SON DAKİKA
Hava Durumu

Ders almadık, yine yanıyoruz!

Yazının Giriş Tarihi: 01.07.2026 12:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.07.2026 12:20

Geçtiğimiz yıl Bursa’mızın dağlarında, köylerinde yükselen o kara dumanları, gökyüzünü kaplayan o kızıllığı hangimiz unutabildik ki? Mudanya’dan Orhaneli’ye kadar uzanan o yeşil örtü gözümüzün önünde eriyip giderken içimiz kavruldu, tabiricaizse ciğerlerimiz yandı. O günlerde hepimiz tek bir kelimede birleştik: "Bir daha asla."

Peki, gerçekten ders aldık mı?

Yaz kapıyı çaldı, sıcaklar mevsim normallerinin üzerine çıktı ve ne yazık ki yurdun dört bir yanından yine o tanıdık, o kahreden haberleri almaya başladık. Doğa, kıştan ve bahardan beri yaklaşan tehlikenin işaretlerini bize açıkça gösterirken, biz ne yazık ki her yaz başında aynı felakete adeta davetiye çıkarıyoruz.

Her yangın sonrası klasik bir suçlu arama tiyatrosu izliyoruz. "Bakanlık mı geç kaldı, belediye mi yetersizdi?" tartışmaları arasında olan yine canım ormanlarımıza, o ormanların içinde can veren masum hayvancıklara oluyor. Oysa mesele yangın çıktıktan sonra kaç uçak kaldırıldığı değil, o yangının çıkmasını engelleyecek iradeyi göstermektir.

Sadece "Ormana giriş yasak" tabelası asarak orman korunmaz. Yaz başında kuruyan otları biçmek, yangın şeritlerini temizlemek, bilimin ve aklın ışığında lojistik önlemler almak çok mu zor? Bir de yıllardır süregelen şu çam ağacı inadımız var. Yangına adeta körükle giden çam yerine; hem bölge ekonomisine can verecek hem de ateşe karşı gövdesini siper edecek zeytin ağaçları gibi dirençli türleri dikmeyi ne zaman akıl edeceğiz?

Gelin, çuvaldızı biraz da kendimize batıralım. Evet, küresel ısınma bir gerçek, hava sıcaklıkları rekor kırıyor. Ancak önümüzdeki en acı verici gerçek şu ki: Ormanlarımızı küle çeviren felaketlerin kahredici bir çoğunluğu, tarım alanlarında yakılan anızlardan çıkıyor.

Bu neyin kolaycılığıdır, bu nasıl bir aymazlıktır? Yıllardır "anız yakmayın, geleceğimizi yakıyorsunuz" diye feryat ediliyor. Dev bir tarlada, "iki dakikada temizlensin" diye yakılan o ateş, rüzgarı arkasına aldığında önüne ne uçak dayanabiliyor ne de yüzlerce arazöz. Bir çiftçinin bencilce ya da cahilce yaktığı o kıvılcım, bir ülkenin oksijen kaynağını yok etmeye yetiyor.

Bu gidişata artık kökten bir son vermek zorundayız. Anız yakmanın cezaları sadece kağıt üzerinde kalmamalı, toprağı ve ormanı koruyacak alternatif tarım yöntemleri devlet eliyle zorunlu kılınmalıdır. Çünkü bu mesele bir çevre sorunu olmaktan çıkmış, bir milli güvenlik ve gelecek meselesi haline gelmiştir.

Eğer bu yaz da sadece izlemekle ve sosyal medyada "ciğerlerimiz yanıyor" diye hayıflanmakla yetinirsek, korkarım ki birkaç yıl sonra bu topraklarda yanacak tek bir ağaç bile bulamayacağız. Dünya bize geçmişten miras kalmadı, biz onu geleceğimizden ödünç aldık. Emanete ihanet etmeyi bırakıp, ne zaman gerçekten ders alacağız?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.