SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Söz Bursa - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Temmuz ayı enflasyonu belli oldu: Aylık artış yüzde 1,78 Haber

Temmuz ayı enflasyonu belli oldu: Aylık artış yüzde 1,78

Temmuz ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 31,75 olurken, aylık yüzde 1,78 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, TÜFE'deki değişim 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,78 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,86 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,75 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,90 artış olarak gerçekleşti. TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık yüzde 37,53 arttı En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 37,53 artış, ulaştırmada yüzde 30,83 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 40,32 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,94, ulaştırmada 5,22 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 5,21 yüzde puan oldu. TÜFE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE AYLIK YÜZDE 1,61 ARTTI En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,61 artış, ulaştırmada yüzde 2,59 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 2,25 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,40, ulaştırmada 0,44 ve konutta 0,27 yüzde puan oldu. Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla, 50 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 7 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 117 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti. Özel kapsamlı TÜFE göstergesi yıllık yüzde 30,98 arttı, aylık yüzde 1,66 arttı İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,66 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 18,78 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,98 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,28 artış olarak gerçekleşti. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 27,83 arttı, aylık yüzde 1,52 arttı Yİ-ÜFE 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,52 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 17,86 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,83 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 27,54 artış gösterdi. Yİ-ÜFE İMALAT ÜRÜNLERİNDE YILLIK YÜZDE 28,96 ARTTI Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 41,81 artış, imalatta yüzde 28,96 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 11,69 artış ve su temininde yüzde 28,85 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 26,79 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 26,57 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 32,46 artış, enerjide yüzde 26,62 artış ve sermaye mallarında yüzde 21,28 artış olarak gerçekleşti. Yİ-ÜFE İMALAT ÜRÜNLERİNDE AYLIK YÜZDE 1,06 ARTTI Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,22 azalış, imalatta yüzde 1,06 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,65 artış ve su temininde yüzde 1,49 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 0,81 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,40 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,33 artış, enerjide yüzde 4,83 artış ve sermaye mallarında yüzde 1,09 artış olarak gerçekleşti.

Özgür Özel: Toplanan her 100 TL verginin 65'i ÖTV-KDV Haber

Özgür Özel: Toplanan her 100 TL verginin 65'i ÖTV-KDV

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel, "NATO zirvesi olacak diye Meclis'i, kamu kurumlarını, sokakları kapatan olağanüstü hal var" dedi. Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dün İzmir'de olduğunu hatırlatan Özel, "İzmir'de Küçük Menderes Havzası'ndaydık. Bir günde altı ilçemizi ziyaret ettik. Bayındır'da çiçek üreten kadınlarla sabah kahvaltı sofrasında buluştuk. Ödemiş'te rahmetli Ecevit ile aynı meydanda bir römork kasasının üzerindeydik. Kiraz'da aşure dağıtırken, Beydağ'da keşkek döverken, Tire'de sokaklara sığmazken binlerle, on binlerle birlikteydik. Son olarak Konak'a, Kordon'a gittik. Zira bir sokak arkasındaki babaevimize. On binlerle birlikte İzmir'de bir kez daha kucaklaştık. Bir yanda bir mahkeme kararıyla mutlak sultanın, mutlak butlandan partiyi bölme umutlarıyla ve onun teklif ettiği görevi kabul eden bir avucun yalnızlığı bir yerde, İzmir'de yüz binlerin kararlılığına yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "ÜMİT EDİYORUZ Kİ EN KISA ZAMANDA TÜRKİYE'YE TESLİM EDİLECEK" Gülistan Doku soruşturması hakkında konuşan Özel, "Annesi ilk gün nasılsa öyle. Gördünüz, ‘İlk günden beri yanımızdaydınız' diyor. Olmaya devam edeceğiz. İlk gün iki gözü iki çeşmeydi, yine iki gözü iki çeşme. Tabii büyük bir mücadele verdi. Cumhuriyet Halk Partisi kadın kollarımız, hukukçu milletvekillerimiz, tüm milletvekillerimizin yanında parlamentodaki muhalefet partileri sahip çıktılar. O dönemde hiç unutulmasın, şehrin bürokrasisi ve orada şüpheli sözler söylediğimizde ‘Devletin valisine diyorsun. Emniyet müdürüne diyorsun, polise mi bunu söylüyorsun?' diyen dönemin İçişleri Bakanı ve şimdi karşılaştığımız durum. Heyetimiz gidip rapor ettiğinde ilk tebrik edenlerden biriydim. Orada, Tunceli'de bir kadın cumhuriyet başsavcısı, adındaki o ‘cumhuriyet' unvanını bugünlerde en çok hak edenlerden biri. Her şeye rağmen 1,5 yıldır, öyle bir-iki aydır değil. Göreve atandığı günden beri kararlılıkla bu işin üstüne gidiyor. Bizim arkadaşlarımız basın toplantısında oradaki bürokrasiye laf söyleyince neredeyse vatan haini, devlet düşmanı ilan ediliyorduk. Dönemin İl Emniyet Müdürü tutuklu, dönemin valisi tutuklu, valinin oğlu tutuklu, işaret edilen kişi Amerika'da tutuklu. Ümit ediyoruz ki en kısa zamanda Türkiye'ye teslim edilecek" dedi. "NATO ZİRVESİ OLACAK DİYE MECLİS'İ, KAMU KURUMLARINI, SOKAKLARI KAPATAN OLAĞANÜSTÜ HAL VAR" Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "Ankara'da binalardan çıkıp gidince gittiğimiz yerlerdeki heyecanı, desteği, enerjiyi görünce daha önce görmediğimiz bir öfkenin bir enerjiye, o enerjinin bir kararlılığa dönüştüğünü görünce zaman zaman diyoruz ki ‘Bir şeyler oluyor.' Bıraktığımız Ankara'da da bir şeyler oluyor. Öyle Ankara değil ama Erdoğan'a yakışan, bugünkü iktidarın yönetim anlayışına yakışan ama hepimizi utandıran bir şeyler oluyor. NATO Zirvesi olacak, yabancı liderler gelecek diye kendi insanlarına çile tasarlayan, güvenlik önlemlerini artık akıl almaz boyutlara taşıyan, Meclis'i kapatan, bakanlıkları kapatan, kamu kurumlarını kapatan, sokakları kapatan bir acayip olağanüstü hal var. Bu ayrı. Bir de NATO zirvesi sırasında protesto gösterileri olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar, gözaltına alınan 225 kişi ve bunların 178'inin tutuklanması var" ifadelerini kullandı. "İKTİDARA YAKIN KALEMLER HEDEF TAHTASINA GENCECİK BİR İNSANI ALDILAR" Komedyen Deniz Göktaş'a açılan soruşturmaya ilişkin Özel, "Ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan, buna cesaret eden genç bir kardeşimiz. Çıkmış bir gösteri yapmış. Ben de tavsiye edilince, daha doğrusu üzerine konuşulmaya başlayınca açtım tamamını izledim. İktidarı da eleştiriyor, bizi de eleştiriyor. Saraçhane ile ilgili, bizim mitinglerle ilgili bir kısımda da dalga geçiyor. Ekrem Başkan'ı eleştiriyor. Okuduğu kitapları, dönüp gelip eleştiriyor, şaka yapıyor. Güzel de reaksiyon alıyor, hepimiz de güldük. O sırada Erdoğan'ı da eleştiriyor ama ‘Ben onun terapistliğine talibim' diyor. ‘Ama beni tutmazlar' diyor. ‘Para içeride kalsın diye aileden tutarlar' falan diyor. Bu kadar Erdoğan'la ilgili dediği. Bu kadar. Diyor ki, ‘Ya 600'lü yıllarda dördüncü kitaba ‘son kitap' demişler, çok iddialı değil mi?' diyor. Ama sonra da dönüyor diyor ki, ‘Ben olsam korkarım daha sonra yenisi çıkar' diyor. Sonra da ‘Çıkmadı' diyor. Başka da bir şey yok. Efendim ‘Dini değerlerle alay bilmem ne' falan filan. Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler hedef tahtasına gencecik bir insanı aldılar. Sonra gösteri videosunu bir gece içinde engelleyip hakkında soruşturma açtılar" dedi. "YÜZDE 32,6'LIK ENFLASYONLA AVRUPA'DA BİRİNCİYİZ" Gelir ve servet adaletsizliğinin çok önemli boyutlara ulaştığını dile getiren Özel, "Maalesef gelir ve servet adaletsizliği öyle bir boyuta ulaştı ki ülkenin yüzde 80'i Afrika standartlarında, yüzde 20'si ise Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Böyle bir ayrılık var. Artık ne orta direk kaldı, ne orta gelir seviyesi kaldı. Eskinin orta direği fakir, eskinin fakirleri derin yoksulluğun pençesindeler. Yüzde 32,6'lık enflasyonla Avrupa'da birinciyiz. Dünyada beşinci sıradayız. Avrupa Birliği'nin enflasyon ortalaması yüzde 3,3. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 3,3, Türkiye'ninki yüzde 33. Yani Türkiye'deki hayat pahalılığı hızı Avrupa'dakinin tam 10 katı ve her seferinde bir zam, bir önceki zammın üstüne binerek ilerliyor. Şimdi gıda enflasyonunda yine Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinci sıradayız. Dünyayı düşünün, dünyadaki bütün ülkeleri düşünün. Dünyadaki ülkelerin tamamında enflasyonu ve gıda enflasyonu bizden kötü olan dört ülke var sadece. Gerisinde gıda enflasyonda çok daha yüksek durumdayız. Gıda enflasyonumuz yüzde 35. Dünya ortalaması yüzde 2. Türkiye'deki gıda enflasyonu, bütün dünyanın ortalamasının tam 17 katı. Ekonomide tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz" şeklinde konuştu. "Toplanan her 100 liralık verginin yarıdan fazlası ÖTV ve KDV" Türkiye'de vergi düzeninin olmadığını, vergi adı altında halkın soyulduğunu söyleyen Özel, "Toplanan her 100 liralık verginin yarıdan fazlası ÖTV ve KDV. Net söyleyelim, hep söyleyelim, anlatalım. Bir ülkede dolaylı verginin payı yüzde 65 ise o ülke yoksulu, emekliyi, emekçiyi sömüren, zengini kayıran bir vergi düzeni içindedir. Çünkü vergi kazanandan alınır. Çok kazanandan çok alınır, çok serveti olandan çok alınır. Az olandan daha az alınır, kazanmayandan vergi alınmaz. Vergi kazananın ödeyeceği bir şeydir. Türkiye'de 100 lira vergi toplanıyor; 65 lirası dolaylı, 24 lirası gelir vergisi yani maaşlardan ve diğer gelirlerden, 11 lirası kurumlar vergisi. Yani o çok konuşulan, hakkında çok konuşulan çok kazananlar verginin yüzde 11'ini, geri kalan sizler verginin yüzde 89'unu yani 10 liralık verginin dokuz lirasını ya hiç vergi vermemesi ya da çok azını vermesi gerekenler, 10 liralık verginin 1 lirasını gerçekte vermesi gerekenler ödüyor. Dolaylı vergi zengin ile fakir ayırmayan vergidir. Dolaylı vergi elektrikten, sudan, telefondan, her türlü tüketimden alınan vergidir" dedi.

TESK Başkanı Palandöken: Perakende yasası zorunluluktur Haber

TESK Başkanı Palandöken: Perakende yasası zorunluluktur

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, enflasyonla mücadelede zincir marketlerin denetiminin önemine dikkat çekerek, "Raf fiyatlarının nasıl oluştuğu dikkate alınmalı" dedi. Enflasyonu artıran başlıca etkenlerden birinin zincir marketlerin haksız rekabeti olduğuna dikkati çeken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Enflasyonla mücadelede sadece üretim maliyetlerini konuşmak yeterli değil. Raf fiyatlarının nasıl oluştuğu da aynı ciddiyetle ele alınmalıdır. Özellikle ulusal zincir marketlerin fiyat oluşumundaki etkisinin göz ardı edilmemesi gerek. Normal şartlarda mağaza sayısı arttıkça rekabetin güçlenmesi ve fiyatların aşağı yönlü baskılanması gerekir. Ancak bugün binlerce şubesi bulunan zincir marketlerde bunun tam tersi yaşanıyor. Rekabet yerine fiyat birlikteliği oluşuyor. Tarladan ya da üreticiden çok düşük bedellerle alınan ürünler raflarda katlanmış fiyatlarla tüketiciye sunuluyor. Üreticinin alın terinin karşılığı verilmediği gibi alım fiyatlarının büyük zincir marketler tarafından belirlenmesi nedeniyle birçok üretici üretimden vazgeçmek ya da üretimini azaltmak zorunda kalıyor. Bu yapı hem piyasa dengelerini bozuyor hem de enflasyonun yüksek seyretmesine zemin hazırlıyor" değerlendirmesini yaptı. "MAĞAZA SAYISI ARTTIKÇA REKABET YERİNE HÂKİMİYET OLUYOR" Binlerce şubeye ulaşan işletmelerin etkin denetim mekanizmalarıyla takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Bir işletmenin on binlerce mağazaya ulaşması rekabetin arttığı anlamına gelmiyor. Aksine, fiyatların birbirine çok yakın seyrettiği, rekabet yerine fiyat birlikteliğinin oluştuğu bir tablo ortaya çıkıyor. Üretici ürününü hangi fiyata satacağını belirleyemez hale geliyor. Piyasaya hâkim olan büyük zincir marketler alım fiyatlarını belirlediği için üretici emeğinin karşılığını alamıyor ve üretimin devamlılığı tehlikeye giriyor. Üreticinin üretimden çekilmesi ise hem arzın daralmasına hem de fiyatların daha da yükselmesine neden oluyor. Böylesine büyük yapılarda etkin denetim sağlanmadığı takdirde hem piyasa dengesi bozuluyor hem de tüketici yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalıyor. Enflasyonla mücadelede fiyat oluşum süreçlerinin şeffaf şekilde izlenmesi ve rekabeti bozabilecek uygulamaların önüne geçilmesi büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "ADİL REKABET ORTAMI SAĞLANDIĞINDA PİYASA DENGELENİR" Enflasyonun düşmesi için perakende sektörünü düzenleyen yasal çerçevenin günümüz şartlarına göre yeniden ele alınması gerektiğini belirten Palandöken, "Yıllardır dile getirdiğimiz Perakende Yasası sadece esnafımız için değil, tüketicinin korunması, adil rekabetin sağlanması ve enflasyonla mücadele açısından da hayati önem taşıyor. Piyasada gerçek rekabet sağlandığında fiyatlar dengelenir, tüketici kazanır ve enflasyon üzerindeki baskı azalır. Bu nedenle Perakende Yasası'nın bir an önce güncellenerek yürürlüğe girmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur" şeklinde konuştu.

Kayseri’de Ümit Özdağ’dan gündemi sarsacak sert açıklamalar Haber

Kayseri’de Ümit Özdağ’dan gündemi sarsacak sert açıklamalar

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 10 günlük Anadolu gezisinin son durağı olan Kayseri’de düzenlediği basın toplantısında hem bölge illerine dair gözlemlerini aktardı hem de Türkiye gündemine oturan gelişmeleri sert sözlerle eleştirdi. Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kayseri illerinde halkla, esnafla ve sanayicilerle bir araya geldiğini belirten Özdağ, Anadolu’nun taşıyıcı kolonları olan bu şehirlerde derin bir ekonomik buhranın ve nüfus göçünün yaşandığını söyledi. "ESNAF BAŞLADIĞI GÜNDEN BU YANA EN KÖTÜ YILI YAŞIYOR" Ziyaret ettiği şehirlerde esnafın durumunun içler acısı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ümit Özdağ, "Görüştüğümüz bütün esnafların ortak tespiti, işlerin geçen seneye oranla yüzde 50 azaldığı yönünde. Esnaflığa başladıkları günden bu yana en kötü yılı yaşadıklarını ve geleceğe dair bir umut ışığı görmediklerini söylüyorlar. Ticaret odaları ve organize sanayi bölgelerinde yaptığımız görüşmelerde de yüksek enflasyon, krediye erişimin zorluğu ve eleman temini sıkıntıları kurumsal yapılar tarafından dile getirildi" dedi. Kayseri’nin bütçeye büyük katkı sağlamasına rağmen hak ettiği desteği alamadığını vurgulayan Özdağ, kentte orta sınıfın ciddi bir konut ve kira kriziyle karşı karşıya olduğunu ekledi. KAYSERİ'DEKİ "SALON" KRİZİNE BAKANLI TELEFON: "BİZ BURADAYIZ!" Kayseri’de düzenleyecekleri "Atatürk’ün Kızları Buluşuyor: Kadın Güvenliği" başlıklı toplantı öncesinde yaşanan yer krizini anlatan Özdağ, koridor arkası baskılara şu sözlerle meydan okudu: "İl başkanlığımızın anlaştığı düğün salonunun yanındaki salonu, aynı gün ve saatte Ülkü Ocakları kiraladı. Yerimizi değiştirdik, bu kez yeni salonun altındaki salonu kiraladılar. Bunun üzerine İçişleri Bakanı’nı aradım; 'Biz buradan gitmiyoruz Sayın Bakan. Devletseniz gereğini yapın' dedim. Salon sahibine baskı yapıldı, sözleşme iptal edilmek istendi ama biz üçüncü bir salon kiraladık ve bu toplantıyı bugün orada ne olursa olsun gerçekleştireceğiz. Hukuksuzluktan cesaret alanlar, hukuk önünde bunun hesabını muhakkak verecekler." SIĞINMACI ÇELİŞKİSİ VE VATANDAŞLIK İDDİASI Suriye politikası ve sığınmacı sayıları üzerinden hükümete yüklenen Özdağ, kurumlardan farklı açıklamalar geldiğine dikkat çekti. 6 Haziran’da Şam Büyükelçisi'nin "700 bin Suriyeli döndü, artık entegrasyon konuşacağız" dediğini, İçişleri Bakanı’nın ise "1 milyon 450 bin kişi geri döndü" açıklaması yaptığını hatırlatan Özdağ, "Rakamları karıştırdınız Sayın Bakan. Türk milletine doğruyu söyleyin, gerçek sayı 700 bindir. Türkiye’de 5 milyonu kayıtlı, 2 milyonu kayıtsız olmak üzere 7 milyon Suriyeli vardı; sığınmacılar dönmüyor, aksine kalıcı hale getirilip vatandaşlık verilmeye hazırlanıyor" şeklinde konuştu. Özdağ ayrıca, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçimlerden önce 2,5 milyon Suriyeliye oy kullanabilmeleri için vatandaşlık verdiğine dair iddiaları yineleyerek meydan okudu. "ANKARA'DA NATO ZİRVESİ İÇİN DÜĞÜNLER BİLE İPTAL EDİLDİ" Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO toplantısı için alınan güvenlik önlemlerinin abartılı olduğunu ve hayatı durdurduğunu savunan Özdağ, "Ankara adeta yasak şehir ilan edildi. Devlet memurları çalışmayacak, nişanlar ve düğünler iptal edildi. Bir genç çiftin nişanı NATO zirvesine nasıl bir tehdit oluşturabilir? Şaka gibi. Türkiye ekonomik krizle boğuşurken 'itibardan tasarruf olmaz' mantığıyla halkın zenginlikleri havaya saçılıyor. Zirve için IŞİD üyeleri tutuklanıyor; madem biliyordunuz neden NATO zirvesini beklediniz? Bu örgütler sadece müttefikler için mi tehdit, Türk halkı için tehdit değil mi?" sorularını yöneltti. İTTİFAK AÇIKLAMASI: "TÜRK MİLLİYETÇİLERİ BİR ZEMİN OLUŞTURACAKTIR" Gelecek seçim dönemine ve olası ittifak senaryolarına da değinen Özdağ, muhalefetin tek bir çatı altında toplanmasının mümkün olmadığını söyledi. İktidara karşı oldukları kadar muhalefette yer alan bazı partilere de karşı olduklarını belirten Özdağ, "Henüz seçim sath-ı mailine girilmedi, bunları konuşmak için erken ancak muhakkak ittifaklar olacaktır. Bahçeli ile Öcalan’ın kol kola girdiği bir Türkiye konjonktüründe, elbette Türk milliyetçileri, Atatürkçüler ve vatanseverler bir zemin oluşturacak, birlikte hareket edeceklerdir" diyerek konuşmasını noktaladı.

Sanayinin devler ligi belli oldu: İşte ilk 10 şirket Haber

Sanayinin devler ligi belli oldu: İşte ilk 10 şirket

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı 'Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025' araştırmasında Tüpraş, 698,8 milyar liralık üretimden satışla listenin zirvesinde yer aldı. Araştırmada Ford Otomotiv ikinci sırada bulunurken, Star Rafineri üçüncü oldu. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından 1968 yılından bu yana aralıksız hazırlanan ‘İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması-2025’ sonuçları İstanbul‘da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Sanayi sektörünün devler ligini belirleyen ve bu sene 58’inci yılını geride bırakan ‘İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması-2025’ sonuçlarının açıklandığı basın toplantısına, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İrfan Özhamaratlı ve Cemal Keleş katıldı. TÜPRAŞ ZİRVEDEKİ YERİNİ KORUDU İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan "Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasında zirvede yine Tüpraş yer aldı. Listenin ikinci sırasında Ford Otomotiv, üçüncü sırasında ise Star Rafineri bulunuyor. SAVUNMA SANAYİ ŞİRKETLERİNDEN DİKKAT ÇEKEN YÜKSELİŞ Türkiye’nin en büyük 10 sanayi kuruluşu sıralamasında Oyak-Renault 4’üncü, Toyota Otomotiv 5’inci ve Arçelik 6’ncı sırada yer aldı. 7’nci sırada TUSAŞ, 8’inci sırada Türkiye Petrolleri A. O. , 9’uncu sırada Aselsan ve onuncu sırada Mercedes-Benz yer aldı. Savunma sanayi şirketlerinden TUSAŞ 2024 yılına göre 11’inci sıradan 7’inci sıraya, Aselsan ise 17’inci sıradan 9’uncu sıraya yükselerek dikkat çekti. "İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması-2025" sonuçlarını açıklayan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, "İSO 500 çalışmasında 2025 yılında üretimden satışlara göre Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu, uzun yıllardır olduğu gibi yine, 698,8 milyar liralık üretimden satışlarıyla Tüpraş olmuştur. Tüpraş’ın ardından 538,3 milyar lira ile Ford Otomotiv ikinci, 327,9 milyar lira ile Star Rafineri üçüncü sırada yer almıştır. Böylece İSO 500’ün ilk üç sırası, geçen yıla göre herhangi bir değişiklik göstermemiştir. Oyak-Renault 235,5 milyar liralık üretimden satışlarıyla dördüncü sırada yer alırken, Toyota Otomotiv 206,3 milyar lira ile beşinci, Arçelik 165,7 milyar lira ile altıncı olmuştur. Üst sıralardaki istikrara rağmen, 2025 yılında İSO 500’ün ilk 10 kuruluşu içerisinde dikkat çekici değişimler yaşandığını görüyoruz. Özellikle savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin son yıllarda ortaya koyduğu güçlü performansın sıralamaya belirgin şekilde yansıdığına tanık oluyoruz. Nitekim İSO 500 tarihinde ilk kez iki savunma sanayi kuruluşu, TUSAŞ 140,9 milyar lira ile yedinci, Aselsan da 130,2 milyar lira ile dokuzuncu sıraya yerleşmiştir. Bu gelişme, yalnızca söz konusu şirketlerin büyümesini değil, aynı zamanda savunma sanayimizin son yıllarda ulaştığı üretim kapasitesini, teknoloji geliştirme kabiliyetini, ihracat performansını ve küresel rekabet gücünü ortaya koyması açısından son derece anlamlıdır. Öte yandan, geçen yıldan farklı olarak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı 138,8 milyar liralık, Mercedes-Benz ise 127 milyar liralık üretimden satışları ile 2025 yılında İSO 500’ün ilk 10 kuruluşu arasında yer alma başarısı göstermiştir" şeklinde konuştu. SANAYİDE BELİRGİN SEKTÖREL AYRIŞMALAR ÖNE ÇIKTI Konuşmasında 2025 senesinin sanayide belirgin sektörel ayrışmaların öne çıktığı bir yıl olarak dikkat çektiğini dile getiren Bahçıvan, "Özellikle emek-yoğun geleneksel sektörlerimiz önemli ölçüde zorlanırken, savunma sanayi başta olmak üzere teknoloji yoğun sektörlerde güçlü üretim artışlarının yaşandığını gözlemlemekteyiz. Diğer taraftan bugün sanayicimizin sahada en fazla hissettiği sorunların başında finansman maliyetlerinin yüksekliği gelmektedir. Son iki yıldır çok yüksek seviyelerde seyreden finansman maliyetleri, yalnızca bilançolara yansıyan bir kalem değil; üretimden yatırıma, istihdamdan rekabet gücüne kadar sanayinin bütün kesimlerini etkileyen temel bir gerçekliktir. Türkiye’nin en güçlü sanayi kuruluşları dahi bu kadar yüksek finansman yükü altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışırken, aynı güce ve imkanlara sahip olmayan daha küçük ölçekli işletmelerin karşı karşıya kaldığı zorlukların çok daha ağır olduğunu gözden kaçırmamamız gerekir. Direnen enflasyon ve direnen faizler, finansmandaki bu haksız tablonun 2026’da da süreceğini bize göstermektedir. Özellikle en çok etkilenen sektörler gözetilerek kredi maliyetlerini yükselten ve ihracat kredileri de dahil olmak üzere finansmana erişimi sınırlayan tüm faktörlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir’’ ifadelerini kullandı. Listedeki şirketlerin ihracatındaki artışlara ilişkin de bilgi veren Bahçıvan, ‘‘İSO 500 şirketlerinin ihracatının yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara ulaşması, sanayi kuruluşlarımızın küresel pazarlardaki güçlü konumunu koruduğunu göstermektedir. AR-GE harcaması yapan firma sayısındaki ve toplam AR-GE harcamalarındaki artış ise yenilikçilik kapasitemizin gelişmeye devam ettiğine işaret etmektedir. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payının yüzde 7,6’ya yükselmesi de geleceğe ilişkin umutlarımızı güçlendiren önemli göstergelerden biridir. Bunların yanı sıra halka açık kuruluş sayısının 91’e yükselmesi de, sermayenin tabana yayılması ve nitelikli finansmana erişim açısından son derece olumlu bir gelişmedir’’ diye konuştu. İSO 500 ARAŞTIRMASINA GÖRE 2025 YILININ EN BÜYÜK 10 SANAYİ KURULUŞU ŞÖYLE SIRALANDI: 1. Tüpraş 2. Ford Otomotiv 3. Star Rafineri 4. Oyak-Renault 5. Toyota Otomotiv 6. Arçelik 7. TUSAŞ 8. Türkiye Petrolleri A.O. 9. Aselsan 10. Mercedes-Benz

TCMB'den "İhtiyatlı Duruş" mesajı: Faiz değişmedi, sıkı para politikası sürecek Haber

TCMB'den "İhtiyatlı Duruş" mesajı: Faiz değişmedi, sıkı para politikası sürecek

Merkez Bankası politika faizini değiştirmedi. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Yılın ilk aylarındaki yükselişinin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında oynaklık ve yüksek seyir sürmektedir. İlk çeyreğe ait veriler iktisadi faaliyetin yavaşlamaya devam ettiğini gösterirken, öncü veriler iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.''

Trump: "Erdoğan çok güçlü bir lider ve dostum, ben olduğum sürece savaş çıkmaz" Haber

Trump: "Erdoğan çok güçlü bir lider ve dostum, ben olduğum sürece savaş çıkmaz"

ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatlarının savaşa rağmen 85 dolar seviyesinde olmasının sebebini açıklarken, "İran’ın haberi olmadan milyonlarca varil petrol çıkardık. Geçen gece geç saatlerde ışıkları kapalı şekilde 22 gemiyi devreye soktuk. Çünkü artık radarları yok. Radarlarını yerle bir ettik" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, görev süresinin sonuna kadar yönetimin sınır dışı etme gündemine kesintisiz finansman sağlamayı amaçlayan 70 milyar dolarlık Güvenli Amerika Yasası’nı imzaladı. Trump, Beyaz Saray’daki imza töreninin ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. İran’ın anlaşma konusunda çok yavaş davrandığı ve bunun bedelini ödeyeceği yönündeki açıklamalarının ne manaya geldiği yönünde bir soru alan Trump, "İran’a saldıracağız. Çok sert saldıracağız" cevabını verdi. Bombalamaların yeniden mi başlayacağı sorusuna Trump, "Evet, helikopterlere yapılan saldırıya bakılırsa buna hakkımız olduğunu düşünüyorum. Önce yapmadıklarını söylediler sonra yaptıklarını kabul ettiler. Bunu kabul etmeleri kolay oldu çünkü bomba elimizde. Gerçekten bomba elimizde. Patlamamış olması büyük bir şanstı. Bomba helikoptere saplandı ve patlamadı. Yanıyordu ama patlamadı" cevabını verdi. "BİZİ SÜREKLİ OYALIYORLAR" Helikopterin iki pilotu için kurtarma operasyonu yapıldığını ve ikisinin de iyi durumda olduğunu ifade eden Trump, "Aylardır İran ile çalışıyorum. Bu anlaşmayı imzalamaları gerekiyor. Bu iyi bir anlaşma. Onlara nükleer silah sahibi olma hakkı vermiyor. Ne olacağını göreceğiz. Ama dün onları sert bir darbe indirdik. Bugün de sert bir darbe indireceğiz" diye konuştu. Trump, "Anlaşma konusunda ne olacak göreceğiz. Anlaşmaya çok yaklaşmıştık ama bizi sürekli oyalıyorlar. Bizi aptal yerine koymaya çalışıyorlar. Çünkü daha önce karşılarında çok aptal Amerikan başkanları vardı. Bunu söylemek zorundayım ve bunu söylemekten utanıyorum. Burada çok aptal insanlar oturuyordu" dedi. "ERDOĞAN ÇOK İYİ BİR DOSTUM VE BİRLİKTE ÇOK ÇALIŞTIK" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i hedef alan açıklamaları hakkında bir soru alan Trump, bu soruya cevabında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "çok iyi bir dostu" ifadelerine yer verdi. Trump, "Bildiğiniz gibi Erdoğan çok iyi bir dostum ve birlikte çok çalıştık. Onu çok severim. Şimdi basın hemen ‘Erdoğan’ı seviyor’ diyecek ama bunu söylemem gerekiyor. Kendisi son derece güçlü bir lider ve çok güçlü bir insan" şeklinde konuştu. Türkiye ve İsrail arasında bir çatışma ihtimaline ilişkin soruya da olumsuz cevap veren Trump, "Türkiye ile böyle bir şey olacağını düşünmüyorum. En azından ben başkan olduğum sürece. Çünkü o bana saygı duyuyor ve ben de ona saygı duyuyorum. Bunun ötesinde, iyi bir dostluğumuz var" ifadelerini kullandı. "TARİHİN EN BAŞARILI DÜNYA KUPASI OLACAK" Dünya Kupası ve vizelere ilişkin soru üzerine Trump, "Tarihin en başarılı Dünya Kupası olacak. Hiçbir Dünya Kupası bu kadar hızlı ve bu kadar çok bilet satmadı. Gerçekten inanılmaz. Bu ülkede futbol pek konuşulmaz, bildiğiniz gibi biz futbola 'soccer' diyoruz. Fakat bu turnuva, şimdiye kadar en başarılısı olacak" diye konuştu. Yurt dışından geleceklerin vize endişeleri konusunda da "çok yakından çalıştıklarını" söyleyen Trump, "Bunun üzerinde çok yakından çalışıyoruz. Doğru insanların gelmesini sağlamak için çalışıyoruz" dedi. "İRAN’IN HABERİ OLMADAN MİLYONLARCA VARİL PETROL ÇIKARDIK" Enflasyon rakamlarına ilişkin bir soruya cevabında petrol fiyatlarının savaşa rağmen nispeten düşük kalmasına değinen ABD Başkanı, "İran’ın haberi olmadan milyonlarca varil petrol çıkardık. Geçen gece geç saatlerde ışıkları kapalı şekilde 22 gemiyi devreye soktuk. Çünkü artık radarları yok. Radarlarını yerle bir ettik. İşte petrolün varil fiyatının 85 dolar olmasının nedeni bu" diye konuştu. Ekonomi çok iyi giderken İran’a saldırı kararı aldığını ve "ödenilen bedelin buna değdiğini" belirten Trump, "Bana göre İran’ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak için buna değdi" ifadelerini kullandı. Trump, "Petrolün varil fiyatı 250 dolara çıkabilirdi. Ama şu anda 85 dolar. Bu gerçekten inanılmaz" şeklinde konuştu. "BENCE ANLAŞMA YAPMAK İSTEYECEKLER AMA GÖRECEĞİZ" ABD Başkanı Trump, "Önce Venezuela’ya uğradık. Ve o savaşın bize olan maliyetini defalarca çıkardık. Venezuela halkıyla harika ilişkilerimiz var ve çok iyi anlaşıyoruz. Büyük bir başarıydı ve bir günlük bir savaştı. Daha doğrusunu söylemek gerekirse, 48 dakikalık bir öfke patlamasıydı ve bitti. Venezuela şimdi çok iyi durumda" dedi. Ardından İran’a yöneldiklerini anlatan Trump, "Sonra İran’a gittik ve esasen aynı şeyi yaptık. Belki İran konusunda görüntü o kadar güzel değil ama artık donanmaları yok. 159 gemi denizin dibinde. Hava kuvvetleri yok. Bütün uçakları imha edildi. İnsansız hava araçlarının (İHA) çoğu yok edildi. İHA üretim kapasiteleri yok edildi. Füzelerinin çoğu yok edildi. Bütün liderlik kadroları ortadan kaldırıldı. Yerlerine yenileri getirildi. Şimdi onlarla muhatap oluyoruz. Bence anlaşma yapmak isteyecekler ama göreceğiz" diye konuştu. "HER GECE PETROL ÇIKARIYORDUK" Bölgeden İran’ın haberi olmadan petrol çıkardıkları açıklamasını yineleyen Trump, "Bugün ilk kez açıklıyorum. Milyonlarca varil petrol çıkarıyoruz. Milyonlarca varil. Her gece petrol çıkarıyorduk. Bunu artık söyleyebilirim çünkü artık İran da fark etti. Bunu duyurmamak benim için çok zor oldu. Açıklamayı çok istiyordum ama işi bozmak istemedim ve bu nedenle kendimi tuttum. Ama milyonlarca varil petrol çıkarıldı. İşte petrolün 250 dolar değil de 85-90 dolar seviyesinde olma nedeni bu" ifadelerini kullandı. Trump, petrol fiyatlarını savaşın bitimiyle birlikte tekrar eski seviyelerine döneceği açıklamasını da yineledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.