“Çorba sıcakken içilir” diye yazdı, Yeni Şafak Gazetesinden Sayın Ersin Çelik Bey… Farkındalık oluşturan yazısını “Dileyen katkı sunarak uzatabilir”cümlesi ile sürdürdü…
Eee davete icabet gerek.
Evet, çorba sıcak içilir, çay sıcak içilir...
Hatta çorbanın veya çayın sıcaklığı, ağzımızdaki tat tomurcuklarından burnumuzdaki koku reseptörlerine kadar birçok duyusal sistemi doğrudan etkiler. Beynimiz kaşıkladığımız çorbayı değerlendirirken sıcaklığı tek başına değil, diğer duyu organlarıyla birlikte işler…
Ama daha önemlisi çorbaya kaşıklarken, çayı yudumlarken yaptığımız sohbet, eğer sıcak/hoş ise size beş duyu organı ve beynin ortaklaşa çalıştığı multi-duyusal (çoklu duyusal) bir deneyim yaşatır.
Gerçekten de hoş bir sohbet, yalnızca kelimelerin havada süzülmesi değil; ruhun derinliklerine dokunan, sessizce iyileştiren bir şifadır.
Şifadır çünkü insan, anlatarak hafifler; anlaşıldığını hissettiğinde ise dinginliğe kavuşur.
Kaldı ki sohbet; samimiyeti, samimiyet birliği, birlik de güveni getirir. Bir bakış, bir gülüş, birlikte atılan kahkahalar ve içten bir sarılma.
İşte size bir şifa reçetesi.
***
Unutmayalım ki insan sosyal bir varlıktır…
Bir örnekle anlatacak olursam;
Hasta olup yatağa düştüğünüz günleri anımsayın…
Aklınıza ağrılardan/sancılardan ziyade hastalığınızı tedavi eden doktorunuz gibi o günlerde size bir tas çorba pişiren kişiyi anımsayacaksınız!
Hatta sizin için pişirilen çorbanın sıcak veya soğuk olmasından ziyade “o çorbanın tadı hala damağımda” diyeceksiniz!
Çünkü orada emek ve sevilen ile zamanı değerli kılmak vardır.
Yani o anda bir değil birden çok değer ile değerlenen zaman vardır.
Açıkçası;
Değerli olanın, değer vermek olduğunu unuttuk toplum olarak.
Bu halimize rağmen, değer kavramının anlamsallığını unuttuğumuz, hatta popüler kültür aldatmacası ile yozlaşmasına izin verdiğimiz gerçeği ile de yüzleşmek istemiyoruz.
Evet biliyorum, her birey, her kuşak aynı değerlere sahip olamayabiliyor.
Zaten bu durum hep vardı ve var da olacak.
İşte tam da burada “şu an bu dengesizlikten kaynaklı değerlerde oluşan farklılaşmanın nedenleri nedir?” sorusuna cevap aramalıyız.
Çünkü, neden ve sonuç bağlamını kurabilmek ve bu bağlam doğrultusunda konuyu mantıklı bir çerçevede değerlendirmek gerekir. Nedensellikten sonuca kadar olan süreçte mantıksal sorgulama ile ilerlememiz gerekir. Mantıksal sorgulamayı bıraktığımız an, anlam ve anlamlandırmaya dair bir boşluğa ve haliyle yanılgıya düşeriz. Tüm anlam ve değerler arasında bir karışıklık durumu yaşanır. Anlamdaki ve kavramlardaki karmaşa insanın zihnine, duygusuna, düşüncesine, davranışına ve de yaşamına sirayet eder. İşte mantıksal sorgulama bu nedenle çok önemlidir.
Sokrates’in dediği gibi: “Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez.”
Çünkü o hayatın karmaşasında yaprak gibi savrulan insan bilinç ve irade ile hareket edemez. Kendi yaşamını kendi kendine yaşanmaz bir halde kısır döngüye dönüştürür. Hiçbir insan böyle bir yaşamı hak etmez.
Bu nedenle mantıksal sorgulamayı bırakmamalıyız. Kur-an’ı Kerim’de birçok ayette bu vurgu çeşitli cümle kalıpları ile yapılır. “Akletmez misiniz, akıllanmayacak mısınız, hiç akıl erdirmez misiniz,” gibi…
Akletmek, insanın akıl araçlarını kullanarak sorgulaması ile mümkündür.
Yazarken soğuttuğum, soğuk da olsa faydalı olabilme düşüncesi ile içimi ısıtan çayımdan aldığım bir yudum ile yazımı sonlandırmaya geçiyorum.
Velhasıl uzatmadan, çayınızı ve çorbanızı soğutmadan, içinizde farkındalığı artırarak yazabildiysem ne mutlu bana.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sosyolog Özge ALACAN
Çay Elleri Sohbet İçimizi Isıtır!
“Çorba sıcakken içilir” diye yazdı, Yeni Şafak Gazetesinden Sayın Ersin Çelik Bey… Farkındalık oluşturan yazısını “Dileyen katkı sunarak uzatabilir” cümlesi ile sürdürdü…
Eee davete icabet gerek.
Evet, çorba sıcak içilir, çay sıcak içilir...
Hatta çorbanın veya çayın sıcaklığı, ağzımızdaki tat tomurcuklarından burnumuzdaki koku reseptörlerine kadar birçok duyusal sistemi doğrudan etkiler. Beynimiz kaşıkladığımız çorbayı değerlendirirken sıcaklığı tek başına değil, diğer duyu organlarıyla birlikte işler…
Ama daha önemlisi çorbaya kaşıklarken, çayı yudumlarken yaptığımız sohbet, eğer sıcak/hoş ise size beş duyu organı ve beynin ortaklaşa çalıştığı multi-duyusal (çoklu duyusal) bir deneyim yaşatır.
Gerçekten de hoş bir sohbet, yalnızca kelimelerin havada süzülmesi değil; ruhun derinliklerine dokunan, sessizce iyileştiren bir şifadır.
Şifadır çünkü insan, anlatarak hafifler; anlaşıldığını hissettiğinde ise dinginliğe kavuşur.
Kaldı ki sohbet; samimiyeti, samimiyet birliği, birlik de güveni getirir. Bir bakış, bir gülüş, birlikte atılan kahkahalar ve içten bir sarılma.
İşte size bir şifa reçetesi.
***
Unutmayalım ki insan sosyal bir varlıktır…
Bir örnekle anlatacak olursam;
Hasta olup yatağa düştüğünüz günleri anımsayın…
Aklınıza ağrılardan/sancılardan ziyade hastalığınızı tedavi eden doktorunuz gibi o günlerde size bir tas çorba pişiren kişiyi anımsayacaksınız!
Hatta sizin için pişirilen çorbanın sıcak veya soğuk olmasından ziyade “o çorbanın tadı hala damağımda” diyeceksiniz!
Çünkü orada emek ve sevilen ile zamanı değerli kılmak vardır.
Yani o anda bir değil birden çok değer ile değerlenen zaman vardır.
Açıkçası;
Değerli olanın, değer vermek olduğunu unuttuk toplum olarak.
Bu halimize rağmen, değer kavramının anlamsallığını unuttuğumuz, hatta popüler kültür aldatmacası ile yozlaşmasına izin verdiğimiz gerçeği ile de yüzleşmek istemiyoruz.
Evet biliyorum, her birey, her kuşak aynı değerlere sahip olamayabiliyor.
Zaten bu durum hep vardı ve var da olacak.
İşte tam da burada “şu an bu dengesizlikten kaynaklı değerlerde oluşan farklılaşmanın nedenleri nedir?” sorusuna cevap aramalıyız.
Çünkü, neden ve sonuç bağlamını kurabilmek ve bu bağlam doğrultusunda konuyu mantıklı bir çerçevede değerlendirmek gerekir. Nedensellikten sonuca kadar olan süreçte mantıksal sorgulama ile ilerlememiz gerekir. Mantıksal sorgulamayı bıraktığımız an, anlam ve anlamlandırmaya dair bir boşluğa ve haliyle yanılgıya düşeriz. Tüm anlam ve değerler arasında bir karışıklık durumu yaşanır. Anlamdaki ve kavramlardaki karmaşa insanın zihnine, duygusuna, düşüncesine, davranışına ve de yaşamına sirayet eder. İşte mantıksal sorgulama bu nedenle çok önemlidir.
Sokrates’in dediği gibi: “Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez.”
Çünkü o hayatın karmaşasında yaprak gibi savrulan insan bilinç ve irade ile hareket edemez. Kendi yaşamını kendi kendine yaşanmaz bir halde kısır döngüye dönüştürür. Hiçbir insan böyle bir yaşamı hak etmez.
Bu nedenle mantıksal sorgulamayı bırakmamalıyız. Kur-an’ı Kerim’de birçok ayette bu vurgu çeşitli cümle kalıpları ile yapılır. “Akletmez misiniz, akıllanmayacak mısınız, hiç akıl erdirmez misiniz,” gibi…
Akletmek, insanın akıl araçlarını kullanarak sorgulaması ile mümkündür.
Yazarken soğuttuğum, soğuk da olsa faydalı olabilme düşüncesi ile içimi ısıtan çayımdan aldığım bir yudum ile yazımı sonlandırmaya geçiyorum.
Velhasıl uzatmadan, çayınızı ve çorbanızı soğutmadan, içinizde farkındalığı artırarak yazabildiysem ne mutlu bana.