SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kadın, kültür ve Bintaş!

Yazının Giriş Tarihi: 19.03.2022 14:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.03.2022 02:08

Tarihinin başlangıcında hayata birlikte adım atan kadın ve erkek arasındaki ilişki kadar, “kadının toplumda gördüğü değer”, yer kürenin her köşesinde farklılıklar arz etmiştir.

Bazen eşit, bazen kutsal, bazen envai çeşit haksızlık ve zulme tabi tutulan kadının statüsü coğrafya, çağ ve kültüre göre farklılık göstermiştir.

21. yüzyıldayız bir eş, bir anne ve bir çalışan kadın olarak bugün sadece dünyada değil binlerce yıllık bir medeniyetin bayraktarlığını yapan Türkiye’de gördüğüm manzara öylesine üzücü ki, anlatılacak bir yanı yok…

Şiddet, işkence, cinayet, mobing…

Ama en çok üzücü olanı kültür köklerinde erkek ve kadının eşit haklara sahip, hiçbir şekilde cinsiyet ayrımını yapmayan bir milletin bugün geldiği nokta…

İşi özü, mitolojisinde kadın kâinatın yaratılışının kilit noktası olarak kabul edilen Türk kültüründe kadın erkeklerden kaçan, evin ancak harem kısmında yaşayan bir zümre değildi. Sosyal ve siyasi hayatın her noktasında aktif olarak yer almış, saygı gösterilmiş ve değer verilip, korunmuş bireyler olarak yaşamışlardı. Kadınlar büyük bir serbestliğe sahipti.

Ait oldukları Türk Boyları üzerinde çok etkili oldukları ve hatta devlet içinde yüksek görevlere geldikleri dönemler de olmuştu. Namus ve iffetine son derece düşkün olan eski Türk kadını her şeyden önce erkeğin ‘’evdeş‘’ i yani ev arkadaşı idi. Ev dâhil ailenin bütün varlığı eşlerin ortak malı kabul edilirdi. Eşiyle birlikte ailenin bütün faaliyetlerine katılan Türk kadını erkekler gibi ata biner, silah kullanıp avcılık yapar ve güreş tutardı. Türk erkekleri eşlerine "görklüm" yani güzelim şeklinde, kadınları da onlara ‘’bey’’ diye seslenirlerdi. Ev içinde hâkimiyet kadına aitti.

***

Bu düşünceler;

Geçtiğimiz günlerde kısa adı TOSYÖV olan Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı Bursa Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş’ı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü nedeniyle düzenlediği “istihdam ve kadın” konulu basın toplantısında dinlerken aklımdan geçirdiklerim idi…

Örnek bir girişimci olan, sosyal hayatta Türk kadının neler yapabileceğinin bir kanıtı olan Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş, açıktan söylemese de kurduğu cümlelerle önce Çinlileşen, sonra Farslaşan, sonra da Araplaşan Türk milletindeki “kültürel asimilasyona” tepki gösteriyordu.

Örneğin kültür köklerimizde var olan cinsiyet eşitliğinin önemini şu cümlelerle vurguluyordu:

“Ekonomik büyüme ve gelişme için; dijitalleşmek, Ar-Ge inovasyon yapmak, girişimciliği artırmak ve istihdam sağlamak çok önemli rol oynamaktadır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki; cinsiyet eşitliğinin gelişmiş olduğu ülkelerin ekonomileri, bu eşitliği sağlayamamış ülkelere göre daha iyi performans sergilemektedirler. Bu nedenle kadınların ekonomik yaşama katkısı gelişmişlik açısından çok önemlidir.”

***

Cinsiyet ayrımı yapmayan ülkelerin ekonomik başarılarını sayılarla ortaya koyan Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş, TOSYÖV olarak “Çalışan Kadınlar” ve “Kadın Girişimciler” başlıklı araştırma sonuçlarını da paylaştı.

Araştırmanın çalışan kadınlar bölümünden çıkan sonuç Bintaş’ın anlatımıyla şöyle:

“Kadınlarımızın yüzde 63,3’ü diyor ki, ‘İş hayatında kadın olmak erkeklere göre daha zor.’ Yüzde 81’inin çalıştıkları firma ve kurumların sosyal haklar içeren şirket politikalarının olmadığı veya eksik olduğu, düşük ücret, uzun mesai saatleri, haksız rekabet, taciz, mobbing, hizmet ve çalışma konusunda hak ettikleri değerin verilmediğini, bedensel güç isteyen işlerde yaşadıkları zorlukları, doğum sonrası işe dönüşlerinde yaşadıkları sıkıntıları ve erkek egemen toplumda yaşadığımız için iş hayatında da bu eşitsizliğin sürdüğünü ifade etmişlerdir.”

Kadim kültüründe; sosyal ve siyasi hayatın her noktasında aktif olarak yer alan, saygı gösterilen ve değer verilip korunan kadının bugünün Türkiye’sindeki haline bakar mısın?

***

Devam edelim…

Araştırmanın Kadın Girişimcilerle ilgili bölümünden çıkan sonucu da Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş, şu cümlelerle aktarıyordu:

“’Kadın girişimcilerimize iş hayatınızda yaşadığınız zorluklar nelerdir?’ diye sorduğumuzda

Yaşları genç olanların belirli bir network oluşturamamaları, Her ortama rahat girip çıkamamaları, satışlarda yaşadıkları zorluklar, Özellikle hizmet sektöründe kaliteli iş tanımı ve karşılığının olmaması, Yetişmiş uzman personel eksikliği, cinsiyet eşitsizliği, Gerek devletten gerekse STK’lardan yeterli destek alamamaları, Vergilerin yüksekliği, Çalışma saatleri, Gerek global gerekse ulusal ekonomik krizlerden ziyadesiyle olumsuz etkilenmeleri, Yüksek oranlı krediler, Kadın olarak işyeri sorumluluğu yanında ev sorumluluğunun olması nedeniyle yaşanan sıkıntılar…”

Ne demiştik Türk kültürünü anlatırken:

“Kadın eşiyle birlikte ailenin bütün faaliyetlerine katılır, erkekler gibi ata biner, silah kullanıp avcılık yapar…”

Ama zihniyet daha doğrusu Türk kültürü biz farkına varmadan Araplaşınca; Türkiye’nin ekonomik savaşıyla mücadelede “ben de varım” diyen Türk kadın girişimcisi her ortama rahat rahat girip çıkamıyor…

Niye çünkü zihinler öyle bir yıkandı ki Türk toplumunda, bugün “Makbul Kadın” diye bir saçma kavram bilinç altına yerleştirildi. Nedir makbul kadın?

Evinde oturan kadın…

Ama kadın evinde oturmazsa üretime katılırsa ne olur?

Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş gibi yiğit Türk kadınlarının sayısı artar…

Bintaş ve ekibini yürükten kutluyorum…

***

Bir temenniyle yazımı bitirmek istiyorum;

Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet ile kazanılmış çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almış kadınlarımızın ayrımcılığın ve şiddetin kalktığı bir ortamda yaşamaları dileğiyle…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..