SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mahkeme

Söz Bursa - Mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ufuk Bayraktar hakim karşısında ağladı: "Amacım haraç değil, gençlere iş bulmaktı!" Haber

Ufuk Bayraktar hakim karşısında ağladı: "Amacım haraç değil, gençlere iş bulmaktı!"

Oyuncu Ufuk Bayraktar, bir işletmeyi koruma adı altında sahibinden para istediği, reddedilmesi üzerine işletme sahibine 'seni burada barındırmayacağım görürsün' diyerek yumrukla saldırdığı iddiasıyla 11 yıl 3 aya kadar hapis talebiyle hakim karşısına çıktı. Ağlayarak savunma yapan Bayraktar, "Ben kimsenin parasını gasp etmeye yönelik söylemde bulunmadım. Amacım gençlere iş bulmaktı" dedi. Mahkeme başkanı ise "Sen iş bulma kurumu musun? Senin görevin mi bu?" şeklinde sordu. Beyoğlu'nda 20 Ağustos 2025'de oyuncu Ufuk Bayraktar'ın bir işletmeye giderek işletmeyi koruma adı altında para istediği, işletme sahibinin bunu reddetmesi üzerine 'seni burada barındırmayacağım görürsün' diyerek yumrukla saldırdığı iddiasıyla yargılanmasına başlandı. İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Ufuk Bayraktar ve Volkan Akbaş hazır bulundu. Duruşmaya müşteki Ahmet P. ile taraf avukatları da katıldı. "KONU KESİNLİKLE YANLIŞ ANLAŞILMIŞ. KORUMAK BENİM NE HADDİME. BEN SADECE BEYOĞLU'NDAKİ GENÇLERE YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞIRIM" Duruşmada kimlik tespiti yapılan Bayraktar, lise mezunu ve sanatçı olduğunu belirterek aylık gelirinin 1 milyon lira olduğunu söyledi. Savunma yapan Bayraktar, yaklaşık 45 yıldır Cihangir'de bulunduğunu belirterek, "Orada babamdan kalma bir çay bahçesi bulunmaktadır. Alkol tüketiminden dolayı sıkıntılar yaşıyorum. Sabah 10.00'dan akşama kadar içerdim. Bu nedenle olayın ayrıntılarına tam olarak hakim değilim. Ahmet P.'den haraç istemedim, konu kesinlikle yanlış anlaşılmış. Korumak benim ne haddime. Ben sadece Beyoğlu'ndaki gençlere yardımcı olmaya çalışırım, birçok hayır işim de olmuştur" dedi. "BEN MAHALLEMDEKİ ESNAFI HAYIR İŞİ YAPMASI İÇİN TEŞVİK EDERİM" Savunmasına devam eden Bayraktar, "Ben mahallemdeki esnafı hayır işi yapması için teşvik ederim. Zaten oyunculuk yapmam nedeniyle birçok esnafı tanırım. Yine bir gün yeşil reçeteli ilaç almıştım, üzerine de alkol tüketmiştim. Kendimde olmadığımı hatırlıyorum ve arbede olduğunu hatırlıyorum. Ayrıntılara vakıf değilim. Kayıtları izleyince müştekiye vurduğumu gördüm. Öfke kontrolüm gitmiş, üzgünüm. Ben müştekiye esasen kendisinin dükkanında oldukça yüklü bedeller ödeyerek oturmamıza rağmen kendisinin benim dükkanıma bir çay içmeye dahi gelmemesine sinirlenmemdir. Yağma kastıyla hareket etmedim" şeklinde konuştu. ŞİKAYETİNİ GERİ ÇEKTİ Müşteki Ahmet P. ise ifadesinde, işlettiği kahvaltı salonuna Bayraktar ile birçok arkadaşının geldiğini ve sarhoşluk durumlarından oldukça rahatsızlık duyduğunu söyleyerek, "Bayan garsonlardan birine 'seninle evlenmek istiyorum' muhabbeti de yapmış. Hesaplarını öderlerdi zaten ama tüm mesaimi o masaya harcıyordum ve işletmeme uymayan bir masaydı. Ufuk Bayraktar ile ağabeyim bir şeyler konuşmuşlar, ben sadece parasal olarak 25'i duymuştum. Benden ise 'mahallenin gençlerine 10 bin lira tabla silme parası verin, iş yapsınlar, paket servis atsınlar, mahallenin gençleri çalışsın' dedi. Benim yüzüme 'bunca zaman bir çay içmeye gelmedin' diyerek vurması üzerine ben şikayetçi oldum ancak şiddet durumundan sonra erkek kardeşimden olayın doğrusunu öğrendim. Bayraktar'ın sözlerini ilk başta yanlış anlamışım. Sanıklardan şikayetçi değilim" ifadelerini kullandı. MAHKEME BAŞKANI: "SEN İŞ BULMA KURUMU MUSUN?" Duruşmada mahkeme başkanı, sanık Bayraktar'a dönerek, "Sen iş bulma kurumu musun? Senin görevin mi bu, iş bulmak gençlere? Ben gelsem senden mahallenin gençlerine iş bul para ver desem ne yaparsın?" diye sordu. Bayraktar ise "Elimden gelen her şeyi yaparım, gelmiyorsa yapmam" diye yanıtladı. AĞLAYARAK SÖZ ALDI: "AMACIM GENÇLERE İŞ BULMAKTI. 3 MİLYON DOLARLIK FİLM YAPTIĞIMDAN BENİM ZATEN PARAYA İHTİYACIM YOKTUR" Daha sonra söz alan Bayraktar sesi titreyerek, "Bu şekilde burada durmak beni üzüyor. Ben kimsenin parasını gasp etmeye yönelik söylemde bulunmadım. Amacım gençlere iş bulmaktı. 3 milyon dolarlık film yaptığımdan benim zaten paraya ihtiyacım yoktur. Ben o mahallede büyüdüm, ben yapmasam kim yapacak?" ifadelerini kullandı. DURUŞMA ERTELENDİ Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Ufuk Bayraktar'ın 'yurt dışına çıkış yasağı' şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına ve eksikliklerin giderilmesine hükmederek duruşmayı erteledi. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheliler Bayraktar ve Akbaş'ın müşteki Ahmet P.'ye ait işletmeye giderek bir müddet orada oturdukları, bu sırada müştekinin kardeşi olan Halil P.'yi görüp onunla bir toplantı yapmak istediğini söyledikleri, daha sonra müşteki Ahmet P.'nin şüphelilerin yanına gittiğinde Ufuk Bayraktar'ın ekranında 'kartlar yeniden dağıtılıyor oyunda biz de varız' şeklinde yazı bulunan telefonu müştekiye göstererek 'bu işletmeye çökmeye çalışıyorlar, mahallemizin gençleri burayı korusun, siz onlara haftalık 25 bin lira para verin, onların Whatsapp grupları var bütün mahalle bu çocukların, ben onlar para kazansın diye söylüyorum' şeklinde sözler söyleyerek müştekiden koruma adı altında para istediği anlatıldı. "ŞİKAYETİNİ GERİ ÇEK BEN HALLEDERİM KONUYU" DİYEREK MÜŞTEKİ ÜZERİNDE BASKI KURMAYA ÇALIŞTIĞI BELİRTİLDİ Müşteki Ahmet P.'nin bunu kabul etmemesi üzerine bu kez kendisinden haftalık 10 bin lira kadar fiyatı düşürdüğü, ancak müştekinin kendilerinin polisin koruyacağını söyleyerek bu talebi reddettiğinin aktarıldığı iddianamede, Ufuk Bayraktar'ın ise bu kez 'sonra görüşeceğiz' diyerek diğer şüpheli ile birlikte mekandan ayrıldıkları, bu olayın ardından geçen süre zarfında mekana birkaç kez gelen şüphelilerin ardından 1 ay kadar görünmedikleri ancak en son 20 Ağustos 2025'de tekrardan geldiklerinde Ufuk Bayraktar'ın sinirli bir şekilde müştekinin yanına gelerek tekrardan kendisiyle konuşmak istediğini belirttiği kaydedildi. Bayraktar'ın müştekinin kendisiyle konuşmak istememesi üzerine 'seni burada barındırmayacağım görürsün' diyerek müştekiye saldırıp yumrukla vurduğu, müştekinin polis çağırmasıyla olay yerine polisler geldiğinde diğer şüpheli Volkan Akbaş'ın müştekinin yanına gelerek 'şikayetini geri çek ben hallederim konuyu' diyerek müşteki üzerinde baskı kurmaya çalıştığı belirtildi. 11'ER YIL 3'ER AYA KADAR HAPİS TALEBİ Hazırlanan iddianamede şüpheliler Ufuk Bayraktar ve Volkan Akbaş'ın 'iş yerinde birden fazla kişi ile birlikte yağmaya teşebbüs' suçundan 7'şer yıl 6'şar aydan 11'er yıl 3'er aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

‘Kooperatif davasında’ ara karar; Tunç Soyer'e tahliye Haber

‘Kooperatif davasında’ ara karar; Tunç Soyer'e tahliye

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’deki usulsüzlük iddialarına ilişkin görülen davada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya hakkında tahliye kararı verildi. Ancak sanıkların, başka bir soruşturma kapsamında tutukluluk hallerinin devam edeceği öğrenildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davanın görülmesine devam edildi. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görülen 4. celsede; eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve diğer sanıklar hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşma esnasında Heval Savaş Kaya’nın savunmasını yaptığı sırada Mahkeme Başkanı Sedat Yılmaz’ın fenalaşması üzerine duruşmaya bir süre ara verildi. Aranın ardından savcılık makamı mütalaasını açıkladı. Savcı; duruşmaya gelmeyen sanık Yunus Tosun hakkında yakalama kararı çıkarılmasını, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın katılma taleplerinin kabulünü ve delil durumu itibariyle tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. DOSYADA TUTUKLU SANIK KALMADI Mahkeme heyeti, yaptığı değerlendirme sonucunda Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın bu dosyadan tahliyesine karar verdi. Verilen kararla birlikte davada tutuklu sanık kalmadı. Duruşma 26 Mart tarihine ertelendi. Öte yandan, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi'ndeki "zimmet" iddialarına yönelik yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında; Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Şenol Aslanoğlu’nun tutukluluk hallerinin devam edeceği belirtildi. SORUŞTURMA SÜRECİ 1 TEMMUZ'DA BAŞLADI İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ'de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz'da düğmeye basıldı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan soruşturmada, "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, aralarında dönemin Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu'nun da bulunduğu 139 şüpheli yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60'ı tutuklanırken, süreç içerisinde yapılan itirazlar ve duruşmalarla tutuklu sayısı değişti. 45 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ Hazırlanan ve İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede; Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe-Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı belirtildi. Dosyada 449 mağdur ve 7 müştekinin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ de "suçtan zarar görenler" olarak yer aldı. Sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve bu suçlara teşebbüs gibi çeşitli suçlamalardan 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. ÖNCEKİ DURUŞMALARDA 9 TAHLİYE Eylül ayında başlayan yargılama sürecinin ilk duruşmasında İZBETON AŞ Yönetim Kurulu üyeleri Levent İşler, Sevcan Tınaztepe, Orhan Sertaç Dölek, Mehmet Gürhan Özata ve eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Alphan Bozan tahliye edildi. Ekim ayındaki 2. duruşmada ise Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç ve Hüseyin Şimşek tahliye olurken; Aralık ayındaki 3. duruşmada mahkeme Barış Karcı'nın tahliyesine, Şenol Aslanoğlu'nun ev hapsinin kaldırılmasına, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya'nın ise tutukluluk halinin devamına hükmetti. Soyer'e 'zimmet' suçlamasıyla ikinci tutuklama Öte yandan ana dava devam ederken, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi'ndeki zimmet iddialarına yönelik ayrı bir soruşturma daha yürütüldü. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 26 Aralık'ta düzenlenen operasyon sonrası 29 Aralık'ta adliyeye sevk edilen şüpheliler hakim karşısına çıktı. Tutukluluk halleri devam eden Tunç Soyer ile İZBETON AŞ eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, iş insanları Burak Bakır ve Yıldırım Kuruoğulları "zimmet" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Trafikte agresif davranışlara yargı freni Haber

Trafikte agresif davranışlara yargı freni

Yargıtay, trafikte bir kişiyi hedef alarak kasıtlı ve ısrarlı şekilde korna çalmanın sadece uyarı değil, hakaret ve huzur bozma suçu kapsamında değerlendirilebileceğine karar verdi. Hukukçular, öfkeyle yapılan her trafik davranışının mahkeme salonuna taşınabileceğine dikkat çekiyor. Trafikte yaşanan tartışmalar, günümüzde çoğu zaman sözlü sataşmaların ötesine geçerek ciddi hukuki boyutlar kazanabiliyor. Özellikle ısrarlı ve kasıtlı şekilde korna çalmak, sürücüler arasında sıkça rastlanan ancak genellikle "basit bir tepki" olarak değerlendirilen bir davranış olarak öne çıkıyor. Ancak Yargıtay kararları, bu tür eylemlerin sadece trafik kuralı ihlali olarak görülmeyeceğini, hakaret ve huzur bozma suçları kapsamında da değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor. Yargıtay, bir kişiyi hedef alarak sürekli korna çalınmasını, karşı tarafı rahatsız edici ve küçük düşürücü bir eylem olarak kabul etti. Bu noktada, söz konusu davranışın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve somut olayın özelliklerine göre cezai sorumluluk doğurabileceği vurgulandı. "YARGITAY'A GÖRE KORNA, YALNIZCA UYARI AMACIYLA KULLANILABİLİR" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Burak Evci, trafikteki agresif davranışların hukuki sonuçlarının hafife alınmaması gerektiğini belirtti. Avukat Burak Evci, "Yargıtay’a göre korna, yalnızca uyarı amacıyla kullanılabilir. Bir kişiyi hedef alarak, kasıtlı ve ısrarlı biçimde korna çalmak, karşı tarafı rencide edici nitelik taşıyorsa hakaret suçunu oluşturabilmektedir. Trafikte yapılan her davranış masum değildir. Özellikle olayın kasıt, süreklilik ve hedef gözetme unsurlarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir anlık refleksle yapılan kısa uyarı ile öfke amacıyla sürekli korna çalmak arasında hukuken ciddi fark vardır. Yargıtay, bu tür eylemleri kişinin huzur ve sükununu bozacak nitelikte görmektedir" diye konuştu. "TRAFİKTE ÖFKEYLE YAPILAN BİR DAVRANIŞ, SANIK SIFATIYLA MAHKEME SALONUNA TAŞINABİLİR" Bu tür davranışların yalnızca ceza davasına değil, aynı zamanda manevi tazminat taleplerine de konu olduğunu aktaran Evci, "Trafikte yaşanan her agresif tutumun, ilerleyen süreçte bir mahkeme dosyasına dönüşebileceği uyarısı yapılmaktadır. Direksiyon başında yapılan her hareket hukukun denetimindedir. Korna bir silah değildir. Trafikte öfkeyle yapılan bir davranış, sanık sıfatıyla mahkeme salonuna taşınabilir. Artan trafik gerilimi karşısında sürücülerin daha dikkatli olması gerekiyor. Öfke kontrolünün artık sadece ahlaki değil, hukuki zorunluluk haline geldi" şeklinde konuştu.

44 canın gittiği sitede müteahhit pes dedirtti: "İlkokul mezunuyum, inşaattan anlamam" Haber

44 canın gittiği sitede müteahhit pes dedirtti: "İlkokul mezunuyum, inşaattan anlamam"

Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerde 44 kişinin hayatını kaybettiği Said Bey Sitesi'nin yıkılmasına ilişkin 1'i tutuklu, 2 kamu görevlisi, 8 sanığın yargılanmasına devam edildi. Tutuklu sanık müteahhit H.Ç. "Ben inşaat yaptırdım, yapmadım. Alınan malzemeleri bilmem, ustalar en iyisini almıştı. Müteahhidim ama anlamam, ilkokul mezunuyum" diyerek kendini savundu. Kahramanmaraş'ın Dulkadiroğlu ilçesi Yahya Kemal Mahallesi'ndeki 2 bloklu Said Bey Sitesi, 6 Şubat'ta meydana gelen ilk depremde yıkıldı. Sitedeki 44 kişi hayatını kaybetti, Kahramanmaraş Adliyesi 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde ise sorumlular hakkında dava açıldı. Duruşmada sanıklardan sitenin müteahhidi H.Ç. (54), kamu görevlileri A.Ö., S.B. ve depremde hayatını kaybedenlerin yakınları ile avukatlar katıldı. Dönemin Dulkadiroğlu Belediyesi İmar Müdürü A.Ö. ve müdür yardımcısı S.B., önceki beyanlarını tekrar ettiklerini belirterek suçlamaları kabul etmeyip beraatlerini istedi. "MÜTEAHHİDİM AMA ANLAMAM, İLKOKUL MEZUNUYUM" 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istenen tutuklu sanık müteahhit H.Ç. suçlamaları kabul etmeyerek, "35 yıldır market işi yapıyorum. Ben de mağdurum. Ben inşaat yaptırdım, yapmadım. Alınan malzemeleri bilmem, ustalar en iyisini almıştı. Müteahhidim ama anlamam, ilkokul mezunuyum. Projeye uygun market yapılsın dedik en iyi malzemeleri aldık. Ben de mağdurum keşke oralara yatırım yapmaz olaydım. Yatırım yapalım dedik. Burada ben bin metrekare market açtım. Yakınlarım rahmetli oldu. Hapis yatıyorum suçum yok tahliyemi talep ediyorum" dedi. Tutuksuz diğer sanıkların avukatları da suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini istedi. Mahkeme başkanı daha sonra müştekilere ve site sakinleri ile yakınlarına söz verdi. Katılan vekillerin beyanlarının alınmasının ardından mahkeme heyeti duruşmayı 10 Nisan tarihine erteledi. "Adalete güveniyoruz umudumuzu kaybetmiyoruz" Adliye çıkışı konuşan depremzedelerden Nevres Akkaya, "Binanın asıl yıkılmasına sebep asma katın olduğu ortada. Bilirkişi raporları da ortaya koyuyor. Bunlara rağmen halen istediğimiz neticeyi almakta zorlanıyoruz. Adalete güveniyoruz umudumuzu kaybetmiyoruz" diye konuştu.

Adalet Bakanlığı sızdırdı: Trump, Epstein’ın Jetinde kaç kez uçtu? Haber

Adalet Bakanlığı sızdırdı: Trump, Epstein’ın Jetinde kaç kez uçtu?

ABD Adalet Bakanlığı'nca yeni yayımlanan Epstein belgelerinde yer alan e-postaya göre, Donald Trump'ın 1990'lı yıllarda Jeffrey Epstein'ın özel jetiyle daha önce bilinenin ötesinde birçok kez seyahat ettiği öne sürüldü. ABD Adalet Bakanlığı, kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in soruşturma dosyasında yer alan belgelerden bir yenisini daha kamuoyuyla paylaştı. Belgelerde yer alan e-postada, ABD Başkanı Donald Trump'ın 1990'lı yıllarda Jeffrey Epstein'ın özel jetiyle daha önce bilinenin ötesinde birçok kez seyahat ettiğini gösteren bilgiler yer aldı. Konu başlığı "RE: Epstein uçuş kayıtları" olan e-posta, gönderen ve alıcı bilgileri karartılmış şekilde servis edilirken, e-postanın altında adı karartılmış şekilde New York Güney Bölgesi'nden bir yardımcı ABD savcısının unvanı görüldü. E-postada, "Durumsal farkındalığınız açısından, dün aldığımız uçuş kayıtlarının, Donald Trump'ın Epstein'ın özel jetiyle daha önce bildirilenden çok daha fazla kez seyahat ettiğini gösterdiğini bilmenizi isterim. Bu seyahatler, Maxwell davasında suçlama yöneltmeyi bekleyeceğimiz dönemi de kapsamaktadır. Özellikle, 1993 ile 1995 yılları arasında en az 8 uçuşta yolcu olarak listelenmektedir; bunların en az dördünde Maxwell de hazır bulunmuştur. Ayrıca, çeşitli zamanlarda ve farklı uçuşlarda, Marla Maples, kızı Tiffany ve oğlu Eric de dahil olmak üzere başkalarıyla birlikte seyahat ettiği görülmektedir" ifadeleri yer aldı. E-postada ayrıca, "1993 yılındaki bir uçuşta, listelenen tek iki yolcu kendisi ve Epstein'dır; bir başka uçuşta ise listelenen yalnızca üç yolcu bulunmaktadır: Epstein, Trump ve o dönemde 20 yaşında olan bir kişi. Diğer iki uçuşta ise yolculardan ikisi, ayrı ayrı olmak üzere, Maxwell davasında muhtemel tanıklar olabilecek kadınlardır. Tüm kayıtların (100 sayfadan fazla ve çok küçük puntolu metinlerden oluşan) incelemesini yeni tamamladık ve ileride bunun herhangi bir sürprize yol açmamasını istedik" denildi. E-postada, 20 yaşındaki kişinin kimliği de karartılmış bir şekilde verildi. Maxwell davası Epstein'ın kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, reşit olmayan kişileri Jeffrey Epstein'ın cinsel istismar çabalarına dahil etmek için komplo kurmak ve çocuklara yönelik cinsel amaçlı insan ticareti yapmakla suçlanmıştı. 2022 yılında yargılanan Maxwell, suçlu bulunarak 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Davada, birçok tanık ve mağdur ifadesi, Epstein ve Maxwell'in yıllarca süren yasa dışı faaliyetlerini ortaya koymuştu. Epstein davası ABD'li milyarder Jeffrey Epstein, 2002-2005 yılları arasında reşit olmayan onlarca kız çocuğuna yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 6 Temmuz 2019'da New York'ta federal mahkemede hakim karşısına çıkarıldıktan sonra tutuklanmıştı. Epstein'in tutuklu bulunduğu cezaevinde 10 Ağustos 2019'da intihar ettiği açıklanmıştı. Fuhuş ağı oluşturarak kız çocuklarına tuzak kuran Epstein'in oyuncular, siyasetçiler gibi dünyaca ünlü isimlerle olan bağlantısı dünya genelinde büyük tepki çekmişti. Davada Trump'ın adının geçtiği iddia edilmişti ABD'li milyarder Elon Musk'ın Trump ile sosyal medya üzerinden yaşadığı tartışmada Trump'ın adının Jeffrey Epstein hakkındaki dava dosyalarında geçtiğini ve bu nedenle dosyaların kamuoyuna açıklanmadığını iddia etmesi ise tartışmaları beraberinde getirmişti. Wall Street Journal gazetesi Trump'ın Epstein'e 2003 yılında 50. doğum günü nedeniyle müstehcen bir mektup gönderdiğini iddia ederken, Trump haber nedeniyle Wall Street Journal ve sahibi Rupert Murdoch'a 10 milyar dolarlık dava açmıştı. Son olarak, ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'nin Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin uçuş kayıtları, cezaevi gözetim görüntüleri, mahkeme evrakları, ses kayıtları ve mailler dahil 33 bin 295 sayfa belgeyi yayınladığı kamuoyuna yansımıştı. Epstein belgeleri yayınlanmıştı ABD Başkanı Donald Trump'ın kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve hapishanede ölü olarak bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili belgelerin kamuoyunun erişimine açılmasını öngören yasa tasarısını geçen ay imzalamasının ardından, ABD Adalet Bakanlığı Epstein'in soruşturma dosyasında yer alan binlerce sayfalık belgeyi internet sitesinde yayınlamıştı. Belgeler arasında ünlü isimlerin fotoğrafları yer almıştı Yayınlanan belgelerde 2009 yılında hayatını kaybeden pop müzik yıldızı Michael Jackson, dünyaca ünlü Rock grubu Rolling Stones'un vokali Mick Jagger, ABD'nin 42. Başkanı Bill Clinton, Oscar ödüllü ABD'li oyuncu ve yönetmen Kevin Spacey ve ABD'li oyuncu ve komedyen Chris Tucker dahil birçok ünlü ismin yer alması, Epstein'in siyaset ve sanat dünyası ile şüpheli ilişkilerini bir kez daha gündeme taşımıştı.

Şoförler Odası’ndan korsana geçit yok Haber

Şoförler Odası’ndan korsana geçit yok

Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanlığı korsan taksilere savaş açtı. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Ahmet Çakır, korsan taşımacılıkla amansız mücadele başlattıklarını söyledi. Taksici esnafıyla gittikleri iş birliği neticesinde ‘Korsan Taşımacılıkla Mücadele Komisyonu’ kurduklarını belirten Çakır, “Komisyonumuz korsan faaliyetlere karşı mücadelesini aktif olarak sürdürmektedir. Vatandaşlarımızdan korsan taksilere itibar göstermemelerini rica ediyoruz. Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca, korsan taksileri tercih eden yolculara 3 bin 84 TL’lik para cezası uygulanmaktadır. Bununla birlikte yolcuların mal ve can güvenlikleri açısından da korsan taksiler, birer tehdit unsuru oluşturmaktadır” diye konuştu. Kolluk güçlerinin Bursa’da son dönemde gerçekleştirdikleri denetimlerde korsan faaliyet gösteren yaklaşık 2 bin taksiye 46 bin TL’lik para cezası ile 60 gün trafikten men cezası uygulandığını ifade eden Çakır, haksız rekabete neden olan korsan uygulamaların taksici esnafını zor durumda bıraktığını vurguladı. 19 Aralık mahkeme günü Bursa’da legal hizmet verdiği iddiasındaki korsan taşımacılık yapan bir firmayla hukuki mücadele süreci başlattıklarını vurgulayan Çakır, “Bu firmayla 19 Aralık’ta mahkeme önünde hesaplaşacağız. Bilir kişi raporları, adını vermek istemediğim firmanın korsan hizmet verdiğini belgeledi. Söz konusu firmanın halkı yanıltmaya yönelik şehrin muhtelif bölgelerindeki billboardlarda yer alan afişlerini kaldıran Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne, Büyükşehir Genel Sekreterliği’ne ve BURULAŞ Genel Müdürlüğü’ne teşekkür ediyorum. Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası olarak bizim de müdahil olduğumuz davanın mahkeme nezdindeki haklılığının tescilleneceğine inanıyoruz” dedi. Sundukları hizmet gereği halka karşı sorumlu olduklarını vurgulayan Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Ahmet Çakır, korsana karşı başlattıkları mücadelede halkın desteğine ihtiyaçları bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Tanık anlattı: “Patlamadan önce tüp ve metal parçaları vardı” Haber

Tanık anlattı: “Patlamadan önce tüp ve metal parçaları vardı”

Tokat'ın Erbaa ilçesindeki 2 kişinin öldüğü 5 kişinin yaralandığı EYP davasının 6. duruşmasında tanık U.Ş., sanık İ.G.'yi patlama öncesinde otel önünde tüp ve metal parçalarla gördüğünü söyledi. İlçeye bağlı Karayaka beldesi Hürmüzlü Mahallesi'nde 18 Mayıs 2024'te meydana gelen ve 5 askerin yaralandığı, 2 kişinin ise hayatını kaybettiği patlamayla ilgili açılan davanın 6'ncı duruşması önceki gün görüldü. Tokat Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar İ.G. ve T.Ö., SEGBİS üzerinden bağlanırken, otel çalışanı U.Ş. tanık olarak dinlendi. "Otel önünde tüp ve metal parçalar ile uğraştığını gördüm" Tanık U.Ş., duruşmada verdiği ifadede patlamadan bir süre önce otelde şüpheli gördüğü bazı faaliyetleri anlattı. U.Ş., "Sanıklar benim patronum olurdu. Ben onların çalışıyordum. Olayın olduğu tarihten 15 gün kadar önce işten ayrılmıştım. İ.G. otelde bulunduğum sırada birkaç kez piknik tüpünü bahçeye çıkarıp ters çevirerek yakıyordu. Sebebini bilmiyordum. Neden böyle bir şey yaptığını sormadım. Çünkü patronumdu. Ayrıca otelin önünde demir parçaları, spiral parçaları görüyordum. Yine bunların neden olduğunu da sormadım. İ.G. zaman zaman tadilat işleri yapardı. Odalarda değişiklikler yapardı. Onunla alakalı olduğunu düşünmüştüm. Sanıkların olaydan yaklaşık son 6 aydır araları çok iyi değildi. İ. G. o dönem otel çalışanı olan Büşra hanımla birlikteydi. Ben birkaç kez T. Ö.'ü kasaya sahip çıkması konusunda uyarmıştım. Çünkü İ. G. otele gelen bazı kişilerin kayıtlarını yapmıyordu. Bunu resepsiyonda görevli olduğum için biliyordum. Yurt dışına çıkışımdan 4-5 gün kadar önce gece geç saatte T. Ö. beni aradı. İ. G.'nin sinirli olduğunu söyledi. Silahıyla birlikte Tokat'a gittiğini, kendisinin de bir delilik yapmaması için arkasından gittiğini söyledi. Benim resepsiyonda beklememi istedi. Oraya da bir miktar para bıraktığını, yevmiyemi ve taksi paramı oradan alabileceğimi söyledi. T. Ö. bana İ. G.'nin aklını Büşra'nın çeldiğini, para konularını çok fazla dert etmemem gerektiğini, ileride anlayacağını söylemişti. Ayrıca T. Ö. bu olaylardan yaklaşık 4-5 ay kadar önce ortaklığını bitireceğini, sezonun sona ermesini beklediğini söylemişti. Çünkü kasadan para alma olayları açığa çıkmıştı. Ben birkaç yerde bu durumu anlatmıştım. Olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir" dedi. İ.G.: "Suçlamaları kabul etmiyorum, silahla Tokat'a gitmedim" Suçlamaları kabul etmeyen tutuklu sanık İ.G. ise savunmasında, "Önceki savunmamı aynen tekrar ederim. Tanığın aleyhe beyanlarını kabul etmiyorum. Zaman zaman tadilat yaptığım hususu doğrudur. Ancak patlayıcı madde yapacak bir kapasiteye sahip değilim. Eski eşimle alakalı sıkıntılarım olduğu da doğrudur. Ancak bunun sebebi çocuklarımla görüştürmemesidir. Ancak iddia edildiği gibi silahla Tokat'a gitmedim. Hastanenin orada T. Ö. ile beraberken ağlamamın sebebi de çocuklarımla görüşemememdi. Ben eşimden ayrıldım. Eşimle aramdaki bütün münasebeti bitirdim. Karşı tarafa herhangi bir husumet beslemedim. Karşı tarafın beyanlarını kabul etmiyorum. Bana iftira atılmıştır. Suçsuzum, beraatimi talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan yasal hükümlerin uygulanmasını ve tahliyemi talep ederim" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, mevcut deliller ve dosya kapsamını değerlendirerek sanıkların tutukluluk hâlinin devamına karar verdi. Dava, 28 Ocak 2026 tarihine ertelendi.

Özel: "CHP birlik ve beraberlik içinde ne hastalandı, ne güç kaybetti" Haber

Özel: "CHP birlik ve beraberlik içinde ne hastalandı, ne güç kaybetti"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti genel merkezinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Özel, partisinin 38'inci Olağan Kurultayı'nın iptali talebiyle açılan davada ret kararı verilmesine ilişkin soru üzerine, "Arkadaşlar herhalde bu soruyu siz göreviniz gereği onlarca kez sordunuz. Onlarca kez verdiğim cevabın bugün beni mahcup etmemesinden büyük memnuniyet duyuyorum. Bu dava sonuç odaklı bir dava değildir, süreç odaklı bir davadır. Sonuç alınması mümkün değildir. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi'ni tartıştırmak, Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir tartışma varmış görüntüsünü vermektir" dedi. "CHP GÜÇLÜ BÜNYESİ, BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE NE HASTALANDI, NE GÜÇ KAYBETTİ" Özel, "Davayı açan kişi partiden atılmış biridir zaten, davaya taraf olamaz. Taraf olabilecek kişilere de dilekçeler verdirdiler. Mahkeme esastan kararını verdi ve davanın konusuz olduğunu söyledi. Ben bunu aylardır söylüyorum. CHP, 31 Mart seçimlerinde 47 yıl sonra Türkiye'nin yeniden birinci partisi olmasıyla, belediyelerde yüzde 65'lik bir nüfusun yaşadığı belediyeleri kazanmasıyla birlikte ‘Cumhuriyet Halk Partisi'ni normal siyasi yollarla yenemeyeceğiz, nasıl yenebiliriz? CHP'de bir iç karışıklık çıkaralım' dediler. Buna alet edebilecekleri birtakım aparatları buldular. Bizi hasta etmeye çalıştılar. CHP güçlü bünyesi, birlik ve beraberlik içinde ne hastalandı, ne güç kaybetti. Artık bu iş bugün tamamen ortadan kalktı. Böyle olacağını biliyorduk ama CHP'yi tartıştırmak istediler, bugüne kadar geldiler" diye konuştu. Delege, üye, seçmen ve demokratlara teşekkür eden Özel, "Burada Türkiye'nin bütün muhalefet partilerinin liderleri gelip dayanışma gösterdiler. Bu salonda birlikte basın toplantıları yaptık. Nezaket ziyaretleri yaptılar. Ne mutlu ki demokratlar bizim tarafımızda, biz demokrasi tarafındayız. Otokrasinin ve otokratın tarafında olanlar kaybetmiştir. Demokrasinin tarafında olanlar kazanmıştır. Yapılacak ilk seçimde de demokrasi kazanacak, otokrasi kaybedecektir" dedi. "KONGRE KARARININ ARDINDAN BORSA YÜKSELDİ" Özel, "Ekrem İmamoğlu'na yöneltilen casusluk suçlaması, İBB'ye kayyum atanma riskini ortaya çıkarır mı?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Çıkarmaz. Açıkçası şunu söyleyeyim. Bu kayyum tartışmasını köpürtmeye çalışanlar var tabii, oradan ne ümit ediyorlarsa. Zaten Ekrem İmamoğlu bir terör suçlamasıyla tutuksuz olarak yargılanıyor. Bırakın yargılanmayı, daha doğrusu iddianame bekliyor. Soruşturma terörden açıldığı anda, kayyum atama imkanı her zaman var tabii biliyorsunuz. Ve oradan bir kayyum atama niyeti, bu milletin vicdanından öyle bir geri döndü ki ona cesaret edemediler zaten. Yapacaksa her zaman kayyum atayabilir ama bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongresini yok sayma girişimi ortadan kalkınca, borsa yüzde 5 yukarı fırladı."

"İhmali bir davranışta bulunduğumuzu düşünmüyorum" Haber

"İhmali bir davranışta bulunduğumuzu düşünmüyorum"

İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 22’si tutuklu toplam 47 sanığın yargılandığı dava 8’nci gününde devam ediyor. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adliyenin konferans salonunda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar hazır bulundu. Duruşmada tutuksuz sanık hemşire Ayşe Gizem Büyükköleş savunma yaptı. İhmali davranışlarda bulunup Opera bebeğin ölümüne neden olduğu gerekçesiyle savunma yapan sanık Büyükköleş, "2023 yılında üniversiteden paramedik bölümünden mezun oldum. Birinci Hastanesi’nde stajyer olarak çalıştım. Opera bebek hastaneye geldiğinde toplu nöbeti devralmıştık. Bu bebeğin günlüğüne 20 bin lira alındığını duydum. Opera bebek stabildi. Sabah saat 06.30 gibi Tuğçe Toptemel'e bebek büyük olduğu için bakımına girmek istediğimi söyledim. Bebeğin bağlı olduğu cihaz ötmeye başladı. Bu durumu Doğukan Taşçı'ya bildirdi Tuğçe. Doğukan bizden bebeğin videosunu ve kan şekerini istedi. Ancak Tuğçe bebekten kan gazı almaya çalıştı. Kan gazı için ekipman yoktu. Bebeğe Doğukan CPR işlemi yapılmamasını söyledi ancak Tuğçe CPR yapmaya başladı ama sürdürmedi. Sabah nöbeti devralmaya gelen arkadaşlara bebeği teslim ettik" ifadelerini kullandı. "İHMALİ BİR DAVRANIŞTA BULUNDUĞUMUZU DÜŞÜNMÜYORUM" Savunmasına devam eden sanık, Ayşe Gizem Büyükköleş, "Ne Tuğçe Topdemir'in, ne de kendimin ihmali bir davranışta bulunduğumuzu düşünmüyorum. Biz elimizden gelen tüm müdahaleyi yaptık. Bu olay olana kadar Fırat Sarı'yı tanımıyordum. Gece hastanede doktor bulunmazdı. Nöbet listesinin olup olmadığını bilmiyordum. Mesleği öğrenmek için ilk kez çalışmaya başladığım yerde böyle bir şey yaşadığım için çok üzgünüm" diye konuştu. Mahkeme başkanı sanığa başkasının kaşesinin hemşireler tarafından kullanılıp kullanılmadığını sordu. Sanık Ayşe Gizem Büyükköleş “Bilmiyorum ama bu konuşuluyordu sürekli” şeklinde cevap verdi. Mahkeme başkanı bunun üzerine öfkelenerek “Kime sorsak hiçbir şeyden haberi yok. Hemşire ‘doktor biliyor’ diyor, doktor ‘başhekime sorun’ diyor. Ben anlamıyorum, bu hastaneleri nasıl böyle yönettiniz” dedi. Duruşmaya sanık savunmasının ardından 45 dakika ara verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.