SON DAKİKA
Hava Durumu

Suç Nedir?

Yazının Giriş Tarihi: 21.09.2026 18:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.09.2026 12:00

“Herkes, yüreğinin ekmeğini yer” şeklindeki anonim sözü çok severim.

Gerçekten de insan olarak “kalp” dediğimiz organı, “gönül ya da yürek” dediğimiz ayrıcalıklı bir alana taşıma kapasitesine sahibiz.

Üstelik, “kalp-yürek-gönül” yalnızca duygusal kavramlar değildir. Bu kavramları; vicdan, değer, sorumluluk, özdenetim, aidiyet ve başkasını insan olarak görebilme kapasitesi üzerinden ele almak mümkün. İnsan; saygı, sevgi, anlayış, hoşgörü, adalet, ahlak gibi birçok erdem üzere vardır ve benliğini bu erdemler ile inşa eder. Bu inşa sürecine başlayabilmesi için de kendilik bilincine ulaşmış olması gerekir.

Kendilik bilincini ise yalnızca “kendimi tanıyorum” demek değildir. Kendini bilen insanın bir sonraki sorusu kaçınılmaz olarak şudur:

“Peki, benim varlığım başkasının hayatına nasıl dokunuyor?”

İşte burada bireysellik ile sosyal varlık olma hali birbirine bağlanır.

Birey olmak, yalnızca kendi istediğini yapabilmek değildir. Başkasını yok saymadan kendisi olabilmektir. Sosyal bir varlık olmak ise yalnızca bir grubun içinde bulunmak değildir. Başkasının varlığını, hakkını, acısını, sınırını ve onurunu hesaba katabilmektir.

Bu nedenle insanın gelişiminde kendilik bilinci ile erdem bilinci birbirinden ayrıştırılmamalıdır.

İnsan kendisini yalnızca “istekleri olan bir ben” olarak gördüğünde bireysellik kolaylıkla bencilliğe dönüşebilir. Kendini tamamen toplumun beklentileri içinde erittiğinde ise bu kez kişilik, irade ve özgünlük zarar görebilir.

Olgunlaşma ise bu iki uç arasında bir denge kurabilmektir:

Ben varım.
Sen de varsın.
Benim sınırlarım var.
Senin de sınırların var.
Benim ihtiyaçlarım önemli.
Senin ihtiyaçların da önemli.
Ben özgürüm.
Ama özgürlüğüm başkasının hakkını yok etme özgürlüğü değildir.

“İşte erdem de tam olarak burada başlar.”

Peki bu gelişim basamakları yeterince oluşmadığında ne olur?

Kendini tanımayan, duygularını düzenlemekte zorlanan, dürtülerini kontrol edemeyen, başkasının sınırlarını fark etmeyen, aidiyet duygusu zayıflayan, adalet ve sorumluluk duygusunu içselleştiremeyen bir insanın davranışları hangi noktada yalnızca “yanlış davranış” olmaktan çıkar ve suç niteliği kazanır?

Daha da önemlisi:

Suç yalnızca kötü insanların yaptığı bir şey midir?

Yoksa suç; bireysel özelliklerin yanında aile, eğitim, akran çevresi, ekonomik koşullar, toplumsal normlar, fırsatlar, sosyal dışlanma, eşitsizlik, kurumların işleyişi ve içinde yaşanılan kültürle birlikte ele alınması gereken çok daha karmaşık bir olgu mudur?

Bu soruların yanıtını ararken önce şu temel soruyu yöneltmemiz gerekir:

Peki, suç nedir?

Tarihin bize öğrettiği en önemli gerçeklerden biri şudur:

Her toplum aynı davranışı suç olarak tanımlamaz. Suçun bazı temel biçimleri toplumların büyük bölümünde aynı da olsa, bir davranışın suç sayılması; döneme, hukuka, kültüre, inanç sistemlerine ve toplumsal değerlere göre değişebilmiştir.

“Toplum neyi suç olarak tanımladı, neden tanımladı, hangi koşullarda bu davranış ortaya çıktı ve insanı kendisine ve başkasına karşı sorumluluktan uzaklaştıran hangi süreçler oluştu?” sorularının birlikte dillendirilmesi gerekir.

Bir önceki yazıda da bahsettiğim gibi bazı toplumsal konuları disiplinler arası birliktelik içinde incelemek gerekir. Bu bağlamda “Suç Sosyolojisi” üzerine çoklu disiplinlerle birlikte bir röportaj dizisine başlıyoruz.

Suç sosyolojisini derinlemesine incelemek amacıyla Sosyolog/Aile Danışmanı Sayın Hüseyin Pehlivan ve Av. Doç. Dr. Sayın Şaban Cankat Taşkın ile yaptığım röportajı, SözBursa’da sizlerle paylaşacağım.

Son olarak; bir soru yöneltmek istiyorum:

“Bir insan suça yöneldiğinde yalnızca kanunu mu ihlal eder; yoksa suçtan çok daha önce kendisiyle, başkalarıyla ya da toplumla kurduğu bağlardan biri mi kopmuştur?”

Özetle;

Bir memlekette birkaç alanda belirgin suç artışı var ise "o toplumda birkaç alanda belirgin işlevsizlik hatta yozlaşma vardır" diyorum.

Bu durumu tekrar işlevsel ve olması gereken haline dönüştürmek de bizim elimizde.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.