SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bireysel ve Öfkeli

Yazının Giriş Tarihi: 25.07.2022 13:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.07.2022 01:12

Ben özgür bir bireyim, kimse bana karışamaz.

Lise de okuyan aile dostumuzun oğlu kulağındaki küpeye şakayla ile söz söylenmesine hiddetli bir karşılık verdi.

Zaman dondu, mekân dondu.

Bayramlaşma esnasında baklavanın bile tadı kaçmıştı.

Aslında çok uzun zamandır her şeyin tadı kaçmıştı…

***

Çok uzak değil, yakın tarihlerdi.

O yıllar toplum yapımız henüz böylesine “dejenere” olmadığı, hatta bu kelimenin de anlamının bilinmediği, stres kelimesinin Türk Dil Kurumu’nda bile karşılığının olmadığı; büyüğün, küçüğün bilindiği, saygı ve sevginin, huzurun, sakinliğin olduğu yıllar…

Sonra birden Amerikan film ve dizilerinin bombardımanı altında;

Kalkınmanın ölçüsünün kılık, kıyafet, cinsellik, çıplaklık olduğu ve sonraki yıllarda da bunun daha yoğun şekilde devam edeceği zamanlar başladı…

Toplum, “kıl oldum”, “aacaipsin” şarkıları eşliğinde çok hızlı bir şekilde değişime ayak uydurmaya başlamıştı bile.

***

Şimdi hayatımızın tam merkezine yerleşen o yıllarda sadece Amerikan film ve dizilerinde gördüğümüz sahnelere aslında ne kadar yabancıydık.

Yabancı filmler ve diziler, bizlerin bir türlü anlamlandıramadığı ebeveynlerin çocuklar ile ilgili yaşadığı garip problemler ile doluydu.

Saçına başına garip şekiller yaptırmış, dövmeler ile vücudunu boyamış, kılık kıyafeti, takıları ile anne babasına “özgürlük, bireysellik” adına karşı gelen öfkeli çocuklar…

Ne demek erkek çocuğunun kulağına küpe takması, kız çocuğunun erkek arkadaşını annesi babası ile tanıştırması…

Nasıl olabilirdi böyle şeyler?

Bu “özgürlük” ne menem bir şeydi ki, hep milli ve manevi değerlerimizin karşısında duruyordu? 

Anne-baba ile çocuğunu, devlet ile bireyi karşı karşıya getiriyordu?

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” demiş Herakleitos tamam da her değişim bir gelişim midir?

Ya da her değişimin sonu mutluluk ve huzur mudur?

Popüler, baskın kültürün savunduğu değişimler neden milli, manevi ve insani yönümüz ile hep ters düşmektedir?

***

Bireyin kendinden vazgeçmesini isteyen yok.

Ailesi, milleti ve devleti ile kavgalı olan, öfkeli bireylerin ne kendisine ne içinde yaşadığı topluma ne de insanlığa bir faydası olmayacaktır.

Ben merkezli, menfaatçi-çıkarcı, neme lazımcı, tüketen ama tatmin olmayan birey yapısının aksine yüksek ahlak değerlerine sahip şahsiyetli bir birey özlemimiz var.

Bu birey şahsiyetli, hür ve bağımsız duruş sergileyerek, toplumdan etkilense bile bağımsız ve ahlaklı yapısı ile kendisini koruduğu gibi toplumu da kötü eğilimlerden koruyarak, iyi yönde değişmesine yol açacaktır

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..