Önümüz Kurban Bayramı… Takvimler yaklaştıkça içimi tarif edilmez bir duygu kaplıyor. Bir yanda bayramın manevi huzuru, diğer yanda ise her geçen yıl biraz daha büyüyen bir özlem ve hüzün… Çünkü bayramlar artık sadece takvimdeki özel günler değil; geçmişi hatırlatan, eksilenleri yüzümüze vuran zamanlara dönüştü.
Ramazan Bayramı’na göre telaşı daha fazla olan Kurban Bayramı, aynı zamanda paylaşmanın, dayanışmanın ve yardımlaşmanın en güçlü hissedildiği günlerden biridir. Kesilen kurbanların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, sofraların paylaşılması, bir kapının çalınıp “Buyurun, size de ayırdık” denmesi bu bayramın en kıymetli tarafıdır. Aslında bayram dediğimiz şey biraz da budur… Bir sofranın etrafında toplanabilmek… Bir büyüğün elini öpebilmek… Bir çocuğun gözlerindeki heyecana ortak olabilmek…
Elbette her yıl olduğu gibi bu yıl da bayramın renkli ve kimi zaman tebessüm ettiren görüntülerine şahit olacağız. Acemi kasaplar, sahibinden kaçan kurbanlıklar, sokaklarda koşturan hayvanlar yine haber bültenlerine konu olacak gibi görünüyor. Ama işin özünde unutulmaması gereken önemli bir gerçek var: Kurban kesimi ehil ellerde yapılmalı, hayvana eziyet edilmemeli, hijyen kurallarına dikkat edilmeli ve ibadetin ruhuna uygun hareket edilmeli. Bu nedenle belediyeler yine kurban kesim alanlarını belirledi. Özel mülkünde kesim yapacak vatandaşlara da çeşitli hijyen kuralları hatırlatıldı. Çünkü bu bayram sadece ibadet değil; aynı zamanda sorumluluk bayramıdır.
Fakat kabul etmek gerekiyor ki bu yıl bayrama gölge düşüren önemli bir gerçek daha var: Geçim sıkıntısı… Bugün çarşıya, pazara çıkan herkes aynı şeyi konuşuyor. Etiketler değişiyor ama maaşlar aynı kalıyor. Gıdadan elektriğe, undan yağa kadar her kalemde yaşanan artış vatandaşın belini bükmüş durumda. Eskiden tepsiler dolusu tatlı hazırlanan evlerde şimdi hesap kitap yapılıyor. Bayramlık almak bile birçok aile için ciddi bir masrafa dönüşmüş halde. Hele ki kurbanlık fiyatları… Pek çok vatandaş için kurban kesmek artık ibadetten önce ekonomik bir mücadeleye dönüştü. Üreticiye kızmak da kolay değil; yem maliyetleri, bakım giderleri, emek… Hepsi ortada. Üretici haklı ama vatandaşın da cebi boş. Eskiden neredeyse her evden yükselen kurban bereketi, şimdi yerini “Acaba bir hisseye girebilir miyiz?” düşüncesine bıraktı.
İnsan en çok da buna üzülüyor. Çünkü bizler en azından o eski bayramları yaşadık… Kalabalık aile sofralarını gördük. Bayram sabahı annemizin hazırladığı sıcak kavurmanın kokusuyla uyandık. Kardeşlerimizle bayramlıklarımızı yatağın ucuna koyup heyecandan sabaha kadar dönüp dönüp baktığımız geceleri yaşadık. Şimdi ise büyük bir mutlulukla koşarak gittiğimiz anne baba evlerinin yerini mezarlık ziyaretleri aldı. Her bayram biraz daha eksiliyoruz. Yaş aldıkça yalnızlaşıyoruz. Ve insan anlıyor ki aslında özlediği sadece eski bayramlar değil; o günlerdeki insanlar, sesler, sofralar ve kaybettikleri…
Bugünün çocukları ise bambaşka bir dünyanın içinde büyüyor. Bayram onlar için çoğu zaman uzun tatil demek. Oysa bayram; paylaşmak, bir arada olmak, büyüklerin yanında toplanmak demekti. Biz hakkıyla yaşatamazsak, onlar ileride dönüp “Nerede o eski bayramlar?” diyebilecek mi?
Yine de bütün zorluklara rağmen bayramın özündeki o manevi bağı kaybetmemek gerekiyor. Belki sofralarımız eskisi kadar zengin değil ama gönlümüz hala zengin olabilir. Belki herkes kurban kesemiyor ama paylaşmanın, dayanışmanın ve hal hatır sormanın hala bir bedeli yok. Bu bayramda büyüklerimizi sadece bir telefonla geçiştirmeyelim. Bir kapıyı çalalım. Bir sofraya oturalım. Bir çocuğu sevindirelim. Bir ihtiyaç sahibini unutmayalım. Çünkü bayramı gerçek bayram yapan şey; birlikte hissedebilmektir.
Bu vesileyle Kurban Bayramı’nın ülkemize huzur, bereket ve sağlık getirmesini diliyorum. Kurban ibadetini yerine getirebilenlerin ibadetleri kabul olsun, yerine getiremeyenlerin de Allah yardımcısı olsun. Daha güzel, daha refah ve ağzımızın tadının yerinde olduğu bayramlarda buluşmak dileğiyle…
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Sahi, Nerede O Eski Bayramlar?
Önümüz Kurban Bayramı… Takvimler yaklaştıkça içimi tarif edilmez bir duygu kaplıyor. Bir yanda bayramın manevi huzuru, diğer yanda ise her geçen yıl biraz daha büyüyen bir özlem ve hüzün… Çünkü bayramlar artık sadece takvimdeki özel günler değil; geçmişi hatırlatan, eksilenleri yüzümüze vuran zamanlara dönüştü.
Ramazan Bayramı’na göre telaşı daha fazla olan Kurban Bayramı, aynı zamanda paylaşmanın, dayanışmanın ve yardımlaşmanın en güçlü hissedildiği günlerden biridir. Kesilen kurbanların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, sofraların paylaşılması, bir kapının çalınıp “Buyurun, size de ayırdık” denmesi bu bayramın en kıymetli tarafıdır. Aslında bayram dediğimiz şey biraz da budur… Bir sofranın etrafında toplanabilmek… Bir büyüğün elini öpebilmek… Bir çocuğun gözlerindeki heyecana ortak olabilmek…
Elbette her yıl olduğu gibi bu yıl da bayramın renkli ve kimi zaman tebessüm ettiren görüntülerine şahit olacağız. Acemi kasaplar, sahibinden kaçan kurbanlıklar, sokaklarda koşturan hayvanlar yine haber bültenlerine konu olacak gibi görünüyor. Ama işin özünde unutulmaması gereken önemli bir gerçek var: Kurban kesimi ehil ellerde yapılmalı, hayvana eziyet edilmemeli, hijyen kurallarına dikkat edilmeli ve ibadetin ruhuna uygun hareket edilmeli. Bu nedenle belediyeler yine kurban kesim alanlarını belirledi. Özel mülkünde kesim yapacak vatandaşlara da çeşitli hijyen kuralları hatırlatıldı. Çünkü bu bayram sadece ibadet değil; aynı zamanda sorumluluk bayramıdır.
Fakat kabul etmek gerekiyor ki bu yıl bayrama gölge düşüren önemli bir gerçek daha var: Geçim sıkıntısı… Bugün çarşıya, pazara çıkan herkes aynı şeyi konuşuyor. Etiketler değişiyor ama maaşlar aynı kalıyor. Gıdadan elektriğe, undan yağa kadar her kalemde yaşanan artış vatandaşın belini bükmüş durumda. Eskiden tepsiler dolusu tatlı hazırlanan evlerde şimdi hesap kitap yapılıyor. Bayramlık almak bile birçok aile için ciddi bir masrafa dönüşmüş halde. Hele ki kurbanlık fiyatları… Pek çok vatandaş için kurban kesmek artık ibadetten önce ekonomik bir mücadeleye dönüştü. Üreticiye kızmak da kolay değil; yem maliyetleri, bakım giderleri, emek… Hepsi ortada. Üretici haklı ama vatandaşın da cebi boş. Eskiden neredeyse her evden yükselen kurban bereketi, şimdi yerini “Acaba bir hisseye girebilir miyiz?” düşüncesine bıraktı.
İnsan en çok da buna üzülüyor. Çünkü bizler en azından o eski bayramları yaşadık… Kalabalık aile sofralarını gördük. Bayram sabahı annemizin hazırladığı sıcak kavurmanın kokusuyla uyandık. Kardeşlerimizle bayramlıklarımızı yatağın ucuna koyup heyecandan sabaha kadar dönüp dönüp baktığımız geceleri yaşadık. Şimdi ise büyük bir mutlulukla koşarak gittiğimiz anne baba evlerinin yerini mezarlık ziyaretleri aldı. Her bayram biraz daha eksiliyoruz. Yaş aldıkça yalnızlaşıyoruz. Ve insan anlıyor ki aslında özlediği sadece eski bayramlar değil; o günlerdeki insanlar, sesler, sofralar ve kaybettikleri…
Bugünün çocukları ise bambaşka bir dünyanın içinde büyüyor. Bayram onlar için çoğu zaman uzun tatil demek. Oysa bayram; paylaşmak, bir arada olmak, büyüklerin yanında toplanmak demekti. Biz hakkıyla yaşatamazsak, onlar ileride dönüp “Nerede o eski bayramlar?” diyebilecek mi?
Yine de bütün zorluklara rağmen bayramın özündeki o manevi bağı kaybetmemek gerekiyor. Belki sofralarımız eskisi kadar zengin değil ama gönlümüz hala zengin olabilir. Belki herkes kurban kesemiyor ama paylaşmanın, dayanışmanın ve hal hatır sormanın hala bir bedeli yok. Bu bayramda büyüklerimizi sadece bir telefonla geçiştirmeyelim. Bir kapıyı çalalım. Bir sofraya oturalım. Bir çocuğu sevindirelim. Bir ihtiyaç sahibini unutmayalım. Çünkü bayramı gerçek bayram yapan şey; birlikte hissedebilmektir.
Bu vesileyle Kurban Bayramı’nın ülkemize huzur, bereket ve sağlık getirmesini diliyorum. Kurban ibadetini yerine getirebilenlerin ibadetleri kabul olsun, yerine getiremeyenlerin de Allah yardımcısı olsun. Daha güzel, daha refah ve ağzımızın tadının yerinde olduğu bayramlarda buluşmak dileğiyle…
Kalın sağlıcakla.