SON DAKİKA
Hava Durumu

Bekanın Önsözü: Düşmanı Tanımak

Yazının Giriş Tarihi: 29.04.2026 18:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.04.2026 18:02

Stefan Zweig, “Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşüncelerde bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz” derken tam da günümüzdeki kafa karışıklığının sebebini vurgulamış.

Evet, insan aklı mutlaka bir dayanak ya da tutamağa ihtiyaç duyar. Yani anlamak, bir şeyle başka bir şeyin karşılaştırılmasını gerektirir.

Dünya zıtlıkların ahengi olduğu için karşıtlıklar sayısızdır. İyilik-kötülük, hak-batıl, doğru-yanlış, gerçek-yalan, dürüstlük-sahtekârlık, mümin-münafık, İblis-Rahman ve dost-düşman.

Dolayısıyla insan aklı tutamak, dayanak, ölçek ve karşılaştırma bağımlıdır. Bunlar olmazsa algımız, kavramamız boşa düşer, dünya anlamını kaybeder.

Ve şimdi bizde ve dünyada tam da bu durum yaşanıyor.

Yani aklın tutamak/dayanak noktalarının kasıtlı/planlı bir şekilde yok edilerek aklın işlevsizleştirildiği, bunun sonucunda ise amaç ve anlamların bulanıklaştığı bir dönemdeyiz.

Bu nedenle kavram incelemesi ile ve özellikle dost-düşman tanımlaması temelindeki karşıtlıkları/tutamakları vermek, aklın işlevselliğine yönelik uygun bir yaklaşım olacaktır. Hayatın anlamlandırılması ancak böyle mümkün olabilir.

Çünkü dost-düşman tanımlama, anlama ve bilme ya karışmış ya da kaybolmuş. Hatta öyle karışmış ki İran konusunda emperyalistlerin yanında saf tutmak bile dinin gereği zannediliyor.

Hâlbuki gerçek iç/dış düşmanı tanımak, ihmal edilmemesi gereken en temel iman ve ibadettir. Atatürk’ün başarısı nereden geliyor sanılıyor ki? Elbette Kur’an’ı anlamasından.

Hem tarihe bakıldığında iz bırakan şahsiyetlerin başarısı düşmanı iyi tanımalarından geçmiyor mu zaten?

Ne diyordu Sun Tzu:

‘’Düşmanı tanımak için önce kendini tanımak esastır’’

Ben de bu amaçla önce kendimizi yani içimizdeki düşmanı sonra da dışımızdaki düşmanları tanımak için, önceki yazı da 4 özelliğini vermeye gayret ettiğim düşmanın diğer özelliklerini, Sedat Şenermen’in, ‘’Şeytan’’ kitabından aktarmaya devam ediyorum. Araya başka konu/yazılar girse de.

Böylece ortaya çıkan Kur’an’i filtre/şablon kendimizin, yakınlarımızın, çevremizin, dost görünümlülerin, yerel ve dünya siyasetçilerinin, sermayenin, küresel egemenlerin, emperyalistlerin ve özellikle İblis Siyonizmin gerçek yüzüyle tanınmasına katkı sağlayabilecektir.

Zaten bu özelliklere bakıldığında hemen yanımızda, çağrışım yapıp hatırlanacak ve ‘aaa’ dedirtecek o kadar çok örnek var ki, adeta etrafımız sarılmış şeytani özellik, davranış ve yaklaşımlarla.

Evet, İblis/şeytan özelliklerini tanıtan Kur’an’i öğütlerle devam ediyorum.

‘’5-İblis, Hannas yani sinsidir. Gizlenen, gizlilik siyaseti güden anlamındadır. Ayrıca hem ‘kendisinden Allah’a sığınıldığında sinip geri çekilen’ hem de ‘sindiği yerde fırsat kollayıp ilk fırsatta insanı ayartmak için pusuda bekleyen’ anlamlarını da içerir.

Hannas sözcüğü ‘gizli düşman, derin düşman’ olarak iki gruptur. İlki, ham düşünce olan İblis ve uzantıları olan heva/heves, kötü huylar, ego, kibir ve emmare(kötü) nefis’tir. (Kaf 16). Hannas ve kötülüklerinden korunma yolu Nas suresinde verilmektedir.

İkinci grup ise toplum içindeki hannastır. Bunlar kendilerini doğrudan göstermeyip sürekli piyon kullanarak ya da aldatıcı kıyafetlere (din vb.) bürünerek, toplumun beyni konumundaki kurumlara yerleşip, fesat/fitne üreterek toplumun zararına neden olurlar.

Yine bunlar, çevremizdeki şeytanlaşmış kişiler, güçler ve kurumlardır.

Kontrol ettikleri siyaset, ekonomi, din ve kültür (sinema, tiyatro, edebiyat, şiir, TV’ler, internet, kitap, eğitim) yoluyla zehirlerini akıtarak akıl ve fikirleri çelip, kişi ve kurumları yönlendirir, türlü fenalıklara düşürürler. (Enam 112,113, 121)

(Bu konuda Dr. Ali Nazmi Çora’nın, Dünyayı yöneten örgüt; TAVİSTOCK kitabında çarpıcı bilgi ve veriler vardır.)

6- İblis, Marid Şeytandır. Marid sözcüğü; ‘’azgın, karşı çıkan, inat ve isyanda benzerlerinden çok ileri giden’’ demektir. Kur’an’da; hayırlardan, güzelliklerden soyunmuş ve soyan Şeytan anlamında kullanılır. (Araf 27, Saffat 6-7)

Marid şeytanın soyduğu elbise; iyilik, güzellik, dostluk ve kardeşlik elbisesidir. (Adem kıssası)

İblis, dünyayı süslü göstermek suretiyle insanları zevk ve sefa düşkünü, iktidar(güç) tutkunu, ölümsüzlük arzusu, mal ve para yığıcı, kargaşa çıkarıcı birer yaratık haline dönüştürüp (yasak ağaç) birbirlerine düşman etmekte ve böylece insana ilham edilmiş çirkinliklerin dışa vurmasını sağlayarak, onu elbisesiz çirkinlikleriyle baş başa bırakmaktadır. Takip ettiği yol ise sinsicedir. (Araf 27)

7- İblis, Merid Şeytandır. Merid; Asi, itaat etmeyen, hayırdan ve iyilikten arınan, inatçı demek olup, marid sözcüğü ile benzerdir. Allah, marid ve merid Şeytanlarını tanımayı işletilen akla bağlamış, öğütlerini ise Nisa 116-122, İsra 64,65. ayetlerinde buyurmuştur.

(Ayrıca İslam ülkelerinde çokça yapıldığı ve sanki Allah’tan yetki almış gibi bilgisizce Allah hakkında konuşanların, mücadele verenlerin inatçı/merid Şeytana tabi olduklarını buyuran ayet çok çarpıcıdır: ‘’İnsanlardan Allah hakkında bilgisizce tartışan ve her inatçı(merid) şeytana uyanlar vardır.’’ (Hacc 3)

Dolayısıyla mücadele bilgi ister, bilgi olmazsa mücadele kavgaya dönüşür. Bunun anlamı, bilginin olmadığı yerde kargaşa çıkaran Şeytanın yer aldığıdır. Yani bilginin olmadığı yeri İblis/Şeytan doldurur.

Ne kadar tanıdık değil mi?

Gelecek yazıda Adüv (Düşman)’dür, Adavet (Düşmanlık) ile devam edeceğim.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.