SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Söz Bursa - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Emekli ikramiyesi alay konusu mu? "En az 20 bin TL olmalı" Haber

Emekli ikramiyesi alay konusu mu? "En az 20 bin TL olmalı"

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun faizi yüzde 37'de sabit tutma kararını değerlendiren Fikret Artan, yıllık enflasyonun yükseliş eğiliminde olduğunu savundu. MB'nin "enflasyon yatay seyretti" gerekçesine tepki gösteren Artan, "Ocak'ta yüzde 30,5 olan enflasyon Şubat'ta 31,53'e çıkmışken nasıl yatay diyebilirsiniz? Sayın Başkan herhalde astigmat, bir göz doktoruna gitmesini tavsiye ediyorum" dedi. "10 GÜNDE 15 MİLYAR DOLAR SATILDI" Ekonomideki döviz ihtiyacının kritik eşiğe geldiğini belirten Artan, net rezervlerin 75 milyar dolardan 60 milyar dolara düştüğünü iddia etti. Türkiye'nin 3 aylık ithalatını karşılaması gereken 95 milyar dolarlık rezervin çok uzağında olunduğunu vurgulayan Artan, "Ekonomi sinyal veriyor, alarm zilleri çalıyor" ifadelerini kullandı. MEHMET ŞİMŞEK’E "GERÇEK KUR" ÇIKIŞI Bakan Mehmet Şimşek'in milli gelir ve cari açık açıklamalarının gerçeklerle çeliştiğini savunan Artan, "Düşük kurla fert başına geliri 18 bin dolar çıkarırsınız ama gerçek kurla bu rakam 12 bin dolardır. Vatandaş domatesi 200, biberi 250 liraya alıyor; kimse halkın dayanıklı olduğunu söylemesin" dedi. "EMEKLİ İKRAMİYESİ EN AZ 20 BİN LİRA OLMALI" 4 bin liralık bayram ikramiyesinin mevcut ekonomik koşullarda yetersiz kaldığını belirten Artan, Zafer Partisi'nin önerisini paylaştı: "Gıda fiyatlarındaki artışa ve gerçek kura baktığımızda bayram ikramiyesi en düşük emekli maaşı olan 20 bin lira düzeyinde olmalıdır. Milletin sabrıyla ve aklıyla alay etmeyi bırakın."

Ekonomide gözler merkez’deydi: Faiz kararı belli oldu! Haber

Ekonomide gözler merkez’deydi: Faiz kararı belli oldu!

Merkez Bankası faizi değiştirmedi. Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Enflasyonun ana eğilimi şubat ayında yataya yakın seyretmiştir. Jeopolitik gelişmeler neticesinde belirsizlikler artarken, küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükseliş gözlenmiştir. Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici kararlar ve eşgüdüm dahilinde mali tedbirler alınmıştır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.''

Gayrimenkulde "Değer Barışı" beklentisi: Vergi yükü vatandaşı zorluyor! Haber

Gayrimenkulde "Değer Barışı" beklentisi: Vergi yükü vatandaşı zorluyor!

Türkiye’de son yıllarda yükselen enflasyon, inşaat maliyetleri ve arsa fiyatlarındaki hızlı artış gayrimenkul sektöründe yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Uzmanlar, özellikle konut ve arsa satışlarında 5 yıl içinde yapılan işlemlerde uygulanan değer artış kazancı vergisi, piyasanın doğal fiyat artışları ile birlikte vatandaşların üzerinde ek bir yük oluşturduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinde önemli bir lokomotif sektör olan gayrimenkulde yaşanan maliyet artışları resmi verilerle de dikkat çektiğin belirten gayrimenkul uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre inşaat maliyet endeksi 2024 yılında yıllık yüzde 34,27, 2025 yılı verilerinde ise maliyetlerdeki artışın devam ettiği ve inşaat maliyet endeksinin yıllık bazda yüzde 23,93 yükseldiği söyledi. Bu süreçte özellikle işçilik maliyetlerindeki artış dikkat çekerken, bazı dönemlerde işçilik maliyetlerinin yıllık bazda yüzde 50’nin üzerinde arttığı kaydedildi. STRATEJİK SEKTÖRDE YENİ BİR VERGİ MODELİ ŞART Yüksek enflasyon ortamı yalnızca inşaat maliyetlerini değil, aynı zamanda konut fiyatlarını ve kira bedellerini de ciddi ölçüde yukarı taşıdığını belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Türkiye’de enflasyon oranı 2026 yılında yüzde 30’lu seviyelerde seyretmeye devam ederken, konut ve barınma kalemlerinde artış oranları birçok alanda genel enflasyonun üzerinde gerçekleşti. Bu gelişmeler sonucunda konut fiyatları ve kira bedelleri kısa sürede ciddi yükselişler gösterirken, gayrimenkul yatırımının vatandaşlar açısından en önemli tasarruf araçlarından biri haline gelmiştir" dedi. Mevcut vergi mevzuatına göre, bir gayrimenkulün satın alındıktan sonra 5 yıl içerisinde satılması durumunda elde edilen kazanç "değer artış kazancı" olarak vergilendirildiğini belirten Özkan Aydemir, "Ancak, son yıllarda yaşanan fiyat artışlarının önemli bir bölümünün enflasyon ve maliyet kaynaklı olduğunu, dolayısıyla her fiyat artışının gerçek bir kazanç anlamına gelmemektedir. Bu durum bazı vatandaşların gayrimenkul satışlarını ertelemesine, bazı durumlarda ise kayıt dışı fiyat beyanı gibi riskli uygulamaların gündeme gelmesine sebep olmaktadır. Gayrimenkul sektöründe son dönemde dile getirilen önerilerden biri de tek seferlik "değer barışı" benzeri bir düzenleme yapılması ve düzenleme ile birlikte, Gayrimenkul piyasasında işlem hacmini artmasına, tapu işlemlerinde gerçek değer beyanını teşvik edebilmesini, vergi sistemini daha adil hale gelmesini ve vatandaşlarımızın üzerindeki vergi baskısını azaltabilecektir" diye konuştu. ÖZKAN AYDEMİR: "ENFLASYON GERÇEĞİ KAZANÇLA KARIŞTIRILMAMALI" İnşaat ve gayrimenkul sektörü, Türkiye’de yüzlerce alt sektörü besleyen ve milyonlarca kişiye istihdam sağlayan stratejik alanlardan olduğunu belirten Aydemir, "İnşaat, gayrimenkul, yapı malzemeleri, mimarlık, mühendislik ve finans sektörleri doğrudan bu ekosistemin içinde yer alıyor. Bu sebeple son 5 yıl içerisindeki satışlar ve gayrimenkul alımlarındaki vergi düzenlemelerinin enflasyon gerçeği, maliyet artışları ve piyasa dinamikleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılacak düzenlemelerde temel hedef; gayrimenkul yatırımcısını cezalandırmayan, piyasa hareketliliğini destekleyen ve gerçek kazanç ile enflasyon kaynaklı değer artışını ayırabilen bir vergi modelinin oluşturulması olmalıdır. Gayrimenkul sektöründe beklenti, hem yatırımcıyı hem de piyasayı destekleyen, ekonomik gerçeklerle uyumlu bir düzenlemenin hayata geçirilmesi yönündedir. Sonuç olarak, artan maliyetler, yüksek enflasyon ve gayrimenkul fiyatlarındaki hızlı yükseliş, mevcut vergi sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine yönelik tartışmaları güçlendiriyor. Yapılacak düzenlemelerin hem piyasa canlılığını artıracağına hem de vatandaşın üzerindeki vergi yükünü daha dengeli hale getireceğine inanmaktayız" dedi.

Emekliden "İkramiye" isyanı: "Tasarrufun bedelini biz ödemeyelim" Haber

Emekliden "İkramiye" isyanı: "Tasarrufun bedelini biz ödemeyelim"

AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in “Emekli aylığı artışlarında çok ciddi kesintilerle beraber kaynak üretmede zorlandık. Hem Ramazan, hem Kurban Bayramı ikramiyelerinin ödenebilmesi için 150 milyar lira kaynak aktarıyoruz. Özel bir kaynak oluşturmak gerekiyor, zorluklarımız da ortada. Kanun teklifimizde emekli bayram ikramiyesine yönelik bir düzenleme bulunmuyor.” açıklaması, emekliler cephesinde tepkiyle karşılandı. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars; ikramiyenin, en düşük emekli aylığına endekslenmesi çağrısı yaptı. ‘Emeklilerin Bekleyecek Gücü Yok’ Emeklilerin artan hayat pahalılığı karşısında ciddi geçim sıkıntısı yaşadığını belirten TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Özellikle gıda, kira ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, sabit gelirli vatandaşları zorluyor. Şubat ayında kira artış oranı yüzde 34’ü bulmuşken insanların barınma sorunu giderek derinleşiyor. Bayram ikramiyesi ise emekliler için yalnızca sembolik bir ödeme değil. Bayram öncesinde torununa harçlık verebilmek, evine rahatça alışveriş yapabilmek, emekliler için büyük bir moral kaynağıdır. İkramiyede artış yapılmaması, emeklilerde hayal kırıklığı yaratmıştır.” dedi. Ekonomik koşulların zorluğuna dikkati çeken Başkan Kenan Pars, “Mevcut şartlar herkes için zor olabilir; ancak bu süreci en ağır hisseden kesim, sabit gelirli emeklilerdir. Tasarruf ve denge arayışlarının bedeli sürekli emekliye ödetilmemelidir. Bugün en düşük emekli aylığı, TÜFE kaybı ve dolaylı vergiler düşüldüğünde fiilen 15 bin 500 TL seviyesine kadar gerilemiş durumda. Emeklilerin bekleyecek gücü yok. Ertelemeyin, oyalamayın! Ek ödeme oranını en az yüzde 10’a çıkarın.” ifadelerini kullandı. En Düşük Aylık, Yoksulluk Sınırının Yüzde 19’u! En düşük emekli aylığının 20 bin TL seviyesinde belirlendiğini de hatırlatan Kenan Pars, “TÜRK-İŞ’in son açıklamasına göre; açlık sınırı 32 bin 365 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 105 bin 424 TL’ye ulaştı. Bu rakamlar, emeklilerimizin gerçek yaşam koşullarını yansıtmaktadır. En düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 61,8’ini karşılayabilmektedir. Yoksulluk sınırına baktığımızda ise durum daha da vahim. Bu aylık, yoksulluk sınırının sadece yüzde 19’unu karşılıyor.” değerlendirmesini yaptı. Şubat enflasyon rakamlarına da değinen Pars, “TÜİK’e göre; Şubat ayında enflasyon yüzde 2,96 oranında, yıllık enflasyon ise yüzde 31,53 oranında oldu. Ocak 2026'da TÜFE aylık 4,84 yıllık enflasyon yüzde 30,65 olmuştu. Enflasyon Araştırmaları Grubu ENAG’a göre ise şubatta aylık enflasyon 4,01 oranında, yıllık bazda ise yüzde 54,14 olarak açıklandı. Enflasyon, rakamlarda düşüyormuş gibi görünse de buna kimsenin inanması mümkün değil. Bu rakamları açıklayanlar, sokağa bir çıksın da acı gerçeklerle yüzleşsin. Sokağın enflasyonu yüzde 120’nin üzerinde hala.” diye konuştu. ‘İkramiye, En Düşük Emekli Aylığına Endekslenmeli’ Emeklilerin yıllarca ülkeye hizmet etmiş, üretmiş ve vergi vermiş bireyler olduğunu hatırlatan Kenan Pars; taleplerinin ayrıcalık değil, insanca yaşam hakkı olduğunu dile getirdi. Bayram ikramiyesinde yapılacak makul bir artışın sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu belirten Pars, hükümeti ve ilgili kurumları kararı yeniden değerlendirmeye davet etti. Emeklilerin alım gücünü artıracak kalıcı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Pars, “Emekli ikramiyesi, en düşük emekli aylığına endekslenmeli. Mevcut durumda bu, 20 bin TL’ye denk geliyor. Emeklinin huzuru, toplumun huzurudur. Emekliye yapılacak artış, emeklinin ve ailesinin yüzünü güldürecektir. Emekli, bu parayı yastık altına koymayacak ve bu sayede ekonomide de yüzler gülecektir. Sosyal devlet, en kırılgan kesimini koruyabildiği ölçüde güçlüdür. Unutulmamalıdır ki; emeklinin yüzü gülerse, toplumun vicdanı rahat eder. Biz TÜED Uludağ Şubesi olarak emeklimizin yaşadığı sıkıntıları her türlü platformda en yüksek sesle dile getirmeye, kapıları aşındırmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

2026 ekonomi beklentileri açıklandı: Yıl sonunda dolar ve enflasyon ne olacak? Haber

2026 ekonomi beklentileri açıklandı: Yıl sonunda dolar ve enflasyon ne olacak?

Cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,23 iken, bu anket döneminde yüzde 24,11 oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı Şubat ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ni yayımladı. Anket, reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 71 katılımcı tarafından yanıtlandı ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi. Yıllık enflasyon beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,23 iken, bu anket döneminde yüzde 24,11 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 22,20 iken, bu anket döneminde yüzde 22,10 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 16,94 iken, bu anket döneminde yüzde 17,11 olarak gerçekleşti. 12 ay sonrası enflasyon beklentileri 2026 yılı Şubat ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE'nin ortalama olarak yüzde 25,87 olasılıkla yüzde 19,00 - 20,99 aralığında, yüzde 33,08 olasılıkla yüzde 21,00 - 22,99 aralığında, yüzde 25,70 olasılıkla ise yüzde 23,00 - 24,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 18,46’sının beklentilerinin yüzde 19,00 - 20,99 aralığında, yüzde 43,08’inin beklentilerinin yüzde 21,00 - 22,99 aralığında, yüzde 29,23’ünün beklentilerinin yüzde 23,00 - 24,99 aralığında olduğu gözlendi. 24 ay sonrası enflasyon beklentileri 2026 yılı Şubat ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE'nin ortalama olarak yüzde 16,07 olasılıkla yüzde 13,00 - 15,99 aralığında, yüzde 44,38 olasılıkla yüzde 16,00 - 18,99 aralığında, yüzde 18,06 olasılıkla ise yüzde 19,00 - 21,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 18,97‘sinin beklentilerinin yüzde 13,00 - 15,99 aralığında, yüzde 55,17‘sinin beklentilerinin yüzde 16,00 - 18,99 aralığında, yüzde 13,79‘unun beklentilerinin yüzde 19,00 - 21,99 aralığında olduğu gözlendi. Faiz beklentileri Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 36,43 iken, bu anket döneminde yüzde 36,95 oldu. Mart ayı Para Politikası Kurulu toplantısı için TCMB politika faiz oranı beklentisi bu anket döneminde yüzde 36,08 olarak gerçekleşti. Döviz kuru beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 51,17 TL iken, bu anket döneminde 51,09 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 51,89 TL iken, bu anket döneminde 52,39 TL olarak gerçekleşti. GSYH büyüme beklentileri Katılımcıların GSYH 2026 ve 2027 yılı büyüme beklentileri bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de sırasıyla yüzde 3,9 ve 4,3 olarak gerçekleşti.

Kenan Pars’tan vekillere sert tepki: "Maaşımızı size bağışlayalım, yeter ki susun!" Haber

Kenan Pars’tan vekillere sert tepki: "Maaşımızı size bağışlayalım, yeter ki susun!"

Geçinemediğini söyleyen milletvekili ve emekli maaşı ile namus meselesini bir tutan vekilin açıklamalarına ateş püsküren TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Maaşımızı bu vekillere bağışlayalım. Biz dalga geçilecek insanlar değiliz, 17 milyon nüfusumuzla asıl dalga biziz!” dedi. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars; asgari ücret, açlık ve yoksulluk sınırının altında ezilen emekli maaşı ile ilgili iki milletvekilinin yaptığı açıklamalara sert sözlerle veryansın etti. ’BU KADAR ÇOK AĞLAMASINLAR’ Emekli maaşı ile ilgili siyaset cephesinden inanılmaz değerlendirmeler geldiğini kaydeden TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Bir milletvekilinin, aylık 500 bin liraya yaklaşan milletvekili ve emekli maaşına rağmen geçinmekte zorlandığı yönündeki açıklamasını hayretler içerisinde izledik. Şok etkisi oluşturan bu milletvekilinin ailesine ait köftecinin, 2023-2024 yıllarında 49,2 milyon lira kazanç beyan ettiği yönündeki haberleri de aynı şekilde şaşkınlıkla okuduk. 2026 itibarıyla milletvekili maaşı 273 bin 196 liraya ve emekli milletvekili maaşı da 177 bin 658 liraya yükseltildi. Söz konusu vekilin ‘Emekli maaşımla milletvekili maaşımı sana vereceğim. Sen de gel bunları bir ay içerisinde idare et, yap. Meclis’te yemeklerin hepsine 5 defa zam yaptılar! Sizin yüzünüzden zamlı yiyoruz.’ Açıklaması gerçekten akıl almaz. Bu, nasıl bir düşünce yapısı?” diye konuştu. Emekliler ile adeta dalga geçildiğini kaydeden Kenan Pars, “Yine bir partiden başka bir partiye transfer olan bir milletvekilinin ‘Emekli maaşının üzerinde tepinip duruyorlar. Kardeşim, sen İsviçre’de yaşamıyorsun. Şu taraftan İngiliz geldiği zaman benim avrada bakacak da senin namusuna bakmayacak mı ya?’ sözleri, tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır. Milletin emanet ettiği koltuklarda oturan bu şahıslar, hangi ülkede yaşadıklarını bilmiyor galiba! Madem bu kadar çok ağlıyorlar, biz de bir kampanya başlatalım. Halihazırda geçinmeye yetmeyen emekli maaşımızdan, çoluk çocuğumuzun 3 kuruş rızkından alıp bu geçinemeyen vekillere bağış olarak gönderelim!” dedi. ’TORUNLARIMIZIN YÜZÜNE BAKAMIYORUZ’ En düşük emekli maaşının, kamuoyunun ısrarlı tepkisine rağmen ancak 20 bin lira seviyesine getirildiğini de hatırlatan Kenan Pars, “TÜRK-İŞ’in Ocak ayı rakamlarına göre; açlık sınırı 31 bin 223 liraya, yoksulluk sınırı da 101 bin 706 liraya çıktı. Asgari ücretin 8 bin 75 lira, açlık sınırının 11 bin 223 lira ve yoksulluk sınırının 81 bin 706 lira altında maaşa mahkum edilen emekli, tam anlamıyla ölüm-kalım savaşı veriyor. Emekliye acilen eşit maaş için intibak düzenlemesi yapılmalıdır. Emekli, bugün açlık sınırının da sınırlarını zorluyor. En düşük emekli aylığı, en azından asgari ücrete eşitlenmelidir. Emekli aylığı ile yaşam maliyeti arasındaki uçurum, her geçen gün daha da büyümektedir. Evde eşlerinin, çocuklarının, torunlarının yüzüne bakamayan emeklinin sorunları çözülmezse geçim sorununa bağlı toplumsal bunalım hali daha da derinleşecektir. Asgari değil, insanca yaşamak istiyoruz!” ifadelerini kullandı. ’ASIL DALGA, 17 MİLYONLA BİZİZ!’ Ocak ayı enflasyon rakamlarına da değinen Pars, "TÜİK'in rakamlarına göre; 2026 Ocak enflasyonu yüzde 4,84, yıllık enflasyon ise yüzde 30,65 olarak gerçekleşti. ENAG'ın verilerine göre de enflasyon; aylık yüzde 6,32, yıllık yüzde 53,42 oldu. Sokakta, çarşı-pazarda hissettiğimiz gerçek enflasyon ise yüzde 120'nin üzerinde. Aralık ayında enflasyon 0,89 iken ne hikmetse Ocak ayında yüzde 5'e yakın enflasyon çıktı! Bunun asıl nedeni, emekliye zam vermemek için Aralık enflasyonunu düşük tutmaktır. Bu, gerçek bir enflasyon değil. Yüksek fiyat artışları, emeklileri hızla yoksullaştırmaktadır. Bu nedenle, geçim kriterlerini karşılayacak adil ve sürdürülebilir bir aylık hesaplama sistemine acilen dönülmelidir. 2008'de eski kanundan gelen taban aylık kaldırılmasaydı. Ocak ayı emekli taban aylığı 50 bin lirayı bulacaktı. Yani bugünkü taban maaştan 30 bin lira fazla olacaktı. Emekliler olarak gerekli cevabı en yakın zamanda vereceğiz. Biz dalga geçilecek insanlar değiliz, 17 milyon nüfusumuzla asıl dalga biziz!" şeklinde konuştu.

Metal İşçisinden grev kararı: Türk Metal masayı devirdi! Haber

Metal İşçisinden grev kararı: Türk Metal masayı devirdi!

MÜZAKERE SÜRECİ VE UYUŞMAZLIK NEDENLERİ 13 Ekim 2025'te başlayan görüşmelerde bugüne kadar toplam 54 madde üzerinde anlaşma sağlanırken, ücret artışı ve sosyal hakları içeren 38 ana madde ve 1 yönetmelikte uzlaşılamadı. Arabuluculuk sürecinin de sonuçsuz kalması ve resmi raporun bugün sendikaya ulaşmasıyla birlikte süreç yeni bir aşamaya taşındı. Sendikanın grev kararı almasındaki temel etkenler şunlardır: Yetersiz Ücret Teklifleri: MESS'in ilk 6 ay için sunduğu teklifin kademeli olarak %10'dan %18'e çıkarılmasına rağmen, bu oran enflasyonun altında kaldığı gerekçesiyle kabul edilmedi. Kazanılmış Haklar: İşveren sendikasının mevcut hakları geriye götürecek tekliflerde bulunması uyuşmazlığın ana nedenlerinden biri oldu. Ekonomik Şartlar: Türk Metal, enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında metal işçilerine sunulan bu tekliflerin "reva görülemeyeceğini" belirtti. "SÖZÜN BİTTİĞİ YER": GREV VE EYLEM KARARI Türk Metal Sendikası Başkanlar Kurulu, bugün Ankara'da gerçekleştirdiği toplantı sonrası yaptığı açıklamada, "Sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız" ifadelerini kullandı. Üyelerinin alın terini korumak ve insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek amacıyla grev kararının alındığı vurgulanırken, sonuç alıncaya kadar iş yeri sahalarında ve meydanlarda eylemlere devam edileceği bildirildi.

TESK Başkanı Palandöken’den "Kredi" çağrısı: Esnafın önündeki engeller kaldırılsın Haber

TESK Başkanı Palandöken’den "Kredi" çağrısı: Esnafın önündeki engeller kaldırılsın

Vergi ve prim borçları nedeniyle kredi kullanamayan esnaf ve sanatkârların ciddi bir finansman çıkmazı içinde olduğunu belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafın krediye ulaşmasının önündeki engellerin bir an evvel kaldırılması gerekiyor" dedi. Vergi ya da SGK primi borcu bulunan esnafın kredi kullanamadığına dikkat çeken Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Bugün binlerce esnaf, sırf borcu olduğu için neredeyse haftalarca kredi alamıyor. Borcu var ama ödeyemiyor; bu yüzden de aldığı krediyi başta borçlarını kapatmak için kullanmak istiyor. Ancak siz diyorsunuz ki, ‘Borcun varsa kredi alamazsın.’ Peki bu insanlar borcunu nasıl ödeyecek? Ne yapsın bu esnaf? Elektrik, su, doğalgaz borcu birikmiş; onları ödeyecek. Çocuğunun okul taksiti var; onu ödeyecek. Dükkanına mal alacak, yanında çalışan personelin ücretini verecek. Bu kredileri alamadığı zaman sıkıntı daha da büyüyor. Dolayısıyla bu konuda mutlaka makul ve uygulanabilir bir çözüm yolu bulunmalı. En azından "borçlu esnafa kredi verilmez" gibi yaptırımlar yerine, borçların zaman içerisinde ödenebileceği bir sisteme dönüştürülmesi gerekiyor. Aksi halde esnaf krediye ulaşamazsa, maliyetler artacak, bu maliyetler ürün fiyatlarına yansıyacak; enflasyon daha da artacak. Bununla birlikte istihdam azalacak, esnaf evinin geçimini dahi yapamaz hale gelecek" diye konuştu. "Esnafı rahatlatacak sistem hayata geçirilmeli" Kredi uygulamasındaki engellemelerin esnaf ve sanatkâr açısından ciddi bir sıkıntı doğurduğunu söyleyen Palandöken, "Bir an evvel borçların yapılandırılması, ardından da bu kredilere erişimin sağlanması gerekiyor. İnsan borcunu ödemek için borçlanıyor, faiz ödüyor ama siz diyorsunuz ki ‘Zaten borcun var, önce onu öde.’ Peki nasıl ödeyecek? Bu nedenle bir çözüm bulunması şart. Bu engellemenin bir an evvel kaldırılması ve esnafı rahatlatacak bir sistemin hayata geçirilmesi gerekiyor. Biz, bu sorunun bir an önce çözüme kavuşturulmasını ve esnafın nefes almasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.

BUMİAD’da 2026 ekonomisi masaya yatırıldı: Yatırımda Euro, borçlanmada Dolar dönemi Haber

BUMİAD’da 2026 ekonomisi masaya yatırıldı: Yatırımda Euro, borçlanmada Dolar dönemi

Bursa Mühendis ve Mimar İş İnsanları Derneği’nde (BUMİAD) düzenlenen “Piyasalarda Bayrak Değişimi ve 2026’ya Dair Beklentiler” konulu etkinlikte, dünya genelinde yaşanan siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmeler karşısında, iş insanlarının belirlemeleri gereken stratejiler ele alındı. Etkinliğin açılışında konuşan BUMİAD Başkan Vekili Zarif Ayça Güler, iş insanlarının oluşturdukları ekonomik değerle, ülke kalkınmasına büyük katkılarda bulunduğunu söyledi. Olası risk faktörlerinin savuşturulmasına yönelik izlenmesi gereken yol haritalarının belirlenmesinde uzman görüşlerinin önemine dikkat çeken Güler, uzman isimlerin konuk olduğu etkinliklerle, kriz yönetimi ve finans okur yazarlığı konularında farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. Açılış konuşmasının ardından sunumda bulunan İş Leasing Marmara Bölgesi Şube Müdürü Ergün Önder, ekonomi dünyasının siyasal ve sosyal alanlardaki gelişmelerden bire bir etkilendiğini söyledi. Uluslararası risk faktörleri Ukrayna, Ortadoğu, Asya-Pasifik hattındaki gerilimlerin savaş riski taşımasa da sürekli belirsizlik ortamı oluşturduğuna vurguda bulunan Önder, “Şimdi bunlara İran krizi de eklendi. Bilindiği üzere İran para biriminin dolar karşısındaki yüksek oranlı değer kaybı, İran ekonomisini bir anda alt üst etti. Bu durumu protesto eden geniş halk kitlelerinin sokak eylemleri, bir noktadan sonra ayaklanmaya dönüştü. Geniş eylemlerin eriştiği boyut Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a askeri müdahalesini gündeme getirdi. Piyasalar, Amerika’nın İran’a sınırlı müdahalesini satın almış durumda. Ancak iş, İran’da rejim değişikliğine giderse, işte bu felaketin habercisi olur. İran’dan Türkiye’ye yönelebilecek mülteci akını, enflasyon oranını yeniden 3 haneli rakamlara çıkarabilir” diye konuştu. Yatırımlarda euro borçlanmalarda dolar Dolar-euro paritesinin iki para biriminden hangisinin yatırımlarda, hangisinin ise borçlanmalarda tercih edilmesiyle ilgili önemli ipuçları verdiğine işaret eden Önder, yatırım yaparken ‘eoru’nun, borçlanırken ise doların tercih edilmesinin isabetli olacağını vurguladı. 2025’deki yabancı para girişlerinin büyük oranda ‘euro’ endeksli gerçekleştiğini ifade eden Önder, “Dolar ve TL, Avrupa Birliği para birimi ‘euro’ karşısında geçen yıl değer kaybetti. Yıl boyunca kronik hal alan bu gerileme, girişimcilerin yatırımlarını yabancı varlıklara, borçlanmalarını ise yerli varlıklara yönlendirmelerini haber vermektedir” dedi. Robotik sistemlerle gelen işsizlik tehlikesi Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa merkezli robotik sistemler sürecine girildiğini, insan işgücünün bu süreçten olumsuz etkileneceğini ifade eden Önder, dijitalleşme süreciyle robot işçiler olgusunun da gündeme geldiğini belirtti. Dijitalleşmenin, hizmet ve üretim sektörlerinde insan emeğine olan ihtiyacı ortadan kaldıracağını ifade eden Önder, bu durumun dünya genelinde işsizliği de beraberinde getireceğini vurguladı. Kripto para birimleri geleceğe damga vuracak Dijitalleşmeyle beraber uluslararası ekonomilerde geçerli para varlıklarının, kripto para birimlerinden oluşacağını belirten Önder, firmaların portföylerinde yüzde 1.5 ilâ yüzde 3 oranında kripto paralar bulundurmalarının önemine dikkat çekti. Yükselen altın fiyatlarından da söz eden Önder, altındaki yükselişin 2026’nın ilk çeyreğinde devam edeceğini ancak yılın üçüncü çeyreğiyle birlikte altın fiyatlarının aynı çizgide sabit kalacağını ileri sürdü. Sunumun ardından, BUMİAD Başkan Vekili Zarif Ayça Güler, konuk konuşmacı İş Leasing Marmara Bölgesi Şube Müdürü Ergün Önder’e teşekkür plaketi takdim etti. Programın sonunda BUMİAD yönetimi, BUMİAD üyeleri ve İş Leasing Marmara Bölgesi Şube Müdürü Ergün Önder hatıra fotoğrafında bir araya geldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.