) Kara, deniz ve hava nakil vasıtaları ve limanlar tarifelerini, nakil araçları ile liman hizmetlerini düzenlemek,

(7) Sigorta işlerini düzenlemek,

(8) Sermaye (işveren) ile çalışma (işçi) arasında denge kurmak. İşçilerin durumunu, çalışma koşullarını düzenlemek,

(9) İç ve dış ticareti düzenlemek. Ticaretin gelişmesini  temin ile değişim esaslarını tespit etmek.”[10]

6. Atatürk’ün Uyguladığı Misak-ı İktisadî, Günümüzde Birçok Ülkede De Hâlen Uygulanan Ekonomik Kalkınma Mucizesidir

Türk Ekonomisinin oluşmasında Milli Bilinci canlandırmayı hedefleyen ve büyük ölçüde Türk Milleti’nin özlemlerini, beklentilerini dile getiren kongrede alınan kararlar, Cumhuriyet’in ilk yıllarında kanunlaştırılarak uygulamaya konulmuştur. Şimdi bu konuda büyük araştırmalar yapan ve Misak-ı İktisadi’yi “Kalpaklı Kalkınma” şeklinde nitelendiren ve “Kurtuluş Savaşı Işığında İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)”[11] adlı kitabın da yazarı olan Yaşar Aksoy’u dinleyelim. Yaşar Aksoy, Star Gazetesi eki olan Star Boks’ta şunları yazıyor:

Atatürk Devrimi dikkatle incelendiği zaman, bu devrimin yalnızca siyasal, toplumsal, hukuksal ve kültürel bir dönüşüm değil, aynı zamanda bir Ekonomik Kalkınma Mucizesi olduğu görülür.”

Peki, 1923-1938 arası on beş yılda gerçekleşen Kalpaklı Kalkınma’nın temel özellikleri ve göstergeleri neydi?

(1) Türkiye Ekonomisi, ulusal ve bağımsızdır. Kemalizm, türlü doktrinlerin katı uygulamaları dışında, kopyacı ve şabloncu olmayan, orijinal, kendine özgü, yeni bir model kimliğinde bir kalkınma yaratmıştır.

(2) Ekonominin temel dinamiği, ne dış borçla veya kapitülasyon artığı zengine pompalanacak krediyle canlanacak bir para akışkanlığı, ne de diktacı devlet sosyalizmidir. İmtiyazsız ve sınıfsız  tüm halkın top yekûn çalışma seferberliğine geçerek, sanayi atılımını ve tarım reformunu gerçekleştirerek ulusal üretimin hızla artması ve ulusal ticaretin yaygınlaşması, sonra halkın ulusal bölüşüme hakça biçimde ortak olması amaçtır.

Burada, devlet-işveren-işçi ittifakı söz konusudur. Bu ittifak daha sonra karma ekonomi uygulamalarının ebesi olacaktır.

(3) Tüm Osmanlı borçları ödenecek, ancak bir daha tek kuruş dış borç alınmayacaktır.

(4) Ekonomide her şey “planlı” biçimde gerçekleştirilecektir.

(5) Güçlü Maliye şarttır. denk bütçe - düzgün ödeme hedeftir. ulusal bütçe daima artı vermelidir. (1923-1938 ara­sı bütçeler 12 kez artı, bir kez denk, iki kez eksi oldu.)

(6) Enflasyon sıfır civarında olacaktır.

(7) Türk Lirası en güçlü yabancı paraya denk tutula­caktır (1938’de 1 Sterlin 666 Türk Kuruşuna DENK idi).

(8) Ulusal ticaret, ihracat yönünde artış gösterecektir. (1930’dan sonra gerçekleşmiştir.)

(9) Milli gelir hızla artacaktır.

(10) Kalkınmacı ulusal ekonomi, asla ve asla Avrupa veya ABD kaynaklı dev ekonomik ulusla­rın, güçlerin, para kurumlarının egemenliği altına girmeyecektir.

1923-1929 arasında Birinci İzmir İktisat Kongresi Kararları ışığında tipik bir liberalizm uygulanmaya çalışılmış, fakat ekonominin iki temel girdisi sermaye ve yetişmiş insan gücü yeterli olmadığından, tarım dışında tam bir başarı elde edilememiştir. Bununla birlikte disiplinli ve istikrarlı bir ekonomi yöntemi uygulandığından dünyayı alt üst eden 1929 ekonomik buhranından en az zararla çıkılması mümkün olmuştur.

Atatürk’ün ekonomik politikasının temelleri ve esasları 1929-1938 arasındaki ikinci dönemde ortaya çıkar ve en üst düzeye ulaşır. İlk döneme göre ağırlığın günümüzde özelleştirme adı altında elden çıkarılan İktisadi Devlet Teşekkülleri’nde olduğu gibi tamamen kendine özgü bir ekonomik rejimin uygulandığı görülmektedir. Bu dönemde;

- Devlet öncülüğü,

- Devlet yatırımcılığı,

- Devlet işletmeciliği,

- Devletin tespit ettiği hedeflere ekonominin yönlendirilmesi gibi hususlar ağırlık kazanır. Tüm bu faaliyetlerin temelinde yine 

* Bireyin topyekûn kalkınması ve

* Refah seviyesinin adaletli olarak dağıtılması yatar.

Atatürkçü ekonomi sistemi;

- Yaklaştırıcı,

- Uzlaştırıcı,

- Birleştirici,

- Yönlendirici,

- Barışçıdır.[12]

1930-1938 yıllarındaki Atatürk’ün Ekonomik Kalkınma Stratejisinin temellerini sekiz ana başlık altında toplayabiliriz:

* İmtiyazsız ve sınıfsız bir biçimde topyekûn olarak bütün halkın refahını yülseltmek başlıca hedeftir.

* Bu sistemde ekonomik ve sosyal kalkınma birlikte düşünülür ve her ikisine bir bütün olarak yaklaşılır.  

* Ekonomik düşüncenin temelinde piyasa ekonomisi vardır.

* Pazarlardaki rekabet kurallarının işleyişi bir kalkınma planının disiplini içinde düşünülmüştür. Planlı kalkınmanın yürüyüşünü aksatacak rekabete izin verilmez.

* Özel girişimin gelişmesi esastır. Bunun için hızlı ve dengeli gelir dağılımı esastır.

* Enflasyonsuz hızlı kalkınma öngörülmüştür.

* Sistem üç temel denge üzerine inşa edilmiştir. Bunlar;

- Devlet bütçesi denk olmalıdır.

- Dış ödemelerde iç-alım dış-satıma denk olmalıdır. Bu madde tam bağımsızlık ve sömürge düzenine karşı çıkabilmek için özellikle konulmuş ve titizlikle uygulanmıştır.

- Bölgeler arası dengeli kalkınma sağlanmalıdır. Anadolu’nun her köşesinin dengeli ve hızlı kalkınması öngörülmüştür.

* Devletin Sınaî ve Ticari alandaki faaliyetleri daima geçici, yol gösterici ve örnek olucu olarak düşünülmüş ve devletin meşguliyet alanlarını bir yıl içinde Türk girişimcilere devretmesi öngörülmüştür. Sistemin omurgasını oluşturan Kamu İktisadi teşekkülleri bu mantıkla ve bir plan dâhilinde kurulmuştur.

Atatürk’ün maliye politikasında hedef: Denk Bütçe, iç ve dış itibarı yüksek hazinedir. 1924’te 11 Milyon, 1927’de 1 Milyon açık veren Bütçe, 1925’ten itibaren ya fazla vermiş ya da denk bütçe olarak tamamlanmıştır.

Maliye politikasının temeli Devlet Hazinesinin sürekli olarak güçlü tutulmasına dayanır. Devlet gelirlerinin halktaki gelir artışına uygun bir biçimde dengeli bir şekilde arttırılması gerekmektedir. Hazinenin geliri mutlaka giderini karşılamalıdır.

Para politikası’nın hedefi Türk Lirasının değerinin korunmasına yöneliktir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türk parasına verdiği değeri şöyle açıklamıştır: “Özellikle para her türlü vasıtanın üstünde bir mevcudiyet silahıdır.

Atatürk dönemi içinde paranın değerinin korunmasına çok önem verilmiş ve İstiklâl Savaşı içinde dahi enflasyon uygulamasına gidilmemiştir. Türk Lirası değerini daima korumuş va zaman içinde giderek değerlenmiştir.[13]   

Ey Türk İstikbalinin Evladı...

Tam bir vatansever genç Türk olmayı dileyen için, Kalpaklı Kalkınma’nın programını oluşturan İzmir İktisat Kongresi budur...[14] Buradan anladıklarımızla günümüze aktaracaklarımız vardır/olmalıdır. Bu model ülkemizde uygulanınca tarımda, gıdada kendi kendine yeten dünyada yedi ülkeden biri haline gelindi. Bundan uzaklaşılıp model tersine çevrilince tarımda ve gıdada başka ülkelere muhtaç konuma gelindi. Çünkü üreten çiftçi tüketici oldu. Üretmezsek tükeniriz.[15]  

Artık gün bugündür. işte misak-ı milli ile devletin bağımsızlığını, vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız koşulsuz egemenliğini Müdafayı Hukuk bağlamında Kuvayı Milliye ruhuyla Yüce Millete istiklâlini kazandıran Mustafa Kemal önderliğindeki gerçek vatanseverlerin üzerinde ısrarla durduğu Misak-ı İktisadî kararları bunlardır. Her konuda çağ değil, çağlar atlatan Atatürk’e bir kez daha ne kadar teşekkür etsek az olduğunu bu konuda da açıkça görüyoruz.

Ne Mutlu Türküm diyene ve sözünden dönmeyene...

Kaynakça:

[1] Mustafa Kemal ATATÜRK, ATATÜRK’ÜN Söylev ve Demeçleri, cilt: II, s.55-57, (16 Ocak 1923).

[2] Ali KAYA, Siyasal ve Ekonomik Teslimiyetten Türkiye Nasıl Kurtulur? Kalpaklı Mucize, Ankara, 2008, Işık Eğitim Kültür Yayını,  s.195-196.

[3] “İzmir-İktisat Kongresi Görüşler ve Değerlendirmeler"”. 6 Haziran 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Mayıs 2011. Bkz.

https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir_%C4%B0ktisat_Kongresi

[4] “Reformlar ve Atılımlar - İzmir İktisat Kongresi". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Mayıs 2011.

[5], [6] https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir_%C4%B0ktisat_Kongresi

[7], [8] https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir_%C4%B0ktisat_Kongresi

[9] ATATÜRK’ÜN Söylev ve Demeçleri, cilt: II, s.181-182, (30.08.1924).

[10] Ayşe Afet İNAN, Vatandaş İçin Medeni Bilgiler, İstanbul, 1931, Milliyet Matbaası,  s.306-307.

[11], [14] Yaşar AKSOY, Kurtuluş Savaşı Işığında İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923), İzmir, 1991, Maya Matbaacılık; Ali KAYA, Siyasal ve Ekonomik Teslimiyetten Türkiye Nasıl Kurtulur? Kalpaklı Mucize, s.250-251.

[12], [13] Tahir Tamer KUMKALE, Atatürk’ün Ekonomi Mucizesi, İstanbul, 2007, Pegasus Yayınları, s.42, 45-47.

[15] Ali Ekber YILDIRIM, Yeni Tarım Düzeni, İstanbul, 2022, Sia Kitap, s.10, 37.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..