SON DAKİKA
Hava Durumu

Ekonomi, aile ve nesil!

Yazının Giriş Tarihi: 08.06.2026 12:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.06.2026 12:14

Ekonomi sistemleri, sistemler aileleri, aileler de nesilleri oluşturur…

Milletçe; okumayı, düşünmeyi, anlamlandırmayı, sorgulamayı, nezaketi, hoşgörüyü, saygıyı, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi gibi birçok değeri terk ettik!

Peki, sonuç?

Malum; zorlaşan yaşam şartları ile beynimiz sürekli olarak hayatta kalma modunda. Sürekli bir gelecek kaygısı içinde debelenip duruyoruz. Ya eve ekmek götürme telaşında ya evlatlarımıza gelecek oluşturma ya da var olanları muhafaza edebilme derdindeyiz. Peki bu hayatta kalma çabası bizden tam olarak ne götürüyor farkında mıyız?

Aslında hemen hemen her şeyi!

Deneyimlediğimiz bu yaşamsal düzlemde en büyük sermayelerimizden birisidir zaman...

Çok çalışıp az kazanarak daha iyi şartlarda yaşam sürdürmeye çalışıyoruz. Günün sonunda ise çalışma hayatına ayrılan orantısız zaman, kişinin “kendisine ve ailesine yetersizliği” olarak geri dönüyor. Ve bu durum insanlarda değersizlik ve tükenmişlik sendromunu tetikliyor. Hal böyle olunca insanlar duygu ve düşüncelerinin sağaltımını yani boşaltımını yapamıyorlar. Bu da ciddi bir zihinsel yükü beraberinde getiriyor.

Son yıllarda çocuk ve gençlerde yaygınlaşan şiddetin başlıca nedenlerin biri, yoğun iş hayatına kapılan ebeveynlere sahip olmalarıdır. Haliyle aile içinde yalnız, tuzaklarla dolu sanal alemde tek başına büyüyen bir nesille birlikte yaşıyoruz.

Bir çocuk ya da genç; ailesinden yeterli sevgi, ilgi ve desteği göremeyince, bu duyguları sanal ortamda tatmak istiyor. Ancak bu büyük bir yangı ve bu yanılgının doğal bir sonucu olarak geleceğimiz olan çocuklarımız ciddi bir travma ile karşılaşıyorlar. Çocuklarımız ve aileleri, yakın zamanda yaşanan örneklerinde olduğu gibi ağır bedeller ödemek zorunda kalıyor.

Zaten ekonomik düzenin bir getirisi olarak yoğun iş hayatı içinde kendine yetemeyen ailedeki yetişkinler, çocuklara veya gençlerin duygusal beklentilerini karşılayamadıklarını çoğu zaman fark edemiyor bile. Çünkü zihin sürekli hesaplama ve kaygılar ile çalışıyor. Böylece işlevleri bozulmuş bir aile yapısı ile sorunlu diye tabir edilen bir nesil yetişmiş oluyor.

Peki bu satırlarda anlatılanlar size tanıdık geldi mi?

Gelmiştir, çünkü Türkiye olarak tam da bu anlattıklarımı yaşıyoruz. Eğer şimdi acil düzenlemelerle gerekli adımları atmazsak, önümüzdeki yıllarda bu durum büyük bir toplumsal çöküntüye neden olacak ve memlekette ciddi bir kaos nedeni olacak.

Şöyle ki;

Duygusal açıdan yetersizlik içinde büyüyen nesil, birçok değerden de uzak yetişmiş oluyor. Değerler yetersiz olunca da sonraki nesle de aktarım olmuyor. İki nesil yetersizlikte olursa bu bir kısır döngü başlangıcıdır. Çünkü bu yetersizliklerde sevgi, ilgi, aidiyet, kabul görme gibi bir ailedeki temel değerler yaşamsal ve anlamsal olmadığı için işlevsel olmayacaktır.

Ülkemizde son aylarda arama motorlarında sıkça cevap aranan konular; ekonomi ve yapay zekâ kullanımı ile yapay zekanın mesleklere etkisi üzerine.

Yani insanlar, “ekonomilerini geliştirmek için neler yapabileceklerini”, “Yapay zekâ ile bu konuda nasıl ilerleyip, destek alabileceklerini” ve de “kendi mesleklerinde ya da çocuklarının eğitim aldığı veya gördüğü mesleklerinde bir kayıp olacak mı?” bunun araştırmasını yapıyorlar. Yine bu süreçte kimi sanal kumar batağına düşmekte kimi de arayışta zamanını yitirmekte.

Bir ülkenin ekonomisinin asıl göstergesi halkın refah seviyesidir. Halkın kendini güvende hissetmesidir. Ekonomik kaygıda olmamasıdır. Şu an ülkemizde ekonomi ve diğer alanlar arasında bir kısır döngü oluşmuştur. Üretim olmayan bir memlekette dışa bağımlılık gelişir ve nihayetinde ülke ekonomisi kendisini düzenleyemez. Varlıklarını (madenler gibi) kendi kullanmayan bir ülke ise bu bağımlılığı perçinlemiş ve nesiller boyunca uzayacak bir sürece çıkarmış olur. Bu işlemlerin yapılırken çevreye zarar verici şekilde yapılması da iki kat zarar demek oluyor. Şu an Afrika ve Filistin’de yaşananlar, konuya yönelik çok iyi bir örnek ve uyarıdır.

Kendi içine dönen Çin ve Kore de başka örnekleri oluşturmaktadır. Çin’in bazı eyaletlerinde farklı uygulamalar yapılsa da nasıl bir ekonomi geliştirdikleri ortada.

Velhasıl Türkiye, birçok yönden çok değerli bir ülkedir.

Türk halkı kurduğu devletler ile halk odaklı olmayı bıraktığı an sorunlar yaşamıştır. Çünkü insan, toplumsal bir varlıktır ve birlikle güçlenir. Türk milleti bu şuuru özünde bilir. Tüm dünyada adaletin temsilcisidir. İnsanlığın kalesidir. Türkiye de bu bağlamda kilit rolü oluşturur. “Dışarıya bağımlı bir Türkiye” demek tabiri caizse; dünyanın çivisinin çıktığının göstergesidir. Tekrar bir kapitülasyon yanılsamasında boğulmak demektir.

Dolayısıyla öz kültüre yani milli değerlere sadık kalarak başlatılacak milli üretim hamlesiyle bu süreç aşılabilir. Tabi ki siyasiler birbirlerinin tuttukları yakaları ve tokalaştıkları elleri ile sergiledikleri oyunları bırakıp, asli görevleri olan halkın refahı için çalışırlarsa!

Gelelim sonuca;

Bir nesli bir isim ile etiketlemek değil, nesiller için gelecek inşa edebilmek gerekir. Etiket; sorumluluğu tecrübesi yetersiz olan gençlere (bireylere) yüklemenin bir çeşididir. Gelecek inşa edebilmek ise tecrübe ile sorunları çözebilmek ve işlev kazandırabilmektir. Toplumun en küçük birimi olan ailelerin işlevlerini yerine getirebilmesi için ekonomik kaygıların giderilmesi ve güvenli alanda hissetmeleri sağlanarak, sağlıklı bir gelecek inşa edilmelidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.