SON DAKİKA
Hava Durumu

Devrim hayat için olmalı: Adiller

Yazının Giriş Tarihi: 18.02.2026 13:55
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.02.2026 13:57

Sabahı bekleyemedim.

Saat 01.14

Salı akşamı prömiyer yapan Adiller, Şehir Tiyatrosunun artık yeni aşamaya geçtiğini gösteriyor. Her oyunda seyirci koltuğunda olduğum için özgüvenle söylüyorum. Son 20 yıla tanığım. Öncesini dinlediklerimden, okuduğum eleştiri yazılarından biliyorum. Bursa Devlet Tiyatrosu’nda, Murat Karasu’nun yönettiği Kadıncıklar, Malcolm Keith Kay’in yönettiği Cadı Kazanı ve Hayvan Çiftliği, Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği Orkestra ve Kadın Oyunları yenilikçi, o yılların Bursa’sı için ilerici oyunlardı. 2010’lu yıllarda, Nilüfer Tiyatro Festivali hadisesini yaşadık. Oradaydım. Bazen seyirci koltuğunda, çoğu zaman yer bulamadığım için merdivenlerde... 2008’de başlayan festival, 2012, 2014 ve 2016 yıllarında zirveye çıkmıştı. Yeni yazarlar, yeni metinler, yeni anlatım biçimlerini seyrediyorduk. Bahsettiğim devlet tiyatrosu oyunlarının devamı gelmeyince yeni denemeleri İstanbullular yapar, biz taşradakiler seyrederiz algısı oluşmaya başlamıştı. Festivalin en önemli artısı seyirci talebi ortaya çıkarmasıydı. NKT kurulduktan sonra, Ali Düşenkalkar’ın yönettiği Eşeğin Gölgesi, Engin Alkan’ın yönettiği Tersine Dünya ve Şark Dişçisi, Serdar Biliş’in yönettiği Romeo İle Juliet seyirci için büyük bir fırsattı. O yıllarda kadrolu sisteme geçilmediği için sınav açılıyor, her yıl oyuncular değişiyordu. Bunun sonucunda oyunlar uzun zaman oynanamıyordu.

Biz seyirciler, şehrin doğusundan batısına oyunlar için koşturmaya çalışırken, Bursa Büyükşehir Belediyesi başka bir dünyada yaşıyordu. Tiyatronun bağlı olduğu Kültür Şube Müdürlüğünde ve daire başkanlığında yönetici olanlar tiyatrodan uzaktılar. Gençlik yıllarında ilgi gösterseydiler, belki sonraki yıllarda merak edip okusaydılar, Şehir Tiyatrosu başka bir durumda olacaktı. İstanbul’da 2005’ten sonra tiyatro başka bir yola girmişken, Bursa’dakiler başka bir âlemdeydi.

Bazı oyunları repertuara almak, arkasında durmak zordur. Şehir tiyatrosu yönetimi konusuyla, anlatım biçimiyle cesur bir oyunu repertuara aldı. Çünkü ödenekli tiyatrolar seyircinin baskısı altındadır. Yukarısı yani belediye yönetimi, her şeyi seyirci sayısına odaklar. Salon dolu mu, boş mu? Kaç bilet satıldı? Bazen topluma karşı bir şeyler söylemek, eleştirmek, olaylara bir de bu taraftan bak, demek istersin.

Albert Camus gerçek bir hikâyeden yola çıkarak oyunu kaleme almış. 1905’te, Sosyalist Devrimci Parti (1902-1907) üyelerinin Sergey Aleksandroviç’i öldürmek istemesi üzerinden eylem hazırlığını, sonrasında yaşananları anlatılıyor. 1905’e giden yolun nasıl açıldığını öğrenmek için Edward Hallet Carr’ın Romantik Sürgünler kitabı size kılavuz olacaktır.

Avrupa’da, ikinci dünya savaşından sonra, Sovyetler Birliğine, şiddet yanlısı sosyalistlere karşı eleştiriler başlar. Bu eleştirilerin arkasında, dergileri, yayınevlerini, yazarları onların haberi dahi olmadan kullananlar vardır. Frances Stoner Saunders’in Parayı Verdi Düdüğü Çaldı, Joel Whıtney’in CIA Dünyanın En İyi Yazarlarını Nasıl Kandırdı? kitaplarını okumanız, Adiller veya Adil Suikastçılar’ı daha iyi anlamanızı sağlayabilir. 1949’da neden yazıldığına bir başka açıdan bakabilirsiniz.

***

Bursa Şehir Tiyatrosu’nun Adiller’i klasik tiyatronun kalıplarına sığmayacak bir oyun. Sahnede film çekim ekipmanları kurulmuş. Gerçek olay sahnede, üst taraftaki perdede ise sonrasında yaşananlar anlatılıyordu. Oyun sırasında bir taraftan kameralar canlı çekim yapıyordu. Bu sırada birçok Bursalı seyircinin aklına NKT’nin 1984’ü gelecektir. Adiller’de perdede sahneyi değil, sanki evin dışından olayları izliyormuş gibiydik. Amacına ulaşmak için her yolu denemekten kaçınmayan karakterler ile seyircinin yakınlık kurması engellenmiş. Oyunun merkezinde bu teknik anlatım var. Dekor ve ışık tasarımında imzası olan Cem Yılmazer ve projeksiyon tasarımını yapan Okan Temizarabacı’nın emeği çok büyük.

Gerçeği kayıt altına almak için film seti oluşturulmuş. Hata yapıldığında o sahne yeniden çekiliyor. Yönetmen (Günay Güney), çekimi (oyunu) durdurup, hataları söylüyor. Oyuncuların önerileri, belki yönetmen ile tartışması, o sırada rolü biten oyuncuların kenardan müdahil olmaya çalışması da eklenebilirdi. Sağ taraftaki teknik ekip, oyunun başında birkaç müdahaleden sonra geri planda kalıyor.

Akordeon çalındığı sırada mikrofona uzak kalıyor. Biz seyirci olarak sesi duyuyoruz, ancak filmin çekiminde mikrofona yakın olması gerekmiyor mu?

Oyunun iki perde olmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Yenilikçi bir oyunda bir zahmet seyircide zorlansın.

Saat 02.42.

Yazan: Albert Camus. Yönetmen: Emre Feza Soysal. Çevirmen: Ayberk Erkay. Dramaturg: Tülay Akgül. Dekor Tasarımı: Cem Yılmazer. Işık Tasarımı: Cem Yılmazer. Kostüm Tasarımı: Rabia Kip. Hareket Düzeni: Bedirhan Dehmen. Projeksiyon Tasarımı: Okan Temizarabacı. Dekor Realizasyon: Şafak Kerem Kızıltan. Yardımcı Yönetmen: Günay Yunus Güney. Yönetmen Yardımcısı: Ayşe Dinç. Yardımcı Dramaturg: Nihayet Nihal Köse.

Oyuncular: Ahmet Rıfat Şentürk, Aykan Yılmaz, Bulut Şaşoğlu, Erdem Kahraman, Günay Yunus Güney, Hilal Öztunca, Kerim Erkap, Nihan Doğa, Okan Temizarabacı, Osman Murat Erten, Serdar Soyer, Sergen Bölük, Şafak Kerem Kızıltan, Tutku Say, Yusuf Serdaroğulları. Akerdeon: Kamran Hamdi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.