SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kemal Kılıçdaroğlu

Söz Bursa - Kemal Kılıçdaroğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemal Kılıçdaroğlu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Muhittin Böcek: İmamoğlu benden 15 milyon euro istedi Haber

Muhittin Böcek: İmamoğlu benden 15 milyon euro istedi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2025/60355 sayılı soruşturmada ifade veren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, CHP içindeki adaylık süreçleri, seçim finansmanı ve Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı hazırlıklarına ilişkin çarpıcı beyanlarda bulundu. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2025/60355 sayılı soruşturmada ifade veren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, CHP içindeki adaylık süreçleri, seçim finansmanı ve Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı hazırlıklarına ilişkin çarpıcı beyanlarda bulundu. Böcek, daha önce Özgür Özel'in yönlendirmesiyle merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'e 950 bin Euro götürdüğünü söylediğini hatırlattı. Yeni ifadesinde ise Ekrem İmamoğlu'nun kendisinden yaklaşık 15 milyon Euro destek istediğini, bunun 5 milyon Euroluk kısmı için "havala" yöntemiyle ödeme yaptığını, ayrıca İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde Akdeniz Bölgesi harcamalarının kendisi tarafından karşılanmasını talep ettiğini ileri sürdü. "ÖZGÜR ÖZEL'İN YÖNLENDİRMESİYLE 950 BİN EURO GÖTÜRDÜM" Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren Muhittin Böcek, daha önce verdiği beyanlarını tekrarlayarak, 2024 yerel seçimleri öncesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yönlendirmesiyle Manisa'ya gittiğini anlattı. Böcek, adaylığı henüz açıklanmadan önce, Özgür Özel'in memleketi olması ve genel başkanlık görevi nedeniyle adaylığına katkı sağlayacağı düşüncesiyle 15 Ocak 2024 tarihinde Manisa'ya gittiğini belirtti. İfadesinde, Ankara'daki bir toplantının ardından Özgür Özel'in kendisine merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'e maddi destek ve proje desteği verilmesi talimatında bulunduğunu ileri süren Böcek, Manisa'ya giderken yanında bir çanta içerisinde yaklaşık 950 bin Euro götürdüğünü söyledi. Böcek, sosyal proje sunumunun ardından Ferdi Zeyrek ile kısa süre baş başa kaldığını, bu sırada parayı masasının yanına bıraktığını ifade etti. İMAMOĞLU İLE İSTANBUL POLAT OTELDE KRİTİK GÖRÜŞME Muhittin Böcek, ifadesinde 2024 yerel seçimleri sürecinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına ilişkin yaşadığı bir başka süreci de anlattı. Böcek, Muratpaşa Belediye Başkanının Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü, adaylık sürecine ilişkin birtakım güvenceler aldığını ve bunun karşılığında yüklü miktarda harcama yapacağı bilgisine ulaştığını söyledi. Bunun üzerine adaylığını netleştirmek amacıyla 30 Kasım 2023 tarihinde İstanbul'a gittiğini belirten Böcek, Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel'de Ekrem İmamoğlu ile yaklaşık bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdiğini ifade etti. Böcek, görüşmeye özel kalemi Yasin Yellice'nin tanıklık ettiğini, görüşme sonrasında otelin balkonunda birlikte fotoğraf çektirdiklerini ve bu fotoğrafı sosyal medya hesabında paylaştığını da beyan etti. "İMAMOĞLU, 'TERCİHİM SENDEN YANA' DEDİ, 15 MİLYON EURO İSTEDİ" Böcek'in ifadesine göre Ekrem İmamoğlu, bu görüşmede başka bir kişiye adaylık sözü vermediğini ve tercihini Böcek'ten yana kullanacağını söyledi. Ancak görüşmenin en dikkat çekici bölümü, seçim kampanyası ve İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı hedefi için talep edildiği ileri sürülen maddi destek oldu. Böcek, İmamoğlu'nun kendisine seçim kampanyası için maddi kaynağa ihtiyaç olduğunu söylediğini, ayrıca ilerleyen dönemde cumhurbaşkanlığı adaylığı planladığını belirterek siyasi yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu aktardı. Böcek'in beyanına göre İmamoğlu, bu süreçte Antalya'nın hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli görevler üstleneceğini, Böcek'in de buna hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Muhittin Böcek, ifadesinde İmamoğlu'nun kendisinden yaklaşık 15 milyon Euro maddi kaynak desteği istediğini, ayrıca cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde Akdeniz Bölgesi harcamalarının kendisi tarafından karşılanmasını talep ettiğini öne sürdü. BÖCEK: "5 MİLYON EURO'YU "HAVALA" SİSTEMİ İLE İLETTİM" Böcek, Antalya'ya döndükten sonra bir dostuna 5 milyon Euro paraya ihtiyacı olduğunu ve bu parayla İstanbul'da bir ödeme yapacağını söylediğini anlattı. İfadesine göre, birkaç gün sonra görüştüğü kişi kendisine bir 100 TL banknotun fotoğrafını çekti; ayrıca üzerinde bir isim ve telefon numarası yazılı kâğıdı zarf içinde verdi. Böcek, bu banknot ve kâğıtla birlikte ödemenin İstanbul Kapalıçarşı'da tahsil edilebileceğinin kendisine söylendiğini belirtti. Bu yöntemin "havala" adı verilen gizli bir ödeme sistemi olduğunu düşündüğünü söyleyen Böcek, paranın hangi dövizciden tahsil edildiğini bilmesinin mümkün olmadığını ifade etti. "BANKNOT VE TELEFON YAZILI KÂĞIDI İMAMOĞLU'NA TESLİM ETTİM" Muhittin Böcek, talep edilen paranın bir kısmını karşılamak amacıyla 16 Aralık 2023 tarihinde Ekrem İmamoğlu'nu aradığını, 17 Aralık 2023 tarihinde İstanbul'a giderek kendisiyle yeniden görüştüğünü söyledi. Böcek, İstanbul'da İmamoğlu'nun seçim ofisi olarak kullandığı bir binaya gittiğini, buranın yüksek katlı bir plazanın giriş katında bulunan bir ofis olduğunu ifade etti. Baş başa yapılan ikinci görüşmede, yanındaki banknot ve telefon yazılı kâğıdı Ekrem İmamoğlu'na teslim ettiğini beyan eden Böcek, talep edilen paranın kalanını daha sonra zaman içerisinde halledeceğini söylediğini anlattı. Böcek ayrıca, bu seçimde Antalya'nın çok sayıda ilçesini kazanacağını taahhüt ettiğini ve ilçelere ilişkin çalışmalarını da İmamoğlu'na sunduğunu belirtti. BÖCEK: "KALAN PARAYI İMAMOĞLU TUTUKLANDIĞI İÇİN VERMEDİM" Böcek'in ifadesinde dikkat çeken bir diğer ayrıntı da taahhüt ettiği paranın kalanına ilişkin oldu. Muhittin Böcek, Ekrem İmamoğlu'na verdiğini ileri sürdüğü desteğin kalan kısmını, İmamoğlu tutuklandığı için gerçekleştirmediğini söyledi. Ayrıca aynı ödeme yönteminin, oğlu Gökhan Böcek'in seçim reklam giderlerinin ödenmesinde de kullanıldığını ifade etti. Böcek, Ekrem İmamoğlu ile yaptığı her iki İstanbul ziyaretinde de mobil özel kalemi Yasin Yellice'nin yanında bulunduğunu, görüşme odasına girmese de görüşmelerin yapıldığına tanıklık ettiğini beyan etti. BÖCEK: "İMAMOĞLU PARTİ ÜSTÜ BİR GÜCE DÖNÜŞTÜ" Muhittin Böcek, ifadesinin devamında siyasi değerlendirmelerde de bulundu. Böcek, Ekrem İmamoğlu'nun CHP belediyeciliğinin öncü isimlerinden biri olarak uzun yıllar sonra çok sayıda belediyenin kazanılmasında önemli rol oynadığını ancak siyasi başarının ardından belediye başkanlığı görevini ikinci plana iterek erken bir cumhurbaşkanlığı hazırlığı sürecine yöneldiğini söyledi. İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı hedefinin ve tüm kararları tek merkezden yönetme arzusunun siyasi yaklaşımında baskın hâle geldiğini belirten Böcek, bu sürecin başta Antalya olmak üzere birçok CHP belediyesini olumsuz etkilediğini ifade etti. Böcek, İmamoğlu'nun zaman içinde tüm belediye başkanlarının belirlenmesinde etkili olan "parti üstü bir siyasi güce" dönüştüğünü ileri sürdü. BÖCEK: "ÖZGÜR ÖZEL DAHİ ONUN GÖRÜŞÜ DIŞINDA HAREKET EDEMİYORDU" İfadenin en dikkat çekici siyasi değerlendirmelerinden biri de CHP yönetimine ilişkin oldu. Muhittin Böcek, Parti Meclisi ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in dahi birçok konuda Ekrem İmamoğlu'nun görüşü dışında hareket edemediği bir durum oluştuğunu söyledi. Böcek, bu tablonun siyasetin doğal işleyişi açısından sağlıklı olmadığını, bir taraftan CHP gibi yüz yılı aşan geçmişe sahip bir partinin yönlendirilmesi, diğer taraftan İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yönetimi ve henüz dört yıl sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik hazırlıkların aynı anda yürütülmesinin demokratik teamüller açısından tartışmalı bir atmosfer oluşturduğunu ifade etti. BÖCEK: "İMAMOĞLU'NUN KİŞİSEL HIRSLAR CHP'Yİ BELİRSİZLİĞE SÜRÜKLEDİ" Böcek, ifadesinde eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun birkaç gün önce yaptığı "Belediyeler, genel merkezlerin ve liderlerin taleplerini karşılayacak yerler değildir." şeklindeki açıklamasına da atıfta bulundu. Bu sözlerin yaşanan tartışmaların özünü ortaya koyduğunu savunan Böcek, CHP belediyeciliğinin halk nezdinde yakaladığı güçlü desteğin zayıflamasının sebeplerinden birinin siyasi hedeflerin belediyecilik faaliyetlerinin önüne geçirilmesi olduğunu söyledi. Böcek, bu durumun hem CHP'ye hem de ülkeye zarar veren sonuçlar doğurduğunu dile getirdi. Muhittin Böcek, ifadesinin sonunda kişisel hırsların bir kurumun tamamını belirsizlik, tedirginlik ve savunmasızlık içine nasıl sürükleyebileceğini göstermek adına bu değerlendirmeleri yaptığını belirtti. Bildiği gerçekleri ve düşüncelerini samimiyetle dile getirdiğini söyleyen Böcek'in müdafileri de müvekkillerinin beyanlarına katıldıklarını ifade etti. Soruşturma, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde derinleştirilerek sürdürülüyor.

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan kritik açıklamalar: CHP tartışması, Netanyahu'ya tepki ve terörle mücadele Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan kritik açıklamalar: CHP tartışması, Netanyahu'ya tepki ve terörle mücadele

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP'de yaşananlara ilişkin, "Bu tartışmayı çözecek makam TBMM değildir" dedi. Kurtulmuş, Zambiya Ulusal Meclisi Başkanı Nelly Mutti ile TBMM'de ortak basın açıklaması düzenledi. Türkiye'nin son yıllarda Afrika ile dış politika faaliyetlerini yeni bir perspektif ve bakış açısıyla ele aldığını ifade eden Kurtulmuş, "Bu bakış açımızın üç tane temel ayağı vardır. Bunlardan birisi Afrika, Afrikalılarındır. Yani Afrika'ya dışarıdan müdahale edilmesini asla tasvip etmeyen bir anlayışla ilişkilerimizi geliştiriyoruz. İkincisi Afrika'nın sorunlarına Afrikalılar tarafından çözümler bulunmalı. Yani dışarıdan çözüm dayatmalarına da karşı olduğumuzu ve bunu da kabul etmediğimizi belirten bir yaklaşımdır. Üçüncüsü ise Afrika'nın doğa kaynakları, yer altı ve üstü kaynaklarının bir şekilde sömürülmesi değil, tam tersine Afrikalı halklarla, dostlarımızla, milletlerle birlikte kazan-kazan prensibi çerçevesinde ilişkileri geliştirme yasası olur. Bu çerçevede Türkiye-Afrika ilişkileri de önemli bir gelişme halindedir. Türkiye'nin Afrika'daki yatırımları yaklaşık 100 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Ayrıca 2002'de Afrika'da 12 olan Türkiye'nin büyükelçiliği sayısı bugün itibarıyla 44'e ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. "CUMHURBAŞKANIMIZA HİTAP EDEN BU SÖZLERİNİ TAMAMIYLA KENDİSİNE İADE EDİYORUZ" İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına tepki gösteren Kurtulmuş, "Cumhurbaşkanımızın açıklamaları, İsrail'in bölgedeki yayılma politikalarına karşı Türkiye'nin menfaatlerini korumayı hedefleyen ve Türkiye'ye karşı herhangi bir şekilde saldırgan ya da kötü niyetli amaçlarla ortaya çıkması muhtemel adımları engellemek için söylediği sözlerdir. Bu çerçevede katliamın sorumlusu, soykırım suçlusu, ellerinde masum, sivil, çocuk, kadın ve bütün Filistinlilerin kanı bulunan Netanyahu'nun Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu bu perspektife karşı söyleyecek bir tek sözü yoktur. Cumhurbaşkanımıza hitap eden bu sözlerini tamamıyla kendisine iade ediyoruz. Bir soykırımcı caninin söylediği sözlerin uluslararası alanda hiçbir kıymetinin olmadığını bir kere daha Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çatısı altından ifade ediyoruz, ilan ediyoruz" dedi. "CHP'NİN PARTİ İÇİNDEKİ ÇEKİŞMELERİ KENDİ ARALARINDA ÇÖZMELERİNİ TAVSİYE EDERİZ" Bir basın mensubunun CHP'de yaşanan gelişmelere ilişkin sorusu üzerine Kurtulmuş, "CHP'nin kurumsal kimliğinin bütünlük içerisinde devam etmesi ve kendi arasındaki bu sürtüşmeleri, çekişmeleri bir şekilde kendi aralarında çözmelerini ümit ederiz, tavsiye ederiz. TBMM Başkanlığı olarak partilerin içtüzükleri, parti Meclis gruplarının iç yönetmenlikleri çerçevesinde karar veririz. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin herhangi bir partinin iç ihtilafında taraf olması asla mümkün değildir" diye konuştu. CHP içindeki tartışmalara TBMM'nin asla taraf olmayacağının altını çizen Kurtulmuş, "Türkiye demokrasisinin sağlıklı işleyebilmesi için CHP'nin de bu tartışmaları bir an evvel geride bırakarak, kendi aralarında oluşturacakları mutabakatlarla partinin kurumsal kimliklerini en iyi şekilde kurmalarını tavsiye ve temenni ederim" dedi. "BU TARTIŞMAYI ÇÖZECEK MAKAM TBMM DEĞİLDİR" CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Grup Başkanı Özgür Özel‘in Meclis'teki makam odasının boşaltılarak kendisine tahsis edilmesine yönelik bir talebi olup olmadığı sorusu üzerine Kurtulmuş, "Bunların hepsi büyük resmin içinde bir detaydır. Meclis Başkanlığı atması gerektiği adımı zamanı geldiğinde o şekilde atar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Arada bir çelişki varsa, arada bir tartışma varsa, tartışmanın tarafı, çelişkinin tarafı ya da bu tartışmayı çözecek makam Türkiye Büyük Millet Meclisi değildir" cevabını verdi. "TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİLAHLARINI BIRAKTIĞININ TESPİT EDİLMESİNİN ANLAŞILMASIYLA PARALEL OLARAK GEREKLİ YASAL DÜZENLEMELER DE MECLİS'TE YAPILMALIDIR" Kurtulmuş, 'Terörsüz Türkiye' süreci ve bu kapsamda Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapora ilişkin, "Komisyon raporu bir yol haritasıdır. Bu ortak mutabakat metninin özellikle altıncı ve yedinci maddeleri de yol haritasını belirlemek üzere konulmuş somut tekliflerdir. Bu maddelerin gereğinin yerine getirilmesi lazım. Kritik eşik olarak tanımlanan terör örgütünün silahlarını bıraktığının tespit edilmesi, örgütün kendisini tamamıyla gerçekten feshettiğinin anlaşılmasıyla paralel olarak gerekli yasal düzenlemeler de Meclis'te yapılmalıdır. Bu sürecin hızlandırılması gerektiği kanaatindeyim" değerlendirmesini yaptı.

Süleyman Bülbül'den sert tepki: "YDK'nin aldığı bu karar yok hükmündedir" Haber

Süleyman Bülbül'den sert tepki: "YDK'nin aldığı bu karar yok hükmündedir"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Süleyman Bülbül, "Mahkeme kararında daha önce Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilen disiplin kararlarının ve tüm kararlarının yok hükmünde olduğuna ilişkin tedbir hükmü olmamasına rağmen YDK'nin Merkez Yönetim Kurulu'na yönelik böyle bir karar alınmasına talebi kesinlikle tüzüğe, mahkeme kararına ve Siyasi Partiler Kanunu'na aykırıdır" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) ‘mutlak butlan’ sonrasında ilk kez toplandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açılışını yaptığı toplantıda, başkanlık oylaması en yaşlı üye Garip Erdoğan öncülüğünde yapıldı 1 saat süren toplantıda oy çokluğuyla CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat YDK Başkanı oldu. Başkan Yardımcılığına Ahmet Ersen Özsoy, Genel Sekreterlik görevine ise Sezgin Kaya seçildi. Toplantıda alınan kararla, Özgür Özel döneminde YDK’de alınan kararların yok hükmünde sayılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe yazılmak üzere Merkez Yönetim Kurulu’na yazı gönderilmesine karar verildi. Yapılan açıklamada, karara ilişkin şu ifadelere yer verildi: "Bilindiği üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 2026/32 Esas ve 2026/658 Karar sayılı ilamı ile ‘4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Kurultayın ve sonradan yapılan olağanüstü tüm Kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların, Mutlak Butlan (Kesin Hükümsüzlük) nedeni ile iptaline, 4-5 Kasım 2023 tarihli Olağan Seçimli Kurultaydan önceki duruma dönülmesine’ karar verilmiştir. Verilen Kesin Hükümsüzlük kararı söz konusu olmakla 4-5 Kasım 2023 tarihi sonrasında oluşmuş Yüksek Disiplin Kurulu'nun ve aldığı kararların da yok hükmünde olduğu değerlendirilmektedir. Hal böyle olunca ekli listede yazılı hakkında disiplin işlemi uygulanmış üyeler özelinde, telafisi imkansız zararlara neden olunmuş bulunduğundan, bu üyeler hakkında verilmiş disiplin kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine ve kararların icrası durdurularak parti kayıtlarının düzeltilmesi hususunda karar verilmesi ve aynı zamanda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına durumun yazı ile bildirilmesi özelindeki Kurulumuz düşüncesini, saygı ile bilgi ve takdirlerinize sunarız" ifadeleri kullanıldı. Toplantıda alınan karara Süleyman Bülbül, Saniye Karalar ve Gülşah Deniz Atalar karşı oy kullandı. YDK Üyesi Süleyman Bülbül, bu karara 3 üye olarak Saniye Barut ve Gülşah Deniz Atalar ile birlikte muhalefet şerhi sunduklarını belirterek "Bölge Adliye Mahkemesi'nin 36’ncı Hukuk Dairesi'nin vermiş olduğu karar tedbiren sadece 4-5 Kasım 2023 öncesindeki yönetime, genel başkan, Parti Meclisi ve YDK üyelerine yönelik bir karardır. Bu Bölge Adliye Mahkemesi vermiş olduğu tedbir kararı dışında diğer konularda tedbir kararı vermemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin vermemiş olduğu bir tedbir kararlarının Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 4-5 Kasım 2023'ten sonra Yüksek Disiplin Kurulu kararlarını da iptal edeceği ve haklarında disiplin işlemi yapılanların kararlarının yok hükmünde sayılacağı ve bu çerçevede Merkez Yönetim Kurulu'nun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na üyeliklerinin işlenmesi konusunda yazı yazılmasına yönelik kararı yok hükmündedir" değerlendirmesinde bulundu. Daha önce hakkında disiplin cezaları verilmiş üyelerin hakkında sadece Parti Meclisi'nin bağışlama yetkisi olduğunu vurgulayan Bülbül, "Bu çerçevede mahkeme kararında daha önce Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilen disiplin kararlarının ve tüm kararlarının yok hükmünde olduğuna ilişkin tedbir hükmü olmamasına rağmen YDK'nin Merkez Yönetim Kurulu'na yönelik böyle bir karar alınmasına talebi kesinlikle tüzüğe, mahkeme kararına ve Siyasi Partiler Kanunu'na aykırıdır. Bu çerçevede YDK'nin ve MYK'nin, BAM kararında disiplin işlemlerine ve yapılan tüzük değişikliğine dair bir tedbir kararı yok iken ve işbu şahsın hukukuna ilişkin kararlardan olan BAM 36’ncı Hukuk Dairesi'nin 2026 taksim 32 esas ve 2026 taksim 658 karar sayılı kararı henüz kesinleşmemişken bu disiplin kararlarının icrasını durdurmak ve parti kayıtlarının düzeltilmesi konusunda karar vermek ve aynı zamanda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazıyla bildirmek yetkileri YDK'ye ait olmadığı gibi Merkez Yönetim Kurulu'nda da yoktur" diye konuştu.

Özgür Özel: Sandık olmaksızın yönetilmek doğru değil Haber

Özgür Özel: Sandık olmaksızın yönetilmek doğru değil

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, "Türkiye'ye sandığı getirmiş olan Partinin kendi içinde sandık sonucu olmaksızın yönetilmesi doğru değil. Sokaktaki yoğun tepkinin olumsuzluğa evrilmesinden korkarız" dedi. Özel, 16, 19 ve 20. dönem milletvekili Yusuf Fevzi Arıcı'nın TBMM'de yapılan cenaze törenine katıldı. Özel, cenaze töreninden sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. Özel, olağanüstü kurultay ile ilgili soruya, Kayseri delegesinin ilk imzayı verdiğini söyledi. Özel, Rizanin imzalarının tamamlandığını belirterek, milletvekillerinin henüz imza vermediğini ifade etti. Özel, "550'nin biraz üstünde. Bu rakam çok hızlı şekilde toplanır. Ama olabilecek en yüksek sayı ile kurultay ile ilgili başvurumuzu yaparak, ilerlemek istiyoruz. Türkiye'ye sandığı getirmiş olan Partinin kendi içinde sandık sonucu olmaksızın yönetilmesi doğru değil. Sokaktaki yoğun tepkinin olumsuzluğa evrilmesinden korkarız. Hiçbir seçilmişin istifa etmesini istemeyiz. Hafta sonu yapılacak yerel seçimler var. 3 beldeye Cuma günü öğlen, akşam ve Cumartesi öğlen olmak üzere oralara gidip Gümüşhane, Tokat, Ürgüp partililerimizi oy vermeye teşvik edeceğim. Butlandan sonra parti bir başarı elde etmiş görünür diye sandığı protesto etmek gibi refleks gösterilebilir. Pazar günü yapılacak seçimlerde hem CHP'lilerle hem de CHP dayanışma göstermek isteyenlerle sandığın başına gitmeye ve CHP'ye oy kullanmaya davet ediyoruz. Herkes gidecek ve oy kullanacak" dedi. Özel, ‘Delegeden imza toplandıktan sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun önüne gidecek. Tüzükte de ‘Genel Başkan kurultayı çağırır' yazıyor. Bu durumda tedbir kararı ile gidilmeme durumu olur mu" sorusu üzerine, "Türkiye'deki çok önemli kamu hukukçuları, tedbirin asla kurultaya gidilmesine engel olmadığına dair ortak bir metinde imza toplamışlar. Bugün bana haber verdiler. Çok güçlü bir metin. İsimlerini sizin de bildiğiniz çok ünlü hukukçular hem de siyasi görüşleri ne olursa olsun diyorlar ki ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Hatta aslında bir an önce kurultay yapılmasının dışında bir görevi de yoktur tedbirle gelenlerin. Çağrı heyeti hükmündedir.' Hele hele delegenin imzalarının ki burada Anayasa Mahkemesi kararı var. Delege karar verdiyse Olağanüstü Kurultaya, olağan kurultay takvimini bile kesebiliyor. Eskiden kestirmiyordu. Anayasa Mahkemesi ‘Yarıdan bir fazlası ne istiyorsa onu yapar' dedi. O yüzden herhalde artık ‘Genel Başkan bunu yapar' diyorsa ve Kemal Bey ‘Ben şu anda Genel Başkanlık yetkisi kullanıyorum' diyorsa bu amir hükme uyacak. Yok, o yapsın; buna engel olmaya çalışan örneğin saray yargısı varsa onu bir görürüz. Ama bütün kamu hukukçuları çok net bu konuda. Ümit ediyorum ki orada artık bir tereddüt yaşamadan gereğini yapar. Partinin bu krizden kendi gayretiyle çıkmasının önünde bir engel teşkil etme" şeklinde konuştu. Grup toplantısını yapılıp yapılmayacağına yönelik soruya Özel, "Meclis grup iç yönetmeliğimiz çok açık. ‘Grup başkanlığında herhangi bir boşalma olduğunda, ilk kapalı grup toplantısında derhal yeni Grup Başkanı seçilir' diyor. ‘Yenisi seçilene kadar eskisi devam eder' kuralı bir başka maddede var. Ben zaten mevcut Genel Başkan'ken Grup Başkanlığı görevini sürdürüyordum. Son seçilmiş Grup Başkanı da benim, üç yıl öncesinde seçilmiş. Bunun bir boşalma olarak yorumlanma ihtimaline karşı da usulüne uygun bir kapalı grup toplantısı tertip edilmişti. O toplantıda, ‘İlk toplantıda seçilir' hükmü gereğince 96 arkadaşımızın 95'inin oyuyla ve 15 arkadaşımızın da dilekçeleriyle bildirmesiyle 110 arkadaşımızın açık desteğiyle seçildik. Burada Meclis Başkanlığına bu yollandı. Meclis Başkanlığı da durumu inceleyerek seçimi tescil etti. Hatta genel merkezin başvurusunu da değerlendirdi. İkisini birden uygulamaya koydu. Benim Genel Başkan unvanımı kaldırdılar sitelerinden. Çünkü genel merkeze buraya o kararı yollamıştı. Grup Başkanı unvanımı da bu siteye işlediler tekrar. Burada herhangi bir tereddüt yok. Onun dışında bize gelmiş herhangi bir olumsuzluk da yok, olmaz da zaten. Bir de Cumhuriyet Halk Partisi grubu burada, milletvekilleri Grup kendiliğinden meclis çalışmaları sürerken bile sözlü çağrıyla da grup toplantısı yapabilir. Her zaman yapabilir. Saat 13.30'da sizlerin de ilgi gösterdiği açık grup toplantımız da ilan edildiği gibi yarın yapılacak" diye konuştu. Özel, ‘Grup başkanı Genel Başkan'a bağlı' ifadesinden kaynaklı olarak ‘Genel Başkan bir çağrı yapmadığı sürece toplanamaz' gibi bir argüman öne sürüldüğü iddialarına şöyle cevap verdi: "Bundan önce defalarca Grup Başkanının veya grup yönetim kurulunun çağrısıyla ya da çağrı beklemeksizin rutin toplantılarla bu işler hep yapılmıştır. Ayrıca esasen işin yapısı ve ruhu gereğince Meclis'te grupta dokunulmazlık kapsamında değerlendirilen konuşmalardır bunlar. Bu milletvekillerine özgü konuşmalardır. Normalde Grup Başkanı gruptaki konuşmayı yapar. Genel Başkan'ın Grup Başkanı olmadığı durumda Genel Başkan grup toplantısını onurlandırırsa Grup Başkanı tarafından kürsüye davet edilir, kürsü kendisine teklif edilir. Bu Genel Başkanların milletvekili olmadığı gibi saray rejiminin getirdiği ve kötü düzenlemelerden kaynaklanan bir mesele. Ama geçmişte de zaman zaman örneğin partinin başına milletvekili olmayan birisi Genel Başkan olmuştur ve grup başkanlığı seçiminde bazen ki SHP'de olmuştur, kurultayda yarışan iki kişiden birisi Genel Başkan seçilmiştir ama grupta diğeri Grup Başkanı seçilmiştir. Parlamento bunların hepsinin deneyimlenmiş olduğu bir yerdir. Parlamento tarihi bilinmeden, geçmiş yaşanmışlıklar bilinmeden ve bu konudaki parlamentonun daha önce aldığı kararlar bilinmeden Bu kararlar hep seçilmiş Grup Başkanı lehine olmuştur. Bu tip yaklaşımlar maalesef bu birikimlerden yoksun bir heyetin şu anda, bundan Kemal Bey'i kastetmiyorum, genel merkezde bulunuyor olması ve Meclis tecrübelerinin hiç olmaması ile olanların da Meclis'te devamlılık problemlerinin olmasından dolayı Meclis'i hiç bilmeyenlerin yaptığı açıklamalar. Siz o yüzden bunu mesleğiniz, göreviniz gereği tekrarladınız. Soruyu küçümsediğimden değil ama kaynak yeterli donanıma sahip değil." Özel, ‘Yaşananlar, devlet içindeki yapıların müdahalesi olabilir, değerlendirmesi var. Diyalog kapısının aralanması mümkün mü' sorusuna, "Sorunun bir kısmıyla ilgili, derin devlete meşruiyet tanımlayan ve Tom Barrack'ın tarif ettiği bir rejimi tarifleyen ve orada bir göreve talep açan yaklaşımı, tarihi olarak bir talihsizlik. Tarihi bir talihsizlik olarak ifade etmem lazım. Tom Barrack tarif ediyor bunu. Monarşi tarif ediyorlar. Batıcıların, milliyetçilerin ve İslamcıların Cumhuriyet kurulmadan önceki ittifakı diye de bir başka tarifin de peşinden gidiyor. Tarihi bir talihsizlik. CHP'ye yapılanın bir devlet darbesi olduğunu söylüyor ve derin devlete bir önem ve bir kutsiyet atfediyor. Parlamento çatısı altında bunları konuşmayı zül sayarım" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.