SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Söz Bursa - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Metal İşçisinden grev kararı: Türk Metal masayı devirdi! Haber

Metal İşçisinden grev kararı: Türk Metal masayı devirdi!

MÜZAKERE SÜRECİ VE UYUŞMAZLIK NEDENLERİ 13 Ekim 2025'te başlayan görüşmelerde bugüne kadar toplam 54 madde üzerinde anlaşma sağlanırken, ücret artışı ve sosyal hakları içeren 38 ana madde ve 1 yönetmelikte uzlaşılamadı. Arabuluculuk sürecinin de sonuçsuz kalması ve resmi raporun bugün sendikaya ulaşmasıyla birlikte süreç yeni bir aşamaya taşındı. Sendikanın grev kararı almasındaki temel etkenler şunlardır: Yetersiz Ücret Teklifleri: MESS'in ilk 6 ay için sunduğu teklifin kademeli olarak %10'dan %18'e çıkarılmasına rağmen, bu oran enflasyonun altında kaldığı gerekçesiyle kabul edilmedi. Kazanılmış Haklar: İşveren sendikasının mevcut hakları geriye götürecek tekliflerde bulunması uyuşmazlığın ana nedenlerinden biri oldu. Ekonomik Şartlar: Türk Metal, enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında metal işçilerine sunulan bu tekliflerin "reva görülemeyeceğini" belirtti. "SÖZÜN BİTTİĞİ YER": GREV VE EYLEM KARARI Türk Metal Sendikası Başkanlar Kurulu, bugün Ankara'da gerçekleştirdiği toplantı sonrası yaptığı açıklamada, "Sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız" ifadelerini kullandı. Üyelerinin alın terini korumak ve insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek amacıyla grev kararının alındığı vurgulanırken, sonuç alıncaya kadar iş yeri sahalarında ve meydanlarda eylemlere devam edileceği bildirildi.

TESK Başkanı Palandöken’den "Kredi" çağrısı: Esnafın önündeki engeller kaldırılsın Haber

TESK Başkanı Palandöken’den "Kredi" çağrısı: Esnafın önündeki engeller kaldırılsın

Vergi ve prim borçları nedeniyle kredi kullanamayan esnaf ve sanatkârların ciddi bir finansman çıkmazı içinde olduğunu belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafın krediye ulaşmasının önündeki engellerin bir an evvel kaldırılması gerekiyor" dedi. Vergi ya da SGK primi borcu bulunan esnafın kredi kullanamadığına dikkat çeken Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Bugün binlerce esnaf, sırf borcu olduğu için neredeyse haftalarca kredi alamıyor. Borcu var ama ödeyemiyor; bu yüzden de aldığı krediyi başta borçlarını kapatmak için kullanmak istiyor. Ancak siz diyorsunuz ki, ‘Borcun varsa kredi alamazsın.’ Peki bu insanlar borcunu nasıl ödeyecek? Ne yapsın bu esnaf? Elektrik, su, doğalgaz borcu birikmiş; onları ödeyecek. Çocuğunun okul taksiti var; onu ödeyecek. Dükkanına mal alacak, yanında çalışan personelin ücretini verecek. Bu kredileri alamadığı zaman sıkıntı daha da büyüyor. Dolayısıyla bu konuda mutlaka makul ve uygulanabilir bir çözüm yolu bulunmalı. En azından "borçlu esnafa kredi verilmez" gibi yaptırımlar yerine, borçların zaman içerisinde ödenebileceği bir sisteme dönüştürülmesi gerekiyor. Aksi halde esnaf krediye ulaşamazsa, maliyetler artacak, bu maliyetler ürün fiyatlarına yansıyacak; enflasyon daha da artacak. Bununla birlikte istihdam azalacak, esnaf evinin geçimini dahi yapamaz hale gelecek" diye konuştu. "Esnafı rahatlatacak sistem hayata geçirilmeli" Kredi uygulamasındaki engellemelerin esnaf ve sanatkâr açısından ciddi bir sıkıntı doğurduğunu söyleyen Palandöken, "Bir an evvel borçların yapılandırılması, ardından da bu kredilere erişimin sağlanması gerekiyor. İnsan borcunu ödemek için borçlanıyor, faiz ödüyor ama siz diyorsunuz ki ‘Zaten borcun var, önce onu öde.’ Peki nasıl ödeyecek? Bu nedenle bir çözüm bulunması şart. Bu engellemenin bir an evvel kaldırılması ve esnafı rahatlatacak bir sistemin hayata geçirilmesi gerekiyor. Biz, bu sorunun bir an önce çözüme kavuşturulmasını ve esnafın nefes almasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.

BUMİAD’da 2026 ekonomisi masaya yatırıldı: Yatırımda Euro, borçlanmada Dolar dönemi Haber

BUMİAD’da 2026 ekonomisi masaya yatırıldı: Yatırımda Euro, borçlanmada Dolar dönemi

Bursa Mühendis ve Mimar İş İnsanları Derneği’nde (BUMİAD) düzenlenen “Piyasalarda Bayrak Değişimi ve 2026’ya Dair Beklentiler” konulu etkinlikte, dünya genelinde yaşanan siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmeler karşısında, iş insanlarının belirlemeleri gereken stratejiler ele alındı. Etkinliğin açılışında konuşan BUMİAD Başkan Vekili Zarif Ayça Güler, iş insanlarının oluşturdukları ekonomik değerle, ülke kalkınmasına büyük katkılarda bulunduğunu söyledi. Olası risk faktörlerinin savuşturulmasına yönelik izlenmesi gereken yol haritalarının belirlenmesinde uzman görüşlerinin önemine dikkat çeken Güler, uzman isimlerin konuk olduğu etkinliklerle, kriz yönetimi ve finans okur yazarlığı konularında farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. Açılış konuşmasının ardından sunumda bulunan İş Leasing Marmara Bölgesi Şube Müdürü Ergün Önder, ekonomi dünyasının siyasal ve sosyal alanlardaki gelişmelerden bire bir etkilendiğini söyledi. Uluslararası risk faktörleri Ukrayna, Ortadoğu, Asya-Pasifik hattındaki gerilimlerin savaş riski taşımasa da sürekli belirsizlik ortamı oluşturduğuna vurguda bulunan Önder, “Şimdi bunlara İran krizi de eklendi. Bilindiği üzere İran para biriminin dolar karşısındaki yüksek oranlı değer kaybı, İran ekonomisini bir anda alt üst etti. Bu durumu protesto eden geniş halk kitlelerinin sokak eylemleri, bir noktadan sonra ayaklanmaya dönüştü. Geniş eylemlerin eriştiği boyut Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a askeri müdahalesini gündeme getirdi. Piyasalar, Amerika’nın İran’a sınırlı müdahalesini satın almış durumda. Ancak iş, İran’da rejim değişikliğine giderse, işte bu felaketin habercisi olur. İran’dan Türkiye’ye yönelebilecek mülteci akını, enflasyon oranını yeniden 3 haneli rakamlara çıkarabilir” diye konuştu. Yatırımlarda euro borçlanmalarda dolar Dolar-euro paritesinin iki para biriminden hangisinin yatırımlarda, hangisinin ise borçlanmalarda tercih edilmesiyle ilgili önemli ipuçları verdiğine işaret eden Önder, yatırım yaparken ‘eoru’nun, borçlanırken ise doların tercih edilmesinin isabetli olacağını vurguladı. 2025’deki yabancı para girişlerinin büyük oranda ‘euro’ endeksli gerçekleştiğini ifade eden Önder, “Dolar ve TL, Avrupa Birliği para birimi ‘euro’ karşısında geçen yıl değer kaybetti. Yıl boyunca kronik hal alan bu gerileme, girişimcilerin yatırımlarını yabancı varlıklara, borçlanmalarını ise yerli varlıklara yönlendirmelerini haber vermektedir” dedi. Robotik sistemlerle gelen işsizlik tehlikesi Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa merkezli robotik sistemler sürecine girildiğini, insan işgücünün bu süreçten olumsuz etkileneceğini ifade eden Önder, dijitalleşme süreciyle robot işçiler olgusunun da gündeme geldiğini belirtti. Dijitalleşmenin, hizmet ve üretim sektörlerinde insan emeğine olan ihtiyacı ortadan kaldıracağını ifade eden Önder, bu durumun dünya genelinde işsizliği de beraberinde getireceğini vurguladı. Kripto para birimleri geleceğe damga vuracak Dijitalleşmeyle beraber uluslararası ekonomilerde geçerli para varlıklarının, kripto para birimlerinden oluşacağını belirten Önder, firmaların portföylerinde yüzde 1.5 ilâ yüzde 3 oranında kripto paralar bulundurmalarının önemine dikkat çekti. Yükselen altın fiyatlarından da söz eden Önder, altındaki yükselişin 2026’nın ilk çeyreğinde devam edeceğini ancak yılın üçüncü çeyreğiyle birlikte altın fiyatlarının aynı çizgide sabit kalacağını ileri sürdü. Sunumun ardından, BUMİAD Başkan Vekili Zarif Ayça Güler, konuk konuşmacı İş Leasing Marmara Bölgesi Şube Müdürü Ergün Önder’e teşekkür plaketi takdim etti. Programın sonunda BUMİAD yönetimi, BUMİAD üyeleri ve İş Leasing Marmara Bölgesi Şube Müdürü Ergün Önder hatıra fotoğrafında bir araya geldi.

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten çarpıcı 2026 maaş analizi Haber

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten çarpıcı 2026 maaş analizi

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, milyonlarca çalışanın ve emeklinin 2026 yılına büyük bir hak kaybıyla girdiğini söyledi. Öztürk, yaptığı hesaplamaları kamuoyu ile paylaştı. CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, 2026 Ocak ayı memur ve emekli maaş zamlarının ardından çarpıcı bir analiz paylaştı. TÜİK, İTO ve ENAG verilerini tek tek karşılaştıran Öztürk, "Vatandaşın sofrasından çalınan lokmaları rakamlarla ispatladık. Eğer zamlar gerçek enflasyona göre yapılsaydı, bugün bir memur en az 7 bin TL daha fazla alacaktı" dedi. Öztürk, ekonomi yönetiminin "NAS" politikasıyla döviz kurunu yapay olarak düşük tuttuğunu, bu durumun kâğıt üzerinde refah artışı gibi görünse de gerçekte vatandaşı devasa bir hayat pahalılığına mahkûm ettiğini savundu. Öztürk, "Eğer dolar kuru enflasyon artışına göre serbest kalsaydı, bugün bir dolar TÜİK’e göre 58.55, İTO’ya göre 68.15, ENAG’a göre ise 121 lira olacaktı. Sizin 'dolar bazında büyüdük' yalanınızın arkasında, halkın döviz bazında eriyen alım gücü var!" dedi. NAS İLE BAŞIMIZA ÖRÜLEN ÇORAP: "DOLAR KAÇ LİRA OLMALIYDI?" Kuru enflasyona göre hesaplayan Öztürk, baskılanmış kurun piyasada maliyetleri patlattığını vurgulayarak şu çarpıcı verileri sundu: "Eğer kur, enflasyon artışıyla paralel gitseydi; TÜİK’e göre 1 Dolar 58,55 TL, İTO’ya göre 68,15 TL, sokağın sesi ENAG’a göre ise tam 121,8 TL olmalıydı. Siz kuru baskılayarak ithalatı ucuzlatıp üreticiyi bitirdiniz, artan maliyetlerle de milleti ezdiniz." ASGARİ ÜCRETLİ VE EMEKLİ’NİN MAAŞI GERÇEK DOLAR KURUYLA KAÇ DOLAR EDİYOR? Öztürk, baskılanmamış dolar kuruyla maaşları kıyasladığında ortaya çıkan tabloyu şöyle özetledi: “Bugün NAS’a göre maaş alan bir asgari ücretlinin maaşının karşılığı 653 dolar iken; TÜİK’e göre maaşı 479 dolar, İTO’ya göre 411 dolar, ENAG’a göre ise 230 dolar ediyor. Aynı şekilde en düşük emekli maaşını alan bir emeklinin maaşı NAS’a göre 440 dolar iken; TÜİK’e göre 323 dolar, İTO’ya göre 277 dolar, ENAG’a göre ise 155 dolar ediyor.” "TÜİK MAKYAJLIYOR, VATANDAŞ EZİLİYOR" CHP’li Öztürk, üç kurum arasındaki makasın artık bir "uçuruma" dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: "TÜİK diyor ki enflasyon %31. İstanbul Ticaret Odası, yani bizzat tüccarın, esnafın verisi enflasyon %38 diyor. Bağımsız bilim insanlarından oluşan ENAG ise %56’yı işaret ediyor. Şimdi soruyorum; pazarda, markette, kirada hangisini yaşıyoruz? Vatandaş ENAG enflasyonunu yaşıyor ama saray ona TÜİK zammını reva görüyor." ÖZTÜRK’ÜN HESAPLAMASI: "EMEKÇİNİN HER AY BİNLERCE LİRA KAYBI VAR" Milletvekili Öztürk, kurum verileri arasındaki farkın maaşlara yansımasını şu çarpıcı rakamlarla özetledi: "Bugün bir memurumuz TÜİK enflasyonu ile %18,6 zam aldı ve Eğer bu zam İstanbul'daki yaşam maliyetini ölçen İTO’ya göre yapılsaydı maaşlar %24 artacaktı. Eğer halkın gerçek enflasyonu ENAG baz alınsaydı bu oran %33 olacaktı. Yani 50 bin lira alan bir memurun cebinden her ay tam 7 bin 200 TL çalınıyor! Emeklimize %12,19 zam verdiler. Şaka gibi! İTO’ya göre bu zam %17, ENAG’a göre %25 olmalıydı. En düşük emekli maaşı alan bir vatandaşımız, sadece bir hesap oyunu yüzünden ayda 3 bin liradan fazla zarardadır." "MAKYAJLI RAKAMLARLA MİLLİ GELİR MASALI" Öztürk, hükümetin baskıladığı döviz kuru sayesinde Türkiye ekonomisini (GSYİH) dolar bazında devasa gösterdiğini ancak bunun bir illüzyondan ibaret olduğunu belirtti. Öztürk; Maliye Bakanı Memet Şimşek’in “dolar bazında en yüksek maaşı veriyoruz” dediğini ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın GSYİH’in 1.5 trilyon dolar olduğunu söylediğini hatırlattı ve “Tarihin dolar bazında en yüksek maaşlarını veriyoruz diyorlar fakat tarihin dolar bazında en pahalı çayını içtiğimizi, en pahalı yemeğini yediğimizi, en pahalı ayakkabısını giydiğimizi, kısaca en pahalı hayatını yaşadığımızı söylemiyorlar” dedi. Öztürk'ün paylaştığı tabloya göre: * Hükümetin "NAS" Hesabı: Türkiye ekonomisi 1.5 Trilyon Dolar görünüyor. * TÜİK Enflasyonuna Göre: Gerçek ekonomi 1.1 Trilyon Dolar. * İTO Verilerine Göre: Ekonomi 945 Milyar Dolar. * ENAG’ın Gerçek Enflasyonuna Göre: Türkiye ekonomisi aslında sadece 528 Milyar Dolar! Öztürk, "Yani kâğıt üzerinde dünyayı kıskandıran o 1.5 trilyon dolarlık ekonomi, sokağın gerçek enflasyonuna vurduğunuzda yarı yarıya eriyor" ifadelerini kullandı. “KUR İHRACATÇIYI ÜLKEDEN GİTMEYE ZORLUYOR” Öztürk, dolar kurunun ihracatı olumsuz etkilediğini söyleyerek; “Mevcut dolar kuru; ihracatçıyı ve üreticiyi ayakta tutmak bir yana, faaliyetlerini sürdürmesini dahi giderek zorlaştırıyor. Girdi maliyetlerinin büyük bölümü dövize endeksliyken, kurun enflasyon ve maliyet artışlarının gerisinde tutulması; fiyat tutturamayan, rekabet gücünü kaybeden işletmeleri üretimden uzaklaştırıyor, ülkeden gitmeye itiyor. Kâr marjları eriyen, finansmana erişimi zorlaşan firmalar için bu tablo artık yalnızca bir ekonomik sıkışma değil, ülke içinde kalıp kalmama meselesine dönüşüyor. Üretici ve ihracatçı, emeğinin karşılığını alamadığı bu düzende yatırımını, siparişini ve geleceğini başka ülkelerde aramaya zorlanıyor.” ifadelerini kullandı. "BURSALI HEMŞEHRİLERİM PAZARA ÇIKAMIYOR" Bursa’daki durumu da hatırlatan Öztürk, "Bursa’daki ihracatçı, maliyetler yüzünden üretim yapamazken, işçi aldığı maaşla dolar bazında zenginleştiğini sanıyor. Oysa markete girdiğinde o doların hiçbir hükmü kalmadığını görüyor. Döviz bazında hayat pahalılığı altında milleti ezen bu 'NAS' inadı, ekonomiyi bir bataklığa sürüklüyor. Rakamsal büyüme değil, midedeki ekmeğin büyümesi önemlidir Biz bu hesaplamaları TÜİK’in sepetindeki pinpon topuna göre değil, Bursa pazarındaki fileye göre yaptık. Rakamlar yalan söylemiyor; iktidar kendi kurumuna pembe tablolar çizdirirken, vatandaşın ekmeğini küçültüyor" ifadelerini kullandı. "HESABI SANDIKTA SORACAĞIZ" Öztürk sözlerinin sonunda, "Bu sadece bir istatistik farkı değil, bu bir kul hakkıdır. İTO ve ENAG verileri ortadayken halkı TÜİK’e mahkûm etmek, emeği gasp etmektir. Gerçek enflasyon maaşlara yansıyana kadar bu rakamları konuşmaya devam edeceğiz" dedi.

İsmail Kaya: "Gerçekleri söylemeye kararlılıkla devam edeceğiz" Haber

İsmail Kaya: "Gerçekleri söylemeye kararlılıkla devam edeceğiz"

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, 2025 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede hem Türkiye’nin genel siyasi ve ekonomik tablosuna hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim anlayışına sert eleştiriler yöneltti. Kaya, “Ülke geçim derdiyle, şehirler ise vizyonsuzlukla yönetiliyor. Türkiye krizle, Bursa ise yönetim zaafıyla boğuşuyor” dedi. Yazılı bir basın açıklaması yayımlayan Kaya, 2025 yılının Türkiye açısından umutların zayıfladığı, belirsizliklerin derinleştiği bir yıl olduğunu belirterek, ekonomide yaşanan krizin toplumun tüm kesimlerini etkilediğini ifade etti. Gençlerin işsizliğe, emeklilerin yoksulluğa, çiftçi ve sanayicinin artan maliyet baskısına mahkûm edildiğini söyleyen Kaya, vatandaşın artık yarınını planlayamaz hale geldiğini vurguladı. “ALGI VE SLOGANLARLA YÖNETİLEN BİR TÜRKİYE TABLOSU VAR” Kaya, hükümetin gerçek sorunları çözmek yerine algı ve slogan siyasetine yöneldiğini savunarak, “Emekli yılı ilan edilen 2024’te emekli açlığa mahkûm edildi. Aile yılı ilan edilen 2025’te ise aile içi şiddet, kadın cinayetleri ve boşanmalarda artış yaşandı. Hayat pahalılığı kontrol altına alınamadı, enflasyon rakamlarla makyajlandı, gelir dağılımındaki adaletsizlik kalıcı hale geldi” değerlendirmesinde bulundu. Asgari ücretin Cumhuriyet tarihinde ilk kez açlık sınırının altında kaldığını belirten Kaya, hukuk güvenliğinin zedelendiğini, devlet kurumlarına olan güvenin ciddi biçimde aşındığını dile getirdi. “MERKEZDEKİ KRİZ, YERELDE DAHA AĞIR HİSSEDİLİYOR” Türkiye’deki ekonomik ve siyasi tablonun, yerel yönetimlerdeki sorunları daha da derinleştirdiğini ifade eden Kaya, Bursa’nın bu durumun en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Kaya, “Türkiye’nin sanayi, tarım ve ihracat gücü olan Bursa, yıllardır hak ettiği yatırımları alamadı. Plansız büyüme, çevre kirliliği, ulaşım ve altyapı sorunları kentin kaderi haline getirildi. Bursa, merkezi yönetim tarafından adeta üvey evlat muamelesi gördü” dedi. İYİ Parti Bursa Milletvekilleri Hasan Toktaş ve Selçuk Türkoğlu’nun Ankara’da Bursa’nın sesi olmaya devam ettiğini belirten Kaya, kentin sorunlarının Meclis kürsüsünde ve komisyonlarda kararlılıkla gündeme taşındığını söyledi. “BURSA BÜYÜKŞEHİR İKİ YILDA GÜVEN VEREMEDİ” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yaklaşık iki yıllık görev süresini de değerlendiren Kaya, “Ortaya çıkan tablo nettir: Bursa yönetilemiyor. Ulaşım, altyapı, çevre ve güvenli yaşam alanları gibi en temel başlıklarda yıllardır süren yönetim zaafı devam etmektedir” ifadelerini kullandı. Ulaşım sorununa dikkat çeken Kaya, seçim döneminde vaat edilen ulaşım master planı, metro, tramvay, füniküler ve metrobüs projelerinin hayata geçirilmediğini savundu. Özellikle Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde trafik yoğunluğunun yüzde 30-40 oranında arttığını belirten Kaya, buna karşın toplu taşıma ücretlerine yüksek oranlı zamlar yapıldığını ifade etti. DEPREM, KENTSEL DÖNÜŞÜM VE ÇEVRE UYARISI Kentsel dönüşümün Bursa için hayati bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Kaya, deprem riski yüksek olmasına rağmen bütüncül ve hızlandırılmış bir dönüşüm planının ortaya konulmadığını söyledi. Şehrin anayasası olarak tanımlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının hâlâ hazırlanamamış olmasını ciddi bir yönetim sorunu olarak nitelendirdi. Hava kirliliği ve çevre sorunlarının Bursa’da kronikleştiğini dile getiren Kaya, sanayi bölgelerinde hava kalitesinin sık sık sınır değerlerin üzerine çıktığını, ağır kokuların yaşamı zorlaştırdığını ifade etti. Sorunun maske dağıtımı gibi geçici uygulamalarla çözülemeyeceğini kaydetti. “BUSKİ KRİZİ, YÖNETİM ANLAYIŞININ AYNASIDIR” BUSKİ’ye yönelik eleştirilerini de dile getiren Kaya, yüksek bütçelere rağmen altyapı sorunlarının çözülemediğini, uzun süreli su kesintileri ve artan faturalarla vatandaşın mağdur edildiğini söyledi. Kaya, “Bu tablo yalnızca bir altyapı sorunu değil, yönetim anlayışının bir sonucudur” dedi. “ZAMLA DEĞİL HİZMETLE ANILAN BİR BURSA İSTİYORUZ” Açıklamasının sonunda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e çağrıda bulunan İsmail Kaya, “2026 yılı algı ve reklam yılı olmamalıdır. Mazeret üreten değil, sorumluluk alan; zam yapan değil, hizmet üreten bir yönetim anlayışı gereklidir” ifadelerini kullandı. "Gerçekleri söylemeye kararlılıkla devam edeceğiz" diyen Başkan Kaya, İYİ Parti olarak hem ülke genelinde hem de Bursa’da vatandaşın gerçek gündemini savunmaya, yaşanan sorunların takipçisi olmaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.

Bursa STK Başkanlarından 2026 mesajı: Dengeli büyüme ve toparlanma Haber

Bursa STK Başkanlarından 2026 mesajı: Dengeli büyüme ve toparlanma

Bursa iş dünyası derneklerinin ve mesleki STK’ların başkanları, 2025 yılını ekonomik gelişmeler ve piyasa şartları yönüyle değerlendirirken 2026 yılından beklentilerini dile getirdi. Yaptıkları açıklamalarla 2025’te yaşanan gelişmeleri değerlendiren iş dünyası temsilcileri, 2026 yılı için de ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olduklarını ifade ettiler. Başkanların açıklamaları şöyle: Erdinç Acar / ARSİYAD YKB Bu yıl iş dünyası açısından zorlu bir dönem yaşandı; finansman maliyetlerinin yüksek oluşu, süregelen belirsizlikler ve daralan iç talep şirketleri büyüme hedeflerini yeniden gözden geçirmeye zorladı. Bu süreçte firmalar, genişlemeden ziyade nakit akışını korumaya, mali disiplini sağlamaya ve mevcut yapıyı sürdürülebilir kılmaya odaklandı. 2025, güçlü olmanın tek başına yeterli olmadığı; doğru ve stratejik yönetimin belirleyici olduğu, bir nevi dengede kalma yılı diyebileceğimiz öğretici bir yıl oldu. 2026 yılı için küresel ve ülkemiz ekonomisi açısından hızlı bir toparlanmadan söz etmek gerçekçi görünmüyor ama belirsizliklerin azaldığı, daha dengeli bir ekonomik zemine geçiş sürecinin öne çıktığını düşünüyorum. Finansal koşulların kademeli olarak normalleşmesi, yatırım kararları açısından daha öngörülebilir bir ortam yaratacaktır. Ülkemiz ve özellikle Bursa sanayisi açısından, enflasyondaki gerilemenin kalıcı hale gelmesi ve finansman koşullarının iyileşmesi kritik bir önem taşıyor. Ani büyüme beklentileri yerine, sağlıklı ve kontrollü bir toparlanmanın bu yıl sektörler için daha güçlü bir zemin oluşturacağına, 2026’nın umut veren bir toparlanma yılı olacağına inanıyorum. İskender İskenderoğlu / BALKANTÜRKSİAD YKB 2025 yılı Türkiye ekonomisi açısından yaşanan tüm küresel belirsizliklere rağmen üretim ve ihracat gücünün korunduğu bir yıl oldu. Girdi maliyetleri ve finansmana erişim zorlukları şirketler üzerinde baskı oluştururken, gerileme eğilimine giren enflasyon sevindirici bir süreç oldu. 2026 yılında küresel ekonomik koşullara bağlı olarak Türkiye ekonomisinde daha dengeli bir büyüme öngörülürken, maliyet enflasyonu ve finansman koşullarının iş dünyası üzerindeki etkisinin yakından izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bizler, Bursa iş dünyasının temsilcileri olarak dünya standartlarında üretim ve hizmet anlayışımızı sürdürerek, her koşulda çalışmaya devam edeceğiz. Mehmet Bayezit / BEKSİAD YKB 2025 yılı inananların ve vazgeçmeyenlerin yılı oldu. Sektörümüz açısından maliyet baskılarının ve küresel belirsizliklerin yoğun hissedildiği, direnç ve dayanıklılık gerektiren bir yıl oldu. Buna rağmen üretimden, istihdamdan ve ihracat hedeflerinden geri adım atmadık. Zor koşullar, sektör olarak ne kadar güçlü bir altyapıya ve üretim kültürüne sahip olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu. Bu yıl, yalnızca bir sonuç değil; omuz omuza verilen emeğin ve kurulan gönül birliğinin eseri oldu. BEKSİAD olarak üyelerimizin bu güveniyle daha da güçlendiğimizi gördük. 2026 yılından beklentimiz; üretimi, ihracatı ve markalaşmayı merkeze alan daha öngörülebilir bir ekonomik zeminin oluşmasıdır. Sektörümüz için tasarım, katma değerli üretim ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün hız kazanacağı bir yıl olmasını hedefliyoruz. Doğru destek mekanizmaları ve güçlü iş birlikleriyle, Türkiye’nin bebe ve çocuk konfeksiyonunda küresel ölçekte daha iddialı bir konuma yükseleceğine inanıyoruz. Şeyda Şençayır / BUİKAD YKB 2025 yılı dünya genelinde yaşanan gerginlikler ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle zor bir yıl oldu. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen ülkemizin ekonomik büyümesini sürdürmesi ve yıla damgasını vuran enflasyonun düşüş eğilimi göstermesi iş dünyası açısından yeni yıl için umut verici oldu. Daha umutlu olarak girdiğimiz 2026 yılında da her koşulda çalışan, üreten, ihracat yapan iş dünyası temsilcilerimizin desteklenmesi ile ülkemiz gücünü ve üretken yapısını bir kez daha gösterecektir. Bu yolda bizler de her zaman olduğu gibi üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz. Mustafa Gümüş / BUMİAD YKB 2025, üretim ve ticaretin daraldığı, ciddi sayıda iflas, konkordato ve fabrika kapanmalarının yaşandığı, işçi ve iş veren tüm üretenlerin vergi yükünün arttığı, politik ve sosyal çalkantıların endişeleri arttırdığı, kayıplarla dolu bir yıl oldu. 2026 umut dileklerimizle başlasın. Adaleti tekrar hissedebildiğimiz, üretim çarklarının hızlandığı, refah ve hoşgörünün arttığı, savaşların son bulduğu, gülen yüzlerin ve yaşam sevincinin coştuğu bir yıl olsun. Yeni yılınız neşeyle dolsun. Hüseyin Durmaz / Bursa OSB YKB 2025’te sanayi üretimi, ihracat ve büyüme göstergeleri ekonominin dirençli yapısını ortaya koydu. Bölgemizdeki firmaların bu yılın 11 ayında kullandığı elektrik, su ve doğalgaz tüketim miktarlarında, geçen yılki tüketime göre büyük bir değişim olmamış, hatta elektrik tüketimi artmıştır. Bu da göstermektedir ki, Bursa OSB’de çarklar dönmeye devam ediyor. Tüketici güveni ve istihdam göstergeleri sınırlı ama istikrarlı bir seyir izledi. 2026’da yapısal iyileşmelerle birlikte daha dengeli bir büyüme görünümü öngörülüyor. Can Şimşek / Bursa SMD YKB 2025 yılında inşaat maliyetlerinde aşırı artış olmasına karşın satış rakamlarının bu düzeyde artmamış olması yapı sektörü yüklenicilerini zor durumda bırakırken, yüksek finansman maliyetleri gerek yüklenicilerin gerekse son kullanıcıların yatırım kararlarını belirgin şekilde baskıladı. Maliyetlerin bu denli artması, yapı sektörünün doğru projeyi doğru malzeme ile inşa etme eğilimini de ortadan kaldırmakla birlikte nitelikli mimarlık eserlerinin ortaya çıkmasını engelleyerek yapı üretiminde ciddi bir kalite düşüşünü beraberinde getirdi. 2026’da vatandaşların finansman araçlarına daha kolay erişiminin sağlanması ve yapı maliyetlerindeki artış hızının yavaşlaması ile sektörde bir açılma olabileceğini ve daha nitelikli yapıların daha doğru bir şekilde inşa edilebileceğini ümit ediyoruz. Tolga Papatya / GESİAD YKB Ekonomide zorlu bir süreçten geçiyoruz. Piyasada ödemeler aksıyor, alışveriş azalıyor. İstihdam kayıpları yaşanıyor. Lokomotif sektörlerde üretim yurt dışına kayıyor. Özellikle krediye erişimde büyük sıkıntı yaşanıyor. Ekonominin belkemiği olan KOBİ’lerimizin faaliyetleri sekteye uğruyor. 2025 bu bağlamda zor bir yıl oldu. 2026’nın da 2025’den pek bir farkı olacağını sanmıyorum. Ben yine de her şeye rağmen iyimserim. İş insanları istihdam sağlayan, katma değer üreten ülkenin en sağlam dayanaklarından biri. Ekonomik zorluklar ancak ve ancak birlikte hareket etmekle, ortak stratejiler üretmekle aşılır. Bu tespitten hareketle iş dünyasına birliktelik çağrısında bulunuyorum. Yeni yılın iş dünyası başta olmak üzere, ülkemize ve bütün insanlığa iyilikler, güzellikler getirmesini dilerim. Şeref Demir / İMSİAD VE İMSİFED YKB. 2025 yılı, inşaat sektörü açısından finansmana erişimin zorlaştığı, maliyet baskılarının ve belirsizliklerin devam ettiği bir dönem olmuştur. Yüksek faiz ortamı hem üreticiyi hem de konut talebini sınırlamış ve ötelemiş, sektör genelinde temkinli bir duruş öne çıkmıştır. Buna karşın deprem gerçeği ve kentsel dönüşüm ihtiyacı, sektörün uzun süre ertelenemez yapısal bir sorumluluk taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Önümüzdeki süreçte kamu destekli finansman modelleri ve sektörel iş birlikleri güçlendirildiği takdirde, sektörün yeniden ivme kazanacağına inanıyoruz. İnşaat sektörü, doğru politikalarla ekonominin lokomotifi olmayı sürdürecektir. Osman Güler / İBİA YKB 2025 yılında ülkemiz genelinde ihracat hacmi artış göstererek dış talebin büyümeye katkısını güçlendirdi. Sanayi üretimi ile ihracat arasındaki uyum dikkat çekti. Buna rağmen kur ve maliyet baskıları rekabet gücünü zayıflattı. 2026’da pazar çeşitliliğinin artması ve katma değeri yüksek ürün ihracatının öne çıkması öngörülüyor. Yalçın Toy / Kayapa OSB YKB 2025’te enflasyonun düşüş eğilimine girmesi, fiyat istikrarı açısından belli bir düzeyde kazanım oldu. GSYH büyümesi yüzde 3–4 bandında gerçekleşirken işsizlik oranı genel olarak istikrarlı seyretti. Buna karşın enflasyonun düşüşü reel gelir kaybını telafi etmeye yetmedi. 2026’da büyümenin daha dengeli, enflasyonun ise düşüş trendini koruyan bir çizgide seyretmesini bekliyoruz. Osman Akın / MARSİFED YKB 2025’in ana gündemi bilhassa son aylarda ‘enflasyon – resesyon’ sarmalından çıkmak oldu. Büyüme sürdü, enflasyon biraz geriledi. Dış ekonomi ve küresel belirsizlikler hâlâ risk; o yüzden bu kırılganlık göz ardı edilemez. 2026’dan beklentimiz yapısal düzenlemeler, ihracat teşvikleri ve enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesi. Olgun Karabiber / NİLTİMDER YKB 2025 yılı, Bursa sanayisi için dönüşümün zorunlu hale geldiği bir eşik yılı oldu. Şartlar, firmaları yalnızca ayakta kalmaya değil; verimlilik, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağında yeniden yapılanmaya zorladı. Bu süreci doğru okuyan işletmeler, geleceğe yönelik güçlü bir altyapı oluşturdu. 2026 yılının, Bursa’nın üretim gücünü daha katma değerli ve teknoloji odaklı bir yapıya taşıdığı bir yıl olmasını bekliyoruz. Enerji ve elektrik altyapılarında akıllı, verimli ve sürdürülebilir yatırımların hız kazanması büyük önem taşıyor. Doğru politikalarla sanayi, istihdam ve ihracatta kalıcı ve nitelikli büyümenin önü açılacaktır. Erol Gülmez / NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı 2025 yılı, artan maliyetler, küresel belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmalar nedeniyle sanayimiz açısından zorlayıcı bir yıl oldu. Ancak tüm bu koşullara rağmen üretimden, istihdamdan ve dayanışmadan vazgeçmeyen sanayicilerimiz, büyük bir özveriyle çarkları döndürmeye ve gücünü korumaya çalıştı. Bu süreçte gösterilen direnç, Türk sanayisinin ülkemiz adına verdiği en güçlü sınavlardan biriydi. 2026 yılına girerken sanayicimizin temel beklentisi; öngörülebilir bir ekonomi, finansmana erişimin kolaylaşması, enerji maliyetlerinin dengelenmesi ve yatırım ortamını güçlendirecek yapısal adımların kararlılıkla atılmasıdır. Bununla birlikte sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme, artık bir tercih değil, rekabet gücünün vazgeçilmez unsurları haline gelmiştir. Bu alanlarda atılacak her adım, sanayimizin geleceğini daha sağlam temellere oturtacaktır. 2026’nın ülkemize, sanayimize ve tüm paydaşlarımıza sağlık, huzur, istikrar ve başarı getirmesini diliyor; yeni yılın umutları büyüten, dayanışmayı güçlendiren bir yıl olmasını temenni ediyorum. Mutlu yıllar. Neslihan Özer / PERYÖN Güney Marmara Şub. YKB 2025’te global ekonomiden kaynaklı küresel belirsizlikler ülkemizi de etkiledi. Haliyle bu durum istihdama da belli bir oranda yansıdı. 2026’da büyümenin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıda devam etmesini diliyoruz. Diğer taraftan PERYÖN Güney Marmara Şubesi olarak 2025 yılını önemli çalışmalarla tamamladık. 2026 yılında da istihdamı destekleyecek özel bir proje ile genç İK profesyonelleriyle buluşacağız. Eskişehir’de Fark Yaratan Sohbetler ile, Bursa’da İnsan Yönetimi Zirvesi ile iş hayatının sesi olacağız. 2026’da iş hayatında ve sanayide üreterek, gelişerek ve birlikte parlayarak ilerleyeceğimiz bir yıl olmasını diliyoruz. Fulya Akfidan Sevim / PEYZAJDER YKB 2025’te enflasyonun kısmi gerilemesine rağmen hane halkı harcamalarında temkinli davranış sürdü. Alım gücündeki kayıp, tüketici güveninin kalıcı biçimde toparlanmasını engelledi. 2026’da ekonomik rasyonaliteyle ekolojik faydanın daha güçlü biçimde örtüşmesini bekliyorum. Karbon fiyatlaması, yeşil fonlar ve sürdürülebilirlik kriterleri; peyzaj yatırımlarını doğrudan finansal performansla ilişkilendirecek. Ölçülebilir peyzaj performansı sunan projeler, hem yatırımcı hem de kamu tarafında rekabet avantajı sağlayacak. 2026’nın, peyzajın ekonomik değer üreten bir altyapı yatırımı olarak konumlandığı yıl olacağına inanıyorum. Ülfet Öztürk / TÜMKAD YKB 2025 yılı, değişim ve dönüşümün çok yoğun yaşandığı; özellikle teknoloji, mühendislik ve insan odağının yeniden tanımlandığı bir yıl oldu. Kadın mühendislerin görünürlüğünün arttığı, iş birliği kültürünün güçlendiği önemli adımlar attık. Zorluklara rağmen umut, dayanışma ve üretkenlik yılı olarak hafızalarda yerini aldı. 2026’dan beklentim; insanı merkeze alan, sürdürülebilirlik ve teknoloji dengesini doğru kuran bir büyüme yılı olması. Kadın mühendislerin karar alma mekanizmalarında daha fazla yer aldığı, iş birliklerinin somut çıktılara dönüştüğü bir dönem olacağına inanıyorum. Cesur fikirlerin, ortak akılla hayata geçtiği bir yıl olmasını diliyorum. Sevcan İlici / YAPİDER YKB 2025 yılı, Bursa gayrimenkul sektörü için hem zorlayıcı hem de sektörü olgunlaştıran bir yıl oldu. Aynı zamanda gayrimenkul danışmanlığının öneminin daha net anlaşıldığı bir dönem oldu. Doğru fiyatlama, profesyonel portföy yönetimi ve şeffaf iletişim sunan firmalar ayakta kalırken, plansız ve bilgiye dayanmayan yaklaşımlar piyasada karşılık bulmadı. Bu anlamda 2025’i, Bursa gayrimenkul sektörü için daha bilinçli bir pazarın temellerinin atıldığı bir yıl olarak değerlendiriyorum. 2026 yılına girerken Bursa gayrimenkul sektörü adına daha dengeli ve kontrollü bir toparlanma beklentisi içerisindeyim. Ekonomik göstergelerde yaşanabilecek iyileşmeler ve faiz oranlarında olası bir normalleşme, 2025’te ertelenen konut taleplerini yeniden canlandıracaktır. Özellikle ilk evini alacak kullanıcılar ve orta gelir grubuna hitap eden projelerde hareketlenme bekliyorum.

ÜNİPERSEN Başkanı Güzel: "Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir" Haber

ÜNİPERSEN Başkanı Güzel: "Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir"

Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Hazine ve Maliye Bakanlığı'na buradan soruyoruz; memurun geçim krizine bugün çözüm üretmeyecekseniz, ne zaman üreteceksiniz? Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir" dedi. ÜNİPERSEN Genel Başkanı Güzel ve beraberindeki sendika üyeleri Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde eylem yaptı. 8. Dönem Toplu Sözleşme sonrasında alınan Hakem Heyeti kararlarının, kamu çalışanlarını yoksullaştırdığı düşüncesiyle gerçekleştirilen eylemde konuşan ÜNİPERSEN Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Daha ilk günden yanlış kurgulanmış, düğmesi baştan yanlış iliklenmiş bu toplu sözleşme; kamu çalışanlarının alım gücünü korumak bir yana, 2026 yılını memur için sefalet yılına dönüştürmüştür. Sorunun merkezinde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın memuru yok sayan bütçe anlayışı vardır. Tam 3 buçuk aydır söylüyoruz. Bu toplu sözleşme memurun geçimini güvence altına almıyor. Bu nedenle ya ek protokol yapılmalı ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi devreye girerek adil bir düzenleme hayata geçirmelidir" ifadelerini kullandı. "BU MAAŞLARLA YAŞAMAK MÜMKÜN DEĞİL" Bu çağrıyı yalnızca ÜNİPERSEN'in yapmadığını söyleyen Güzel, "Öğretmeninden akademisyenine, mühendisten sağlık çalışanına, din görevlisinden idari personele kadar tüm kamu çalışanları aynı noktada birleşiyor. Bu maaşlarla yaşamak mümkün değil. Meclis yaklaşık üç aydır çalışıyor. Ancak memurun alım gücünü koruyacak, maaş artışlarını gerçek enflasyon ve piyasa koşullarıyla uyumlu hale getirecek tek bir düzenleme dahi yok" şeklinde konuştu. "EV KİRALARI ÖDENEMİYOR, FATURALAR BİRİKİYOR, MUTFAK MASRAFLARI KARŞILANAMIYOR" Sadece üst düzey bürokratlar ve kariyer uzmanlarına zam teklifleri olduğunu dile getiren Güzel, "TÜİK verilerine dayalı artışlarla bugün 4 milyon memur, 2 milyon memur emeklisi, maaşı yattığı gün dahi borç arar hale geldi. Ev kiraları ödenemiyor, faturalar birikiyor, mutfak masrafları karşılanamıyor. Ama çözüm üretmesi gereken Hazine ve Maliye Bakanlığı, yalnızca dar bir kesimi görmeyi tercih ediyor. Bu yaklaşımı kabul etmemiz mümkün değildir. Kamuoyunda oluşan tepkiyle söz konusu teklif geri çekilmiş; ancak yerine tüm kamu çalışanlarını kapsayan adil ve kalıcı bir düzenleme hala getirilmemiştir" açıklamasında bulundu. "TÜM KAMU ÇALIŞANLARI, OCAK MAAŞ ARTIŞINDA REFAH PAYI BEKLEMEKTEDİR" Güzel, tek taleplerinin insanca yaşayabilecek bir ücret olduğuna dikkati çekerek, "2023 seçimleri öncesinde kira yardımı sözü verildi; ortada bir çalışma var mı maalesef yok. 3600 ek gösterge sözü verildi; bütçede karşılığı yok. Kamuda mülakatlar her gün yeni adaletsizlikler üretmeye devam ediyor; kaldırılacağı söylendi, ancak somut bir adım hala yok. Hazine ve Maliye Bakanlığı'na buradan soruyoruz; Memurun geçim krizine bugün çözüm üretmeyecekseniz, ne zaman üreteceksiniz? Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir. TÜİK'in açıkladığı oranlarla geçim sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle buradan ilan ediyoruz: Memurlar için refah payı talebimiz karşılık bulana kadar, Bütçede kamu çalışanlarını gören adil bir düzenleme yapılana kadar, Her hafta, aynı gün, aynı saatte, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Güzel, eylemlerine 3 hafta daha devam edeceklerini belirterek, tüm sendikaları haklarını aramak adına eyleme davet etti.

Nihat Yeşiltaş: "Bu Ücretle milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler" Haber

Nihat Yeşiltaş: "Bu Ücretle milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler"

1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak 28 bin 75 liralık asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş tepki gösterdi. Yeşiltaş, “24 Aralık’ta sadece asgari ücretin açıklanışını değil, iktidarın bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kalmadığını izledik. Ülkeyi yönetenler halktan kaçıyorsa, o koltuklarda oturmalarının da anlamı yoktur. Geçim yoksa seçim vardır” dedi. CHP Bursa İl Başkanlığı, asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına karşı Bursa Kent Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, İlçe Başkanları, İl-İlçe Yöneticileri ve yurttaşlar katıldı. Açıklamasında asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına tepki gösteren Yeşiltaş, Kent Meydanı’ndaki basın açıklamasında şunları söyledi: “Türkiye emekçi sınıfı; zenginle fakir ne zaman karşı karşıya gelse, her zaman zenginden yana taraf olmuş bir iktidarın ablukası altındadır. Bizler, 24 Aralık’ta sadece asgari ücretin açıklanışını değil, iktidarın bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kalmadığını izledik. İşçinin masada olmadığı göstermelik bir pazarlıkla milyonlarca işçiyi, milyonlarca emekçiyi ve milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler. Kimsenin güvenmediği TÜİK bile enflasyonu yüzde 31 olarak açıklarken, bu oranın altında zam yapıp hiç utanmadan, hiç sıkılmadan ‘emekçiyi enflasyona ezdirmedik’ dediler. Açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiği bir ülkede, bu onurlu halka 28 bin lirayı reva gördüler. Yere batsın böyle düzen!” GEÇİM YOKSA SEÇİM VARDIR Hükümetin yarattığı enflasyonun faturasını yoksullara kestiğini belirten Yeşiltaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Enflasyonun sebebini kendilerinde değil, iki göz odalı evinde yaşam mücadelesi veren garibanda arayanlar çıkıp ne dedi biliyor musunuz? ‘Muhalefetin popülizm tuzağına düşmedik’ dedi. Buradan açıkça söylüyorum: Önerdiğimiz 39 bin liraya bile popülizm diyenler, biraz olsun rahatlama sağlayacak bir ücrete bile laf edenler, tek bir işçinin yüzüne bakmaya cesaret edemeyenlerdir. Emeğin ve alın terinin şehri Bursa’dan bu düzenin sahiplerine ve işbirlikçilerine sesleniyorum: Gelin cesaretiniz varsa bu kentteki bir konfeksiyona gidip, evladının karnını doyurabilmek için 12 saat köle gibi çalışan bir annenin yüzüne bakın. Gelin bir fabrikaya gidip bir babanın yüzüne bakın. Bir ülkenin Çalışma Bakanı işçinin yüzüne bakmaya korkuyorsa, o koltukta oturmasının hiçbir anlamı yoktur. Ülkeyi yönetenler halktan kaçıyorsa, o koltuklarda oturmalarının da anlamı yoktur. Geçim yoksa seçim vardır!” KRİZ VARSA YÜKÜ İŞÇİ ÇEKİYOR Hükümetin asgari ücretin bir yoksullukla mücadele aracı olduğunu hatırlaması gerektiğini vurgulayan Yeşiltaş, şunları söyledi: “Normal bir düzende hükümet, halkın emeği sömürülmesin diye piyasaya müdahale eder, asgari bir ücret belirler ve halkının yanında olur. Asgari ücretin anlamı budur. Ancak bu ülkede halkın emeği, zengin daha zenginleşsin diye bizzat hükümet eliyle sömürülüyor. Bu ülkede kriz varsa yükü işçi çekiyor, büyüme varsa payı zengin alıyor. Vergiyi yoksul ödüyor, yoksulun vergisi zengine gidiyor. Bir avuç sermaye sahibi ve saray etrafında toplanmış bir azınlık şatafat içinde yaşasın diye milyonlarca insan açlığa mahkûm ediliyor. Bu hükümetin halkla olan bağı tamamen kopmuştur. Halkla bağı olsaydı bütçe görüşmeleri sırasında ‘asgari ücretli sayısı abartılıyor’ demezlerdi.” Ülkede çalışanların yarısının asgari ücretle, diğer yarısının ise asgari ücretin biraz üzerinde maaş aldığını ifade eden Yeşiltaş, asgari ücretin iki katından fazla kazananların oranının yalnızca yüzde 12 olduğunu, ülkedeki maaşların neredeyse tamamının asgari ücrete göre belirlendiğini söyledi. BU ÜLKENİN EMEKÇİ HALKI BU KARANLIĞI HAK ETMİYOR Bir yıl boyunca geçerli olacak ücretin durdurulamayacağını ve enflasyon karşısında hızla eriyeceğini belirten Yeşiltaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Halkımız her ay daha büyük bir karanlığa sürüklenecek. İnanın bu ülkenin insanları, bu ülkenin emekçi halkı bu karanlığı hak etmiyor. Bir kez daha açıkça görülmüştür ki ülkedeki adalet krizi her geçen gün daha da büyümektedir. Eksik olan adalettir. Sorun bu adaletsiz düzenin sahipleridir. Bugün ülkenin her yanından adalet çığlıkları yükseliyor; sadece mahkeme salonlarında değil, evde, fabrikada, tarlada, okulda… Bütün ülke adil bir yaşamın, adil bir düzenin özlemini çekiyor. Kardeşlerim, bu düzeni yaratanlar değişmeden tek bir emekçi, tek bir yurttaş nefes alamayacak. Yemin olsun bu düzeni de, bu düzenin işbirlikçilerini de ilk seçimde göndereceğiz. Büyük usta Nâzım’ın düşlediği ‘gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan’ bir ülkeyi; ekmek, gül ve hürriyet günlerini hep birlikte kuracağız. Yemin olsun başaracağız!
Mutlaka kazanacağız!
Mutlaka kazanacağız!
Mutlaka kazanacağız! Aydınlık yarınlarımıza selam olsun. Sağ olun, var olun!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.