SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anayasa Mahkemesi

Söz Bursa - Anayasa Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız! Haber

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız!

Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde, Meyra AŞ tarafından işletilen maden tesisine ait atık barajı, aşırı yağışlara dayanamayarak çöktü. Bursa Barosu tarafından yapılan açıklamada, maden atıklarının Sarıyer Deresi’ne dolduğu ve yeraltı sularına karışarak bölgede boyutu henüz ölçülemeyen bir doğa katliamına yol açtığı belirtildi. "BİLİM VE HUKUK DİNLENMEDİ, FELAKET GELİYORUM DEDİ" Bursa Barosu, 2019 yılından bu yana akademik odalar ve köylülerle birlikte sürdürülen hukuki mücadeleye dikkat çekerek, bilirkişi raporlarının bu tehlikeyi yıllar öncesinden haber verdiğini hatırlattı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Açtığımız davalarda bilirkişi raporları ile atık barajının zarar görmesi halinde tüm Yenişehir Ovası'nın etkileneceği açıkça belirtilmişti. Ancak kâr hırsıyla hareket eden şirkete idare ve yargı kararıyla yol verildi. Bilim, hukuk ve vicdan dinlenmedi." HUKUK SÜRECİNDEKİ "GARABETLER" ZİNCİRİ Açıklamada, ÇED Olumlu kararının iptali için verilen mücadelenin Danıştay’daki daire değişikliği ve içtihat farklılıklarıyla sekteye uğratıldığı vurgulandı. Danıştay 6. Dairesi’nin bozma kararlarına rağmen, dosyanın devredildiği Danıştay 4. Dairesi’nin davayı reddettiği ve bu durumun "hukuki bir garabet" olduğu ifade edildi. Ayrıca, yaklaşık bir yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun ise henüz sonuçlanmadığı kaydedildi. "SORUMLULAR CEZALANDIRILANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ" Sarıyer Deresi üzerinden Barcın Mahallesi ve Yenişehir Ovası’na yayılan atıkların geri dönüşü olmayan zararlar verdiği belirtilirken, Bursa Barosu sorumlular hakkında yasal sürecin başlatılacağını duyurdu: Çevre Katliamı: Atıklar yeraltı sularına karışarak tarım arazilerini ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Kolluk Müdahalesi Hatırlatıldı: Geçmişte hak arayan köylü kadınların gözaltına alındığı ve yolların kesildiği protestolar hatırlatılarak, gelinen noktanın telafisi imkansız bir yıkım olduğu vurgulandı. Hukuki Takip: Sorumluların cezalandırılması için gerekli suç duyuruları ve başvurular ivedilikle yapılacaktır.

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu Haber

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Toplamda 16 bin 881 TL olarak uygulanmış olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin 700 küsur kişi idi. Şimdi 20 bin TL'ye bu oran arttırılmak suretiyle yaklaşık bu 20 bin TL'den yararlanacak olan emekli sayımız 4 "milyon 917 bin kişiye çıkmaktadır" dedi. Güler, 2 kanun teklifi TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirterek, 31 madde içeren Tapu Kanunuyla Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair bir kanun teklifi olduğunu ve ikinci kanun teklifinin de en düşük emekli aylıklarına ilişkin hüküm içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin TBMM Başkanlığı’na sunulduğunu aktardı. Güler, Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında bilgi vererek, "Anayasa Mahkemesi'nin son dönemlerde vermiş olduğu bazı iptal kararları vardı. Bu iptal kararlarında esas amaçlara hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ve ölçülülük ve elverişlilik prensipleri kapsamında bu maddeleri biz yeniden değerlendirdik. Teklifimizde SSK ve Bağkur emekli aylıkları Ocak ve Temmuz aylarında 6 aylık TÜFE oranlara esas alınarak memur emekli aylıkları emekli sandığı ise enflasyon farkını ilave olarak toplu sözleşmede öngörülen oranlar dikkat alınarak arttırılmaktadır. Buna göre 2026 yılı itibariyle SSK ve Bağkur emekli aylıkları Ocak 2026 tarihinden itibaren yüzde 12.19 oranında memur emekli aylıkları ise emekli sandığı yüzde 6.85 oranındaki enflasyon farkı dahil olmak üzere toplam yüzde 18.60 oranında arttırılmaktadır. Bununla birlikte halen 16 bin 881 TL olan ödenen en düşük emekli aylığı 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 12.19’un üzerinde yaklaşık bu olan emekli sandığı da emekli olan emeklerimize uygulanan zam oranına yaklaşık o da yüzde 18.48 oranında arttırılmak suretiyle 20 binr TL'ye yükseltilmek lüzumu doğdu. Sosyal devlet ülkesinin bir gereği olarak 2026 yılı Ocak döneminden itibaren en düşük emekli ödemesi yirmi bin TL olarak uygulanacaktır" ifadelerini kullandı. Güler şöyle konuştu: "Özellikle bu toplamda 16 bin 881 TL olarak uygulanmış olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin 700 küsur kişi idi. Şimdi 20 bin TL'ye bu oran arttırılmak suretiyle yaklaşık bu 20 bin TL'den yararlanacak olan emekli sayımız 4 milyon 917 bin kişiye çıkmaktadır. Toplamda mevcut bütçe kapsamı içerisinde ki uzun zamandır da çalışıyoruz. Çünkü bizim ekonomi politikalarımız kapsamında Türkiye'nin dezenflasyon süreci ve orta vadeli doğram kapsamında da bütçe disiplinini bozmadan bütçenin kendi kuralları içerisinde herhangi bir olumsuzluğa sevkiyat vermememiz açısından da bazı kalemlerde de uygulamalar yapılmak suretiyle bu aradaki fark Hazine’den ödenecektir. Bu rakamda yaklaşık 69. 5 milyar TL'dir. Bu 6 aylık dönem içerisinde Hazinenizden Sosyal Güvenlik Kurumu’na 69.5 milyar TL gibi bir rakamda artarmış olacağız." Güler, Tapu Kanunu ile ilgili değişiklikler hakkında ise, "Yapı güvenliğinin arttırılmasını, denetimsiz ve plansız yapılaşmanın önlenmesini, yangın güvenliği başta olmak üzere yapılan tüm yaşam döngüsü boyunca etkin şekilde izlenmesini bu çerçevede ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri burada olabildiğince yer vermeye çalıştık. Yine kooperatifler ve yapı denetim kuruluşlarına, beton üreticilerine, zemin etkili firmalarına kadar inşaat sürecinin tüm aktörlerine ilişkin sorumlulukta açık ve net şekilde bu kanun teklifinde tanımlanmaktadır. Böylece böylelikle özellikle yapı inşa süreçleri kapsamında beton, demir ve diğer özel durumları da Bakanlığımızın elektronik ortamda yakın takip edilmesi de sağlanmış olacaktır. Bir de Tapu Kanunumuzda yapılan üzerinde bir de yetkili değerleme kuruluşlarındaki bu kamu kuruluşları finans işlerimizin hazırlamış olduğu değerleme raporlarında taşınmaza ilişkin bu verilerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün elektronik bir ortamda gönderilmesi zorunlu hale getiriliyor. Kat mülkiyeti kavramında yapılan düzenlemelerle site ve apartman yönetimlerinde yaşanan keyfiliğe veya haksız taleplere son vermeye başlıyoruz. Aidat artırma yetkisinin katmalikler kurumuna bırakılması suretiyle özellikle malik sayısının fazla olduğu toplu yapılardan yönetim planlarını değiştirilmesinde yaşanan güçlüklerde de dikkate alınmak suretiyle karar nisabını 5’te 4 yerine 3’te 2 olarak uyguluyoruz. Ve aidat yükseltme hususlarında mutlaka katmalikleri yönetimde bırakılmasını öneriyoruz. Kooperatifler Kanununda yapılan düzenlemeyle de yapı kooperatiflerinin son konu tamamlanmadan ve kesin maliyet insafı ortaya çıkartılmadan ortaklara bireysel tapu devri hususunda da bir önlem yetiştiriyoruz. Dolayısıyla ileride meydana gelecek mülkiyet sorunları ve kooperatiften kaynaklı hukuki sorunları da bu surette engellemiş olacağız. Yine Damga Vergisi kanununda yapılan bazı düzenlemeler var" şeklinde konuştu.

İBB Başkanı İmamoğlu'nun içerisinde bulunduğu 12 sanığın yargılanmasına başlandı Haber

İBB Başkanı İmamoğlu'nun içerisinde bulunduğu 12 sanığın yargılanmasına başlandı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da içerisinde bulunduğu 12 sanığın ‘seçim kanununa muhalefet' suçundan yargılandığı davada, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan norm denetimi başvurusuna yönelik 5 aylık sürenin dolmasının beklenmesine karar verildi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanıklar katılmazken taraf avukatları hazır bulundu. Mahkeme hakimi iddianame kabul kararını okudu. Söz alan CHP avukatı Keysan, "Usul ve eksiklikler giderilsin AYM'ye yapılan başvuru üzerine beklenmesi gereken 5 aylık süre dolduktan sonra savunmalar alınsın" dedi. Ardından ara kararını kuran hakim, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru süresinin dolmasının beklenmesine ve eksik hususların giderilmesine karar verdi. Sonraki duruşma 13 Ocak'a erteledi. 'Dava geçmişi' Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kasım 2023'te yapılan CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin iddialarla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturmada bazı delegelerin ve parti mensuplarının ifadelerine başvuruldu. Hazırlanan iddianame kapsamında şüpheli sıfatıyla, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Sancaktepe İlçe Başkanı Özgen Nama, CHP Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya, CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner, CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Serhat Can Eş, CHP eski Mardin İl Başkanı Mehmet Kılınçaslan ve CHP eski Parti Meclisi Üyesi Hüseyin Yaşar'ın bulunduğu 12 sanık yer aldı. CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'mağdur' sıfatıyla yer aldığı iddianamede, eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ise 'müşteki' olarak gösterildi. İddianamede, İmamoğlu'nun divan başkanı olduğu CHP 38. Olağan Kurultayı'nda, diğer sanıklarla birlikte bazı delegelere para verildiği, adaylık ve iş vaadinde bulunulduğu, oy pusulası fotoğraflarının istendiği, ikinci turun geciktirilerek yanlış bilgilendirme yapıldığı ve bu yollarla Özgür Özel'in kazanması için delegelerin iradelerinin yönlendirildiği iddia edilerek, tüm sanıkların ‘seçim kanununa muhalefet' suçundan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.

AYM, TTB’nin ceza verme yetkisini iptal etti Haber

AYM, TTB’nin ceza verme yetkisini iptal etti

Anayasa Mahkemesi (AYM), bazı sağlık personelinin yaptığı başvuru üzerine, "Türk Eczacılar Birliği Kanunu’nun bazı maddeleriyle ilgili verdiği iptal kararını Resmi Gazete’de yayımladı. Yapılan itirazın gerekçesinde disiplin uygulamalar ile ilgili olarak herhangi bir ilkenin belirlemediği, hangi disiplin fiillerine ne tür cezaların uygulanacağının ayrıntılı şekilde düzenlenmediği, idareye anılan cezaların uygulanması konusunda sınırsız bir takdir yetkisinin tanındığı, bu itibarla aynı fiil nedeniyle en hafif cezanın uygulanabileceği gibi en ağır cezanın da uygulanmasının mümkün olduğu, bu haliyle disiplin suçları ve cezaları konusunda kanuni güvencenin sağlanmadığı belirtilerek Anayasa’nın 2., 38. ve 135. maddelerine aykırı olduğu öne sürüldü. AYM, itiraz konusu kurala benzer yönde görev ve yetki veren 30. maddenin ilgili kısmını inceledi. Söz konusu kısmı ‘Eczacı Odaları Haysiyet Divan’ının meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisini kullanmaları sırasında bireylerin hangi somut fiil ve olguya veya hangi hukuksal yaptırımın belirli bir açıklık ve kesinlik ön görebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımadığı gerekçesiyle iptal etti. AYM, Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun, ‘Haysiyet Divanı, evrakı kendisine tevdi edilen azaların fiil ve hareketlerinin mahiyetine göre inzibati cezaları verir’ maddesi olan 39. maddeyi Anayasa’ya aykırı olduğuna karar vererek iptal etti. Kararlar, 9 ay sonra yürürlüğe girecek.

Kadir Özkaya, bağımsız ve tarafsız yargının önemini vurguladı Haber

Kadir Özkaya, bağımsız ve tarafsız yargının önemini vurguladı

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, bağımsız ve tarafsız yargının ancak o faaliyeti yürütecek olan bağımsız ve tarafsız hakimlerin varlığı ile mümkün olduğunu vurguladı. Hakim ve savcıların tarafsız olmaları gerektiğini belirten Özkaya, "Hakkın ayakta tutulması ve adaletin sağlanması bakımından en önemli sorumluluk yargısal faaliyetlerin baş aktörleri olan hakim ve savcılara aittir. Tüm hakim ve savcılar tüm dünyadaki öznel duygu ve düşünceler dahil olmak üzere herhangi bir dışsal etki altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan tarafsız bir tutumla pozitif hukuk düzeninin ön gördüğü çerçeve içinde özgürce karar vermelidirler. Aklı ve bilimi daima başak bir konumda tutmalıdırlar" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin 63. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya'yı Dolmabahçe Ofisi'nde kabul etti. Kabul sonrası Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yüksek yargı organı başkanları ve davetlilerin katıldığı bir program düzenlendi. Programda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, "Sizleri medeniyetlerin buluşma noktası, tarihin ve hukukun derin izlerini taşıyan İstanbul'da misafir etmekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Bu kadim şehir geçmişten günümüze hukuk, adalet ve insan hakları mücadelesinde birçok olaya tanıklık etmiştir. İstanbul'un eşsiz siluetinde yükselen Dolmabahçe Sarayı da Osmanlı Cihan Devleti'nin son dönemine damga vurmuş, hukuk ve devlet yönetimi açısından önemli kararların alındığı bir merkez olmuştur. Bugün burada tarihin görkemli izleri arasında Anayasa Mahkememizin 63. yıldönümü, kuruluş vesilesi ile hukukun üstünlüğünü ve anayasa yargısının gelişimini konuşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz" dedi. Özkaya, "Bu anlamlı programda geleceğe dair sorumluluklarımızı bir kez daha hatırlayarak hukukun üstünlüğü ve adalet idealini hep birlikte bir kez daha dile getireceğiz. Küreselleşen dünyada anayasa yargısı artık yalnızca ulusal sınırlarda değil, evrensel hukuk normları ve uluslararası yargı iştiyakları ile şekillenmektedir. Bu nedenle farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri ve yüksek yargı oranları arasındaki iş birliği, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, bireysel hakları daha etkili korumak ve küresel çapta adaletin tesisi için kritik bir önem taşımaktadır. Siz kıymetli misafirlerimizin burada olması, Anayasa yargısının müşterek sorunlarını birlikte tartışma ve tecrübelerimizi paylaşma fırsatı bulacaktır. Gerçekleştireceğimiz sempozyum hem aramızdaki bilgi alışverişine hem de Anayasa yargısında karşılaşılan küresel meydan okumalar karşısında ortak çözümler geliştirmeye yönelik verimli tartışmalara zemin hazırlayacaktır. Aynı zamanda katılımcılar olarak aramızda daimi bir iletişim ve etkileşim kanalı sağlayacak olup, bu etkinlik vasıtasıyla oluşacak ortam yalnızca bugünü değil gelecekteki kurumsal ilişkilerimizi de etkileyecek, aramızdaki dayanışma ve işbirliği için önemli bir temel oluşturacaktır" açıklamasında bulundu. Adaletin bir şeyi yerli yerince yapmak, her şeyi yerli yerine en uygun şekilde koymak, herkese hakkı olan şeyi vermek olduğunu kaydeden Özkaya, "İnsan ruhunun manevi direği toplumsal düzenin temel taşıdır. Adalet insanlık tarihi boyunca hem ilahi kaynaklarda hem de beşeri sistemlerde kutsal bir hedef olarak yer almıştır. Toplumun huzuru, iç barışı, refahı ve güvenliği için adalet vazgeçilmez bir unsurdur. Adaletli toplumlarda huzur ön plana çıkar ve insanların birbirlerine olan güveni artar. Toplumun düzeni ile bireylerin haklarının korunmasında en önemli etken adalettir. Dünyanın her yerinde, her toplumda o topluma ilişkin anayasal kimliği ya da o topluma ilişkin ortak toplumsal kimliği oluşturan ilke ve değerlerin güvencesi bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığıdır. Bağımsız ve tarafsız yargının varlığı da ancak o faaliyeti yürütecek olan bağımsız ve tarafsız hakimlerin varlığı ile mümkündür. Hakkın ayakta tutulması ve adaletin sağlanması bakımından en önemli sorumluluk yargısal faaliyetlerin baş aktörleri olan hakim ve savcılara aittir. Tüm hakim ve savcılar tüm dünyadaki öznel duygu ve düşünceler dahil olmak üzere herhangi bir dışsal etki altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan tarafsız bir tutumla pozitif hukuk düzeninin ön gördüğü çerçeve içinde özgürce karar vermelidirler. Aklı ve bilimi daima başak bir konumda tutmalıdırlar" şeklinde konuştu. Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya, "Malumları olduğu teorik olarak herkes tarafından kabul edildiği üzere dünyanın dört bir yanında yaşayan her bir insan, insan haysiyetine uygun şekilde, insanca yaşamayı hak ettiği için gerekli olan vazgeçilmez ve devredilmez nitelikte hak ve özgürlüklere sahiptir. İnsanlığın onuru olan söz konusu olan hak ve özgürlükler, insanlığın ortak değeridir. Çoğulculuk ve hoşgörü de böyledir. Bu değerler dünyanın her yerinde önemsenmeli ve mutlaka hayata geçirilmelidir. Dünya üzerindeki tüm yetkili ve ilgililer işbirliği içinde kazan-kazan anlayışına dayalı, adalet odaklı bir uluslararası ilişki pratiği geliştirmelidirler. İnsanı merkezine alan güvenlik, temel hak ve özgürlük dengesini bozmayan hukuk devleti anlayışını özümseyip içselleştirmiş bir hukuk kültürünü yaygınlaştırmanın gereklerini yerine getirmelidirler. Yapılan zulümlere gözlerini ve vicdanlarını kapatanlar, zalimlere destek olanlar, sahip oldukları güce güvenerek adaleti hiçe sayan davranışları sürdürmekte ısrarcı olanlar, bebeklere, kadınlara, çocuklara zulmedenler, yaptıkları zulmün yanlarına kalacağını sanmamalıdırlar. Bu bağlamda kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'den bir örnek vermek isterim. Kur'an-ı Kerim'in bir ayetinde şöyle denilmektedir; ‘Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Allah onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı, korkuyla donup kalacağı bir güne erteliyor.' Cumhurbaşkanım bu yıl 63. kuruluş yıldönümünü kutlayan mahkememiz, hukukun üstünlüğünü ve normların anayasaya uygunluğunu değerlendirme bağlamında önemli sorumluluklar üstlenmiştir. 2010 yılında getirilen bireysel başvuru mekanizmasıyla da vatandaşların hak ve özgürlüklerini güvence altına alarak, Anayasa yargısının evrensel ilkelerini uygulamaya devam etmektedir. Misyonumuz hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve hukuk devleti ilkelerini korumaktır" dedi. Anayasa Mahkemesi'nin vermekte olduğu kararlarla Türk hukukunun özgürlük anlayışını evrensel standartlara taşımakta olduğunu belirten Özkaya, "Teorik anayasal güvencelerin pratik hayata geçirilmesini sağlamakta, böylece de birey ile anayasa arasındaki ilişkiyi somutlaştırmakta ve evrensel insan hakları standartlarının ulusal düzeyde daha hızlı uygulanmasına katkıda bulunmak suretiyle uluslararası insan hakları normlarının iç hukukta daha etkili bir şekilde uygulanmasına zemin hazırlamaktadır. Bu bağlamda memnuniyete belirtmeliyim ki bireysel başvuru yoğunluğunun benimsenmesi Türk hukuk tarihindeki en önemli reformlardan birisidir. Bireysel başvuru yoluyla birlikte temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia eden herkesin Anayasa Mahkemesi'ne erişebilmesinin önü açılmış ve bu sayede ifade özgürlüğü, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı gibi birçok konuda çok önemli kararlar verilmiş ve böylece ülkemizde hukukun üstünlüğü ilkesinin daha da güçlenmesine önemli katkılar sağlanmıştır. Sonuç olarak diyebiliriz ki mahkememiz hukukun çizdiği sınırlar içinde vicdanın sesine kulak vererek merkezinde yalnızca objektif adaletin olduğu anlayışla kararlarını şekillendirmeye, tüm kişi ve kurumlarla olan ilişkilerini bu anlayış içinde yürütmeye ve kendisine yüklenen misyon bağlamında adalet, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi değerlerin gerçekleşmesine katkı yapmaya, bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmeye, onların devlete ve hukuka olan güvenlerini arttırmaya çalışmaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı. "Mısır Yüksek Anayasa Mahkemesi, Irak Federal Yüksek Mahkemesi ve Cezayir Anayasa Mahkemesi ile ikili işbirliği anlaşmaları imzalayacağız" Anayasa Mahkemesi'nin iç hukuk sistemindeki çalışmalarının yanı sıra uluslararası alanlarda da etkin faaliyetler yürütmekte olduğunu kaydeden Özkaya, "Mahkememiz Avrupa Anayasa Mahkemeleri Konferansı, Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği, Balkan Ülkeleri Anayasa Mahkemeleri Forumu ve Afrika Anayasa Yargısı Konferansı gibi pek çok uluslararası platformdaki aktif üyelik ve gözlemcilik çerçevesinde uluslararası hukuk camiasında üstlendiği roller kapsamında çok sayıda etkinliğin yönetici ve paydaşı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Mahkememiz dünyanın farklı coğrafyalarından, farklı kültürlerden üyelerin bir araya geldiği bu kuruluşların yanı sıra İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı ve Türk Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı gibi kurucusu olduğu uluslararası platformlarda da dönem başkanlığı görevini üstlenmekte, bu kapsamda ortak medeniyet ve ortak kültürümüz olan ülkelerin anayasa yargısı kurumlarıyla bilgi ve deneyimlerini paylaşmaktadır. Tüm bunların yanı sıra farklı ülkelerin yüksek mahkemeleri ile de ikili işbirliği anlaşmaları imzalamaktayız. Bugün bu tarihi mekanda Mısır Yüksek Anayasa Mahkemesi, Irak Federal Yüksek Mahkemesi ve Cezayir Anayasa Mahkemesi ile de ikili işbirliği anlaşmaları imzalayacağız. Bu anlaşmaların ülkelerimiz ve yüksek mahkemelerime hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi. "Herhangi bir bedel karşılığı olmaksızın yaptıkları teknik rehberlik ve katkılar için BAYKAR Teknoloji ekibine teşekkürlerimi sunuyorum" Bu yıl 35 ülke ile 7 uluslararası kurum ve kuruluştan temsilcilerin katıldığı bilimsel etkinliğin temasını ‘21. Yüzyılda Anayasa Yargısının Geleceği' olarak belirlediklerini kaydeden Özkaya, "Hem ulusal hem de uluslararası alanda yürüttüğümüz yargısal faaliyetlerimizi daha ileri seviyelere taşımak amacıyla her yıl mahkememizin kuruluş gününde geleneksel olarak değişik hukuki konularda, sempozyum ve benzeri etkinlikler düzenliyoruz. Bu yıl gerçekleştirmekte olduğumuz ve 35 ülke ile 7 uluslararası kurum ve kuruluştan temsilcilerin katıldığı bilimsel etkinliğin temasını ‘21. Yüzyılda Anayasa Yargısının Geleceği' olarak belirledik. Bu başlık bizlere teknolojik gelişmeler, küreselleşme, bireysel haklar ve demokratik değerler ışığında anayasa yargısının nasıl şekilleneceğine dair çok yönlü bir tartışma alanı sunuyor. Düzenlediğimiz sempozyumun da anayasa yargısının geleceğine ışık tutacak önemli tartışmaların yapılacağı platform olacağına inanıyoruz. Çağımızın en büyük dönüşümlerinde biri, yapay zeka ve büyük veri analizlerinin yargı süreçlerine entegrasyonu olacaktır. Dijital dönüşüm ve yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi hukuk sistemlerini, yargı süreçlerini ve bireysel hakların korunmasını doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemeleri de yapay zeka destekli hukuk sistemleri kullanarak karar süreçlerini hızlandırabilir, önceki içtihatlarını daha iyi analiz edebilir ve hak ihlallerini öngören mekanizmalar geliştirebilirler. Mahkememizce de yapay zekanın hukuk uygulamalarında kullanımı konusunda ciddi çalışmalar yürütülmekte olup önümüzdeki süreçte anayasal denetimin dijitalleşmesi, yapay zeka destekli hukuk analiz sistemleri ve büyük veri analitiği ile hak ihlallerinin önlenmesi gibi alanlarda ilerlemeyi hedeflemekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi olarak teknolojik dönüşümü, hukukun temel ilkeleri ile uyumlu hale getirme kararlılığındayız. Zira yargı bağımsızlığını, insan haklarını ve demokratik değerleri koruyarak hukuk ve teknolojinin kesişiminde adil bir denge kurma misyonumuzun bulunduğunun farkındayız. Sayın Cumhurbaşkanım, dijitalleşme ve yapay zeka alanında mahkememize verdiğiniz destekten dolayı zat-ı alinize, bu konudaki çalışmalarınıza ve herhangi bir bedel karşılığı olmaksızın yaptıkları teknik rehberlik ve katkılar için BAYKAR Teknoloji ekibine en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum" şeklinde konuştu. "Yapay zeka büyük fırsatlar sunarken ciddi hukuki tartışmaları da beraberinde getiren bir teknoloji olacaktır" "Yapay zeka büyük fırsatlar sunarken aynı zamanda temel hak ve özgürlükler, adil yargılanma hakkı ve veri güvenliği konularda ciddi hukuki tartışmaları da beraberinde getiren bir teknoloji olacaktır" diyen Özkaya, "Kanaatimce bu bağlamda karşılaşacağımız en önemli sorunlardan birisi, yapay zeka tabanlı sistemlerin anayasal hakları nasıl etkileyeceğidir. Süreç içerisinde özgürlük-güvenlik dengesi, kişisel verilerin korunması ve yargısal süreçlerde algoritmik önyargı gibi konular anayasa yargısının temel meseleleri haline gelecektir" ifadelerini kullandı.

HDP kapatma davasında raportörün incelemesi sürüyor Haber

HDP kapatma davasında raportörün incelemesi sürüyor

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, "Basın Bilgilendirme Toplantısı" kapsamında gazetecilerle bir araya geldi. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkan Özkaya, HDP'nin kapatılması çerçevesinde görülen davanın uzamasına ilişkin, dosyaların inceleme aşamasında olduğunu belirtti. Özkaya, "HDP kapatma davasında raportörün esas incelemesi sürüyor. HDP davasının bugüne kadarki davalardan iddianamenin niteliği itibarıyla önemli bir farkı var. İddianamede 3 binden fazla kovuşturma ve soruşturma dosyası delil olarak gösteriliyor. Bu adli dosyaların bazıları da hala devam ediyor. Raportör gerekli güncellemeleri yapıyor. 1 yıl 6 aydır raportör incelemesi sürüyor. HDP kapatma davasında esas inceleme raporunun henüz tamamlanmamış olmasının esas sebebi bu" dedi. Özkaya, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin AYM'ye karşı söylemlerine ilişkin ise, "Anayasa Mahkemesi kararları ile yoluna devam ediyor. Bu tür tartışmalarla ilgili yorum yapmayacağım" ifadesini kullandı. Yargıtay ile AYM arasında yaşanan gerginliğe değinen Özkaya, "İki yüksek yargı kurumunun bu tür tartışmalar hakkında konuşmasını doğru bulmuyorum. AYM'nin bireysel başvurularda ihlal kararı oranı yüzde 3 seviyelerinde. Bu da AYM'nin iddia edildiğinin temyiz işlemi yapmadığının önemli bir göstergesi. AYM, vereceği bir kararda Yargıtay'da içtihat değişikliğine neden olacaksa o dosyada artık Yargıtay ile görüşme yapıyor. Arada yeni dönemde böyle bir mekanizma kuruldu. Yargıtay'ın ön dosya ile ilgili görüşü de alınıyor" şeklinde konuştu. Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay'a ilişkin yargı kararına uyulmaması üzerine yapılan 3. başvuru ile Gezi davasında yapılan bireysel başvuruların ne zaman gündeme alınacağı sorusuna Özkaya, "Dosyalar hazır olduğunda incelenir hale geldiğinde değerlendirilecek. Takvim veremiyorum ama çok uzamaz" cevabını verdi. 'Sokak Hayvanları' yasasına da değinen Başkan Özkaya, "Konu ile ilgili raportöre talimat verdik. 'Elindeki dosyaları bir kenara bırak bu dosyaya yoğunlaş' dedik. Rapor tamamlandığında bekletmeksizin gündeme alınacak. Bu konunun kamuoyu gündeminden çıkarılması gerekiyor" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.