SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Tarlanın ucu

Yazının Giriş Tarihi: 13.11.2021 04:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.11.2021 04:05

Atatürk Samsun’dan Havza’ya geçerken çift süren bir köylüyü görür ve çiftçiye sorar:

“Düşman Samsun’a asker çıkaracak, belki buraları da ele geçirecek. Sense rahat, toprağı sürüyorsun...” 

Köylü cevap verir:

“Paşa, paşa! Sen ne diyorsun. Biz üç kardeştik, iki de oğul vardı. Yemen’de, Kafkas’ta, Çanakkale’de hepsi elden gitti. Bir ben kaldım. Evde sekiz yetim, üç dul kalmış kadın var. Hepsi benim sapanımın ucuna bakar. Şimdi benim vatanım aha şu tarlanın ucu. Düşman ora gelinceye dek benden hayır bekleme.”

Aslında tarih boyunca halkın vatanı mutfağı olmuş, savaşı ise geçim derdi ve çoluk çocuğunun geleceği olmuş. Dolayısı ile “beka” algısının yorumu tarih boyunca devleti yönetenler ile millet arasında hep farklılık göstermiştir.

İdealist insanlar ile sanatçıların ileri görüşlülüğü, düşünce ve fikirleri çoğunlukla yaşadığı çağlarda anlaşılmamış ya da yaşadıkları toplum içerisinde kabul görmemiştir. Niçin böyledir konusu başka bir yazının uzun konusudur.

Yüz yıl insan hayatı için bir ömür ama devlet hayatı için ise kısa bir andır. Dolayısı ile yüz yılını öngöremeyen yöneticilerin devlet yönetmesi ise millet için züldür.

“Kızılelma ve Turan” kelimelerinin bırakın toplumda karşılığı olmasını, entelektüel(!) çevreler tarafından bile bilinmediği ya da reddedildiği yıllardan Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulduğu günlere geldik.

“Türkiye, gelecek yıllar içinde geliştirdiği ve geliştireceği bölgesel işbirliği projeleriyle Balkanlar, Ortadoğu, Hazar havzasını içine alan Avrasya coğrafyasının tartışmasız lider ülkesi olacaktır.”

 

Türkiye güçlü bir ülke olmanın arefesindedir ve bunun da sancılarını çekmektedir. Dün olduğu gibi bugün de sözlerimizin karşılığı olmadığını ve hatta tepki ile karşılandığını bilmekteyim.

Kimse kolay olacağını söylemediği gibi kimse de yakın gelecekte Türkiye’nin dünya da söz sahibi ülkeler arasına gireceği ve bölgesinde lider bir ülke olacağı söylemine de yüksek perdeden karşı çıkamıyor.

***

Ekonomik Savaş ve Tarlanın ucu

Yangın, halkın tarlasının ucunda değil ortasındadır.

Ülkenin tüm değer ve kaynakları seferber edilerek, milli güvenlik ve savunma konusunda verilen mücadeleden çok daha fazlası şimdi de ekonomik savaş da verilmelidir.

 

Asgari ücret, EYT, 3600 ek gösterge başlıkları altında çalışan kesimin tümü ve emekliler “tarlalarının ucundaki” gelişmeleri büyük dikkat ile takip etmektedirler.

Yılların birikimi içerisinde beklentiler oldukça fazla…

Devlet, asgari ücreti beklenenden de daha üst noktaya çekerek, EYT ve 3600 ek gösterge konusunda rahatlatıcı kararlar alarak, bu ekonomik savaşta, önemli bir mevzi kazanmayı öngörmektedir.

Cephenin oldukça geniş ve yoğun çatışmaların olacağı konusu ise adeta görünen köy kılavuz istemez misalidir.

***

Ekonomi derslerinde ilk öğretilen; insanların ihtiyaçlarının sınırsız olmasına karşın bu ihtiyaçları karşılayacak mal ve hizmet miktarının sınırlı olduğudur.

Dünyadaki okyanusların yüzde 95’i, okyanusta yaşayan canlı türlerinin yüzde 86’sı henüz keşfedilmemişken kaynakların kıtlığından bahsetmek ancak hep daha fazlasını isteyen, elindeki ile yetinmeyen, hak ve hakikati bilmeyen, “gözünü toprak doyurasıca” kapitalist dünyanın açgözlü ve paylaşımcı olmayan karanlık dünyasının görüşünden başka ne olabilir ki?

***

Türk Ekonomi Modeli

Ekonomik gelişme ve kalkınmanın sağlanmasında en önemli ön şart millî birlik ve beraberliktir. Kalkınma hedeflerine ulaşabilmek için “yüksek ve sağlam manevî inanca sahip olmak, kuvvetli bir milli şuur ve milliyetçilik ruhu taşımak” gerekir.

Ülkemizi kalkındıracak ve ilerlememizi sağlayacak olan unsur milli gelirimizin artmasından daha çok milli değerlerimize bağlılığımızın artması ile olacaktır.

Ekonomideki altta kalanın canı çıksın formatındaki piramit modelini çöpe atacak, tüm toplum katmanlarının refah seviyesinde var olacağı, üreten ve tasarruflarımızı birikime dönüştüren, lüks ve israftan kaçınan, “nimetin ve külfetin hakkaniyet ölçüleri çerçevesinde bölüşüldüğü“  yeni bir Türk ekonomi modeli meydana getirilmelidir.

Üretimi ve istihdamı önceleyen bir devlet yapısı ile istihdam oluşturan firmaların tepesine binen vergi memuru olarak değil de firmaların istihdamını, üretimini, ihracatını arttırıcı faaliyetlerine destek olacak “gizli bir ortak” gibi hareket eden devlet sistemini oluşturmak gereklidir.

Üretmeyen, istihdam oluşturmayan; kendisi ve çevresi dışında toplum hayatında ne ekonomik ne de sosyal değer olarak fayda sağlamayan; arsa, tarla, bina, araç ticareti içerisinde spekülatif hareket eden rant ve vurgun düzenine en kısa sürede son verilecek faaliyetler yapılmalıdır.

Türk Milliyetçilerinin; gasp edilmiş makamları, haksız arpalıkları, imtiyazları ve hak edilmemiş unvanları geri alarak, bunları Türk'e yabancılaşmamış, liyakatli, ahlaklı, namuslu kadrolara teslim edeceği günler beklenen ve özlenen günlerdir.

O günler de pek uzak değil...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..