Bursa Kültür Sanat Turizm Vakfı 39 yıl önce 1987’de kuruldu. O yıllardaki amacı, Bursa Turizm ve Tanıtma Derneği’nin 1962’de düzenlemeye başladığı Bursa Festivalini uluslararası düzeye taşınması, kültür sanat alanında yeni çalışmalar yapılabilmesi idi.
Eczacıbaşı ailesinin 1973’de kurduğu İstanbul Kültür Sanat Vakfı örnek alınmıştı. Unutulan konu ise İKSV’nin profesyonel bir yapıda örgütlenmesiydi. Bunun için iki vakfın internet sitelerini karşılaştırmanız dahi yeterli.
Bursa’da ise her yerel seçimden sonra değişen yönetim ve çalışanlar ile karşılaşıyoruz. Siyasetin gölgesi altındaki vakıfta maalesef sanat alanında uzmanlaşmaya imkân tanınmıyor. Aynı durumu vakfın üyelerine baktığınızda görebilirsiniz. Genel kurullarda önerilerin sonucunda üyeler alınıyor. Peki, bu üyeler ne kadar giriş aidatı ve yıllık katkı veriyor. Üye olduktan sonra vakfa hangi desteği sağlıyor. Mesela yıllık 50 bin lira katkı parası ödüyor mu? Hayır. Kurulan çalışma komisyonlarında kültür, sanat, turizm için hangi çalışmaları yapıyor? İsmimiz bulunsun, belki bir gün belediye yönetimi bize yakın biri olur, yönetime gireriz diye Godot’yu mu bekliyorlar? Bursa’da Eczacıbaşı, Koç, Sabancı, Kocabıyık aileleri gibi sanatı sahiplenen, destekleyen, gelişmesi için çaba harcayan entelektüel kişilerin sayısı çok ama çok az olduğu için BKSTV, büyükşehir belediyesine bağımlı, taşralı bir yapıda kaldı.
Bursa Kültür Sanat Turizm Vakfı ekonomik olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, o gün de bugün de. Yönetim belediyeye hâkim olan parti üzerinden şekilleniyor. Vakfın ana görevi, Uluslararası Bursa Festivali’ni geliştirmek, kapsayıcı bir hale getirmekti. Vakıf, 1990’lı yıllarda, bağımsız bir grubun düzenlemeye başladığı Uluslararası Bursa Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunu Festivali’ni sahiplenerek günümüze kadar gelmesini sağladı. Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’ni başlattı. Vakıf bünyesinde kurulan Çocuk ve Gençlik Tiyatroları’nın gelişmesi ve Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Tiyatrosu olarak şehrin ikinci ödenekli tiyatrosu olması için önemli bir çaba verdi. Bursa Senfoni Orkestrası’nın kuruluşunda vakfın emeği yadsınamaz. Bursa Sinema Şöleninin yapılması, Bursa İpekyolu Film Festivali ve Bursa Tasavvuf Sempozyumu (4 Cilt) düzenlemesi, Bursa Edebiyat Günlerine destek olması şehrin kültüründe etkin olduğunu göstermektedir. İş insanları etkinliklere sponsor olarak destek olmasının yanı sıra Reşat Oyal Kültür Parkı’ndaki Açık Hava Tiyatrosu’nun kira geliri vakfa aktarılmaktadır.
Birkaç soruyla yazımı bitirmek istiyorum.
Uluslararası Bursa Festivali’nin (artık buna Bursa Kültür Yolu Festivali de eklenmeli) şehrin turizmine katkısı nedir? Sanat turizmi konusunda ne planlanıyor?
Ak Parti döneminde başlayan Bursa Uluslararası İpek Yolu Film Festivali aynı parti yönetiminde (2005-2009) başkan değişince iptal edilmişti. Tabii, adına Cannes Film Festivali, Berlin Film Festivali, Venedik Film Festivali demek yerine yerel film festivalleri Antalya Altın Portakal Film Festivali ve Adana Altın Koza Film Festivali örnek alınmıştı. Festivalin jüri üyesi de olan Mithat Alam’ın, Sinemayı Seven Adam söyleşi kitabında festivalin organizasyonu için olumsuz düşüncelerini okuyunca üzülmüştüm. Taşrada sanat organizasyonu neden yapılamıyor, sorusuna cevap bulamamıştım. Elimizde Açık Hava Tiyatrosu gibi bir mekân varken Uluslararası Bursa Festivali için neden yıllardır adım atılmıyor.
Vakfın yıllardır bürokrat alışkanlığı olarak düzenlediği Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali ve Uluslararası Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunları Festivali mekânlara hapsolmaktan ne zaman kurtulacak? Şehrin nüfusunun 3 milyon olduğunu, sanatın merkezden kurtulması için festivallerin formatının değişmesi gerektiği ne zaman aklımıza gelecek? İki festival, ilkokul ve ortaokul öğrencileri öncelikli planlandığı için etkinlikler sezon içinde belediyelerin kültür merkezlerinde düzenleniyor. Sokaklara çıkmak festivalleri bütün şehre yaymak neden akla gelmiyor?
Bundan dolayı ‘bürokrat alışkanlığı’ diyorum. Hayal edelim. Temmuz veya Ağustos ayındayız. Sokaklar, caddeler, parklar, hanlar, köprüler, sahiller, iskeleler her yer oyun alanı. Anne babalar çocuklarıyla akşam geliyor. Bir tarafta turistler ne oluyor diye merak içinde. Kafede oturanların yanı başında çocuk oyunu, kukla gösterisi yapılıyor. Muhtemelen hayatında ilk kez böyle bir şey ile karşılaşacak. Gördüklerini anlatacak, sosyal medyada paylaşacak…
Bütün bunların olabilmesi için BKSTV’nin belediye müdürlüğü gibi yapılanmaktan vazgeçip bağımsız olması, bu düşünceyle hareket etmesi gerekiyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Uğur Ozan Özen
BKSTV ne zaman bağımsız olacak?
Bursa Kültür Sanat Turizm Vakfı 39 yıl önce 1987’de kuruldu. O yıllardaki amacı, Bursa Turizm ve Tanıtma Derneği’nin 1962’de düzenlemeye başladığı Bursa Festivalini uluslararası düzeye taşınması, kültür sanat alanında yeni çalışmalar yapılabilmesi idi.
Eczacıbaşı ailesinin 1973’de kurduğu İstanbul Kültür Sanat Vakfı örnek alınmıştı. Unutulan konu ise İKSV’nin profesyonel bir yapıda örgütlenmesiydi. Bunun için iki vakfın internet sitelerini karşılaştırmanız dahi yeterli.
Bursa’da ise her yerel seçimden sonra değişen yönetim ve çalışanlar ile karşılaşıyoruz. Siyasetin gölgesi altındaki vakıfta maalesef sanat alanında uzmanlaşmaya imkân tanınmıyor. Aynı durumu vakfın üyelerine baktığınızda görebilirsiniz. Genel kurullarda önerilerin sonucunda üyeler alınıyor. Peki, bu üyeler ne kadar giriş aidatı ve yıllık katkı veriyor. Üye olduktan sonra vakfa hangi desteği sağlıyor. Mesela yıllık 50 bin lira katkı parası ödüyor mu? Hayır. Kurulan çalışma komisyonlarında kültür, sanat, turizm için hangi çalışmaları yapıyor? İsmimiz bulunsun, belki bir gün belediye yönetimi bize yakın biri olur, yönetime gireriz diye Godot’yu mu bekliyorlar? Bursa’da Eczacıbaşı, Koç, Sabancı, Kocabıyık aileleri gibi sanatı sahiplenen, destekleyen, gelişmesi için çaba harcayan entelektüel kişilerin sayısı çok ama çok az olduğu için BKSTV, büyükşehir belediyesine bağımlı, taşralı bir yapıda kaldı.
Bursa Kültür Sanat Turizm Vakfı ekonomik olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, o gün de bugün de. Yönetim belediyeye hâkim olan parti üzerinden şekilleniyor. Vakfın ana görevi, Uluslararası Bursa Festivali’ni geliştirmek, kapsayıcı bir hale getirmekti. Vakıf, 1990’lı yıllarda, bağımsız bir grubun düzenlemeye başladığı Uluslararası Bursa Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunu Festivali’ni sahiplenerek günümüze kadar gelmesini sağladı. Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’ni başlattı. Vakıf bünyesinde kurulan Çocuk ve Gençlik Tiyatroları’nın gelişmesi ve Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Tiyatrosu olarak şehrin ikinci ödenekli tiyatrosu olması için önemli bir çaba verdi. Bursa Senfoni Orkestrası’nın kuruluşunda vakfın emeği yadsınamaz. Bursa Sinema Şöleninin yapılması, Bursa İpekyolu Film Festivali ve Bursa Tasavvuf Sempozyumu (4 Cilt) düzenlemesi, Bursa Edebiyat Günlerine destek olması şehrin kültüründe etkin olduğunu göstermektedir. İş insanları etkinliklere sponsor olarak destek olmasının yanı sıra Reşat Oyal Kültür Parkı’ndaki Açık Hava Tiyatrosu’nun kira geliri vakfa aktarılmaktadır.
Birkaç soruyla yazımı bitirmek istiyorum.
Uluslararası Bursa Festivali’nin (artık buna Bursa Kültür Yolu Festivali de eklenmeli) şehrin turizmine katkısı nedir? Sanat turizmi konusunda ne planlanıyor?
Ak Parti döneminde başlayan Bursa Uluslararası İpek Yolu Film Festivali aynı parti yönetiminde (2005-2009) başkan değişince iptal edilmişti. Tabii, adına Cannes Film Festivali, Berlin Film Festivali, Venedik Film Festivali demek yerine yerel film festivalleri Antalya Altın Portakal Film Festivali ve Adana Altın Koza Film Festivali örnek alınmıştı. Festivalin jüri üyesi de olan Mithat Alam’ın, Sinemayı Seven Adam söyleşi kitabında festivalin organizasyonu için olumsuz düşüncelerini okuyunca üzülmüştüm. Taşrada sanat organizasyonu neden yapılamıyor, sorusuna cevap bulamamıştım. Elimizde Açık Hava Tiyatrosu gibi bir mekân varken Uluslararası Bursa Festivali için neden yıllardır adım atılmıyor.
Vakfın yıllardır bürokrat alışkanlığı olarak düzenlediği Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali ve Uluslararası Karagöz, Kukla ve Gölge Oyunları Festivali mekânlara hapsolmaktan ne zaman kurtulacak? Şehrin nüfusunun 3 milyon olduğunu, sanatın merkezden kurtulması için festivallerin formatının değişmesi gerektiği ne zaman aklımıza gelecek? İki festival, ilkokul ve ortaokul öğrencileri öncelikli planlandığı için etkinlikler sezon içinde belediyelerin kültür merkezlerinde düzenleniyor. Sokaklara çıkmak festivalleri bütün şehre yaymak neden akla gelmiyor?
Bundan dolayı ‘bürokrat alışkanlığı’ diyorum. Hayal edelim. Temmuz veya Ağustos ayındayız. Sokaklar, caddeler, parklar, hanlar, köprüler, sahiller, iskeleler her yer oyun alanı. Anne babalar çocuklarıyla akşam geliyor. Bir tarafta turistler ne oluyor diye merak içinde. Kafede oturanların yanı başında çocuk oyunu, kukla gösterisi yapılıyor. Muhtemelen hayatında ilk kez böyle bir şey ile karşılaşacak. Gördüklerini anlatacak, sosyal medyada paylaşacak…
Bütün bunların olabilmesi için BKSTV’nin belediye müdürlüğü gibi yapılanmaktan vazgeçip bağımsız olması, bu düşünceyle hareket etmesi gerekiyor.