SON DAKİKA
Hava Durumu

Tüketerek yok olmak!

Yazının Giriş Tarihi: 05.10.2026 15:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.10.2026 15:03

İnsanlık toplanmış hep birlikte bakıyordu aynı yöne.

Kimi direk görüyordu karşısındaki görüntüyü kimi de dinliyordu görenlerin aktarımını.

Arkadakiler ise sadece aktarımdan kalanlar ile yetiniyorlardı. Hepsi aynı yöne ve hepsi aynı görüntüye ama aktarımla oluşan farklılaşma…

Kaç kişi fark etti algılardaki farklılaşmayı ya da bir başkasının anlattığıyla yetinmek zorunda olduğunu? Fark edenlerden kaçı bu sistem dışına çıkmak için ne yapabilirim diye düşündü ve çaba gösterdi?

Peki kaç kişi gördüğü görüntünün gerçekliğini sorguladı? Sahi gerçeklik ne idi?

Kaç kişi başka bir yönden de bakmak gerektiğini düşündü ve bakmaya çalıştı? Olduğu yerden başka bir yere geçip bakış açısını ve yönünü değiştirmeye cesaret etti?

Kaç kişi gerçekten nerede ve neden olduğunu hatta başka nerelerin olduğunu düşündü ve bu düşünce ile eyleme geçti?

Kaç kişi kim olduğunu ve neden olduğunu sorguladı? Peki, Kendisi olmak için ne yapması gerekiyordu? Var olduğu gerçekliği kavraması için ne gerekiyordu?

Hiç yabancı gelmedi değil mi?

Zamanımızdaki insanları anlatıyor sanki!

Ama benim size anlattığım bu alegori, Platon’un mağara alegorisidir.

Platon milattan önce (MÖ) 427/428 ile MÖ 347/348 yılları arasında yaşamıştır. Bizim yaşadığımız zaman dilimi ise miladı geçip geldiğimiz 2026 tarihidir.

İnsanlık hala aynı döngüsellik içinde ve hala aynı soruları soruyorsa, Platon’un bu eşsiz alegorisi hala anlaşılmamış ve insanlık hala o mağarada kendine gösterilen görüntüleri izlemekte ve gerçeklik olarak kabul etmekte değil midir?

Yani, insanlık hala Platon’un mağarasında hapsolmuş durumdadır. O zaman birkaç Sokratik yöntem ile soru sorarak Platon’un hocası olan Sokrates’i de yad ederek yazıma devam edeyim.

Kaçımız gerçekten kendini ve kendi üzerinden var olan sistemi anlama çabasında? Kaçımız insanın varlık anlayışını sorgulamakta? Kaçımız insan hatta kendi ne için var sorularına cevap aramakta? Baktığına görmek için bakmak, gördüğünü anlamak, anladığını idrak etmek ve idrak ettiğini uygulamak…

Bu yolculuğu kaç kişi yapabiliyor?

İnsan üretken bir varlıktır. Düşünce, duygu, fikir, söylem ve eylemleri ile bir ürün oluşturur. Bu şekilde insan ancak diğer varlıklardan üstün bir varlık olduğunu gösterebilir. Düşüncesini fikre dönüştüremeyen bir insan ahlak ve erdemleri geliştiremez. Fikrini de eyleme dönüştüremeyen bir insan üretimi sağlamış olmaz. Üretimi sağlayamayan insan ise köle insandır. Başkasına bağımlı yaşar ve özgürlüğü sınırlı bir çerçevededir.

Dünyada her zaman çeşitli yollarla kendilerini güçlü kabul edip lanse eden insanlar, güçsüz olarak adlandırdıkları diğer insanları yöneterek, onların güçlerini kullanıp onları daha da güçsüz hale getirmişlerdir. Bunu yapmak için de aslında hep aynı yolu uygulamışlardır. İstedikleri şekilde oluşturdukları gerçeklik olgusu ile önce belirli bir alana insanları yönlendirmişlerdir. Daha sonra bu gerçekliği yine istedikleri gibi değiştirip güncellemişlerdir. Düşünmeyi, fikir geliştirmeyi ve sorgulamayı unutan insanlık oluşturmuşlardır. Böylece yönetimlerini meşru ve sürekli kılmışlardır. Düşünmeyen, fikir üretmeyen ve sorgulamayan insan üretim yapamaz hale gelir. Üretim yoksa tüketim toplumu oluşur. Tam da şu an oluştuğu gibi değil mi? İnsan sadece tüketerek varlığını sürdüremez. Yaşamsal olarak bedenini sağlıklı tutmak için eyleme ihtiyaç duyar. Eylemsellik için de zihnini aktif olarak çalıştırmaya ihtiyaç duyar. Bunları engelleyici olarak kurulan insanı boş oturan bir varlık haline getiren sistemler inşa ederler.

“Ev genci” diye bir tanımımız var artık. Biliyorsunuz değil mi? Yani sistemi yine kurmuşlar ve güzelce ilerletiyorlar. Hiçbir şey yapmadan oyunlar ya da uygulamalar üzerinden hatta yapay zekaya hizmet ederek para akışı sağlamak gerçekten üretmek mi? Yoksa kurulan sistemin kölesi olarak hizmet etmek mi? Yapay zekâ bedenli değil bizim yaptığımız işleri yapamaz diyen bir topluluk da var. Peki, robotlara yapay zekâ entegre edilmiyor mu? Ya da bedensiz dahi olsa yapay zekaya hizmet edilmiş olmuyor mu? Bize hizmet için oluşturulan sisteme hizmet eder hale gelmek…

Peki bunun sizdeki algısı nedir?

Farkında mısınız, “hep insanlık” diye yazdım. Çünkü bu sade bir toplumu ya da ülkeyi etkileyen bir durum değil. Tüm dünyayı etkileyen bir durum. Ya farkına varacağız ve fark oluşturacağız ya da insanlık olarak yine Mısır tanrıları gibi insanlığın farkında olmadan ürettiği tanrıları üretip onlara köle olacağız. O zaman köle olanlar en azından bizlere yapıtlar bırakmışlar. Anlayanlar olursa diye. Bizler böyle yapıtlar bırakabilir miyiz emin değilim. Ya da insanlık kaç defa kıyam görür?

Son olarak, lütfen üretmeyi bırakmayın. Küçük büyük demeden bir üretim hatta bir fayda içinde olun. Sadece tüketerek yok olmayın ve sevgiyle kalın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.