SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anayasa Mahkemesi

Söz Bursa - Anayasa Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ergenekon tazminatı eski hakim ve savcılardan alınacak Haber

Ergenekon tazminatı eski hakim ve savcılardan alınacak

Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) 2'nci Dairesi, Ergenekon mağdurlarına ödenen tazminatları, Ergenekon süreçlerinde rol alan, meslekten ihraç edilen eski yargı mensuplarından tahsil edecek. Ergenekon davasının adli aşamalarında rol alan savcı ve hakimlere yönelik başlatılan disiplin soruşturması, Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesi tarafından karara bağlandı. Alınan kararda, adil yargılanma hakkının çiğnendiğini ortaya koyan saptamalar dikkati çekti. Söz konusu kararda; Ergenekon yargılamaları boyunca hukuki kanıtlarla asıl gerçeği bulmak yerine, sahteliği adli ve teknik incelemelerle kanıtlanmış dijital materyallerin, dışarıdan müdahale edilerek hazırlanan dosyaların ve şaibeli gizli tanık ifadelerinin kararlara dayanak yapıldığı vurgulandı. Bu dönem zarfında sanıkların lekelenmeme hakkı ile masumiyet karinesinin yok sayıldığı ifade edilirken; avukatların delilleri incelemesinin engellendiği, savunma hakkını sekteye uğratan yöntemlerin kullanıldığı ve dava sürecinin medyadaki algı operasyonlarıyla şekillendirildiği tespiti yapıldı. Dairenin gerçekleştirdiği incelemeler kapsamında; 240 iddianın yer aldığı 30 farklı soruşturma dosyası ile içinde Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararı verdiği dosyaların da bulunduğu 57 rücu dosyası dahil toplam 87 dosya üzerinden eylemler mercek altına alındı. İncelemelerin neticesinde, geçmişte farklı FETÖ soruşturmaları nedeniyle zaten meslekten uzaklaştırılmış durumdaki 62 savcı ve hakim için, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası işletilerek bir kez daha meslekten ihraç kararı alındı. Kararın bir diğer önemli boyutu ise devlet kasasından Ergenekon mağdurlarına ödenen tazminatlar için rücu sürecinin başlatılması oldu. Buna göre, mağdurlara verilen söz konusu tazminat bedelleri, Ergenekon kumpasında görev üstlenen ve meslekten atılan bu eski yargı üyelerinden geri alınacak.

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi Haber

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirtti. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyledi. Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını aktardı. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyleyerek, "Mevcut uygulamadaki verimsizlikleri ortadan kaldırmak adına infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli, kadro ve sözleşmeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına yapılacak alımlarda yüzde 10 kontenjan ayrılması zorunluluğu getiriyoruz. Bu şekilde 7 yıllık görev süresini tamamlamış olan sözleşmeli erbaş ve erlerimiz bu alanlarda yetişmiş bir personel olarak askeri disiplin içerisinde hem sportif, fiziki gelişmişliği ve uzmanlığıyla beraber bu kadrolarda çok daha faydalı olacağını da düşünüyoruz. Diğer bir kanun teklifimiz de terör örgütleriyle mücadelede idari, istikrar ve güvenlik teminatı sağlamak arzu ediyoruz. Özellikle FETÖ başta olmak üzere farklı terör örgütleriyle ve tüm şer odaklarıyla mücadelemiz aktif ve kararlı bir şekilde devam ediyor. Kritik görevlerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, Merkez, Taşra, Yurtdışı Teşkilatı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT personeliyle askeri ve kolluk öğrencileri ve bunların adayları hakkında terör iltisakı nedeniyle tesis edilen idari işlemlere karşı açılan idari davalarda göreve iade yönünde verilen mahkeme kararlarının uygulanması için nihai kararların kesinleşmesi şartını getiriyoruz. Kritik görev icra eden bu alanlarda güvenlik risklerini bertaraf etmek ve idari istikrarı korumak adına bu adımı elzem görüyoruz. Kararın kesinleşmesi sonrasında göreve iade edilen personelin özlük hakları geriye dönük olarak hak kaybı yaşanmayacak şekilde ödeneceğinden hiçbir mağduriyeti de burada sebebiyet vermeyeceğini de ifade etmek istiyoruz. Diğer bir maddemizle uzman erbaş hakları ve sicil güvencesi Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda uzman erbaşlarımızın özlük haklarında kanunilik ilkesini tüm tam manasıyla oluşturmak istiyoruz. Sicil yılı kapsamını, notlandırma esaslarını ve astubaylara geçiş şartlarını doğrudan kanunlaştırarak hukuk güvenliğini sağlamış oluyoruz. Ayrıca asker alma kanunu kapsamında askerlik hizmetinden muaf tutulan vatandaşlarımızın da uzman erbaşlığa başvurabilmelerini de önüne açıyoruz. Diğer bir kanun maddemizde zor şartlarda görev yapan denizaltı personelimize destek sağlıyoruz. Zor şartlar altında çalışan denizaltı personelimize her daim göreve ve harbe hazır tutmak ana gayesiyle özellikle dar ve kısıtlı alanda sıcak yatak usulüyle zorlu görevler icra eden denizaltı personelimize daimi konuşlu bulundukları limanlar dışında yurt içi limanlarda da gemide konaklama imkanı sağlayarak burada bir kaybı önlemeye çalışıyoruz. Çünkü kendilerinin daimi olarak bulunduğu limanlar dışındaki diğer limanlarda denizaltından çıkışlarda maalesef konaklama giderleri ödenmiyor da bunu da en azından kısmi olarak telafi etmiş olacağız. Diğer bir madde de eğitim faaliyetlerin devamlılığını sağlamak için Milli Savunma Bakanlığı bir üyesindeki eğitim ve öğretim kurumlarında ders vermek üzere görevlendirilen emekli subay (7:09) ve astsubaylarımız ile öğretim elemanlarına ek ders ücreti ödenmesi uygulamasını 2029-2030 eğitim öğretim dönemi sonuna kadar uzatıyoruz ve burada herhangi bir zafiyetin oluşmasını da engellemiş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya yönelik iptal kararı vermesinden sonra, bu konunun 12. yargı paketinde yer alıp almayacağına ilişkin soruya Güler, 12. Yargı paketinin çalışıldığını belirtti. Güler, "Anayasa Mahkememizin iptal ettiği süresiz nafaka kararı henüz resmi gazetede gerekçeli olarak yayınlanmadı. Anayasa Mahkememiz tabii burada kanunumuzda verilebileceğine dair ama Yargıtay içtihatlarıyla süresiz hale gelen uygulamada burada hangi gerekçeye dayandığını bilmiyoruz. Tabii o gerekçeli karar çünkü 9 aylık bir süre verildi. Gerekçeli karar resmi gazete yayınlandıktan sonra buradaki gerekçeye uygun olarak kanun maddemizi hazırlarız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunarız. Anayasa Mahkememiz nasıl bir bakış açısıyla bunu değerlendirdi? Onu gündemimize alıp önümüzdeki tabii bu hemen bu yargı paketinde yer alması mümkün değil. Çünkü gerekçe henüz daha ortada yok. 9 aylık zaten bir süre var. Önümüzdeki aylarda bu yayınlandıktan sonra değerlendirilir" şeklinde konuştu. 'Terörsüz Türkiye' kapsamında teklif hazırlandığı iddialarına yönelik ise Güler, "Yapısal manada gerek idari, gerekse de kanun düzleminde geçici ve müstakil kanun yapılacağını zaten ifade ediyor. Dolayısıyla bizim buradaki odaklanmamız gereken husus şu. Terörsüz Türkiye, bölgemizin terörden arındırılmış, sadece Türkiye değil, hem ülkemizde hem de bölgemizde asla silahın ve şiddetin bir daha konuşulmayacağı, bir daha bu topraklarda yer alamayacağı bir mahiyette kalıcı çözümleri imza atmak. Tabii bu kararlı duruşumuz Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlı duruşu, açıklamaları, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin yine yol gösterici, kararlı duruşu, açıklamaları yine tabii DEM ve heyetinin bu manada çalışmalarımız devam ediyor. Ama henüz elimizde bir taslak diyeceğiniz, bir yasal teklif diyeceğiniz bir şey varsa öyle bir durum yok. Ama bunu güçlendirecek, bunu kalıcı hale getirecek, silah bırakmanın varlığını tamamen ortadan kaldıracak geçici ve müstakil bir kanun çalışmaları da tabii olacaktır" dedi.

Özgür Özel: Sandık olmaksızın yönetilmek doğru değil Haber

Özgür Özel: Sandık olmaksızın yönetilmek doğru değil

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, "Türkiye'ye sandığı getirmiş olan Partinin kendi içinde sandık sonucu olmaksızın yönetilmesi doğru değil. Sokaktaki yoğun tepkinin olumsuzluğa evrilmesinden korkarız" dedi. Özel, 16, 19 ve 20. dönem milletvekili Yusuf Fevzi Arıcı'nın TBMM'de yapılan cenaze törenine katıldı. Özel, cenaze töreninden sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. Özel, olağanüstü kurultay ile ilgili soruya, Kayseri delegesinin ilk imzayı verdiğini söyledi. Özel, Rizanin imzalarının tamamlandığını belirterek, milletvekillerinin henüz imza vermediğini ifade etti. Özel, "550'nin biraz üstünde. Bu rakam çok hızlı şekilde toplanır. Ama olabilecek en yüksek sayı ile kurultay ile ilgili başvurumuzu yaparak, ilerlemek istiyoruz. Türkiye'ye sandığı getirmiş olan Partinin kendi içinde sandık sonucu olmaksızın yönetilmesi doğru değil. Sokaktaki yoğun tepkinin olumsuzluğa evrilmesinden korkarız. Hiçbir seçilmişin istifa etmesini istemeyiz. Hafta sonu yapılacak yerel seçimler var. 3 beldeye Cuma günü öğlen, akşam ve Cumartesi öğlen olmak üzere oralara gidip Gümüşhane, Tokat, Ürgüp partililerimizi oy vermeye teşvik edeceğim. Butlandan sonra parti bir başarı elde etmiş görünür diye sandığı protesto etmek gibi refleks gösterilebilir. Pazar günü yapılacak seçimlerde hem CHP'lilerle hem de CHP dayanışma göstermek isteyenlerle sandığın başına gitmeye ve CHP'ye oy kullanmaya davet ediyoruz. Herkes gidecek ve oy kullanacak" dedi. Özel, ‘Delegeden imza toplandıktan sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun önüne gidecek. Tüzükte de ‘Genel Başkan kurultayı çağırır' yazıyor. Bu durumda tedbir kararı ile gidilmeme durumu olur mu" sorusu üzerine, "Türkiye'deki çok önemli kamu hukukçuları, tedbirin asla kurultaya gidilmesine engel olmadığına dair ortak bir metinde imza toplamışlar. Bugün bana haber verdiler. Çok güçlü bir metin. İsimlerini sizin de bildiğiniz çok ünlü hukukçular hem de siyasi görüşleri ne olursa olsun diyorlar ki ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Hatta aslında bir an önce kurultay yapılmasının dışında bir görevi de yoktur tedbirle gelenlerin. Çağrı heyeti hükmündedir.' Hele hele delegenin imzalarının ki burada Anayasa Mahkemesi kararı var. Delege karar verdiyse Olağanüstü Kurultaya, olağan kurultay takvimini bile kesebiliyor. Eskiden kestirmiyordu. Anayasa Mahkemesi ‘Yarıdan bir fazlası ne istiyorsa onu yapar' dedi. O yüzden herhalde artık ‘Genel Başkan bunu yapar' diyorsa ve Kemal Bey ‘Ben şu anda Genel Başkanlık yetkisi kullanıyorum' diyorsa bu amir hükme uyacak. Yok, o yapsın; buna engel olmaya çalışan örneğin saray yargısı varsa onu bir görürüz. Ama bütün kamu hukukçuları çok net bu konuda. Ümit ediyorum ki orada artık bir tereddüt yaşamadan gereğini yapar. Partinin bu krizden kendi gayretiyle çıkmasının önünde bir engel teşkil etme" şeklinde konuştu. Grup toplantısını yapılıp yapılmayacağına yönelik soruya Özel, "Meclis grup iç yönetmeliğimiz çok açık. ‘Grup başkanlığında herhangi bir boşalma olduğunda, ilk kapalı grup toplantısında derhal yeni Grup Başkanı seçilir' diyor. ‘Yenisi seçilene kadar eskisi devam eder' kuralı bir başka maddede var. Ben zaten mevcut Genel Başkan'ken Grup Başkanlığı görevini sürdürüyordum. Son seçilmiş Grup Başkanı da benim, üç yıl öncesinde seçilmiş. Bunun bir boşalma olarak yorumlanma ihtimaline karşı da usulüne uygun bir kapalı grup toplantısı tertip edilmişti. O toplantıda, ‘İlk toplantıda seçilir' hükmü gereğince 96 arkadaşımızın 95'inin oyuyla ve 15 arkadaşımızın da dilekçeleriyle bildirmesiyle 110 arkadaşımızın açık desteğiyle seçildik. Burada Meclis Başkanlığına bu yollandı. Meclis Başkanlığı da durumu inceleyerek seçimi tescil etti. Hatta genel merkezin başvurusunu da değerlendirdi. İkisini birden uygulamaya koydu. Benim Genel Başkan unvanımı kaldırdılar sitelerinden. Çünkü genel merkeze buraya o kararı yollamıştı. Grup Başkanı unvanımı da bu siteye işlediler tekrar. Burada herhangi bir tereddüt yok. Onun dışında bize gelmiş herhangi bir olumsuzluk da yok, olmaz da zaten. Bir de Cumhuriyet Halk Partisi grubu burada, milletvekilleri Grup kendiliğinden meclis çalışmaları sürerken bile sözlü çağrıyla da grup toplantısı yapabilir. Her zaman yapabilir. Saat 13.30'da sizlerin de ilgi gösterdiği açık grup toplantımız da ilan edildiği gibi yarın yapılacak" diye konuştu. Özel, ‘Grup başkanı Genel Başkan'a bağlı' ifadesinden kaynaklı olarak ‘Genel Başkan bir çağrı yapmadığı sürece toplanamaz' gibi bir argüman öne sürüldüğü iddialarına şöyle cevap verdi: "Bundan önce defalarca Grup Başkanının veya grup yönetim kurulunun çağrısıyla ya da çağrı beklemeksizin rutin toplantılarla bu işler hep yapılmıştır. Ayrıca esasen işin yapısı ve ruhu gereğince Meclis'te grupta dokunulmazlık kapsamında değerlendirilen konuşmalardır bunlar. Bu milletvekillerine özgü konuşmalardır. Normalde Grup Başkanı gruptaki konuşmayı yapar. Genel Başkan'ın Grup Başkanı olmadığı durumda Genel Başkan grup toplantısını onurlandırırsa Grup Başkanı tarafından kürsüye davet edilir, kürsü kendisine teklif edilir. Bu Genel Başkanların milletvekili olmadığı gibi saray rejiminin getirdiği ve kötü düzenlemelerden kaynaklanan bir mesele. Ama geçmişte de zaman zaman örneğin partinin başına milletvekili olmayan birisi Genel Başkan olmuştur ve grup başkanlığı seçiminde bazen ki SHP'de olmuştur, kurultayda yarışan iki kişiden birisi Genel Başkan seçilmiştir ama grupta diğeri Grup Başkanı seçilmiştir. Parlamento bunların hepsinin deneyimlenmiş olduğu bir yerdir. Parlamento tarihi bilinmeden, geçmiş yaşanmışlıklar bilinmeden ve bu konudaki parlamentonun daha önce aldığı kararlar bilinmeden Bu kararlar hep seçilmiş Grup Başkanı lehine olmuştur. Bu tip yaklaşımlar maalesef bu birikimlerden yoksun bir heyetin şu anda, bundan Kemal Bey'i kastetmiyorum, genel merkezde bulunuyor olması ve Meclis tecrübelerinin hiç olmaması ile olanların da Meclis'te devamlılık problemlerinin olmasından dolayı Meclis'i hiç bilmeyenlerin yaptığı açıklamalar. Siz o yüzden bunu mesleğiniz, göreviniz gereği tekrarladınız. Soruyu küçümsediğimden değil ama kaynak yeterli donanıma sahip değil." Özel, ‘Yaşananlar, devlet içindeki yapıların müdahalesi olabilir, değerlendirmesi var. Diyalog kapısının aralanması mümkün mü' sorusuna, "Sorunun bir kısmıyla ilgili, derin devlete meşruiyet tanımlayan ve Tom Barrack'ın tarif ettiği bir rejimi tarifleyen ve orada bir göreve talep açan yaklaşımı, tarihi olarak bir talihsizlik. Tarihi bir talihsizlik olarak ifade etmem lazım. Tom Barrack tarif ediyor bunu. Monarşi tarif ediyorlar. Batıcıların, milliyetçilerin ve İslamcıların Cumhuriyet kurulmadan önceki ittifakı diye de bir başka tarifin de peşinden gidiyor. Tarihi bir talihsizlik. CHP'ye yapılanın bir devlet darbesi olduğunu söylüyor ve derin devlete bir önem ve bir kutsiyet atfediyor. Parlamento çatısı altında bunları konuşmayı zül sayarım" ifadelerini kullandı.

Özgür Özel’den rest: "Ara seçimden kaçmayın, şartınızı söyleyin" Haber

Özgür Özel’den rest: "Ara seçimden kaçmayın, şartınızı söyleyin"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Ara seçimin bir anayasa amir hükmü olduğunu tartışma kaldırmadığı bir noktadayız" dedi. Özel, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile TBMM başkanlık makamında görüştükten sonra açıklama yaptı. Özel, Can Atalay'ın Meclis kütüğüne çoktan kaydedilmesi gerektiğini savunarak, "Burada şu hatırlatmayı yapmak isterim arkadaşlar. Anayasa Mahkemesi kararlarına birinci kademe mahkemesinin uymamasının patenti bugün Adalet Bakanı'na ait. Yine birinci kademe mahkemesinin uymamasına güç verme, katkı sağlama, bunu savunma aktivizmi de bugünkü Adalet Bakanı'na ait. Kendisi ki aldığı bazı mahkeme kararlarında burada rahmetli Sırrı Süreyya Önder'e verdiği mahkumiyet kararlılığında on beşte on beşle bozulduğu kadar anayasaya aykırı olduğunu da hatırlayalım" dedi. Özel şöyle devam etti: "Anayasa Mahkemesi'nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği diğer kararlarda Meclisin birlikte çözüm aradığı birçok konuda hem Meclisin önünü açacak hem Türkiye'yi rahatlatacak hem de bundan sonra yapılması gereken yasal düzenlemelerle ilgili süreç konusunda meclisin kararlılığını, birlikteliğini ve bu sürecin birtakım kazanımlarını basit incelik göreve başlaması kayyum atanan belediyelere, üçü Cumhuriyet Halk Partisi'ne ait, 10 tanesi Dem Parti'ye ait seçilmiş belediye başkanlarının göreve dönmesi, geziden tutuklu olup defalarca haklarında hak ihlali kararı verilmiş olan kişilerin göreve dönmesi, Anayasa Mahkemesi'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin hak ihlali kararı verdiği noktalarda gerektiği işlerin yapılması ve bunun ötesinde yapılması gereken işler konusunda altıncı ve yedinci madde veya kısımlar neleri söylüyorsa o konuda bir demokratik uzlaşıyla adımların atılmasının son derece önemli olduğunu bir kez daha ifade ettik, ifade etmek isteriz" ifadelerini kullandı. "BÜTÜN MUHALEFETİN ARA SEÇİMİ İSTEDİĞİ BİR NOKTADAYIZ" Ara seçim konusunda Özel, "Kendisine partiler arasındaki bir uzlaşıyla kendisine görev düşebileceğini söyledik. Biz de uzlaşıyı aramanın da Meclis Başkanının görevleri arasında olduğunu kendisine ifade etme imkanı bulduk" diye konuştu. Bütün muhalefetin ara seçim istediğini söyleyen Özgür Özel, "Ara seçimin bir anayasa amir hükmü olduğunun tartışma kaldırmadığı bir noktadayız. Bu noktada biz Meclis Başkanımızın iç tüzük hem kendisinin görevlerini tanımlayan 14 ve 15 maddeleri hem de danışma kurulu Meclis ne çalışacak, ne karar verilecek, ne gereken karar verilecek. Uzlaşı aranan 19. maddesinin Meclis Başkanı tarafından işletilmesi ve hepimizin üzerinde büyük anayasaya uymak lazım" dedi. "ARA SEÇİMDEN KAÇMAYIN" Dün grup toplantısında gerekirse 50 veya 55 milletvekili istifasını istemesinin hatırlatılması üzerine Özel, "-İstifa ettirsin milletvekillerini, gelsin görelim- diyorlar. -22 istifa gelir, 20’sini kabul ederiz, ikisini etmeyiz-. Bunlar hani siyasi dilinde değil, normalde köyde anlatılır, çakallık derler. Pozisyonunuzu netleştirin diyorum. Diyorlar ki -siz ilk önce bir istifa ettirin bakalım-. Hiç ara seçimden kaçmayacağınızı söyleyin. Şartınızı söyleyin kardeşim" ifadelerini kullandı.

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız! Haber

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız!

Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde, Meyra AŞ tarafından işletilen maden tesisine ait atık barajı, aşırı yağışlara dayanamayarak çöktü. Bursa Barosu tarafından yapılan açıklamada, maden atıklarının Sarıyer Deresi’ne dolduğu ve yeraltı sularına karışarak bölgede boyutu henüz ölçülemeyen bir doğa katliamına yol açtığı belirtildi. "BİLİM VE HUKUK DİNLENMEDİ, FELAKET GELİYORUM DEDİ" Bursa Barosu, 2019 yılından bu yana akademik odalar ve köylülerle birlikte sürdürülen hukuki mücadeleye dikkat çekerek, bilirkişi raporlarının bu tehlikeyi yıllar öncesinden haber verdiğini hatırlattı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Açtığımız davalarda bilirkişi raporları ile atık barajının zarar görmesi halinde tüm Yenişehir Ovası'nın etkileneceği açıkça belirtilmişti. Ancak kâr hırsıyla hareket eden şirkete idare ve yargı kararıyla yol verildi. Bilim, hukuk ve vicdan dinlenmedi." HUKUK SÜRECİNDEKİ "GARABETLER" ZİNCİRİ Açıklamada, ÇED Olumlu kararının iptali için verilen mücadelenin Danıştay’daki daire değişikliği ve içtihat farklılıklarıyla sekteye uğratıldığı vurgulandı. Danıştay 6. Dairesi’nin bozma kararlarına rağmen, dosyanın devredildiği Danıştay 4. Dairesi’nin davayı reddettiği ve bu durumun "hukuki bir garabet" olduğu ifade edildi. Ayrıca, yaklaşık bir yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun ise henüz sonuçlanmadığı kaydedildi. "SORUMLULAR CEZALANDIRILANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ" Sarıyer Deresi üzerinden Barcın Mahallesi ve Yenişehir Ovası’na yayılan atıkların geri dönüşü olmayan zararlar verdiği belirtilirken, Bursa Barosu sorumlular hakkında yasal sürecin başlatılacağını duyurdu: Çevre Katliamı: Atıklar yeraltı sularına karışarak tarım arazilerini ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Kolluk Müdahalesi Hatırlatıldı: Geçmişte hak arayan köylü kadınların gözaltına alındığı ve yolların kesildiği protestolar hatırlatılarak, gelinen noktanın telafisi imkansız bir yıkım olduğu vurgulandı. Hukuki Takip: Sorumluların cezalandırılması için gerekli suç duyuruları ve başvurular ivedilikle yapılacaktır.

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu Haber

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Toplamda 16 bin 881 TL olarak uygulanmış olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin 700 küsur kişi idi. Şimdi 20 bin TL'ye bu oran arttırılmak suretiyle yaklaşık bu 20 bin TL'den yararlanacak olan emekli sayımız 4 "milyon 917 bin kişiye çıkmaktadır" dedi. Güler, 2 kanun teklifi TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirterek, 31 madde içeren Tapu Kanunuyla Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair bir kanun teklifi olduğunu ve ikinci kanun teklifinin de en düşük emekli aylıklarına ilişkin hüküm içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin TBMM Başkanlığı’na sunulduğunu aktardı. Güler, Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında bilgi vererek, "Anayasa Mahkemesi'nin son dönemlerde vermiş olduğu bazı iptal kararları vardı. Bu iptal kararlarında esas amaçlara hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ve ölçülülük ve elverişlilik prensipleri kapsamında bu maddeleri biz yeniden değerlendirdik. Teklifimizde SSK ve Bağkur emekli aylıkları Ocak ve Temmuz aylarında 6 aylık TÜFE oranlara esas alınarak memur emekli aylıkları emekli sandığı ise enflasyon farkını ilave olarak toplu sözleşmede öngörülen oranlar dikkat alınarak arttırılmaktadır. Buna göre 2026 yılı itibariyle SSK ve Bağkur emekli aylıkları Ocak 2026 tarihinden itibaren yüzde 12.19 oranında memur emekli aylıkları ise emekli sandığı yüzde 6.85 oranındaki enflasyon farkı dahil olmak üzere toplam yüzde 18.60 oranında arttırılmaktadır. Bununla birlikte halen 16 bin 881 TL olan ödenen en düşük emekli aylığı 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 12.19’un üzerinde yaklaşık bu olan emekli sandığı da emekli olan emeklerimize uygulanan zam oranına yaklaşık o da yüzde 18.48 oranında arttırılmak suretiyle 20 binr TL'ye yükseltilmek lüzumu doğdu. Sosyal devlet ülkesinin bir gereği olarak 2026 yılı Ocak döneminden itibaren en düşük emekli ödemesi yirmi bin TL olarak uygulanacaktır" ifadelerini kullandı. Güler şöyle konuştu: "Özellikle bu toplamda 16 bin 881 TL olarak uygulanmış olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin 700 küsur kişi idi. Şimdi 20 bin TL'ye bu oran arttırılmak suretiyle yaklaşık bu 20 bin TL'den yararlanacak olan emekli sayımız 4 milyon 917 bin kişiye çıkmaktadır. Toplamda mevcut bütçe kapsamı içerisinde ki uzun zamandır da çalışıyoruz. Çünkü bizim ekonomi politikalarımız kapsamında Türkiye'nin dezenflasyon süreci ve orta vadeli doğram kapsamında da bütçe disiplinini bozmadan bütçenin kendi kuralları içerisinde herhangi bir olumsuzluğa sevkiyat vermememiz açısından da bazı kalemlerde de uygulamalar yapılmak suretiyle bu aradaki fark Hazine’den ödenecektir. Bu rakamda yaklaşık 69. 5 milyar TL'dir. Bu 6 aylık dönem içerisinde Hazinenizden Sosyal Güvenlik Kurumu’na 69.5 milyar TL gibi bir rakamda artarmış olacağız." Güler, Tapu Kanunu ile ilgili değişiklikler hakkında ise, "Yapı güvenliğinin arttırılmasını, denetimsiz ve plansız yapılaşmanın önlenmesini, yangın güvenliği başta olmak üzere yapılan tüm yaşam döngüsü boyunca etkin şekilde izlenmesini bu çerçevede ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri burada olabildiğince yer vermeye çalıştık. Yine kooperatifler ve yapı denetim kuruluşlarına, beton üreticilerine, zemin etkili firmalarına kadar inşaat sürecinin tüm aktörlerine ilişkin sorumlulukta açık ve net şekilde bu kanun teklifinde tanımlanmaktadır. Böylece böylelikle özellikle yapı inşa süreçleri kapsamında beton, demir ve diğer özel durumları da Bakanlığımızın elektronik ortamda yakın takip edilmesi de sağlanmış olacaktır. Bir de Tapu Kanunumuzda yapılan üzerinde bir de yetkili değerleme kuruluşlarındaki bu kamu kuruluşları finans işlerimizin hazırlamış olduğu değerleme raporlarında taşınmaza ilişkin bu verilerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün elektronik bir ortamda gönderilmesi zorunlu hale getiriliyor. Kat mülkiyeti kavramında yapılan düzenlemelerle site ve apartman yönetimlerinde yaşanan keyfiliğe veya haksız taleplere son vermeye başlıyoruz. Aidat artırma yetkisinin katmalikler kurumuna bırakılması suretiyle özellikle malik sayısının fazla olduğu toplu yapılardan yönetim planlarını değiştirilmesinde yaşanan güçlüklerde de dikkate alınmak suretiyle karar nisabını 5’te 4 yerine 3’te 2 olarak uyguluyoruz. Ve aidat yükseltme hususlarında mutlaka katmalikleri yönetimde bırakılmasını öneriyoruz. Kooperatifler Kanununda yapılan düzenlemeyle de yapı kooperatiflerinin son konu tamamlanmadan ve kesin maliyet insafı ortaya çıkartılmadan ortaklara bireysel tapu devri hususunda da bir önlem yetiştiriyoruz. Dolayısıyla ileride meydana gelecek mülkiyet sorunları ve kooperatiften kaynaklı hukuki sorunları da bu surette engellemiş olacağız. Yine Damga Vergisi kanununda yapılan bazı düzenlemeler var" şeklinde konuştu.

İBB Başkanı İmamoğlu'nun içerisinde bulunduğu 12 sanığın yargılanmasına başlandı Haber

İBB Başkanı İmamoğlu'nun içerisinde bulunduğu 12 sanığın yargılanmasına başlandı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da içerisinde bulunduğu 12 sanığın ‘seçim kanununa muhalefet' suçundan yargılandığı davada, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan norm denetimi başvurusuna yönelik 5 aylık sürenin dolmasının beklenmesine karar verildi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanıklar katılmazken taraf avukatları hazır bulundu. Mahkeme hakimi iddianame kabul kararını okudu. Söz alan CHP avukatı Keysan, "Usul ve eksiklikler giderilsin AYM'ye yapılan başvuru üzerine beklenmesi gereken 5 aylık süre dolduktan sonra savunmalar alınsın" dedi. Ardından ara kararını kuran hakim, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru süresinin dolmasının beklenmesine ve eksik hususların giderilmesine karar verdi. Sonraki duruşma 13 Ocak'a erteledi. 'Dava geçmişi' Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kasım 2023'te yapılan CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin iddialarla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturmada bazı delegelerin ve parti mensuplarının ifadelerine başvuruldu. Hazırlanan iddianame kapsamında şüpheli sıfatıyla, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Sancaktepe İlçe Başkanı Özgen Nama, CHP Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya, CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner, CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Serhat Can Eş, CHP eski Mardin İl Başkanı Mehmet Kılınçaslan ve CHP eski Parti Meclisi Üyesi Hüseyin Yaşar'ın bulunduğu 12 sanık yer aldı. CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'mağdur' sıfatıyla yer aldığı iddianamede, eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ise 'müşteki' olarak gösterildi. İddianamede, İmamoğlu'nun divan başkanı olduğu CHP 38. Olağan Kurultayı'nda, diğer sanıklarla birlikte bazı delegelere para verildiği, adaylık ve iş vaadinde bulunulduğu, oy pusulası fotoğraflarının istendiği, ikinci turun geciktirilerek yanlış bilgilendirme yapıldığı ve bu yollarla Özgür Özel'in kazanması için delegelerin iradelerinin yönlendirildiği iddia edilerek, tüm sanıkların ‘seçim kanununa muhalefet' suçundan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.