SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hukuk Devleti

Söz Bursa - Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP'li Kayışoğlu: “Engelli destekleri yetersiz, mağduriyetler artıyor” Haber

CHP'li Kayışoğlu: “Engelli destekleri yetersiz, mağduriyetler artıyor”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dilekçe Komisyonu’nda engelli vatandaşların sosyal destekleri ve engelli maaşlarına ilişkin yapılan başvurular üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Engelli vatandaşlara sağlanan desteklerin yetersiz olduğunu belirten Altaca Kayışoğlu, sahada ciddi mağduriyetlerle karşılaştıklarını ifade etti. Altaca Kayışoğlu, “Engellilerle ilgili verilen destekler çok çok düşük. Ayrıca birçok engelli vatandaşın rapor oranları kriter değişiklikleri gerekçe gösterilerek düşürülüyor ya da tamamen ortadan kaldırılıyor. Bu nedenle maaşı kesilen çok sayıda yurttaşımız var. Yapılan düzenlemelerle destekler fiilen azaltılıyor” dedi. “MİLLÎ GELİR ARTIŞI VATANDAŞA YANSIMIYOR” Komisyonda yapılan değerlendirmelere de değinen Altaca Kayışoğlu, açıklanan kişi başı millî gelir rakamlarının sahadaki tabloyla örtüşmediğini söyledi. Altaca Kayışoğlu, “Millî geliri masa başında 86 milyona böldüğünüzde kişi başına yüksek bir rakam düşebilir. Ancak gerçek hayatta gelir adaletsizliği derinleşmiş durumda. Millî gelirin büyük bölümü küçük bir kesime giderken geniş halk kesimleri yoksullukta eşitlenmiş durumda. Orta sınıf neredeyse ortadan kalktı. Engellilere, emeklilere, işçilere, memurlara bu büyümeden pay düşmüyor” ifadelerini kullandı. “ALT KOMİSYON KURULMALI” Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’da sosyal hukuk devleti olarak tanımlandığını hatırlatan Altaca Kayışoğlu, Meclis’in bu ilkenin gereğini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Altaca Kayışoğlu, “Eğer sosyal hukuk devleti isek, engelli ve emekli vatandaşlarımızın insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesini sağlamak zorundayız. Bu mağduriyetleri bütün yönleriyle ele alacak bir çalışma yapılmalı, gerekirse alt komisyon kurulmalıdır” dedi.

Hilmi Şanlı’dan Diyanet’e sert uyarı: "Din Görevlisi şikâyetle cezalandırılamaz!" Haber

Hilmi Şanlı’dan Diyanet’e sert uyarı: "Din Görevlisi şikâyetle cezalandırılamaz!"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, son yıllarda din görevlilerine yönelik asılsız, delilsiz ve kötü niyetli şikâyetlerde alarm verici bir artış yaşandığını belirterek, bu sürecin yalnızca bireysel mağduriyetler doğurmadığını, aynı zamanda din hizmetlerinin kurumsal yapısını ve kamu hizmeti anlayışını tehdit eden sistematik bir sorun haline geldiğini vurguladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’na hitaben yapılan kapsamlı değerlendirmede konuşan Şanlı, hukuki güvenceden yoksun bırakılan bir din görevlisinin, topluma sağlıklı ve güven veren bir hizmet sunmasının mümkün olmadığını ifade etti. Şanlı’ya göre bugün yaşanan tablo, hukuk devleti ilkesinin sessizce aşındırıldığı tehlikeli bir sürecin göstergesi. “DELİLSİZ ŞİKÂYET, KURUMSAL ÇÖKÜŞE GİDEN YOLDUR” Hilmi Şanlı açıklamasında, kamu hizmetlerinin etkin, verimli ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesinin ancak görevini icra eden personelin baskı, tehdit ve itibarsızlaştırma girişimlerinden korunmasıyla mümkün olabileceğini belirtti. Ancak gelinen noktada, hiçbir somut delile dayanmayan başvuruların dahi doğrudan idari soruşturmaya dönüştürülmesinin, din görevlilerini savunmasız ve güvencesiz bir pozisyona ittiğini söyledi. Şanlı, bu uygulamaların bir süre sonra “şikâyet yoluyla cezalandırma” mekanizmasına dönüştüğüne dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: “Delilsiz bir iddiayı esas alan her soruşturma, sadece bir personeli değil; kurumu, hizmeti ve toplumsal güveni yargılar.” ANAYASA AÇIK, UYGULAMA TERSİNE İŞLİYOR Açıklamada, Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi ile 36. maddede güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesinin, idarenin vazgeçilmez rehberi olması gerektiği vurgulandı. Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun, kamu görevlilerinin görevlerini baskıdan uzak, güvenli ve saygın bir ortamda yerine getirmesini zorunlu kıldığı hatırlatıldı. Ancak Hilmi Şanlı’ya göre, bugün gelinen noktada bu anayasal ve yasal güvenceler fiilen askıya alınmış durumda: “Sübjektif kanaatlere, varsayımlara ve kişisel husumetlere dayalı başvuruların süzgeçten geçirilmeden soruşturmaya dönüşmesi; ölçülülük, gereklilik ve orantılılık ilkelerinin açık ihlalidir.” MESLEKİ İTİBAR AŞINIYOR, HİZMET KALİTESİ DÜŞÜYOR Şanlı, soyut iddialar üzerinden yürütülen idari süreçlerin din görevlilerinin mesleki itibarını ağır biçimde zedelediğini, motivasyonu kırdığını ve bunun doğrudan din hizmetlerinin niteliğine yansıdığını ifade etti. Bu durumun yalnızca bireysel bir sorun olmadığına dikkat çeken Şanlı, kurumsal hafızanın, hizmet sürekliliğinin ve toplumla kurulan güven bağının da ciddi zarar gördüğünü söyledi. Türk Diyanet Vakıf-Sen’den Net ve Bağlayıcı Talepler Hilmi Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı’na çağrıda bulunarak şu somut talepleri sıraladı: Asılsız, delilden yoksun ve kötü niyetli şikâyetlerin, zorunlu ve etkin bir ön değerlendirme mekanizmasına tabi tutulması, Gerçek dışı beyanlarla yapılan müracaatlar hakkında caydırıcı hukuki ve idari yaptırımların uygulanması, İnceleme ve soruşturma süreçlerinde personelin kişilik haklarının, mesleki itibarının ve masumiyet karinesinin mutlak surette korunması, Din görevlilerinin hukuki güvencelerini güçlendirecek kurumsal politika ve düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçirilmesi. Şanlı, bu taleplerin bir sendikal talep olmanın ötesinde, hukuk devleti ilkesinin ve kamu yararının zorunlu bir sonucu olduğunu vurguladı. “DİN HİZMETLERİ GÜVENSİZLİK ÜZERİNE İNŞA EDİLEMEZ” Açıklamanın sonunda Hilmi Şanlı, din hizmetlerinin toplum nezdindeki saygınlığının korunmasının ancak din görevlilerinin huzur ve güven içinde görev yapabilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Aksi halde, bu sürecin devam etmesi durumunda kurumsal itibar kaybının telafisi güç sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu kritik süreçte gerekli hassasiyeti göstereceğine dair beklentilerini dile getirirken, sendika olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını da kamuoyuna açıkça ilan etti.

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada Haber

İYİ Parti ve CHP zirvesi: Emekliden gence, demokrasiden yargıya tüm sorunlar masada

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti'nin 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. İki genel başkan, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundu. Müsavat Dervişoğlu, görüşmede ele alınması gereken bütün konuları değerlendirdiklerini ifade ederek, "Bunların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik yargılamalarla alakalı yaşananlar da dahil olmak üzere kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk. Emeklilerin meselelerini ele aldık. Gençlerin sorunlarını ele aldık. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu problemlerle ilgili olarak da fikirlerimizi paylaştık. Bununla birlikte Türkiye'de yaşanan süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulmuş komisyon, o komisyonun raporu üzerindeki çalışmalar, bu zamana kadar yapılmış olanlara dair de düşüncelerimizi ifade ettik. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi çözüm süreci adı verilen ihanet projesinin amacı Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açmaktır. Bunu yeniden ifade ettim. Bunu başarmak için ise önce kelimeleri ve imajları değiştirmeye çalıştıklarını dile getirdim" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özel ise geçen hafta gerçekleştirilen kurultayda yeniden genel başkan seçilen Dervişoğlu'nu kutlayarak, "Bugün ben buraya yaptığımız ziyarette bir siyasi partinin genel başkanına hayırlısı olsun ziyaretine gitmenin ötesinde, bir ağabey ve kardeş hukuku içinde olduğumuz ve iyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olduğumuz bir büyüğüme, sabahleyin gelip bir kahvesini içme noktasındaki bir sıcaklığı hissederek geldim ve görüşmemiz de o çerçevede gerçekleşti. Son bir yılda Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçti. Acı günlerimiz oldu, kayıplarımız oldu. En kötü günümüzde hem insani olarak kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybettiğimiz günlerde İYİ Parti'nin tüm kadrolarını ve genel başkanını telefonun ucunda ilk arayan, yanımıza ilk koşan, acımızı ilk paylaşanlar arasında gördük" dedi. İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLARAK TANIMLANAN KİŞİNİN ETRAFINDA 15 TANE DEVLET KORUMASININ İŞİ NEDİR?" Özel, ‘Aziz İhsan Aktaş' davasının duruşmasında yaşananların sorulması üzerine ilk yargılamaların başladığına dikkati çekerek, "Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP'nin genel başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey'in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlar ile onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Dün İYİ Parti'nin, Gelecek Partisi'nin, DEVA Partisi'nin ve çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri ve temsilcileri bizle aynı kapıdan gelip adalet arayışında ve haysiyet suikastına karşı direnişte aynı yerlerde oturdular. Selamlaştık, genel başkanlarımızın selamını aldık. Aziz İhsan Aktaş da ‘Erdoğanların kapısından' girdi. Sayın Erdoğan'ın atadıklarının kapısından girdiler. Aynı yerde oturdular, o kapıdan çıktılar gittiler. Benim oraya gittiğim araba partime ait. Aziz İhsan Aktaş'ın oraya geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Aziz İhsan Aktaş'ın etrafında ana muhalefet partisini koruyan, ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler, Aziz İhsan Aktaş'ı koruyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede ‘suç örgütü lideri' olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu; biz Erdoğan'ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor" cevabını verdi. "DENGESİZLİĞİN GİDERİLMESİ LAZIM" Aynı soruya cevap veren Dervişoğlu ise 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş'ın devlet korumasında mahkeme salonuna getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirerek, "Burada bir dengesizlik vardır. Dolayısıyla o dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir. Herkesi her şekilde itham etme geleneğinden gelen bir anlayışla da karşı karşıyayız. Silivri'de yapılan yargılamaların tamamını takip ediyoruz. Orada yapılan yargılamalar, soruşturmalar hukuk üzerinden bir değerlendirme yapma imkanı da sunuyor. En başından beri söylüyorum, bu soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar, hukuki olmanın çok ötesinde siyasi bir iş hissiyatı oluşturuyor. Toplumun da genel kanaati bu. Ayrıca bu mahkemelerin, özel mahkemelermiş gibi bir yerden bir yere taşınması ya da yeni yapılacak yargılamalar için yeni salonların inşası sanki bir olağan dışı dönemde bütün bunların yapıldığına dair bir kanaat oluşturuyor. Hukuk devleti ve demokrasi açısından bunlar çok kabul edilebilir durum değildir" ifadelerini kullandı. "İSTANBUL SEÇİMİNİ YENİLEYELİM, İDDİA EDİYORUM 1,5 MİLYON FARKLA O SEÇİMİ KAZANACAĞIZ" Erken seçimin bir çare olup olmayacağının sorulması üzerine Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kabul etmesi durumunda İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasını kabul edebileceğini kaydederek, "Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan'a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan'ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan'ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29'unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu'dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan'ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye'de yönetimi devralmaya hazırız" değerlendirmesinde bulundu. "HÜKÜMETİ, TBMM'DE YETERLİ ÇOĞUNLUK OLMAMASI MÜNASEBETİYLE ERKEN SEÇİM YAPMAYA ZORLAYAMIYORUZ" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise aynı soruya şu cevabı verdi: "Siyaset bir iddia işidir. Hükümeti TBMM'de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz. 360 kişilik bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Bu çoğunluğun elimizde olmaması, iktidara erken seçim demeden seçim yapılmasını mümkün kılmıyor. O sebeple CHP'nin değerli genel başkanı bir iddia ortaya koyuyor. Hukuken de yapabileceği bir işe işaret ediyor ve belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini eş zamanlı olarak istifa ettirelim. Madem ki erken genel seçim yapamıyoruz, üzerinde spekülasyon olan İstanbul meselesini çözelim diyor. 770 yıldan yargılanan bir adam devlet korumasıyla gelirken, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları tutuklu yargılanmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu haksızlığın da giderilmesini temin edebilmeyi mümkün kılalım ve seçimin işaret fişeğini İstanbul'dan atalım diyorlar. Bu siyasi bir iddiadır, karşılık bulup bulmayacağı da tartışma konusudur ama netice itibarıyla bir yöntemdir."

Sadettin Saran’dan sert itiraz: "O maddeyi hayatımda görmedim!" Haber

Sadettin Saran’dan sert itiraz: "O maddeyi hayatımda görmedim!"

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, "Adli Tıp Kurumu test sonucunda pozitif çıktığı iddia edilen maddeyi hayatım boyunca kullanmadım. Bırakın kullanmayı, söz konusu maddeyi yakından görmüşlüğüm dahi bulunmamaktadır" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan ve adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran'ın Adli Tıp Kurumu'nda verdiği uyuşturucu testinin sonucu ortaya çıktı. Saran'ın saç örneğinden alınan örnekte yapılan incelemede kokain değerinin pozitif çıktığı belirlendi. "POZİTİF ÇIKTIĞI İDDİA EDİLEN MADDEYİ HAYATIM BOYUNCA KULLANMADIM" Test sonucunun pozitif çıkmasının ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Saran, "Bu sabah kamuoyunda yer alan haberlere ilişkin olarak, kamuoyunu bilgilendirme gereği doğmuştur. Her şeyden önce açık ve net biçimde ifade etmek isterim ki; Adli Tıp Kurumu test sonucunda pozitif çıktığı iddia edilen maddeyi hayatım boyunca kullanmadım. Bırakın kullanmayı, söz konusu maddeyi yakından görmüşlüğüm dahi bulunmamaktadır. Bu yöndeki iddialar, şahsımı hedef alan ve kişilik haklarım ile itibarımı zedelemeye yönelik açık bir karalama kampanyası niteliği taşımakta olup, aynı zamanda temsil ettiğim kurumları yıpratma amacı da gütmektedir. Bu süreçte, yeniden her türlü numuneyi derhal ve hiçbir tereddüt göstermeksizin vermeye hazır olduğumu da açıkça ifade etmek isterim. Bu kapsamda; söz konusu testin Adli Tip Kurumu nezdinde yeniden yapılması ve tekrar test gerçekleştirilmesi hususları, soruşturmayı yürüten savcılık makamından resmi olarak talep edilecektir. Bununla birlikte, uluslararası yeterliliğe sahip bağımsız test kuruluşlarında ilgili tüm testler en hızlı şekilde yaptırılacak ve sonuçları kamuoyunun bilgisine sunulacaktır. Bir kez daha ve özellikle vurgulamak isterim ki; gerçeğin bilimsel yöntemlerle, evrensel standartlara uygun biçimde ortaya konulmasından hiçbir çekincem bulunmamaktadır. Öte yandan, hakkında gizlilik karan bulunan bir dosyaya ait olduğu belirtilen bilgilerin, test sonucunun çıktığı iddia edilen sabahın ilk saatlerinden itibaren eş zamanlı ve koordineli bir şekilde bazı mecralarda yayımlanmış olması ayrıca dikkatle değerlendirilmesi gereken ciddi bir durumdur. Gerçeğin er ya da geç ortaya çıkacağına; sürecin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, adil ve şeffaf biçimde sonuçlanacağına olan inancım tamdır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.