SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bursa Medicana

Söz Bursa - Bursa Medicana haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Medicana haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahar yorgunluğunu hafife almayın: 2 haftayı geçerse dikkat Haber

Bahar yorgunluğunu hafife almayın: 2 haftayı geçerse dikkat

Mevsim geçişleriyle birlikte hastalıkların artış gösterdiği bu dönemde, özellikle bahar aylarında görülen yorgunluk birçok kişiyi etkiliyor. Sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkileyen bu durum, yaşam kalitesini de düşürebiliyor. Medicana Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Serdal Baysal, bahar yorgunluğunun genellikle kış aylarında yavaşlayan metabolizmanın yeni mevsime uyum sağlayamamasından kaynaklandığını belirtti. Ortalama iki-üç hafta süren bu durumun; halsizlik, isteksizlik ve yorgunlukla kendini gösterdiğini ifade eden Baysal, sürenin uzaması halinde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Bahar yorgunluğunun belirtileri arasında boyun, sırt ve eklem ağrıları, mide ve bağırsak problemleri, iştah değişiklikleri, sinirlilik, baş ağrısı ve uyku düzensizlikleri yer alıyor. Ayrıca bu dönemde tansiyon ve şeker hastalıklarında dalgalanmalar da görülebiliyor. Havadaki ısı, nem ve ışık değişimlerinin yanı sıra hormonal değişikliklerin de metabolizma üzerinde etkili olduğunu belirten Baysal, özellikle mide şikayetlerinde artış ve kronik hastalıklarda nükslerin yaşanabileceğini ifade etti. Bahar yorgunluğundan korunmak için açık havada yürüyüş yapmak, düzenli uyumak, bol sıvı tüketmek ve sağlıklı beslenmek büyük önem taşıyor. Uzmanlar, vitamin ve mineral açısından zengin besinlerin tüketilmesini, günde 2-3 litre su içilmesini ve kafein ile alkol tüketiminin sınırlandırılmasını öneriyor. Düzenli egzersizin de önemine dikkat çeken Baysal, sabah veya akşam yürüyüşlerinin, bisiklet ve hafif sporların tercih edilebileceğini belirtti. Ayrıca stres, gürültü ve yoğun teknoloji kullanımından uzak durmanın da faydalı olacağını ifade etti. Yorgunluğun tek başına bir hastalık olmadığını ancak birçok hastalığın ilk belirtisi olabileceğini vurgulayan Baysal, iki haftadan uzun süren şikayetlerde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.

Serviks kanserinde erken teşhisin önemi Haber

Serviks kanserinde erken teşhisin önemi

Rahim ve rahim ağzı kanseri, hücrelerin anormal büyümesi sonucu oluştuğunu ifade eden uzmanlar, bu kanser türlerinin erken aşamalarda teşhis edilmesi, tedavinin daha kolay ve başarılı olması için önemli olduğuna dikkat çekti. Serviks kanserinin, rahmin alt kısmındaki serviks bölgesinde gelişen ve erken dönemde belirti vermeyen tehlikeli bir kanser türü olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sabri Kartal, "Erken teşhis ile serviks kanseri tedavi edilebilir ve sağ kalım oranları oldukça yüksektir. Bu sebeple düzenli olarak yapılan Pap smear ve HPV testleri, kadın sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Serviks kanserinin en önemli sebebi, uzun süreli yüksek riskli HPV enfeksiyonlarıdır. HPV aşısı bu konuda çok önemlidir. HPV, cinsel yolla bulaşan bir virüs olup, çoğu enfeksiyon semptom göstermeden geçse de, bazı yüksek riskli tipler serviks kanserine yol açabilmektedir. HPV aşısı, bu riski önemli ölçüde azaltan etkili bir korunma yöntemidir" diye konuştu. Erken dönemde serviks kanseri teşhisi konan kadınların tedaviye yanıtının oldukça yüksek olduğunu ifade eden Op. Dr. Kartal, "Erken dönemde yapılan Pap smear testlerinde anormal hücre değişiklikleri tespit edilirse, bu durum kanser öncesi aşamalarda müdahale edilmesine imkan tanır. Erken tedavi ile serviks kanseri tedavi edilebilir ve 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 92’ye kadar çıkabilir. Serviks kanseri riskini artıran faktörler, HPV enfeksiyonuna ek olarak, sigara içmek, erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak ve bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklardır. Ayrıca, HPV aşısı yaptırmayan kadınların ve düzenli Pap smear testleri yaptırmayan kişilerin daha yüksek risk taşını unutmaması gerekiyor" dedi. Serviks kanserinin tedavisinde cerrahi müdahaleler, radyoterapi ve kemoterapi gibi seçeneklerin bulunduğunu belirten Op.Dr. Kartal, "Erken evrelerde histerektomi (rahim ve serviksin alınması) en yaygın tedavi yöntemidir. Ancak, doğurganlık isteyen kadınlar için doğurganlık koruyucu cerrahi tedavi seçenekleri de mevcuttur. Serviks kanseri konusunda kadınları bilinçlendirmek ve düzenli kontrollerin önemini vurgulamak amacıyla, herkesi düzenli jinekolojik muayeneleri ve tarama testlerini yaptırması gerekiyor" şeklinde uyardı.

Serinlemek isterken sağır olmayın Haber

Serinlemek isterken sağır olmayın

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, serinlemek ve eğlenmek için insanların genellikle havuz veya denizi tercih ettiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun, "Ancak, bu sularda bulunan mikroplar ve nemli ortam, kulak enfeksiyonlarına sebep olabilir. Kulak enfeksiyonları, rahatsızlık ve ağrıya yol açabilir ve tatil keyfinizi mahvedebilir. Neyse ki, bazı basit önlemlerle havuz ve denizde kulak enfeksiyonlarını önlemek mümkündür" diye konuştu. Yazın kulak burun boğaz doktorlarına en çok gelen şikayetler, deniz ve havuz kaynaklı dış kulak yolu iltihapları olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Hüsamettin Olgun, "Dış kulak yolunda biriken bakteriler, mantarlar kulakta çok şiddetli ağrılara, akıntılara, kulak kepçesinde hassasiyetlere sebep oluyor. Hastalar, özellikle şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı, baş dönmesi gibi şikayetlerle bizlere müracaat etmektedir. Havuz ve denizlerden alınan mikroplu su, dış kulak yolunda hızla yayılmakta ve zarı da etkileyerek şiddetli ağrı, tıkanıklık ve işitme kaybına yol açmaktadır. İltihaplı durum, ilerlemesi halinde kulak zarını delerek orta ve iç kulağa, hatta beyne ulaşıp, menenjit ve ansefalite yol açabilir. Daha önceden kulak zarında delik olan hastalar için bu durum daha da önemli, çünkü mikroplu su direkt olarak orta kulağa, iç kulağa, kulak sinirine ve beyne ulaşabilir. Dikkat edilmemesi ve önlem alınmaması durumunda iltihap ilerleyebilir ve müzminleşebilir. Kalıcı sağırlıkla da sonuçlanabilir" dedi. "Aşırı güneşte fazla kalmamalıyız" Orta kulak basınç travması, alerjik rinit, sinüzitler, hijyenik olmayan gıda tüketimine bağlı boğaz ve yemek borusu, mide ve barsak enfeksiyonları da yaz döneminde artış göstermekte olduğunu ifade eden Hüsamettin Olgun, "Temiz olduğundan emin olmadığımız yerlerde havuz ve denize girmemeliyiz. Klorla dezenfekte edilen havuza girmemeliyiz. Hijyenik olmayan gıdaları tüketmemeliyiz. Aşırı güneşte fazla kalmamalıyız. Dengeli beslenmeli ve bol sıvı tüketmeliyiz. Spor yapmalı ve uykumuza dikkat etmeliyiz. Kulaklarımızı gelişigüzel cisimlerle karıştırmamalıyız. Dış kulak yolu orta kulak iltihabı oluştuğunda ilerlemeden acilen bir KBB uzmanına başvurulmalı" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.