İnsan doğduğu memleketi seçemez derler ama bazı şehirler vardır ki insanın kaderine daha doğmadan dokunur. Ben Bursa’da doğdum; çocukluğum bu kentin sokaklarında, çınarların gölgesinde geçti. Ama evimizin duvarlarında, sofralarımızda ve büyüklerimin anlattığı hikâyelerde hep başka bir coğrafyanın izleri vardı. Bulgaristan’dan taşınan hatıralar, geride bırakılan toprakların özlemi ve kuşaktan kuşağa aktarılan göç hikâyeleri…
Bir yanım Uludağ’ın serinliğinde büyürken diğer yanım Balkanlar’ın hasretiyle yoğruldu.
Bu nedenle Osmangazi Gösteri Merkezi’nde düzenlenen ‘Hemşehri Buluşmaları’nı takip ederken salona yalnızca bir gazeteci olarak değil, göçmen bir ailenin Bursa’da kök salmış bir evladı olarak baktım. Konuşulan her sözde, salondaki her yüzde kendi ailemin geçmişinden bir iz buldum.
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın kürsüde kurduğu, “Bursa ve Osmangazi aslında bir Balkan şehridir” cümlesi, benim için sıradan bir tespitten çok daha fazlasıydı. Çünkü bu şehrin sokaklarında, mahallelerinde, mutfak kültüründe ve insan ilişkilerinde Balkanlar’ın izlerini görmek mümkün.
Yıllar önce doğup büyüdükleri toprakları geride bırakarak Bursa’ya gelen aileler, yanlarında yalnızca bavullarını değil; geleneklerini, kültürlerini, çalışma azimlerini ve hayata tutunma mücadelelerini de getirdiler. Kimi yeni bir hayat kurdu, kimi çocuklarını bu topraklarda büyüttü. Zamanla Bursa onların da memleketi oldu. Bugün kentin sanayisinden ticaretine, kültüründen sosyal yaşamına kadar pek çok alanda göçmen ailelerin emeği ve katkısı var.
Başkan Erkan Aydın’ın Balkanlar’daki soydaşlarla kurulan gönül bağlarına ilişkin sözleri de bu açıdan önemliydi. Kosova’da üç yıldır sürdürülen Sultan I. Murad Hüdavendigar etkinlikleri, Batı Trakya’daki çalışmalar, Üsküp buluşmaları ve Bulgaristan’daki kardeş şehirlerle gerçekleştirilen programlar, geçmişle bugün arasında kurulan bağın somut örnekleri. Çünkü bazı bağlar kilometrelerle ölçülmez. Araya sınırlar girse de ortak dil, kültür ve hatıralar insanları birbirine yakın tutar.
YENİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ün konuşmasında dile getirdiği organik bağlar ve sorumluluk bilinci de bu gerçeği bir kez daha ortaya koydu.
Balkanlar’da yaşayan soydaşların “Türk dilini ve kimliğini koruma mücadelesi”ne dikkat çeken Öztürk, onların yalnız olmadığını hissettirmenin önemini vurguladı.
Göç hikayeleriyle büyüyen ailelerin çocukları için vatan, bayrak ve bağımsızlık kavramları yalnızca kelimelerden ibaret değildir. Büyüklerin anlattığı ayrılıklar, yaşanan zorluklar ve geride bırakılan hayatlar, bu değerlerin ne kadar kıymetli olduğunu daha küçük yaşlarda öğretir. Cumhuriyet ise hepimiz için ortak bir çatıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak, geçmişten aldığımız en önemli sorumluluklardan biridir.
BAL-GÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan’ın Cumhuriyet’e ve onun kurucu değerlerine sahip çıkma konusundaki vurgusu da bu ortak hafızanın önemini hatırlattı. Bursa Bosna Sancak Yardımlaşma, Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Sadık Şengül’ün birlik ve beraberliğe dikkat çekmesi ise farklı dernek ve federasyonların aynı ortak duyguda buluştuğunu gösteriyordu.
Bulgaristan Bursa Konsolosu Momchil Rusinov’un da katıldığı bu buluşma, Balkanlar ile Bursa arasındaki ilişkilerin yalnızca geçmişe dayanan bir hatıradan ibaret olmadığını gösterdi. Bu bağın bugün de yaşatılması, gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor.
Salondan ayrılırken bir kez daha düşündüm…
Bizler Evlad-ı Fatihan’ınız. Belki büyüklerimiz doğdukları topraklardan ayrılmak zorunda kaldılar ama beraberlerinde getirdikleri kültürü, gelenekleri ve değerleri bu şehirde yaşatmayı başardılar.
Bugün Bursa’yı Bursa yapan zenginliklerden biri de işte bu farklı kültürlerin aynı çatı altında buluşabilmesidir.
Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Hemşehri Buluşmaları’nı bu nedenle yalnızca bir etkinlik olarak görmüyorum.
Bu buluşmalar, geçmişi hatırlamanın yanında birbirimizi daha iyi anlamak ve ortak değerlerimizi geleceğe taşımak için de önemli bir fırsat.
Çünkü insan bazen doğduğu şehirde değil, büyüklerinin anlattığı bir hikâyede de köklerini bulur.
O yüzden benim için Bursa;
Bavullara sığmayan bir memlekettir!
Özetle;
Öncesi Anadolu’dan Balkanlar’a, sonrası Balkanlar’dan Bursa’ya uzanan bu hikâye, biz birbirimize sahip çıktıkça yaşamaya devam edecek.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Bavullara sığmayan bir memleket!
İnsan doğduğu memleketi seçemez derler ama bazı şehirler vardır ki insanın kaderine daha doğmadan dokunur. Ben Bursa’da doğdum; çocukluğum bu kentin sokaklarında, çınarların gölgesinde geçti. Ama evimizin duvarlarında, sofralarımızda ve büyüklerimin anlattığı hikâyelerde hep başka bir coğrafyanın izleri vardı. Bulgaristan’dan taşınan hatıralar, geride bırakılan toprakların özlemi ve kuşaktan kuşağa aktarılan göç hikâyeleri…
Bir yanım Uludağ’ın serinliğinde büyürken diğer yanım Balkanlar’ın hasretiyle yoğruldu.
Bu nedenle Osmangazi Gösteri Merkezi’nde düzenlenen ‘Hemşehri Buluşmaları’nı takip ederken salona yalnızca bir gazeteci olarak değil, göçmen bir ailenin Bursa’da kök salmış bir evladı olarak baktım. Konuşulan her sözde, salondaki her yüzde kendi ailemin geçmişinden bir iz buldum.
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın kürsüde kurduğu, “Bursa ve Osmangazi aslında bir Balkan şehridir” cümlesi, benim için sıradan bir tespitten çok daha fazlasıydı. Çünkü bu şehrin sokaklarında, mahallelerinde, mutfak kültüründe ve insan ilişkilerinde Balkanlar’ın izlerini görmek mümkün.
Yıllar önce doğup büyüdükleri toprakları geride bırakarak Bursa’ya gelen aileler, yanlarında yalnızca bavullarını değil; geleneklerini, kültürlerini, çalışma azimlerini ve hayata tutunma mücadelelerini de getirdiler. Kimi yeni bir hayat kurdu, kimi çocuklarını bu topraklarda büyüttü. Zamanla Bursa onların da memleketi oldu. Bugün kentin sanayisinden ticaretine, kültüründen sosyal yaşamına kadar pek çok alanda göçmen ailelerin emeği ve katkısı var.
Başkan Erkan Aydın’ın Balkanlar’daki soydaşlarla kurulan gönül bağlarına ilişkin sözleri de bu açıdan önemliydi. Kosova’da üç yıldır sürdürülen Sultan I. Murad Hüdavendigar etkinlikleri, Batı Trakya’daki çalışmalar, Üsküp buluşmaları ve Bulgaristan’daki kardeş şehirlerle gerçekleştirilen programlar, geçmişle bugün arasında kurulan bağın somut örnekleri. Çünkü bazı bağlar kilometrelerle ölçülmez. Araya sınırlar girse de ortak dil, kültür ve hatıralar insanları birbirine yakın tutar.
YENİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ün konuşmasında dile getirdiği organik bağlar ve sorumluluk bilinci de bu gerçeği bir kez daha ortaya koydu.
Balkanlar’da yaşayan soydaşların “Türk dilini ve kimliğini koruma mücadelesi”ne dikkat çeken Öztürk, onların yalnız olmadığını hissettirmenin önemini vurguladı.
Göç hikayeleriyle büyüyen ailelerin çocukları için vatan, bayrak ve bağımsızlık kavramları yalnızca kelimelerden ibaret değildir. Büyüklerin anlattığı ayrılıklar, yaşanan zorluklar ve geride bırakılan hayatlar, bu değerlerin ne kadar kıymetli olduğunu daha küçük yaşlarda öğretir. Cumhuriyet ise hepimiz için ortak bir çatıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak, geçmişten aldığımız en önemli sorumluluklardan biridir.
BAL-GÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan’ın Cumhuriyet’e ve onun kurucu değerlerine sahip çıkma konusundaki vurgusu da bu ortak hafızanın önemini hatırlattı. Bursa Bosna Sancak Yardımlaşma, Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Sadık Şengül’ün birlik ve beraberliğe dikkat çekmesi ise farklı dernek ve federasyonların aynı ortak duyguda buluştuğunu gösteriyordu.
Bulgaristan Bursa Konsolosu Momchil Rusinov’un da katıldığı bu buluşma, Balkanlar ile Bursa arasındaki ilişkilerin yalnızca geçmişe dayanan bir hatıradan ibaret olmadığını gösterdi. Bu bağın bugün de yaşatılması, gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor.
Salondan ayrılırken bir kez daha düşündüm…
Bizler Evlad-ı Fatihan’ınız. Belki büyüklerimiz doğdukları topraklardan ayrılmak zorunda kaldılar ama beraberlerinde getirdikleri kültürü, gelenekleri ve değerleri bu şehirde yaşatmayı başardılar.
Bugün Bursa’yı Bursa yapan zenginliklerden biri de işte bu farklı kültürlerin aynı çatı altında buluşabilmesidir.
Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Hemşehri Buluşmaları’nı bu nedenle yalnızca bir etkinlik olarak görmüyorum.
Bu buluşmalar, geçmişi hatırlamanın yanında birbirimizi daha iyi anlamak ve ortak değerlerimizi geleceğe taşımak için de önemli bir fırsat.
Çünkü insan bazen doğduğu şehirde değil, büyüklerinin anlattığı bir hikâyede de köklerini bulur.
O yüzden benim için Bursa;
Bavullara sığmayan bir memlekettir!
Özetle;
Öncesi Anadolu’dan Balkanlar’a, sonrası Balkanlar’dan Bursa’ya uzanan bu hikâye, biz birbirimize sahip çıktıkça yaşamaya devam edecek.