SON DAKİKA
Hava Durumu

#Diyanet İşleri Başkanlığı

Söz Bursa - Diyanet İşleri Başkanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyanet İşleri Başkanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ulu Cami’de 450 yıllık gelenek şehri aydınlatıyor: İlk mesaj ‘Kul Hakkından Sakın!’ Haber

Ulu Cami’de 450 yıllık gelenek şehri aydınlatıyor: İlk mesaj ‘Kul Hakkından Sakın!’

İslamiyet’in en büyük 5 mabedi arasında gösterilen 627 yıllık Bursa Ulu Cami'ye Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Ramazan mahyasının asılmasına başlandı. Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı'nca belirlenen tema olan ‘Ramazan, cami ve hayat’ mahyalarda yer alacak. Bu çerçevede Bursa İl Müftülüğünce ilk 15 gün için belirlenen ‘Kul hakkından sakın’ sözü asılı kalacak. Sonraki 14 günde ise ‘Zekat, berekettir’ yazısıyla geceleri aydınlatacak. Ramazan-ı Şerif'in habercisi olan ve Osmanlı Cihan Devleti'nden günümüze uzanan mahya geleneği, Bursa Ulu Cami'de hayat buluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü, Osmanlı Cihan Devleti'nde 16. yüzyıldan itibaren uygulanmaya başlanan mahya asma geleneğini günümüzde de yaşatmaya devam ediyor. Bursa’daki caminin iki minaresi arasına halatlar ve 200 ampulden oluşan mahya sistemi kuruldu. İstanbul'daki camilerde mahya asma işlemleri tamamlandıktan Bursa'ya gelen ekip, hummalı bir çalışma içerisine girdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul'daki mahya atölyesinde hazırlanarak Bursa'ya getirilen ‘Kul hakkından sakın’ ustalarca caminin minareleri arasına asılmaya başlandı. Yaklaşık 8 saat süren çalışmada önce mahya asılacak minareler arasına halatlar çekildi. Ancak şiddetli rüzgar, zaman zaman ekiplere zor zamanlar yaşattı. "HİÇ BİR TELEVİZYONUN VE SİNEMANIN OLMADIĞI DÖNEMDE, TEK GÖRSEL YAYIN MAHYA" Mahya ekibi şefi 69 yaşındaki Kahraman Yıldız, mahyacılığın Osmanlı'dan bu yana devam eden 400 yıllı aşkın Osmanlı sanatı olduğunu söyledi. Eskiden zeytinyağı ile yapıldığını belirten Yıldız, "Eskilerde bütün selatin camilerde Ramazan ayında akşamları asılırdı. Ramazan ayının bir süsüydü. Hiç bir televizyonun ve sinemanın olmadığı dönemde tek görsel yayın olarak varmış. İnsanlar, camileri gezerek feyz alırlarmış. İstanbul'daki mahyalarımızı astık. Bursa Ulu Cami'ye geldik. 50 yılı aşkındır bu işi yapıyorum. 2013 yılında emekli oldum. Bu işi yürütmeye çalışıyoruz. Ata yadigarı sanatımız ölmesin diye çabalıyoruz. İnşallah bizden sonra da bu mesleği devam ettirirler. Bizler ata yadigarı mesleği 50 senedir yapıyoruz" diye konuştu.

Din Görevlilerinden YÖK ve MEB’e çağrı: "İLİTAM yeniden başlatılmalı!" Haber

Din Görevlilerinden YÖK ve MEB’e çağrı: "İLİTAM yeniden başlatılmalı!"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Kadir Şahin, din görevlilerinin mesleki gelişimlerini desteklemek ve din hizmetlerini daha sağlam bir ilmi zemine oturtmak amacıyla İlahiyat Lisans Tamamlama (İLİTAM) programlarının yeniden hayata geçirilmesini talep etti. "AKADEMİK DONANIM HİZMETİN GÜCÜDÜR" Din hizmetinin kalitesinin, görevlilerin ilmi birikimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Genel Başkan Şahin, "Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki imam-hatipler, müezzinler ve Kur’an kursu öğreticileri, milletimizin manevi hayatına yön veren ağır bir sorumluluk taşımaktadır. Bu sorumluluğun akademik ilerleyişle desteklenmesi bir tercih değil, ihtiyaçtır" dedi. İLİTAM FIRSATI YENİDEN DOĞMALI Geçmiş yıllarda uygulanan İLİTAM programlarının hizmet kalitesine değerli katkılar sunduğunu hatırlatan Şahin, bugün sahada görev yapan pek çok ön lisans mezunu personelin lisans eğitimini tamamlamak için güçlü bir iradeye sahip olduğunu belirtti. Şahin, bu programların günümüz şartlarına uygun şekilde, Diyanet personeline yönelik kontenjanlarla yeniden planlanması gerektiğini vurguladı. YÖK ve MEB’e Açık DAVET Şahin, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Daha donanımlı bir din görevlisi, topluma rehberlik eden güven veren bir hizmet anlayışının teminatıdır. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Millî Eğitim Bakanlığı’nı, sahadaki beklentilere karşılık verecek adımları atmaya davet ediyoruz."

Hilmi Şanlı’dan Diyanet’e sert uyarı: "Din Görevlisi şikâyetle cezalandırılamaz!" Haber

Hilmi Şanlı’dan Diyanet’e sert uyarı: "Din Görevlisi şikâyetle cezalandırılamaz!"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, son yıllarda din görevlilerine yönelik asılsız, delilsiz ve kötü niyetli şikâyetlerde alarm verici bir artış yaşandığını belirterek, bu sürecin yalnızca bireysel mağduriyetler doğurmadığını, aynı zamanda din hizmetlerinin kurumsal yapısını ve kamu hizmeti anlayışını tehdit eden sistematik bir sorun haline geldiğini vurguladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’na hitaben yapılan kapsamlı değerlendirmede konuşan Şanlı, hukuki güvenceden yoksun bırakılan bir din görevlisinin, topluma sağlıklı ve güven veren bir hizmet sunmasının mümkün olmadığını ifade etti. Şanlı’ya göre bugün yaşanan tablo, hukuk devleti ilkesinin sessizce aşındırıldığı tehlikeli bir sürecin göstergesi. “DELİLSİZ ŞİKÂYET, KURUMSAL ÇÖKÜŞE GİDEN YOLDUR” Hilmi Şanlı açıklamasında, kamu hizmetlerinin etkin, verimli ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesinin ancak görevini icra eden personelin baskı, tehdit ve itibarsızlaştırma girişimlerinden korunmasıyla mümkün olabileceğini belirtti. Ancak gelinen noktada, hiçbir somut delile dayanmayan başvuruların dahi doğrudan idari soruşturmaya dönüştürülmesinin, din görevlilerini savunmasız ve güvencesiz bir pozisyona ittiğini söyledi. Şanlı, bu uygulamaların bir süre sonra “şikâyet yoluyla cezalandırma” mekanizmasına dönüştüğüne dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: “Delilsiz bir iddiayı esas alan her soruşturma, sadece bir personeli değil; kurumu, hizmeti ve toplumsal güveni yargılar.” ANAYASA AÇIK, UYGULAMA TERSİNE İŞLİYOR Açıklamada, Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi ile 36. maddede güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesinin, idarenin vazgeçilmez rehberi olması gerektiği vurgulandı. Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun, kamu görevlilerinin görevlerini baskıdan uzak, güvenli ve saygın bir ortamda yerine getirmesini zorunlu kıldığı hatırlatıldı. Ancak Hilmi Şanlı’ya göre, bugün gelinen noktada bu anayasal ve yasal güvenceler fiilen askıya alınmış durumda: “Sübjektif kanaatlere, varsayımlara ve kişisel husumetlere dayalı başvuruların süzgeçten geçirilmeden soruşturmaya dönüşmesi; ölçülülük, gereklilik ve orantılılık ilkelerinin açık ihlalidir.” MESLEKİ İTİBAR AŞINIYOR, HİZMET KALİTESİ DÜŞÜYOR Şanlı, soyut iddialar üzerinden yürütülen idari süreçlerin din görevlilerinin mesleki itibarını ağır biçimde zedelediğini, motivasyonu kırdığını ve bunun doğrudan din hizmetlerinin niteliğine yansıdığını ifade etti. Bu durumun yalnızca bireysel bir sorun olmadığına dikkat çeken Şanlı, kurumsal hafızanın, hizmet sürekliliğinin ve toplumla kurulan güven bağının da ciddi zarar gördüğünü söyledi. Türk Diyanet Vakıf-Sen’den Net ve Bağlayıcı Talepler Hilmi Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı’na çağrıda bulunarak şu somut talepleri sıraladı: Asılsız, delilden yoksun ve kötü niyetli şikâyetlerin, zorunlu ve etkin bir ön değerlendirme mekanizmasına tabi tutulması, Gerçek dışı beyanlarla yapılan müracaatlar hakkında caydırıcı hukuki ve idari yaptırımların uygulanması, İnceleme ve soruşturma süreçlerinde personelin kişilik haklarının, mesleki itibarının ve masumiyet karinesinin mutlak surette korunması, Din görevlilerinin hukuki güvencelerini güçlendirecek kurumsal politika ve düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçirilmesi. Şanlı, bu taleplerin bir sendikal talep olmanın ötesinde, hukuk devleti ilkesinin ve kamu yararının zorunlu bir sonucu olduğunu vurguladı. “DİN HİZMETLERİ GÜVENSİZLİK ÜZERİNE İNŞA EDİLEMEZ” Açıklamanın sonunda Hilmi Şanlı, din hizmetlerinin toplum nezdindeki saygınlığının korunmasının ancak din görevlilerinin huzur ve güven içinde görev yapabilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Aksi halde, bu sürecin devam etmesi durumunda kurumsal itibar kaybının telafisi güç sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu kritik süreçte gerekli hassasiyeti göstereceğine dair beklentilerini dile getirirken, sendika olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını da kamuoyuna açıkça ilan etti.

Bursa’da Ahilik Ruhu yeniden canlanıyor: "Güçlü esnaf, güvenli mahalle" Haber

Bursa’da Ahilik Ruhu yeniden canlanıyor: "Güçlü esnaf, güvenli mahalle"

Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Bursa Şubesi, toplumsal dayanışmanın merkezi olan mahalle kültürünü ve ahilik değerlerini canlandırmak amacıyla "Mahallinde" projesini başlattı. "Güçlü Esnaf, Güvenli Mahalle" sloganıyla yola çıkan projenin ilk durağı Yeşilova Mahallesi oldu. ESDER Bursa Şubesi tarafından hayata geçirilen projenin açılış buluşması, Yeşilova Mahallesi esnafının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Programa Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır onur konuğu olarak katılırken; Müftü Yardımcısı Muharrem İslamoğlu, Osmangazi İlçe Müftüsü Mehmet Uzun, Mobil İrşad Sorumlusu Bekir Şahin, yerel yöneticiler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de esnafla bir araya geldi. "KAYBEDİLEN DEĞERLERİMİZİ KAYBEDİLDİĞİ YERDE ARIYORUZ" Programın açılış konuşmasını yapan ESDER Bursa Şube Başkanı İbrahim Özacar, projenin felsefesini şu sözlerle özetledi: "Kaybedileni kaybedildiği yerde aramak aklın gereğidir. Bizler, mahalle kültürümüzün ve ticaret ahlakımızın sarsıldığı bir dönemde, bu değerleri yeniden mahallelerimizde ihya etmek için yola çıktık." Özacar, ticaretin merkezine yeniden ahlak ve maneviyatı yerleştirmeyi hedeflediklerini belirterek, esnafın sorunlarını yerinde dinlemek ve çözüm üretmek için Bursa’nın tüm mahallelerini periyodik olarak ziyaret edeceklerini vurguladı. MÜFTÜ KARABAYIR: "TİCARET AHLAKI BU TOPRAKLARIN MAYASIDIR" Esnafa hitap eden Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır ise ahilik kültürünün sadece bir ticaret sistemi değil, bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. Müftü Karabayır, konuşmasında şu noktaların altını çizdi: Helal Kazanç Bilinci: Ticaretin temelinde "kul hakkı" ve "helal kazanç" bilincinin yer alması gerektiğini hatırlattı. Mobil İrşad Desteği: Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde kurulan "Mobil İrşad Ekibi" ile esnafın ve gençlerin her an yanında olduklarını belirtti. Gelecek Nesiller: Ahilik irfanının gür bir sesle yeni nesillere anlatılmasının önemine dikkat çekti. Programın sonunda ESDER Bursa Şubesi Yönetim Kurulu adına konuşan İbrahim Özacar, desteklerinden dolayı İl Müftülüğü’ne, Yeşilova esnafına ve projeyi kamuoyuna duyuran basın mensuplarına teşekkürlerini sundu.

Miraç Kandilinde Kâbe’de mahşerî kalabalık Haber

Miraç Kandilinde Kâbe’de mahşerî kalabalık

Miraç Kandilinin gündüzünde dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar Kâbe’ye akın etti. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı umre gruplarının da yer aldığı yoğunlukta, umreciler kandilin manevi atmosferini kutsal topraklarda yaşadı. Miraç Kandilinin gündüzünde İslam dünyasının kalbi Kâbe, milyonlarca Müslümanın buluşma noktası oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı umre grupları başta olmak üzere, farklı ülkelerden umre ibadeti için kutsal topraklarda bulunan Müslümanlar Mescid-i Haram’a akın etti. Kâbe, yoğunluk nedeniyle adeta mahşerî bir kalabalığa sahne oldu. 30-31 Aralık umre programları kapsamında Mekke’ye gelen gruplar da bu anlamlı günde veda tavaflarını gerçekleştirdi. Miraç Kandilinin manevi iklimi, tavaf ve dualarla daha da derin hissedildi. Sinop Müftülüğü organizasyonuyla kutsal topraklarda bulunan umrecilerden Yılmaz Öztürk, "Umre ibadeti için kutsal topraklardayız. Mübarek Miraç Kandilini bu yıl Kâbe’de idrak edeceğiz. Bu manevi atmosferi burada yaşamak tarif edilemez bir duygu. Allah’ım yaptığımız ibadetlerimizi umrelerimizi kabul etsin. Peygamberimizin şefaatine bizleri de nail eylesin. Gönlünde Mekke’yi Medine’yi hisseden herkesi Rabbim buraları nasip etsin" dedi. Denizli İl Müftülüğü organizasyonuyla umre ibadetini yerine getiren grup hocası Cihan Şahan ise Miraç Kandilinin anlam ve önemine dikkat çekti. Şahan, Miraç’ın Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in Allah’ın huzuruna yükseldiği, namazın müminlere farz kılındığı mübarek bir gece olduğunu hatırlatarak, "Bu müstesna gecede Kâbe’de bulunmak, ibadet ve dualarla Miraç Kandilini idrak etmek büyük bir nasip. Tüm İslam âlemi için barış, huzur ve kardeşlik diliyoruz. Bu gece yaptığımız tüm dualar kabul olsun. İsteyen herkesi ve bizleri tekrar tekrar rabbim Kabe’de bizleri buluştursun’ dedi. Mescid-i Haram’da gün boyunca devam eden yoğunlukta umreciler, Miraç Kandili vesilesiyle dua etti, namaz kıldı ve kutsal topraklarda bulunmanın manevi huzurunu yaşadı.

Bursa’ya yeni ilim ve irfan yuvası: Ulu Cami Eğitim Merkezi 2026’da kapılarını açıyor Haber

Bursa’ya yeni ilim ve irfan yuvası: Ulu Cami Eğitim Merkezi 2026’da kapılarını açıyor

Bursa’nın manevi kalbi Ulu Cami’nin ismini taşıyacak olan dev proje, modern altyapısı ve kapsamlı eğitim modeliyle dikkat çekiyor. Bursa Ulu Cami Onarım, Donatım ve Bakım Derneği Başkanı Hilmi Şanlı, merkezin sadece bir bina değil, yarının ilim adamlarını yetiştirecek bir akademi olacağını vurguladı. HEM HAFIZLIK HEM AKADEMİK BAŞARI BİR ARADA Diyanet İşleri Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülecek eğitim modelinde, hafızlığını tamamlamış öğrenciler kabul edilecek. 150 kişilik yatak kapasitesine sahip olan merkezde öğrenciler, akademik eğitimlerinin yanı sıra İslami ilimleri tahsil edecek ve iki yabancı dili yetkin şekilde öğrenme fırsatı bulacak. MODERN VE KAPSAMLI DONATI ALANLARI Toplam 4.058 m² inşaat alanına sahip olan ana bina, öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandı: Konaklama: 50 adet 3 kişilik oda (Toplam 150 yatak kapasitesi). Eğitim: 10 adet modern derslik ve öğretim görevlisi odaları. Sosyal Alan: 200 kişilik yemekhane ve 1.055 m² kapalı sosyal alan. Tatbikat Camisi: 300 kişi kapasiteli özel ibadet alanı. "Sadaka-i Cariye Olarak Ebediyen Karşılık Bulacak" Dernek Başkanı Hilmi Şanlı, projeye katkı sunan hayırseverlere teşekkür ederek şunları söyledi: "Bu eser, ehl-i irfan ulemânın kutlu mirasını yarınlara taşımak için yükseliyor. Bugüne kadar desteğini esirgemeyen Aydın Taş A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Yusuf Aydın’a ve aziz Ulu Cami cemaatimize şükranlarımı sunuyorum. Bu kutlu yürüyüşün tamamlanabilmesi için hayırseverlerimizin desteklerini bekliyoruz. Yapılacak her yardımın sadaka-i cariye olarak ebediyen karşılık bulacağına yürekten inanıyoruz."

Aile okulunda “Tesettür ve mahremiyet” konusu işlendi Haber

Aile okulunda “Tesettür ve mahremiyet” konusu işlendi

İnegöl Belediyesi’nin Aile Hayatı İyileştirme Derneği iş birliğinde düzenlediği “Aile Okulu” seminerlerinin üçüncü haftasında Diyanet İşleri Başkanlığı Vaizi ve Medav Başkanı Tayyip Elçi’nin konuşmacı olarak katıldığı “Tesettür ve Mahremiyet” semineri gerçekleştirildi. İnegöl Belediyesi’nin Aile Hayatı İyileştirme Derneği (AHİD) iş birliğinde bu yıl 7’ncisini düzenlediği “Aile Okulu” seminerleri devam ediyor. Bu yıl “Aile Yılı Özel” konseptiyle gerçekleştirilen programların ilk üç haftası tamamlandı. Toplumun temelini oluşturan ailenin önemi, mutlu ve huzurlu aile olabilmenin yöntemleri, çocuk yetiştirmenin püf noktaları gibi çeşitli eğitim ve seminerlerin yer aldığı Aile Okulu eğitim programları 7 hafta boyunca her Cuma 20.30’da Sani Konukoğlu Konferans Salonunda yapılmaya devam ediyor. Aile Okulu seminerlerinin üçüncü haftasında Cuma akşamı Diyanet İşleri Başkanlığı Vaizi ve Medav Başkanı Tayyip Elçi “Tesettür ve Mahremiyet” konulu seminerle İnegöllülerle buluştu. Belediye Başkan Yardımcısı Emin Dündar, AHİD Başkanı Naci Köseoğlu ve vatandaşların katıldığı seminerde, Tayyip Elçi tesettürün önemine dikkat çekti. AİLE OKULUNUN KALAN PROGRAMLARI Aile Okulu programının devam eden haftalarda yapılacak seminerleri ise şöyle: 07 Kasım’da Araştırmacı Yazar Ramazan Kayan “Aileyi Koruyan Formüller” semineri, 14 Kasım’da Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti 2. Başkanı Doç. Dr. Burhan İşliyen “Evlilikte Dikkat Edilecek Hususlar” semineri, 21 Kasım’da Eğitimci-İlahiyatçı Prof. Dr. Ali Akpınar “Hz. Peygamberin (sav) Önderliğinde Güçlü Aile” semineri, 28 Kasım’da Araştırmacı-Eğitmen-Yazar Ali Erkan Kavaklı “Başarılı ve Ahlaklı Çocuk Eğitimi”.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.