“Feyha Çelenk’in Adı Neden Sahneye Verilmedi?” yazımın ardından bir tiyatrocu telefon etti. Yazımda ‘protest bir tavır’ olduğunu söyledi. Bazı kişiler ise muhalif olduğumu söylüyor. Soru sormak, daha iyisini arzu etmek, var olanla yetinmemek, bir alanda uzmanlaşmak nedense bizim toplumda kabul edilmiyor.
2007 yılından beri inatla, vazgeçmeden sadece kültür sanat üzerine yazıyorum. Yazmak dışında başka bir mesleği kendime iş olarak seçmedim. Başka konularda (spor, ekonomi, siyaset) yazsaydım belki daha fazla kişi okurdu. Yazmaya başladığımdan beri belediyelerde onlarca kültür, kütüphane, tiyatro müdürü değişti. Birçoğu parti üzerinden koltuğa oturduğu için müdürlükten ayrılınca kültürden de uzaklaştılar. Belediye başkanları değiştiği zaman günümüzdeki müdürlerin, sanat yöneticilerinin yerine başkaları atanacak. Benim hayatımda bir şey değişmeyecek. Burada yazılarımı yayımlaya devam edeceğim.
Kültür sanat alanında uzman olduğum için yazılarım birçok kişiyi rahatsız ediyor. 20’li yaşlarımdan itibaren Bursa ile ilgili kitapları okumaya başladım. Yetmedi. Çok genç yaşta, kütüphanelere giderek merkezde ve ilçelerde basılan gazeteleri okudum. Yayımlanan dergilerin sadece okumakla kalmayıp, dizinlerini hazırladım. Ulusal alanda yayımlanan kitapları, dergileri takip ettiğim için yaşımın çok üzerinde bilgi birikimine sahip oldum. Mütevazı olmayacağım. Küçük yaştan beri şehrin sanat hayatını takip ediyorum. Üniversiteden itibaren sanat ile ilgili yeni yayınları takip ediyorum. Kültür yöneticileri şehrin tiyatrolarını, sinemalarını, kütüphanelerini, sergi salonlarını öğrenmeye çalışırken ben zaten ya seyirci ya yazar olarak o mekânlardaydım. Bir konuyu iyibilmek aynı zamanda eleştiriyi, ortaya konan eseri beğenmemeyi, mevcut ile tatmin olmamayı ortaya çıkarıyor. Karşı taraf bunu protest tavır, muhaliflik olarak anlıyor. Ne yapayım, anlasın.
Bursa’ya bir yılda, yerli ve yabancı, toplam bir milyon altı yüz bin turist geliyor. Belediye yönetimleri bir süredir turist sayısını arttırmaya çalışıyor, ama nafile. Şehrin kapasitesinin bu olduğu unutuluyor. Gelen turistleri ele alalım. Bir milyon altı yüz bin turistin en az bir milyonu çarşı ve hanlar bölgesinde vakit geçiriyor. Alışveriş yapıyor. Yemek yiyor. Çay, kahve içiyor. Turistler gündüz vakti gezdi, yedi, içti, akşam ne yapacak? Tiyatroya gidin desek. Bursa Şehir Tiyatrosu’nun Adiller, Bursa Devlet Tiyatrosu’nun Othello’su, Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun Lüküs Hayatı’nın dışında önerebileceğim oyun yok. Sergi desek. Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Tayyare Kültür Merkezi ve Şefik Bursalı Sanat Galerisindeki sergiler var. Onlarda açılan sergiler, fotoğraf festivali dışında yerel kalıyor. Düşünelim. Paris’e, Viyana’ya, Berlin’e, Amsterdam’a gitsek, hangi sergileri görmek isteriz, hangi oyunları seyretmeyi arzu ederiz. Eski, tarihi sinema salonumuz yok. Başka? Çağdaş anlamda ne Bursa Belgeliğimiz var, ne de kütüphanemiz. Ders çalışma salonlarının adını kütüphane olarak belirlemişiz. 20-40 bin kitap yan yana geldiği zaman kütüphane olarak adlandırıyoruz. Özgün kütüphane mimarisine sahip bir mekânımız yok ki, turiste gezdirelim. Türkçe dışındaki kitaplardan oluşan kütüphanemiz yok ki, turist kütüphanede anadilinde kitap okuyabilsin. Bu kadar yokluğun arasında bir milyon altı yüz bin turist çok bile.
Çok övündüğümüz, Bursa ile özdeşleştirdiğimiz Karagöz’ün tanıtımı için ne yapıyoruz? Çarşının içinde devamlı oyunların olacağı mekâna ihtiyaç var. Turiste, Çekirge yolundaki müzeye git demek ne kadar doğru? Çarşıda, merkezi konumda birkaç dakikada ulaşabileceği bir mekânı oyun alanı haline getirmek zor mu? Sadece Karagöz için değil, kukla oyunlarının da olacağı (Hem Karagöz hem gölge oyunu aslında kukladır.) bir mekân oluşturmak, büyükşehir belediyesinin imkânlarını düşündüğümüzde aslında çok basit bir iştir.
Problem dikkatinizi çekti mi? Büyükşehir belediyesi Karagöz ile ilgili faaliyetleri Müzeler Müdürlüğüne vermiş. Her şey müze üzerinden gidiyor. Karagöz müzesinin ziyaretçi sayısı 50 bin ise, zaten beşte ikisi gösteri için gelen çocuklar. Aslında turiste kültürümüzü tanıtamıyoruz. Bizim Çarşıda oluşturulacak mekânda, sabahtan akşama kadar yapılacak gösterilere ihtiyaç var. Nedense, kimse bu konuda sorumluluk almıyor. Kültür şube müdürlüğünün işi bu değil mi?
Nilüfer Belediyesi batı tarzı tiyatroyu yaygınlaştırmak için yıllardır para harcıyor. Mustafa Bozbey, Turgay Erdem, Şadi Özdemir başkan olduğu sırada Karagöz ve kukla sanatını yaygınlaştırmak ve geliştirmek için ne yapıldı? Hiçbir şey. Oyun alanı oluşturuldu mu? Hayır. Neden?
***
Karagöz Müzesi’nin Çekirge yolunda olması, Karagöz’ün mekânlara hapsolmasına neden oldu. Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunları Festivali, uzun yıllardır kış mevsiminde, kapalı mekânlarda çocukları önceleyerek yapıldığı için kukla sanatını yaygınlaştıramadık. Şubat ayındayız. Nisan ayından itibaren güneşli, yağmursuz günler başlayacak. Ekim ayına kadar böyle gidecek. Karagöz ve kukla gösterileri neden açık alanlarda yapılmıyor? Irgandı köprüsü, parklar, hanların içinde, sokaklarda, kısacası halkın olduğu her yerde gösteri olabilir. Alışkanlıklarımızı ne zaman değiştireceğiz.
***
Şefik Bursalı Sanat Galerisinin üstündeki alanda, Kültür Şube Müdürlüğü ve UNIMA Bursa Şubesi’nin “Seyir Vakti: Karagöz Perdesinde Ramazan” başlıklı sergisi 20 Şubat 2026’da açıldı. UNIMA Türkiye Milli Merkezi’nin arşivindeki tasvirler kullanılarak, Karagöz’ün özelliklerinin anlatılması önemli bir çabadır. Yaşayan İnsan Hazineleri (Orhan Kurt, M. Tacettin Diker, Metin Özlen, Alpay Ekler, Şinasi Çelikkol) tanıtıldı. Ramazan ayı boyunca sergi açık kalacak.
Bursa’da kukla sanatı konusunda bilgi çok zayıf. Karagöz hâlâ gölge oyunu zannediliyor. Sanatı icra edenler dahi literatürün değiştiğinin farkında değil. Meselâ, Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunları Festivali günümüzde yapılmaya başlansaydı, sadece kukla festivali denilecekti. UNIMA Genel Merkezi (Fransa) ile bağlantıya geçerek, onların arşivinden yararlanılarak “Dünya’da Kukla Sanatı” başlıklı sergi hazırlanabilir. Böylece Karagöz’ün, parmak kuklasının, ipli kuklanın, gölge oyununun üst başlığının kukla olduğunu halka daha iyi anlatabiliriz. Eylül ayında yapılacak, Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunları Festivali için iyi bir sergi olabilir.
Sanırım derdim anlaşıldı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Uğur Ozan Özen
Bir serginin düşündürdükleri
“Feyha Çelenk’in Adı Neden Sahneye Verilmedi?” yazımın ardından bir tiyatrocu telefon etti. Yazımda ‘protest bir tavır’ olduğunu söyledi. Bazı kişiler ise muhalif olduğumu söylüyor. Soru sormak, daha iyisini arzu etmek, var olanla yetinmemek, bir alanda uzmanlaşmak nedense bizim toplumda kabul edilmiyor.
2007 yılından beri inatla, vazgeçmeden sadece kültür sanat üzerine yazıyorum. Yazmak dışında başka bir mesleği kendime iş olarak seçmedim. Başka konularda (spor, ekonomi, siyaset) yazsaydım belki daha fazla kişi okurdu. Yazmaya başladığımdan beri belediyelerde onlarca kültür, kütüphane, tiyatro müdürü değişti. Birçoğu parti üzerinden koltuğa oturduğu için müdürlükten ayrılınca kültürden de uzaklaştılar. Belediye başkanları değiştiği zaman günümüzdeki müdürlerin, sanat yöneticilerinin yerine başkaları atanacak. Benim hayatımda bir şey değişmeyecek. Burada yazılarımı yayımlaya devam edeceğim.
Kültür sanat alanında uzman olduğum için yazılarım birçok kişiyi rahatsız ediyor. 20’li yaşlarımdan itibaren Bursa ile ilgili kitapları okumaya başladım. Yetmedi. Çok genç yaşta, kütüphanelere giderek merkezde ve ilçelerde basılan gazeteleri okudum. Yayımlanan dergilerin sadece okumakla kalmayıp, dizinlerini hazırladım. Ulusal alanda yayımlanan kitapları, dergileri takip ettiğim için yaşımın çok üzerinde bilgi birikimine sahip oldum. Mütevazı olmayacağım. Küçük yaştan beri şehrin sanat hayatını takip ediyorum. Üniversiteden itibaren sanat ile ilgili yeni yayınları takip ediyorum. Kültür yöneticileri şehrin tiyatrolarını, sinemalarını, kütüphanelerini, sergi salonlarını öğrenmeye çalışırken ben zaten ya seyirci ya yazar olarak o mekânlardaydım. Bir konuyu iyi bilmek aynı zamanda eleştiriyi, ortaya konan eseri beğenmemeyi, mevcut ile tatmin olmamayı ortaya çıkarıyor. Karşı taraf bunu protest tavır, muhaliflik olarak anlıyor. Ne yapayım, anlasın.
Bursa’ya bir yılda, yerli ve yabancı, toplam bir milyon altı yüz bin turist geliyor. Belediye yönetimleri bir süredir turist sayısını arttırmaya çalışıyor, ama nafile. Şehrin kapasitesinin bu olduğu unutuluyor. Gelen turistleri ele alalım. Bir milyon altı yüz bin turistin en az bir milyonu çarşı ve hanlar bölgesinde vakit geçiriyor. Alışveriş yapıyor. Yemek yiyor. Çay, kahve içiyor. Turistler gündüz vakti gezdi, yedi, içti, akşam ne yapacak? Tiyatroya gidin desek. Bursa Şehir Tiyatrosu’nun Adiller, Bursa Devlet Tiyatrosu’nun Othello’su, Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun Lüküs Hayatı’nın dışında önerebileceğim oyun yok. Sergi desek. Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Tayyare Kültür Merkezi ve Şefik Bursalı Sanat Galerisindeki sergiler var. Onlarda açılan sergiler, fotoğraf festivali dışında yerel kalıyor. Düşünelim. Paris’e, Viyana’ya, Berlin’e, Amsterdam’a gitsek, hangi sergileri görmek isteriz, hangi oyunları seyretmeyi arzu ederiz. Eski, tarihi sinema salonumuz yok. Başka? Çağdaş anlamda ne Bursa Belgeliğimiz var, ne de kütüphanemiz. Ders çalışma salonlarının adını kütüphane olarak belirlemişiz. 20-40 bin kitap yan yana geldiği zaman kütüphane olarak adlandırıyoruz. Özgün kütüphane mimarisine sahip bir mekânımız yok ki, turiste gezdirelim. Türkçe dışındaki kitaplardan oluşan kütüphanemiz yok ki, turist kütüphanede anadilinde kitap okuyabilsin. Bu kadar yokluğun arasında bir milyon altı yüz bin turist çok bile.
Çok övündüğümüz, Bursa ile özdeşleştirdiğimiz Karagöz’ün tanıtımı için ne yapıyoruz? Çarşının içinde devamlı oyunların olacağı mekâna ihtiyaç var. Turiste, Çekirge yolundaki müzeye git demek ne kadar doğru? Çarşıda, merkezi konumda birkaç dakikada ulaşabileceği bir mekânı oyun alanı haline getirmek zor mu? Sadece Karagöz için değil, kukla oyunlarının da olacağı (Hem Karagöz hem gölge oyunu aslında kukladır.) bir mekân oluşturmak, büyükşehir belediyesinin imkânlarını düşündüğümüzde aslında çok basit bir iştir.
Problem dikkatinizi çekti mi? Büyükşehir belediyesi Karagöz ile ilgili faaliyetleri Müzeler Müdürlüğüne vermiş. Her şey müze üzerinden gidiyor. Karagöz müzesinin ziyaretçi sayısı 50 bin ise, zaten beşte ikisi gösteri için gelen çocuklar. Aslında turiste kültürümüzü tanıtamıyoruz. Bizim Çarşıda oluşturulacak mekânda, sabahtan akşama kadar yapılacak gösterilere ihtiyaç var. Nedense, kimse bu konuda sorumluluk almıyor. Kültür şube müdürlüğünün işi bu değil mi?
Nilüfer Belediyesi batı tarzı tiyatroyu yaygınlaştırmak için yıllardır para harcıyor. Mustafa Bozbey, Turgay Erdem, Şadi Özdemir başkan olduğu sırada Karagöz ve kukla sanatını yaygınlaştırmak ve geliştirmek için ne yapıldı? Hiçbir şey. Oyun alanı oluşturuldu mu? Hayır. Neden?
***
Karagöz Müzesi’nin Çekirge yolunda olması, Karagöz’ün mekânlara hapsolmasına neden oldu. Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunları Festivali, uzun yıllardır kış mevsiminde, kapalı mekânlarda çocukları önceleyerek yapıldığı için kukla sanatını yaygınlaştıramadık. Şubat ayındayız. Nisan ayından itibaren güneşli, yağmursuz günler başlayacak. Ekim ayına kadar böyle gidecek. Karagöz ve kukla gösterileri neden açık alanlarda yapılmıyor? Irgandı köprüsü, parklar, hanların içinde, sokaklarda, kısacası halkın olduğu her yerde gösteri olabilir. Alışkanlıklarımızı ne zaman değiştireceğiz.
***
Şefik Bursalı Sanat Galerisinin üstündeki alanda, Kültür Şube Müdürlüğü ve UNIMA Bursa Şubesi’nin “Seyir Vakti: Karagöz Perdesinde Ramazan” başlıklı sergisi 20 Şubat 2026’da açıldı. UNIMA Türkiye Milli Merkezi’nin arşivindeki tasvirler kullanılarak, Karagöz’ün özelliklerinin anlatılması önemli bir çabadır. Yaşayan İnsan Hazineleri (Orhan Kurt, M. Tacettin Diker, Metin Özlen, Alpay Ekler, Şinasi Çelikkol) tanıtıldı. Ramazan ayı boyunca sergi açık kalacak.
Bursa’da kukla sanatı konusunda bilgi çok zayıf. Karagöz hâlâ gölge oyunu zannediliyor. Sanatı icra edenler dahi literatürün değiştiğinin farkında değil. Meselâ, Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunları Festivali günümüzde yapılmaya başlansaydı, sadece kukla festivali denilecekti. UNIMA Genel Merkezi (Fransa) ile bağlantıya geçerek, onların arşivinden yararlanılarak “Dünya’da Kukla Sanatı” başlıklı sergi hazırlanabilir. Böylece Karagöz’ün, parmak kuklasının, ipli kuklanın, gölge oyununun üst başlığının kukla olduğunu halka daha iyi anlatabiliriz. Eylül ayında yapılacak, Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunları Festivali için iyi bir sergi olabilir.
Sanırım derdim anlaşıldı.