SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Söz Bursa - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kayseri’de Ümit Özdağ’dan gündemi sarsacak sert açıklamalar Haber

Kayseri’de Ümit Özdağ’dan gündemi sarsacak sert açıklamalar

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 10 günlük Anadolu gezisinin son durağı olan Kayseri’de düzenlediği basın toplantısında hem bölge illerine dair gözlemlerini aktardı hem de Türkiye gündemine oturan gelişmeleri sert sözlerle eleştirdi. Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kayseri illerinde halkla, esnafla ve sanayicilerle bir araya geldiğini belirten Özdağ, Anadolu’nun taşıyıcı kolonları olan bu şehirlerde derin bir ekonomik buhranın ve nüfus göçünün yaşandığını söyledi. "ESNAF BAŞLADIĞI GÜNDEN BU YANA EN KÖTÜ YILI YAŞIYOR" Ziyaret ettiği şehirlerde esnafın durumunun içler acısı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ümit Özdağ, "Görüştüğümüz bütün esnafların ortak tespiti, işlerin geçen seneye oranla yüzde 50 azaldığı yönünde. Esnaflığa başladıkları günden bu yana en kötü yılı yaşadıklarını ve geleceğe dair bir umut ışığı görmediklerini söylüyorlar. Ticaret odaları ve organize sanayi bölgelerinde yaptığımız görüşmelerde de yüksek enflasyon, krediye erişimin zorluğu ve eleman temini sıkıntıları kurumsal yapılar tarafından dile getirildi" dedi. Kayseri’nin bütçeye büyük katkı sağlamasına rağmen hak ettiği desteği alamadığını vurgulayan Özdağ, kentte orta sınıfın ciddi bir konut ve kira kriziyle karşı karşıya olduğunu ekledi. KAYSERİ'DEKİ "SALON" KRİZİNE BAKANLI TELEFON: "BİZ BURADAYIZ!" Kayseri’de düzenleyecekleri "Atatürk’ün Kızları Buluşuyor: Kadın Güvenliği" başlıklı toplantı öncesinde yaşanan yer krizini anlatan Özdağ, koridor arkası baskılara şu sözlerle meydan okudu: "İl başkanlığımızın anlaştığı düğün salonunun yanındaki salonu, aynı gün ve saatte Ülkü Ocakları kiraladı. Yerimizi değiştirdik, bu kez yeni salonun altındaki salonu kiraladılar. Bunun üzerine İçişleri Bakanı’nı aradım; 'Biz buradan gitmiyoruz Sayın Bakan. Devletseniz gereğini yapın' dedim. Salon sahibine baskı yapıldı, sözleşme iptal edilmek istendi ama biz üçüncü bir salon kiraladık ve bu toplantıyı bugün orada ne olursa olsun gerçekleştireceğiz. Hukuksuzluktan cesaret alanlar, hukuk önünde bunun hesabını muhakkak verecekler." SIĞINMACI ÇELİŞKİSİ VE VATANDAŞLIK İDDİASI Suriye politikası ve sığınmacı sayıları üzerinden hükümete yüklenen Özdağ, kurumlardan farklı açıklamalar geldiğine dikkat çekti. 6 Haziran’da Şam Büyükelçisi'nin "700 bin Suriyeli döndü, artık entegrasyon konuşacağız" dediğini, İçişleri Bakanı’nın ise "1 milyon 450 bin kişi geri döndü" açıklaması yaptığını hatırlatan Özdağ, "Rakamları karıştırdınız Sayın Bakan. Türk milletine doğruyu söyleyin, gerçek sayı 700 bindir. Türkiye’de 5 milyonu kayıtlı, 2 milyonu kayıtsız olmak üzere 7 milyon Suriyeli vardı; sığınmacılar dönmüyor, aksine kalıcı hale getirilip vatandaşlık verilmeye hazırlanıyor" şeklinde konuştu. Özdağ ayrıca, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçimlerden önce 2,5 milyon Suriyeliye oy kullanabilmeleri için vatandaşlık verdiğine dair iddiaları yineleyerek meydan okudu. "ANKARA'DA NATO ZİRVESİ İÇİN DÜĞÜNLER BİLE İPTAL EDİLDİ" Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO toplantısı için alınan güvenlik önlemlerinin abartılı olduğunu ve hayatı durdurduğunu savunan Özdağ, "Ankara adeta yasak şehir ilan edildi. Devlet memurları çalışmayacak, nişanlar ve düğünler iptal edildi. Bir genç çiftin nişanı NATO zirvesine nasıl bir tehdit oluşturabilir? Şaka gibi. Türkiye ekonomik krizle boğuşurken 'itibardan tasarruf olmaz' mantığıyla halkın zenginlikleri havaya saçılıyor. Zirve için IŞİD üyeleri tutuklanıyor; madem biliyordunuz neden NATO zirvesini beklediniz? Bu örgütler sadece müttefikler için mi tehdit, Türk halkı için tehdit değil mi?" sorularını yöneltti. İTTİFAK AÇIKLAMASI: "TÜRK MİLLİYETÇİLERİ BİR ZEMİN OLUŞTURACAKTIR" Gelecek seçim dönemine ve olası ittifak senaryolarına da değinen Özdağ, muhalefetin tek bir çatı altında toplanmasının mümkün olmadığını söyledi. İktidara karşı oldukları kadar muhalefette yer alan bazı partilere de karşı olduklarını belirten Özdağ, "Henüz seçim sath-ı mailine girilmedi, bunları konuşmak için erken ancak muhakkak ittifaklar olacaktır. Bahçeli ile Öcalan’ın kol kola girdiği bir Türkiye konjonktüründe, elbette Türk milliyetçileri, Atatürkçüler ve vatanseverler bir zemin oluşturacak, birlikte hareket edeceklerdir" diyerek konuşmasını noktaladı.

Sanayinin devler ligi belli oldu: İşte ilk 10 şirket Haber

Sanayinin devler ligi belli oldu: İşte ilk 10 şirket

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı 'Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025' araştırmasında Tüpraş, 698,8 milyar liralık üretimden satışla listenin zirvesinde yer aldı. Araştırmada Ford Otomotiv ikinci sırada bulunurken, Star Rafineri üçüncü oldu. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından 1968 yılından bu yana aralıksız hazırlanan ‘İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması-2025’ sonuçları İstanbul‘da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Sanayi sektörünün devler ligini belirleyen ve bu sene 58’inci yılını geride bırakan ‘İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması-2025’ sonuçlarının açıklandığı basın toplantısına, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İrfan Özhamaratlı ve Cemal Keleş katıldı. TÜPRAŞ ZİRVEDEKİ YERİNİ KORUDU İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan "Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasında zirvede yine Tüpraş yer aldı. Listenin ikinci sırasında Ford Otomotiv, üçüncü sırasında ise Star Rafineri bulunuyor. SAVUNMA SANAYİ ŞİRKETLERİNDEN DİKKAT ÇEKEN YÜKSELİŞ Türkiye’nin en büyük 10 sanayi kuruluşu sıralamasında Oyak-Renault 4’üncü, Toyota Otomotiv 5’inci ve Arçelik 6’ncı sırada yer aldı. 7’nci sırada TUSAŞ, 8’inci sırada Türkiye Petrolleri A. O. , 9’uncu sırada Aselsan ve onuncu sırada Mercedes-Benz yer aldı. Savunma sanayi şirketlerinden TUSAŞ 2024 yılına göre 11’inci sıradan 7’inci sıraya, Aselsan ise 17’inci sıradan 9’uncu sıraya yükselerek dikkat çekti. "İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması-2025" sonuçlarını açıklayan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, "İSO 500 çalışmasında 2025 yılında üretimden satışlara göre Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu, uzun yıllardır olduğu gibi yine, 698,8 milyar liralık üretimden satışlarıyla Tüpraş olmuştur. Tüpraş’ın ardından 538,3 milyar lira ile Ford Otomotiv ikinci, 327,9 milyar lira ile Star Rafineri üçüncü sırada yer almıştır. Böylece İSO 500’ün ilk üç sırası, geçen yıla göre herhangi bir değişiklik göstermemiştir. Oyak-Renault 235,5 milyar liralık üretimden satışlarıyla dördüncü sırada yer alırken, Toyota Otomotiv 206,3 milyar lira ile beşinci, Arçelik 165,7 milyar lira ile altıncı olmuştur. Üst sıralardaki istikrara rağmen, 2025 yılında İSO 500’ün ilk 10 kuruluşu içerisinde dikkat çekici değişimler yaşandığını görüyoruz. Özellikle savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin son yıllarda ortaya koyduğu güçlü performansın sıralamaya belirgin şekilde yansıdığına tanık oluyoruz. Nitekim İSO 500 tarihinde ilk kez iki savunma sanayi kuruluşu, TUSAŞ 140,9 milyar lira ile yedinci, Aselsan da 130,2 milyar lira ile dokuzuncu sıraya yerleşmiştir. Bu gelişme, yalnızca söz konusu şirketlerin büyümesini değil, aynı zamanda savunma sanayimizin son yıllarda ulaştığı üretim kapasitesini, teknoloji geliştirme kabiliyetini, ihracat performansını ve küresel rekabet gücünü ortaya koyması açısından son derece anlamlıdır. Öte yandan, geçen yıldan farklı olarak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı 138,8 milyar liralık, Mercedes-Benz ise 127 milyar liralık üretimden satışları ile 2025 yılında İSO 500’ün ilk 10 kuruluşu arasında yer alma başarısı göstermiştir" şeklinde konuştu. SANAYİDE BELİRGİN SEKTÖREL AYRIŞMALAR ÖNE ÇIKTI Konuşmasında 2025 senesinin sanayide belirgin sektörel ayrışmaların öne çıktığı bir yıl olarak dikkat çektiğini dile getiren Bahçıvan, "Özellikle emek-yoğun geleneksel sektörlerimiz önemli ölçüde zorlanırken, savunma sanayi başta olmak üzere teknoloji yoğun sektörlerde güçlü üretim artışlarının yaşandığını gözlemlemekteyiz. Diğer taraftan bugün sanayicimizin sahada en fazla hissettiği sorunların başında finansman maliyetlerinin yüksekliği gelmektedir. Son iki yıldır çok yüksek seviyelerde seyreden finansman maliyetleri, yalnızca bilançolara yansıyan bir kalem değil; üretimden yatırıma, istihdamdan rekabet gücüne kadar sanayinin bütün kesimlerini etkileyen temel bir gerçekliktir. Türkiye’nin en güçlü sanayi kuruluşları dahi bu kadar yüksek finansman yükü altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışırken, aynı güce ve imkanlara sahip olmayan daha küçük ölçekli işletmelerin karşı karşıya kaldığı zorlukların çok daha ağır olduğunu gözden kaçırmamamız gerekir. Direnen enflasyon ve direnen faizler, finansmandaki bu haksız tablonun 2026’da da süreceğini bize göstermektedir. Özellikle en çok etkilenen sektörler gözetilerek kredi maliyetlerini yükselten ve ihracat kredileri de dahil olmak üzere finansmana erişimi sınırlayan tüm faktörlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir’’ ifadelerini kullandı. Listedeki şirketlerin ihracatındaki artışlara ilişkin de bilgi veren Bahçıvan, ‘‘İSO 500 şirketlerinin ihracatının yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara ulaşması, sanayi kuruluşlarımızın küresel pazarlardaki güçlü konumunu koruduğunu göstermektedir. AR-GE harcaması yapan firma sayısındaki ve toplam AR-GE harcamalarındaki artış ise yenilikçilik kapasitemizin gelişmeye devam ettiğine işaret etmektedir. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payının yüzde 7,6’ya yükselmesi de geleceğe ilişkin umutlarımızı güçlendiren önemli göstergelerden biridir. Bunların yanı sıra halka açık kuruluş sayısının 91’e yükselmesi de, sermayenin tabana yayılması ve nitelikli finansmana erişim açısından son derece olumlu bir gelişmedir’’ diye konuştu. İSO 500 ARAŞTIRMASINA GÖRE 2025 YILININ EN BÜYÜK 10 SANAYİ KURULUŞU ŞÖYLE SIRALANDI: 1. Tüpraş 2. Ford Otomotiv 3. Star Rafineri 4. Oyak-Renault 5. Toyota Otomotiv 6. Arçelik 7. TUSAŞ 8. Türkiye Petrolleri A.O. 9. Aselsan 10. Mercedes-Benz

TCMB'den "İhtiyatlı Duruş" mesajı: Faiz değişmedi, sıkı para politikası sürecek Haber

TCMB'den "İhtiyatlı Duruş" mesajı: Faiz değişmedi, sıkı para politikası sürecek

Merkez Bankası politika faizini değiştirmedi. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Yılın ilk aylarındaki yükselişinin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında oynaklık ve yüksek seyir sürmektedir. İlk çeyreğe ait veriler iktisadi faaliyetin yavaşlamaya devam ettiğini gösterirken, öncü veriler iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.''

Trump: "Erdoğan çok güçlü bir lider ve dostum, ben olduğum sürece savaş çıkmaz" Haber

Trump: "Erdoğan çok güçlü bir lider ve dostum, ben olduğum sürece savaş çıkmaz"

ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatlarının savaşa rağmen 85 dolar seviyesinde olmasının sebebini açıklarken, "İran’ın haberi olmadan milyonlarca varil petrol çıkardık. Geçen gece geç saatlerde ışıkları kapalı şekilde 22 gemiyi devreye soktuk. Çünkü artık radarları yok. Radarlarını yerle bir ettik" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, görev süresinin sonuna kadar yönetimin sınır dışı etme gündemine kesintisiz finansman sağlamayı amaçlayan 70 milyar dolarlık Güvenli Amerika Yasası’nı imzaladı. Trump, Beyaz Saray’daki imza töreninin ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. İran’ın anlaşma konusunda çok yavaş davrandığı ve bunun bedelini ödeyeceği yönündeki açıklamalarının ne manaya geldiği yönünde bir soru alan Trump, "İran’a saldıracağız. Çok sert saldıracağız" cevabını verdi. Bombalamaların yeniden mi başlayacağı sorusuna Trump, "Evet, helikopterlere yapılan saldırıya bakılırsa buna hakkımız olduğunu düşünüyorum. Önce yapmadıklarını söylediler sonra yaptıklarını kabul ettiler. Bunu kabul etmeleri kolay oldu çünkü bomba elimizde. Gerçekten bomba elimizde. Patlamamış olması büyük bir şanstı. Bomba helikoptere saplandı ve patlamadı. Yanıyordu ama patlamadı" cevabını verdi. "BİZİ SÜREKLİ OYALIYORLAR" Helikopterin iki pilotu için kurtarma operasyonu yapıldığını ve ikisinin de iyi durumda olduğunu ifade eden Trump, "Aylardır İran ile çalışıyorum. Bu anlaşmayı imzalamaları gerekiyor. Bu iyi bir anlaşma. Onlara nükleer silah sahibi olma hakkı vermiyor. Ne olacağını göreceğiz. Ama dün onları sert bir darbe indirdik. Bugün de sert bir darbe indireceğiz" diye konuştu. Trump, "Anlaşma konusunda ne olacak göreceğiz. Anlaşmaya çok yaklaşmıştık ama bizi sürekli oyalıyorlar. Bizi aptal yerine koymaya çalışıyorlar. Çünkü daha önce karşılarında çok aptal Amerikan başkanları vardı. Bunu söylemek zorundayım ve bunu söylemekten utanıyorum. Burada çok aptal insanlar oturuyordu" dedi. "ERDOĞAN ÇOK İYİ BİR DOSTUM VE BİRLİKTE ÇOK ÇALIŞTIK" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i hedef alan açıklamaları hakkında bir soru alan Trump, bu soruya cevabında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "çok iyi bir dostu" ifadelerine yer verdi. Trump, "Bildiğiniz gibi Erdoğan çok iyi bir dostum ve birlikte çok çalıştık. Onu çok severim. Şimdi basın hemen ‘Erdoğan’ı seviyor’ diyecek ama bunu söylemem gerekiyor. Kendisi son derece güçlü bir lider ve çok güçlü bir insan" şeklinde konuştu. Türkiye ve İsrail arasında bir çatışma ihtimaline ilişkin soruya da olumsuz cevap veren Trump, "Türkiye ile böyle bir şey olacağını düşünmüyorum. En azından ben başkan olduğum sürece. Çünkü o bana saygı duyuyor ve ben de ona saygı duyuyorum. Bunun ötesinde, iyi bir dostluğumuz var" ifadelerini kullandı. "TARİHİN EN BAŞARILI DÜNYA KUPASI OLACAK" Dünya Kupası ve vizelere ilişkin soru üzerine Trump, "Tarihin en başarılı Dünya Kupası olacak. Hiçbir Dünya Kupası bu kadar hızlı ve bu kadar çok bilet satmadı. Gerçekten inanılmaz. Bu ülkede futbol pek konuşulmaz, bildiğiniz gibi biz futbola 'soccer' diyoruz. Fakat bu turnuva, şimdiye kadar en başarılısı olacak" diye konuştu. Yurt dışından geleceklerin vize endişeleri konusunda da "çok yakından çalıştıklarını" söyleyen Trump, "Bunun üzerinde çok yakından çalışıyoruz. Doğru insanların gelmesini sağlamak için çalışıyoruz" dedi. "İRAN’IN HABERİ OLMADAN MİLYONLARCA VARİL PETROL ÇIKARDIK" Enflasyon rakamlarına ilişkin bir soruya cevabında petrol fiyatlarının savaşa rağmen nispeten düşük kalmasına değinen ABD Başkanı, "İran’ın haberi olmadan milyonlarca varil petrol çıkardık. Geçen gece geç saatlerde ışıkları kapalı şekilde 22 gemiyi devreye soktuk. Çünkü artık radarları yok. Radarlarını yerle bir ettik. İşte petrolün varil fiyatının 85 dolar olmasının nedeni bu" diye konuştu. Ekonomi çok iyi giderken İran’a saldırı kararı aldığını ve "ödenilen bedelin buna değdiğini" belirten Trump, "Bana göre İran’ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak için buna değdi" ifadelerini kullandı. Trump, "Petrolün varil fiyatı 250 dolara çıkabilirdi. Ama şu anda 85 dolar. Bu gerçekten inanılmaz" şeklinde konuştu. "BENCE ANLAŞMA YAPMAK İSTEYECEKLER AMA GÖRECEĞİZ" ABD Başkanı Trump, "Önce Venezuela’ya uğradık. Ve o savaşın bize olan maliyetini defalarca çıkardık. Venezuela halkıyla harika ilişkilerimiz var ve çok iyi anlaşıyoruz. Büyük bir başarıydı ve bir günlük bir savaştı. Daha doğrusunu söylemek gerekirse, 48 dakikalık bir öfke patlamasıydı ve bitti. Venezuela şimdi çok iyi durumda" dedi. Ardından İran’a yöneldiklerini anlatan Trump, "Sonra İran’a gittik ve esasen aynı şeyi yaptık. Belki İran konusunda görüntü o kadar güzel değil ama artık donanmaları yok. 159 gemi denizin dibinde. Hava kuvvetleri yok. Bütün uçakları imha edildi. İnsansız hava araçlarının (İHA) çoğu yok edildi. İHA üretim kapasiteleri yok edildi. Füzelerinin çoğu yok edildi. Bütün liderlik kadroları ortadan kaldırıldı. Yerlerine yenileri getirildi. Şimdi onlarla muhatap oluyoruz. Bence anlaşma yapmak isteyecekler ama göreceğiz" diye konuştu. "HER GECE PETROL ÇIKARIYORDUK" Bölgeden İran’ın haberi olmadan petrol çıkardıkları açıklamasını yineleyen Trump, "Bugün ilk kez açıklıyorum. Milyonlarca varil petrol çıkarıyoruz. Milyonlarca varil. Her gece petrol çıkarıyorduk. Bunu artık söyleyebilirim çünkü artık İran da fark etti. Bunu duyurmamak benim için çok zor oldu. Açıklamayı çok istiyordum ama işi bozmak istemedim ve bu nedenle kendimi tuttum. Ama milyonlarca varil petrol çıkarıldı. İşte petrolün 250 dolar değil de 85-90 dolar seviyesinde olma nedeni bu" ifadelerini kullandı. Trump, petrol fiyatlarını savaşın bitimiyle birlikte tekrar eski seviyelerine döneceği açıklamasını da yineledi.

Milyonlarca kişinin beklediği gün yaklaşıyor Haber

Milyonlarca kişinin beklediği gün yaklaşıyor

Emekli ve memur maaşlarında tablo büyük ölçüde netleşti. Gözler şimdi son enflasyon verisinde... Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıklamasıyla birlikte milyonlarca memur ve emeklinin maaşlarına yansıyacak zam oranları büyük ölçüde şekillendi. Yılın ilk beş ayında oluşan enflasyon farkına göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri için zam oranı yüzde 16,60'a ulaşırken, memur ve memur emeklileri için kesinleşen artış oranı yüzde 12,41 oldu. Ancak maaş artışlarının kesinleşmesi için kritik öneme sahip bir veri daha bulunuyor. Haziran ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte yılın ilk altı aylık dönemine ilişkin zam oranları netleşecek. SSK ve Bağ-Kur Emeklilerinde Zam Yüzde 16,60'a Ulaştı TÜİK verilerine göre yılın ilk beş ayında enflasyon ocakta yüzde 4,84, şubatta yüzde 2,96, martta yüzde 1,94, nisanda yüzde 4,18 ve mayısta yüzde 1,71 olarak gerçekleşti. Bu veriler doğrultusunda SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin hak ettiği kümülatif zam oranı yüzde 16,60 seviyesine yükseldi. Memur ve Memur Emeklilerinde Zam Oranı Yüzde 12,41 Memur ve memur emeklileri için ise beş aylık enflasyon farkı yüzde 5,05 olarak hesaplandı. Bu orana yüzde 7'lik toplu sözleşme zammının eklenmesiyle birlikte memur ve memur emeklileri için şu ana kadar kesinleşen zam oranı yüzde 12,41 oldu. Haziran ayı enflasyonunun açıklanmasının ardından her iki kesimin de alacağı nihai zam oranı belli olacak. Merkez Bankası Tahmini Ne Diyor? Piyasaların yakından takip ettiği Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'nde haziran ayı enflasyon beklentisi yüzde 1,52 olarak öngörüldü. Bu tahminin gerçekleşmesi halinde SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin altı aylık zam oranının yaklaşık yüzde 18 seviyelerine ulaşması bekleniyor. Memur ve memur emeklilerinin zam oranı da haziran verisinin eklenmesiyle birlikte daha yukarı çıkacak. En Düşük Emekli Maaşı İçin Farklı Senaryolar Mevcut durumda 20 bin lira olan en düşük emekli aylığının ne kadar olacağı da merak konusu. Beş aylık yüzde 16,60'lık artış esas alındığında en düşük emekli maaşı yaklaşık 23 bin 320 liraya yükseliyor. Haziran ayı enflasyonunun da eklenmesiyle birlikte bu rakamın daha da yukarı çıkması bekleniyor. Uzmanların yaptığı farklı hesaplamalara göre, uygulanacak zam oranı ve olası yasal düzenlemelere bağlı olarak en düşük emekli aylığının 23 bin lira ile 25 bin lira arasında şekillenebileceği değerlendiriliyor. Geri Sayım Başladı Milyonlarca emekli, memur ve memur emeklisinin gözü şimdi temmuz ayının ilk günlerinde açıklanacak enflasyon verilerinde. Haziran ayı rakamlarının netleşmesiyle birlikte maaş zamları kesinleşecek, en düşük emekli aylığının hangi seviyeye yükseleceği de belli olacak. Bu nedenle önümüzdeki günlerde açıklanacak tek bir veri, milyonlarca kişinin bütçesini doğrudan etkileyecek.

Mayıs ayı açlık sınırı 35 bin TL'yi aşarak rekor kırdı Haber

Mayıs ayı açlık sınırı 35 bin TL'yi aşarak rekor kırdı

Yaşam maliyetlerindeki artış, ücretli çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere geniş toplum kesimlerinin geçim koşullarını olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Özellikle temel ihtiyaç harcamaları içerisinde önemli bir paya sahip olan gıda fiyatlarında yaşanan yükseliş, hane halkı bütçeleri üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Düşük gelirli ve sabit gelirle geçimini sağlayan kesimlerin harcamaları içerisinde önemli bir yer tutan mutfak harcamalarındaki artışın, genel tüketici fiyatlarındaki artışın üzerinde seyretmesi dikkat çekmektedir. Enflasyonun yüksek düzeyini koruduğu mevcut ekonomik koşullarda, ücret artışlarının fiyat artışlarını karşılamakta yetersiz kalması çalışanların satın alma gücünün gerilemesine neden olmaktadır. TÜRK-İŞ tarafından yapılan hesaplamalara göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gerekli aylık gıda harcaması son bir ayda 588 TL artmıştır. Aylık artışların birikimli etkisi sonucunda, yılın ilk beş aylık döneminde aile bütçelerine yansıyan ilave mutfak harcaması 3.950 TL’ye ulaşmıştır. Temel ihtiyaçların karşılanmasını giderek zorlaştıran bu gelişmeler, ücretli çalışanlar ile emeklilerin geçim koşullarının daha da ağırlaşmasına yol açmaktadır. Bu çerçevede, ücret gelirlerinin yalnızca gerçekleşen enflasyon oranı dikkate alınarak belirlenmesi yeterli olmamaktadır. Çalışanların ve emeklilerin satın alma gücünün korunması, gelir dağılımındaki bozulmanın önlenmesi ve yoksulluğun azaltılmasına katkı sağlanabilmesi için ücret politikalarının daha geniş bir sosyal ve ekonomik çerçevede ele alınması gerekmektedir. TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimlerinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2026 Mayıs ayı sonuçlarına göre; Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 35.174,85 TL’ye, Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 114.576,10 TL’ye Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 45.488,25 TL’ye yükseldi. TÜRK-İŞ’ e göre, “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Mayıs 2026 itibarıyla şu şekilde gerçekleşmiştir: Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış, bir önceki aya göre yüzde 1,70 oranında gerçekleşmiştir. On iki aylık değişim oranı yüzde 40,18 olmuştur. Yıllık ortalama artış yüzde 40,58 olarak gerçekleşmiştir. Beş aylık artış oranı ise yüzde 16,69 olmuştur.

Palandöken: "Araba fiyatına sigorta olamaz" Haber

Palandöken: "Araba fiyatına sigorta olamaz"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sigorta ve kasko fiyatları kabul edilemez seviyelere ulaştı" dedi. Trafik sigortası ve kasko fiyatlarının çok yüksek seviyelere çıktığını buna acilen bir çözüm getirilmesi gerektiğini vurgulayan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Trafikte 34 milyon araç var. Sadece 7 milyon aracın ne kaskosu ne de zorunlu trafik sigortası var. Sadece 9 milyon aracın da kaskosu var. Düşünebiliyor musunuz? 34 milyon araç trafikte her gün bu vaziyette sigortanın yüksek oluşu, norm birliği sağlanamayışından kaynaklanan herkesin araba fiyatına neredeyse sigorta bedeli ödediği bir dönemde insanlar sigorta yaptırmaktan imtina ediyor, ödeyemiyor. Farklı sigorta şirketlerinde de farklı uygulamalar var. Örneğin birisi 80’e yapıyorsa öbürü 60’a, öbürü 90’a yapıyor. Bir norm birliği sağlanamadığı için insanlar sigorta firmalarına da fazla güven duyamıyor. Dolayısıyla ucuzu tercih ederken kaskonun içerisindeki neler olduğunda çok fazla inceleyemiyor. Hasar olduğu zaman Allah göstermesin ölüm olduğu zamanda bunlar dahil değildir deniyor. Bunun için zorunlu trafik sigortası ve kasko sigortaları çünkü araçların da fiyatı yüksek. Buna göre bir norm birliği sağlanıp keyfe bırakılmaması lazım. Tavan taban mı olacak? Yoksa ödenebilir miktarlara geri mi çekilecek? Çünkü bir yılda yüzde 100 zam olur mu? Hani enflasyon rakamlarıyla uygun bir rakam değil. Hatta araç fiyatlarında da kampanyalar var. Geri de gelebiliyor" diye konuştu. "TRAFİK SİGORTASINDA YENİ MODEL ŞART" Sigorta firmaları arasında aynı araç için ciddi fiyat farklarının oluşmasının vatandaşta güvensizlik oluşturduğunu vurgulayan Bendevi Palandöken, "Ancak insanlar bu sigorta şirketlerinden mağduriyetleri var. Tabii ticari araçlarda da aynı problemler var. Veyahut efendim 10 senedir ehliyet almışsınız arabanız ama üzerinize değil. Şimdi yeni bir araç aldınız. Size ayrı bir kategori. Böyle bir uygulama olur mu? İnsanlar 30 sene şoförlük yaptığı halde kendi aracı yoksa ilk araba alındığı için de böyle bir uygulamanın yapılması abesle iştigal. Bunun için Kara yollarında seyri sefer yapan her türlü araç özel ticari nakliye tüm araçların sigortalarındaki bu sorun çözülmeli. Sebep efendim parça fiyatlarının yüksek oluşu. Bunun tekrar bir gözden geçirilip rakamların belirlenmesi adil bir şekilde enflasyonla örtüşmesi gerekiyor. Yoksa insanlar araç kullanmaktan imtina ediyor. Trafik sigortasını yaptırmayan 7 milyon sadece araç var. Demek ki burada bir sorun var. Bu sorunun çözülmesiyle ilgili de mutlak ve mutlak bir düzeltmeye ihtiyaç var" şeklinde konuştu. "VATANDAŞ TRAFİĞE ÇIKMAYA KORKUYOR" Artan trafik cezalarının da vatandaş üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade eden Palandöken, "İnsanlar araçların trafikteki periyodik masraflarının benzin masraflarının, tamire gittiğiniz zaman 50-60 bin lirayla kurtulamıyorsunuz. Dolayısıyla insanlar neredeyse araba kullanmamayı tercih edecek. Ama diyeceksiniz ki şu trafikte bu kadar araç var. 34 milyon araç var. Ülke 86 milyon. Demek ki iki kişi de bir kişi de araba var. İlk kez Araba alan dolayısıyla bir taraftan taksitini borcunu öderken sigortayı yaptırırken de bu maliyetlerin çıkması insanları gerçekten de üzüyor. Araçlara binip benzinini koyup trafiğe çıktığınız zamanki trafik cezalarında köprü geçiş ücretlerinde trafik cezalarında artık yani insanlar eğitimle olacağı yerde cezayı ne kadar artırsanız kazalarda belki bir düşüş sağlıyor gibi görünüyor ama inanın ki bu kadar trafiğin seyri seferde olduğu yerde ölümlü kazaların her yıl katlanarak büyüdüğünü de görebiliyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.