Bir önceki yazımda insanı eşyalaştırarak (nesneleştirme), ikbal/çıkar odaklı bir siyaset aracı olarak kullanma anlamında ‘korku’ ya değinmiştim…
Devam edelim…
Çünkü korku; yaşanılan sıkıntılar ile çaresizliğin esas sebebi olması itibarıyla hayati derecede önemli.
Çünkü korku; Alman yönetmen R. W. Fassbinder'in 1973 yılı yapımı ‘Korku Ruhları Bitirir’ filminde işlediği gibi, insanın ruhunu kemirerek, kendi olmaktan çıkarıp iç ve dış güçlerin oyuncağı haline getiren etkili ve sonuç alıcı bir yol.
Çünkü korku; mutsuzluğa sürükleyen ve kendi olmaktan çıkararak kendine ve milletine yabancılaştıran bir duygu.
Çünkü korku; insanların kendilerini, yaklaştığı pompalanan bir iç/dış felaketin kurbanları olarak görmelerini sağlayarak varlığını sürdürme derdine düşüren, paniğe sürükleyerek aklı devre dışı bırakan bir güdü.
Çünkü korku; insanın sahip olduğu her şeyi kaybetme endişesine sürükleyen bir heyula.
Çünkü korku; gerçek değil, uydurulmuş delil(!) ve gerekçelerle bir sabah evden alınarak, itibarının suikasta uğratılmasını sağlayan bir imha yöntemi.
Çünkü korku; bilinçli oluşturulan korkutma atmosferi ile insanların sürekli teyakkuz/alarm halinde olmalarını sağlayarak, yaşam ümidi ve sevincini söndüren tırpan.
Çünkü korku; zulüm politikalarını inşa eden bir bataklık.
Çünkü korku; insanları, ‘ya bizdensin ya da yok olursun’, ‘ya taraf olursun ya da bertaraf’ açmazına sokan bir despotluk.
Çünkü korku; zihinleri ele geçirip düşünemez hale getirdiği milletleri sindirerek, aleyhindeki her türlü politik oyun ve kendisine ait egemenliğini paylaştırmayı engelleyecek direnci yıkan bir terminatör.
Ve korku; korkutulma/korkma yoluyla haksızlık karşısında susup, dilsiz şeytan olmayı sağlayan bir İblis tuzağı.
***
Dünya’da ve Türkiye’de siyasi düzen korkular üzerinden işliyor ve devam ediyor.
Türkiye’de “Komünizm geliyor” korkusunun onlarca yıl sürdürülmesi, sağ-sol, komünist-milliyetçi, laik-şeriatçı, Türk-Kürt karşıtlıkları üretilerek, “oluşturulan korkular üzerinden sistemin devamının sağlanması hafızalarımızda” diyeceğim ama son zamanlarda yine Laik- Müslüman repliğinin piyasaya sürülmesi ve rağbet görmesi hafızada sorun olduğunun delili.
Bu bayat oyunun farkına varılmadığı için, kurnaz egemenler bu pastadan vazgeçmiyor.
Yine karşıtlıklar üzerine siyasi rant replikleri, yine korkuya oynama ve yine tekerrür.
***
Aslında korku ve korkuyu alt etmeye yönelik, bu milletin elinde sağlam referans ve örnekler var ama hatırlayan, araştıran yok maalesef.
Kur’an’da ‘havf’ olarak tanımlanan basit korku duygusundan, bir yaradılış özelliği olarak bahsedilir.
Havf, bilgi ve idrakin bir sonucu olarak ortaya çıkan hayranlık ve saygının doğurduğu ‘hasret kalma, uzak düşme’ korkusunu ifade eden ‘Haşyet’ten farklıdır. (*)
Ancak insan hayatında bir savunma mekanizması olarak var olan Havf/Korku’nun kontrol altında olmaması, aşırı ve yersiz şekilde kullanılması hem insan ruhuna hem de sosyal yaşantısına zarar verir.
İşte insan/milletler aleyhine kullanılan da korkunun bu yönüdür.
Kur’an; dışımızdaki ve içimizdeki bireysel, yerel ve küresel İblis/Şeytanların oluşturduğu ve körüklediği korkudan korkulmamasının aklıselim olmakla mümkün olacağını birçok ayetle buyurur ve Nas ile Felak Surelerini de çözüm olarak sunar.
Dolayısıyla korkudan korkmamak imani bir mesele olduğu için önemlidir.
Bu doğrultuda tüm Allah elçileri, korkusuzluğun muhteşem örnekleri olduğu gibi, Türk milletinin içinden çıkardığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk de korku salan emperyalistlere karşı korkusuzluğun en çarpıcı örneğidir.
Bu konuda formüle ettiği Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’an’ca öğrenme yöntemiyle, İblis egemen-Aklı Selim egemen kişi/toplum üzerine birçok eser sunan İslam Araştırmacısı Düşünür Sedat Şenermen de çözümün ne olduğunu şöyle ortaya koymaktadır;
‘’Aklıselim egemen kişi korkmaz. İçimizdeki dışımızdaki şeytan (bireysel ya da örgütlü, kurumsal, küresel) /şeytanlık insanlaşmayı önlemek ve kişileri beşer düzeyinde sabitlemek üzere uyguladığı akıl tutulması, mankurtlaştırıcı algı operasyonları ile emre amade / korkak / biat edecek zihinsel, bedensel tutsak varlıklar oluşturma konusunda sürekli, sistemli, amansız, acımasız bir şekilde küresel boyutta, çalışıyor. Beyni, Tavistok denilen kuruluş yönetiminde... şeytan/iblis fakirlikle ve pek çok konuda (ekonomik, siyasal, kültürel, askeri vb.) hep korkutur, korkutmaya çalışır. İhanet korkaklık, hainler korkaktır. Hainler üzerinden ihaneti ve korkaklığı kontrol eder ve yaygınlaştırır. Sömürgen İblis emperyalizmin aklıselim egemen / muhles kişiye gücü yetmez. Küresel emperyalizmin en büyük korkusu aklıselim egemen kişi / toplum ve ulus devlettir. Korku tuzağı, ihanet kuşatması ve hainlik aklıselim egemen (bireysel, toplumsal) olmakla kolay aşılır. Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. İnancının beslediği istiklâl savaşı bunun açık örneğidir.’’
Korku üreten karanlık yapılar ve uyguladıkları yöntemlerle devam edeceğim.
***
(*) Hakkı Yılmaz, Kur’an’daki Önemli Sözcük ve Kavramlar
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ümit CAN
Korkudan Korkmamak, Korkunun Panzehri!
Bir önceki yazımda insanı eşyalaştırarak (nesneleştirme), ikbal/çıkar odaklı bir siyaset aracı olarak kullanma anlamında ‘korku’ ya değinmiştim…
Devam edelim…
Çünkü korku; yaşanılan sıkıntılar ile çaresizliğin esas sebebi olması itibarıyla hayati derecede önemli.
Çünkü korku; Alman yönetmen R. W. Fassbinder'in 1973 yılı yapımı ‘Korku Ruhları Bitirir’ filminde işlediği gibi, insanın ruhunu kemirerek, kendi olmaktan çıkarıp iç ve dış güçlerin oyuncağı haline getiren etkili ve sonuç alıcı bir yol.
Çünkü korku; mutsuzluğa sürükleyen ve kendi olmaktan çıkararak kendine ve milletine yabancılaştıran bir duygu.
Çünkü korku; insanların kendilerini, yaklaştığı pompalanan bir iç/dış felaketin kurbanları olarak görmelerini sağlayarak varlığını sürdürme derdine düşüren, paniğe sürükleyerek aklı devre dışı bırakan bir güdü.
Çünkü korku; insanın sahip olduğu her şeyi kaybetme endişesine sürükleyen bir heyula.
Çünkü korku; gerçek değil, uydurulmuş delil(!) ve gerekçelerle bir sabah evden alınarak, itibarının suikasta uğratılmasını sağlayan bir imha yöntemi.
Çünkü korku; bilinçli oluşturulan korkutma atmosferi ile insanların sürekli teyakkuz/alarm halinde olmalarını sağlayarak, yaşam ümidi ve sevincini söndüren tırpan.
Çünkü korku; zulüm politikalarını inşa eden bir bataklık.
Çünkü korku; insanları, ‘ya bizdensin ya da yok olursun’, ‘ya taraf olursun ya da bertaraf’ açmazına sokan bir despotluk.
Çünkü korku; zihinleri ele geçirip düşünemez hale getirdiği milletleri sindirerek, aleyhindeki her türlü politik oyun ve kendisine ait egemenliğini paylaştırmayı engelleyecek direnci yıkan bir terminatör.
Ve korku; korkutulma/korkma yoluyla haksızlık karşısında susup, dilsiz şeytan olmayı sağlayan bir İblis tuzağı.
***
Dünya’da ve Türkiye’de siyasi düzen korkular üzerinden işliyor ve devam ediyor.
Türkiye’de “Komünizm geliyor” korkusunun onlarca yıl sürdürülmesi, sağ-sol, komünist-milliyetçi, laik-şeriatçı, Türk-Kürt karşıtlıkları üretilerek, “oluşturulan korkular üzerinden sistemin devamının sağlanması hafızalarımızda” diyeceğim ama son zamanlarda yine Laik- Müslüman repliğinin piyasaya sürülmesi ve rağbet görmesi hafızada sorun olduğunun delili.
Bu bayat oyunun farkına varılmadığı için, kurnaz egemenler bu pastadan vazgeçmiyor.
Yine karşıtlıklar üzerine siyasi rant replikleri, yine korkuya oynama ve yine tekerrür.
***
Aslında korku ve korkuyu alt etmeye yönelik, bu milletin elinde sağlam referans ve örnekler var ama hatırlayan, araştıran yok maalesef.
Kur’an’da ‘havf’ olarak tanımlanan basit korku duygusundan, bir yaradılış özelliği olarak bahsedilir.
Havf, bilgi ve idrakin bir sonucu olarak ortaya çıkan hayranlık ve saygının doğurduğu ‘hasret kalma, uzak düşme’ korkusunu ifade eden ‘Haşyet’ten farklıdır. (*)
Ancak insan hayatında bir savunma mekanizması olarak var olan Havf/Korku’nun kontrol altında olmaması, aşırı ve yersiz şekilde kullanılması hem insan ruhuna hem de sosyal yaşantısına zarar verir.
İşte insan/milletler aleyhine kullanılan da korkunun bu yönüdür.
Kur’an; dışımızdaki ve içimizdeki bireysel, yerel ve küresel İblis/Şeytanların oluşturduğu ve körüklediği korkudan korkulmamasının aklıselim olmakla mümkün olacağını birçok ayetle buyurur ve Nas ile Felak Surelerini de çözüm olarak sunar.
Dolayısıyla korkudan korkmamak imani bir mesele olduğu için önemlidir.
Bu doğrultuda tüm Allah elçileri, korkusuzluğun muhteşem örnekleri olduğu gibi, Türk milletinin içinden çıkardığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk de korku salan emperyalistlere karşı korkusuzluğun en çarpıcı örneğidir.
Bu konuda formüle ettiği Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’an’ca öğrenme yöntemiyle, İblis egemen-Aklı Selim egemen kişi/toplum üzerine birçok eser sunan İslam Araştırmacısı Düşünür Sedat Şenermen de çözümün ne olduğunu şöyle ortaya koymaktadır;
‘’Aklıselim egemen kişi korkmaz. İçimizdeki dışımızdaki şeytan (bireysel ya da örgütlü, kurumsal, küresel) /şeytanlık insanlaşmayı önlemek ve kişileri beşer düzeyinde sabitlemek üzere uyguladığı akıl tutulması, mankurtlaştırıcı algı operasyonları ile emre amade / korkak / biat edecek zihinsel, bedensel tutsak varlıklar oluşturma konusunda sürekli, sistemli, amansız, acımasız bir şekilde küresel boyutta, çalışıyor. Beyni, Tavistok denilen kuruluş yönetiminde... şeytan/iblis fakirlikle ve pek çok konuda (ekonomik, siyasal, kültürel, askeri vb.) hep korkutur, korkutmaya çalışır. İhanet korkaklık, hainler korkaktır. Hainler üzerinden ihaneti ve korkaklığı kontrol eder ve yaygınlaştırır. Sömürgen İblis emperyalizmin aklıselim egemen / muhles kişiye gücü yetmez. Küresel emperyalizmin en büyük korkusu aklıselim egemen kişi / toplum ve ulus devlettir. Korku tuzağı, ihanet kuşatması ve hainlik aklıselim egemen (bireysel, toplumsal) olmakla kolay aşılır. Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. İnancının beslediği istiklâl savaşı bunun açık örneğidir.’’
Korku üreten karanlık yapılar ve uyguladıkları yöntemlerle devam edeceğim.
***
(*) Hakkı Yılmaz, Kur’an’daki Önemli Sözcük ve Kavramlar