SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa depremi bekliyor, biz neyi bekliyoruz?

Yazının Giriş Tarihi: 18.08.2026 13:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.08.2026 14:10

17 Ağustos…

Türkiye’nin hafızasında yalnızca bir tarih değil, binlerce insanın hayatını kaybettiği büyük bir acının adı…

Aradan 27 yıl geçti. Peki gerçekten dersimizi aldık mı?

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi’nin 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümü nedeniyle düzenlediği basın toplantısına katıldım. Bursa açısından dikkat çekici rakamlar ve önemli uyarılar vardı.

Bugün deprem denildiğinde haklı olarak gözler İstanbul’a çevriliyor. İstanbul’da uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasıyla kentsel dönüşüme önemli finansal destek sağlanıyor. Peki ya hemen yanı başındaki Güney Marmara?

Toplantıda, İstanbul’daki riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 17 olduğu, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale hattında ise bu oranın yüzde 65’in üzerinde olduğuna ilişkin bir öngörü paylaşıldı. Burada önemli bir ayrım var: Bu yüzde 65, kesinleşmiş bir yapı envanteri değil; çeşitli bilimsel çalışmalar ve demografik veriler üzerinden ortaya konulan bir öngörü.

Ancak rakamın kendisi bile Bursa’nın neden daha fazla gündeme alınması gerektiğini gösteriyor.

Üstelik Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin bölgedeki kollarının 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeli taşıdığı ve Güney Marmara’nın ciddi bir sismik tehlikeyle karşı karşıya olduğu vurgulanıyor.

O halde asıl soru şu:

Bir birim harcayıp önlemek mi, yoksa felaketin ardından altı birim harcayıp ödemek mi?

Bence cevap çok açık.

Deprem güvenliği yalnızca binanın sağlamlığından ibaret değil. Zemin, faylar, altyapı, ulaşım yolları, heyelan ve istinat yapıları da hesaba katılmalı.

Kükürtlü bunun önemli bir örneği.

Kükürtlü’nün Bursa Ovası’ndaki gevşek alüvyon zeminlere göre daha sağlam bir zemine sahip olması önemli bir avantaj. Ancak bu, bölgenin risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Uludağ yamaçlarında bulunan bölgede eğim, heyelan ve özellikle eski istinat duvarları ayrı bir risk oluşturuyor.

Yani kentsel dönüşüm yalnızca “eski binayı yık, yenisini yap” anlayışına indirgenemez. Bilimsel veriler, zemin koşulları ve insan hayatı merkeze alınmalı.

İstanbul için uygulanan dönüşüm desteklerinin Bursa ve Güney Marmara için de değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Riskli yapıların yenilenmesi kadar, yeni risklerin oluşmasının önlenmesi de önemli. Mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, yapı stokunun risk önceliğine göre ele alınması ve zemin-yapı denetiminin güçlendirilmesi şart.

Toplantıda gündeme getirilen Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Afet Hukuk Sistemi ve Afet Mahkemeleri önerileri de tartışılmalı. Çünkü imar ve denetim ihmallerinin bedeli bazen para değil, insan hayatı oluyor.

Deprem bir doğa olayıdır. Onu toplumsal bir felakete dönüştüren ise yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, denetimsizlik ve bilimin göz ardı edilmesidir.

Depremi durduramayız. Ama depremin afete dönüşmesini önleyebiliriz.

17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti.

Ne Bursa’nın ne de Türkiye’nin kaybedecek 27 yılı daha var.

Şimdi karar verme zamanı:

1 birim harcayıp önlemek mi, 6 birim harcayıp ödemek mi?

Bence cevabı hepimiz biliyoruz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.