SON DAKİKA
Hava Durumu

Mesele çöp değil, Bursa'nın geleceği

Yazının Giriş Tarihi: 30.07.2026 11:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.07.2026 11:36

Siyasette veya yerel yönetimlerde alınan bazı kararlar vardır; birkaç yıl sonra gündemden düşer, unutulur gider. Bir caddenin refüjünü yenilersiniz, otobüslerin rengini değiştirir ya da bir mahalle parkının peyzajını tazelersiniz. Kent sakini memnun olur ya da olmaz, zamanla yeni duruma alışır.

Ancak öyle kararlar vardır ki bir kentin üzerine çöktü mü, coğrafyanın da insanın da kaderini onlarca yıl, hatta asırlarca mühürler. İşte bugün Bursa’nın, güzelim Nilüfer’in geleceğine doğrudan etki edecek olan Kuruçeşme-Kayapa Katı Atık Bertaraf Tesisi projesi tam olarak böyle hayati ve geri dönülmez bir kırılma noktasıdır.

Aylardır süren tartışmalarda bölge halkı endişeli, mahalle sakinleri uykusuz, konunun uzmanları ve akademisyenler ise yüksek sesle uyarılarda bulunuyor. Nilüfer Kent Konseyi ev sahipliğinde; Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Yürütme Kurulu Üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Okan Aydın ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Murat Yaşar, DOĞADER Başkanı Murat Demir ile Kent Konseyi Genel Sekreteri Arzu Tan’ın katılımıyla gerçekleşen basın toplantısı ve kamuoyuyla paylaşılan teknik dosya, meselenin sadece "çöpümüzü nereye döküyoruz" basitliğinde ele alınamayacağını son derece somut bir şekilde yüzümüze çarptı.

Sürecin başından bu yana kamuoyunda en büyük soru işaretini yaratan temel mantıksızlık, kararların 2014-2015 yıllarına ait verilere dayandırılıyor olmasıdır. Bundan 11-12 yıl önce hazırlanan, eski harita ve nüfus parametrelerine dayanan bir kararla Kayapa bölgesi işaret edilmiş olabilir. Ancak son 10-12 yılda ciddi bir nüfus değişimi yaşayan, mimarisi, ulaşım ağları ve sosyal dokusu tamamen farklılaşan bugünkü Kayapa ile geçmişteki Kayapa aynı değildir. Kent o aksa doğru nefes almış, devasa bir yaşam alanı kurulmuştur.

Daha da düşündürücü olan detay ise şu: Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kendisi dahi 2020 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi akademisyenlerinin de yer aldığı yeni ve bilimsel bir yer seçim raporu hazırlatmıştır. O raporda ilk sırada Karacabey Muratlı bölgesi yer alırken, Kayapa uygun alanlar arasında dahi gösterilmemiştir.

"2020 tarihli güncel ve bilimsel yer seçim raporu rafa kaldırılırken, 11 yıl öncesinin 'tozlu' kararlarına dönülmek istenmesi hangi planlama anlayışıyla ya da hangi kamu yararıyla bağdaşmaktadır?"

Bilim insanlarının ve akademik odaların çekinceleri ortadayken, sürecin sürdürülmek istenmesi kentin “ortak akılla hareket etme” isteğine aykırı bir durum.

Şunun altını net bir şekilde çizmekte fayda var:

Kimse Bursa’nın modern bir atık bertaraf tesisine ihtiyacı olmadığını savunmuyor. Hamitler’in miadını doldurduğunu, vahşi depolama ve ilkel yöntemlerden bir an önce kurtulmamız gerektiğini aklıselim herkes kabul etmektedir.

Ancak kentin geleceğini onlarca yıl etkileyecek bu ölçekteki devasa bir yatırımı, halkın katılımını kısıtlayan süreçlerle geçiştirmek kabul edilemez. Proje, soru işaretlerinin giderilebilmesi için şeffaf olmalı, eksik görülerek itiraz edilen kısımlar bilimsel olarak tamamlanarak Bursalılara anlatılmalıdır. Bölge halkının ve sivil toplumun pazar yerlerinde 5 bine yakın ıslak imza toplayarak tepki gösterdiği bir ortamda, yönetimlerin durup bu sesi dinlemesi bir zorunluluktur.

İşin teknik ve bilimsel açıdan en kritik, en hayati tarafı ise jeolojik risklerde saklıdır. Jeoloji Yüksek Mühendisi Murat Yaşar’ın basın toplantısında sunduğu somut veriler göz ardı edilemeyecek kadar ciddidir.

Kuruçeşme bölgesi karstik, yani kireç taşı yapısındadır. Bir başka deyişle zemin adeta bir sünger gibi gözenekli ve geçirgendir. 2016 yılında yapılmış eski mevzuata dayanan ve yalnızca 8 metrelik sığ sondajlara dayandırılan bir raporda "yeraltı suyuna rastlanmadı" denilerek geçilmesi, felakete davetiye çıkarmaktır. 8 metrede su bulamamak orada yeraltı suyu olmadığı anlamına gelmez.

Karstik yapıda oluşabilecek en ufak bir zehirli sızıntının; Çınarcık Barajı havzasına, Uluabat Gölü’ne veya bölgedeki yeraltı su kaynaklarına doğrudan karışmayacağını kim garanti edebilir? Yeraltı suyu gözlem kuyularının açılmadığı bir projede "Sıfır risk" demek hayal satmaktır.

Bu hayati mesele; ne yüzeysel siyasi polemiklere kurban edilebilir ne de "çöp dağları birikti" baskısıyla aceleye getirilebilir. Çözümün yolu nettir ve doğrudan bilime dayanmaktadır.

Her şeyden önce, 2014 ve 2016 yıllarından kalan yetersiz ve güncelliğini yitirmiş raporlar derhal rafa kaldırılmalıdır. Büyükşehir Belediyesi'nin sunduğu 31 kriterin tamamı; bölgenin bugün ulaştığı nüfus, çevre koşulları ve jeolojik zemin şartları dikkate alınarak bütüncül ve şeffaf bir şekilde yeniden masaya yatırılmalıdır. Bunu yaparken akademik odaları, üniversiteleri, sivil toplum kuruluşlarını ve doğrudan o bölgede yaşayan halkı karar mekanizmalarına dahil eden toplumsal bir mutabakat sağlanmalıdır. Yeraltı su hareketlerinden rüzgar akslarına ve lojistiğe kadar her kritik detay, bağımsız akademisyenler tarafından derinlemesine incelenmeli ve hazırlanan risk analizi kamuoyuyla duru bir şekilde paylaşılmalıdır.

Günün sonunda, tarafsız akademisyenlerin ve bağımsız kurumların yapacağı bu kapsamlı ve güncel araştırmalar neticesinde tüm bilimsel testler yine Kuruçeşme’yi işaret ediyorsa, o zaman oturulup konu yeniden değerlendirilebilir.

Ancak geçmişin verileri ile hareket etmek, bugünün koşullarını görmezden gelmek, Bursa’ya yapılacak en büyük kötülük olur. Karacabey’den Nilüfer’e, Kayapa’dan Kuruçeşme’ye kadar Bursa; geçmişte yapılan hatalı planlamaların faturasını, geleceğini ve su kaynaklarını riske atarak ödemek zorunda bırakılmamalıdır. Yetkilileri, kentin ortak aklına ve bilimin sesine kulak vermeye davet ediyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.