Bursa, tarih boyunca ipeğin zarafetiyle ticaretin dinamizmini harmanlamış, Osmanlı’nın ilk başkenti olmanın getirdiği vakur duruşu sanayinin çarklarıyla birleştirmiş bir kadim şehir... Ancak son günlerde bu kadim şehrin ekonomi kulislerinde sadece sanayi rakamları değil, bir "kurumsal başarı hikâyesi" ve beraberinde gelen iddialı bir liderlik çıkışı konuşuluyor. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı’nın 2013-2026 dönemini kapsayan değerlendirme toplantısı, sadece bir bilanço sunumu değil, aslında Bursa’nın geleceğine dair kapsamlı bir manifestoydu.
Özer Matlı’nın paylaştığı rakamlar, bir kurumun nasıl "kabuğunu kırdığının" en somut kanıtı. 2013 yılında 425 olan aktif üye sayısının %118 artışla 925’e ulaşması, basit bir istatistiksel büyüme değildir. Bu, Bursa ticaret erbabının kuruma duyduğu güvenin ve borsanın temsil kabiliyetinin tescilidir. Türkiye genelindeki 115 ticaret borsası arasında 36. sıradan 15. sıraya yükselmek, Bursa Ticaret Borsası’nı "Anadolu’nun bir yerel aktörü" olmaktan çıkarıp, Türkiye ekonomisinin oyun kurucu merkezlerinden biri haline getirmiştir.
Hele ki işlem hacminin 980 milyon liradan 70 milyar liranın üzerine çıkmış olması, Bursa’nın tarımsal ticaret hacminin ne denli devasa bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Matlı’nın deyimiyle; Bursa gibi sanayi devlerinin gölgesinde, Konya ve Polatlı gibi tarım başkentleriyle aynı ligde oynamak, bir "stratejik zekâ" ürünüdür.
Bursa TB’nin başarısı sadece yerel sınırlarla da kalmamış. Avrupa Odalar ve Borsalar Birliği sistemine entegre olan ve Avrupa Birliği’nde temsil edilen tek Türk borsası olma unvanı, "beş yıldızlı borsa" akreditasyonuyla birleşince karşımıza dünya standartlarında bir kurum çıkıyor.
Öte yandan, Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) kuruluşunda gösterilen vizyoner yaklaşımı da es geçmemek gerek. 3 milyon liralık bir yatırımın bugün 100 milyon liranın üzerinde bir değere ulaşması, sadece bir kar-zarar hesabı değil, tarımın dijitalleşen ve finansallaşan geleceğini önceden okuma becerisidir.
Yazının ve toplantının belki de en duygusal, bir o kadar da umut verici kısmı Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi projesiydi. Matlı’nın, "Mezun olup polis olmayı planlıyordu, şimdi sektörde üretiyorlar" sözü, Türkiye’nin en büyük kanayan yaralarından biri olan "ara eleman" ve "tarımdan kaçış" sorununa parmak basıyor. Gençlerin toprağa küstüğü bir çağda, onları modern tarımın birer neferi haline getirmek, Bursa’nın gelecekteki gıda arz güvenliğini de teminat altına almak demektir.
Matlı’nın Bursa turizmine dair teşhisi ise oldukça çarpıcı: "Bursa’nın magneti yok." Dünyanın en önemli gastronomi ve tarih duraklarından biri olan bu şehrin, otoyoldan geçip giden binlerce araçtan pay alamaması kabul edilebilir bir durum değil. "Bursa Sokağı" projesi, kentin lezzet duraklarını ve markalarını bir vitrin gibi yol üstüne taşımak, oradan geçen potansiyel ziyaretçiyi şehir merkezine davet etmek adına hayati bir teklif. Şehrin değerlerini sadece şehrin içinde beklemek yerine, o değerleri insanların rotasına koymak, modern pazarlamanın en temel kuralıdır.
Gıda enflasyonuyla mücadelenin ve planlı üretimin yolu, lojistikle entegre olmuş ekosistemlerden geçiyor. Yenişehir’de 4 bin 200 dönümlük alanda kurulacak olan Gıda İhtisas OSB, Türkiye’de bir ilki temsil ediyor: İlk kez bir borsa, gıda OSB’si kuruyor. Bu proje, Bursa’yı sadece bir tüketim merkezi değil, aynı zamanda gıda arz güvenliğinin kalbi yapacak nitelikte.
Toplantının en çok ses getiren ve tartışılacak olan kısmı ise Özer Matlı’nın Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) başkanlığına yönelik adaylık açıklamasıydı. Matlı, bu konudaki tavrını hiçbir gri alana yer bırakmayacak kadar net ortaya koydu: "Adayım! Daha nasıl açıklamam gerekiyor, adayım diye tişört mü giyip dolaşayım?"
Bu çıkış, sadece bir koltuk yarışı değil, bir "yönetişim anlayışı" eleştirisini de barındırıyor. BTSO ile ortak açıklama yapılamamasına dair serzenişi, "Birlikte neden çalışamıyoruz?" sorusu ve Yenişehir Gıda OSB gibi dev projelerin ortak yürütülememiş olmasından duyduğu üzüntü, Bursa ekonomi dünyasında yeni bir birleşme veya ayrışma döneminin habercisi.
Matlı, "Büyüdükçe küçülmek lazım" diyerek bir nezaket ve şeffaflık vurgusu yaparken, aslında "üyenin ekmek partisi" olma vizyonuyla daha geniş bir kitleyi kucaklamayı hedeflediğini gösteriyor.
Özer Matlı’nın Bursa Ticaret Borsası’nda yazdığı başarı hikayesi, Bursa’nın sadece bir sanayi kenti değil, aynı zamanda bir tarım ve ticaret merkezi olduğunu tüm Türkiye’ye hatırlattı. Şimdi ise bu başarıyı daha geniş bir platforma, BTSO’ya taşıma iddiasında. Bursa iş dünyası için rekabetin, vizyonun ve projelerin konuşulacağı hareketli bir dönem başlıyor.
Şehir, sadece makinelerin değil, ortak aklın da dişlilerini döndürebilirse; hem Bursa Sokağı’na, hem Gıda OSB’sine hem de hak ettiği küresel marka değerine kavuşacaktır. Özer Matlı’nın bu açık ve net çıkışı, Bursa’nın "magnetini" bulması adına önemli bir kıvılcım olabilir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Özer Matlı’nın “Bursa Vizyonu” ve BTSO Adaylığı
Bursa, tarih boyunca ipeğin zarafetiyle ticaretin dinamizmini harmanlamış, Osmanlı’nın ilk başkenti olmanın getirdiği vakur duruşu sanayinin çarklarıyla birleştirmiş bir kadim şehir... Ancak son günlerde bu kadim şehrin ekonomi kulislerinde sadece sanayi rakamları değil, bir "kurumsal başarı hikâyesi" ve beraberinde gelen iddialı bir liderlik çıkışı konuşuluyor. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı’nın 2013-2026 dönemini kapsayan değerlendirme toplantısı, sadece bir bilanço sunumu değil, aslında Bursa’nın geleceğine dair kapsamlı bir manifestoydu.
Özer Matlı’nın paylaştığı rakamlar, bir kurumun nasıl "kabuğunu kırdığının" en somut kanıtı. 2013 yılında 425 olan aktif üye sayısının %118 artışla 925’e ulaşması, basit bir istatistiksel büyüme değildir. Bu, Bursa ticaret erbabının kuruma duyduğu güvenin ve borsanın temsil kabiliyetinin tescilidir. Türkiye genelindeki 115 ticaret borsası arasında 36. sıradan 15. sıraya yükselmek, Bursa Ticaret Borsası’nı "Anadolu’nun bir yerel aktörü" olmaktan çıkarıp, Türkiye ekonomisinin oyun kurucu merkezlerinden biri haline getirmiştir.
Hele ki işlem hacminin 980 milyon liradan 70 milyar liranın üzerine çıkmış olması, Bursa’nın tarımsal ticaret hacminin ne denli devasa bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Matlı’nın deyimiyle; Bursa gibi sanayi devlerinin gölgesinde, Konya ve Polatlı gibi tarım başkentleriyle aynı ligde oynamak, bir "stratejik zekâ" ürünüdür.
Bursa TB’nin başarısı sadece yerel sınırlarla da kalmamış. Avrupa Odalar ve Borsalar Birliği sistemine entegre olan ve Avrupa Birliği’nde temsil edilen tek Türk borsası olma unvanı, "beş yıldızlı borsa" akreditasyonuyla birleşince karşımıza dünya standartlarında bir kurum çıkıyor.
Öte yandan, Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) kuruluşunda gösterilen vizyoner yaklaşımı da es geçmemek gerek. 3 milyon liralık bir yatırımın bugün 100 milyon liranın üzerinde bir değere ulaşması, sadece bir kar-zarar hesabı değil, tarımın dijitalleşen ve finansallaşan geleceğini önceden okuma becerisidir.
Yazının ve toplantının belki de en duygusal, bir o kadar da umut verici kısmı Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi projesiydi. Matlı’nın, "Mezun olup polis olmayı planlıyordu, şimdi sektörde üretiyorlar" sözü, Türkiye’nin en büyük kanayan yaralarından biri olan "ara eleman" ve "tarımdan kaçış" sorununa parmak basıyor. Gençlerin toprağa küstüğü bir çağda, onları modern tarımın birer neferi haline getirmek, Bursa’nın gelecekteki gıda arz güvenliğini de teminat altına almak demektir.
Matlı’nın Bursa turizmine dair teşhisi ise oldukça çarpıcı: "Bursa’nın magneti yok." Dünyanın en önemli gastronomi ve tarih duraklarından biri olan bu şehrin, otoyoldan geçip giden binlerce araçtan pay alamaması kabul edilebilir bir durum değil. "Bursa Sokağı" projesi, kentin lezzet duraklarını ve markalarını bir vitrin gibi yol üstüne taşımak, oradan geçen potansiyel ziyaretçiyi şehir merkezine davet etmek adına hayati bir teklif. Şehrin değerlerini sadece şehrin içinde beklemek yerine, o değerleri insanların rotasına koymak, modern pazarlamanın en temel kuralıdır.
Gıda enflasyonuyla mücadelenin ve planlı üretimin yolu, lojistikle entegre olmuş ekosistemlerden geçiyor. Yenişehir’de 4 bin 200 dönümlük alanda kurulacak olan Gıda İhtisas OSB, Türkiye’de bir ilki temsil ediyor: İlk kez bir borsa, gıda OSB’si kuruyor. Bu proje, Bursa’yı sadece bir tüketim merkezi değil, aynı zamanda gıda arz güvenliğinin kalbi yapacak nitelikte.
Toplantının en çok ses getiren ve tartışılacak olan kısmı ise Özer Matlı’nın Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) başkanlığına yönelik adaylık açıklamasıydı. Matlı, bu konudaki tavrını hiçbir gri alana yer bırakmayacak kadar net ortaya koydu: "Adayım! Daha nasıl açıklamam gerekiyor, adayım diye tişört mü giyip dolaşayım?"
Bu çıkış, sadece bir koltuk yarışı değil, bir "yönetişim anlayışı" eleştirisini de barındırıyor. BTSO ile ortak açıklama yapılamamasına dair serzenişi, "Birlikte neden çalışamıyoruz?" sorusu ve Yenişehir Gıda OSB gibi dev projelerin ortak yürütülememiş olmasından duyduğu üzüntü, Bursa ekonomi dünyasında yeni bir birleşme veya ayrışma döneminin habercisi.
Matlı, "Büyüdükçe küçülmek lazım" diyerek bir nezaket ve şeffaflık vurgusu yaparken, aslında "üyenin ekmek partisi" olma vizyonuyla daha geniş bir kitleyi kucaklamayı hedeflediğini gösteriyor.
Özer Matlı’nın Bursa Ticaret Borsası’nda yazdığı başarı hikayesi, Bursa’nın sadece bir sanayi kenti değil, aynı zamanda bir tarım ve ticaret merkezi olduğunu tüm Türkiye’ye hatırlattı. Şimdi ise bu başarıyı daha geniş bir platforma, BTSO’ya taşıma iddiasında. Bursa iş dünyası için rekabetin, vizyonun ve projelerin konuşulacağı hareketli bir dönem başlıyor.
Şehir, sadece makinelerin değil, ortak aklın da dişlilerini döndürebilirse; hem Bursa Sokağı’na, hem Gıda OSB’sine hem de hak ettiği küresel marka değerine kavuşacaktır. Özer Matlı’nın bu açık ve net çıkışı, Bursa’nın "magnetini" bulması adına önemli bir kıvılcım olabilir.