SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mahkeme

Söz Bursa - Mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Beykoz davasında flaş karar: Alaattin Köseler’in tutukluluk hali devam edecek! Haber

Beykoz davasında flaş karar: Alaattin Köseler’in tutukluluk hali devam edecek!

Beykoz Belediyesi’ne yönelik ‘yolsuzluk’ davasında görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 26 sanık ikinci kez hakim karşısına çıktı. Ara kararı açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Beykoz Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk davasında Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 26 sanık ikinci kez hakim karşısına çıktı. Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar eski Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar ve bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları da salonda hazır bulundu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise izleyici olarak duruşmayı takip etti. Önceki celse tahliye edilen ve sonrasında Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında tekrar tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan sanık Uğur İnci mahkemeye geldi. İnci'nin duruşma bitene kadar salonda kalmasına karar veren mahkeme, duruşma sonrasında hakkındaki yakalama kararı ile ilgili gerekli işlemlerinin yapılması için emniyet ekiplerine talimat verdi. Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Tutuksuz sanık Uğur İnci, "Geçen tahliye kararından sonra tekrar yakalama geldi. Eşimin bir rahatsızlığı çıktı kanser olduğunu öğrendik bununla ilgili tedavi görüyor. 11 yaşındaki çocuğumuzla ilgilendim. Buraya kendi irademle geldim kaçma gibi bir durum yoktur. Zaten bu süreçte evdeydim. Raporları da getirdim. Ben uzun yıllardır Beykoz Belediyesiyle çalışıyorum. Teknik işlerini yaklaşık 10 senedir yapıyorum. Belediyenin birçok biriminde çözüm ortağı olarak çalıştım. Yönetim de yeni geldiği için ilk başta bizimle çalışmak istemediler. Alacağım ücret eski yönetimden kalmaydı" dedi. "MANEVİ OLARAK AĞIR BİR KÜLFET YÜKLEMEKTEDİR" Tutuklu sanık Alaattin Köseler, "188 gün sonra mahkeme görülmeye başlandı. 3 günlük mahkeme sürecinde tahliye edildim, bir gün sonra tutuklandım. 166 gün sonra buradayım. Tutukluluğumun toplam süresi bugün itibariyle 356 gün. Ben dosyası tamamlanmamış hiçbir ödeme yapmadım. Suçsuzluğumu Beykoz halkına açıklamam bana manevi olarak ağır bir külfet yüklemektedir. Dosyada mali menfaat paylaşımına dair bir delil yoktur. Ben Beykoz'un evladı olarak 11 ay hizmet ettim. Devletin kuruşuna göz atmadım" dedi. Ara kararı açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dosyayı tekrar bilirkişiye gönderen mahkeme heyeti, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 28 Nisan’a erteledi.

"İçim Acıyor!" Gürsel Tekin CHP'deki acı tabloyu tek tek saydı: 21 belediye başkanı, 305 tutuklu... Haber

"İçim Acıyor!" Gürsel Tekin CHP'deki acı tabloyu tek tek saydı: 21 belediye başkanı, 305 tutuklu...

CHP eski milletvekili Gürsel Tekin, düzenlediği basın açıklamasında bazı CHP'liler tarafından kendisine söz hakkı tanınmadığı noktasında eleştirilerde bulunarak, "Aziz İhsan Aktaş'ın iş ortağını ekranlara çıkarıyorsunuz ama bizi çıkarmıyorsunuz, bize söz hakkı tanımıyorsunuz" dedi. 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Şile'de düzenlediği basın açıklamasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadele çalışmalarına dikkat çeken Tekin; bunun iktidar ya da muhalefet partisinin sorunu olmaktan öte 86 milyon insanın sorunu olduğunu işaret etti. Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan tartışmalı delege seçimine ve İstanbul İl Kongresi sürecine değinen Tekin, "Ömrümüzü Cumhuriyet Halk Partisi'ne vermişken birdenbire hain olduk. Kongrede biz mi varız? Aziz İhsan arkadaşlığını biz mi yapmışız? Ertan Yıldız'a biz mi arkadaş olmuşuz? Güloğlu'nun jetine biz mi bindik? Niye biz hain olalım?" sözleriyle CHP'ye ağır eleştirilerde bulundu. "UYUŞTURUCU MESELESİ BİR SİYASİ PARTİNİN, İKTİDARIN YA DA MUHALEFETİN MESELESİ DEĞİLDİR" Türkiye'nin en önemli sorunlarından birinin uyuşturucuyla mücadele olduğuna dikkat çeken Tekin, şu ifadelere yer verdi: "Uyuşturucu bağımlılığı öyle bir duruma geldi ki Türkiye'nin dört bir yanını ahtapot gibi sardı. Gerek muhtar arkadaşlarım gerekse partili arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz temaslarda ne yazık ki Şile'nin de buradan nasibini aldığını görüyoruz. Hatta sadece Şile merkezinde değil, köylere kadar varmış durumda. Uyuşturucu meselesi bir siyasi partinin, iktidarın ya da muhalefetin meselesi değildir. Bu sorun 86 milyon vatandaşımızı ilgilendiren çok önemli bir sorundur. Ta ki bu son dönemlerde Türkiye'de ünlülere ve zengin çocuklarına yapılan operasyondan sonra nihayet kamuoyu da bu konuda biraz daha duyarlı olmaya başladı. Mesele bir güvenlik meselesi olmaktan çıktı ancak sokaktaki artışı ne yazık ki halen önleyebilmiş değiliz." "BİZİM DAYANIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR" CHP içerisinde yaşanan sorunlar ve istifalarla ilgili konuşan Tekin, "Çeşitli dönemlerde ne yazık ki partimize küsmüş ve partiden ayrılmış çokça arkadaşlarımız var. Son iki yıl içerisinde 28 bin arkadaşımız ne yazık ki baba ocağını terk etmiş. Bizler istifa eden arkadaşlarımızla sık sık temas içindeyiz. Elbet herkesin kendine göre bir gerekçesi var ama hiçbir gerekçe bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaşamış olduğu bu soruna kayıtsız kalmasına izin vermez. Bizim dayanışmaya ihtiyacımız var. Her türlü kötülüğe, her türlü saldırıya, her türlü yalan iftira haberlerine rağmen biz sağduyumuzu muhafaza ettik, bugün de buradayız" diye aktardı. "MEDYAMIZDA BU KONUDA DUYARLILIK İSTİYORUZ" Gürsel Tekin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre Türkiye'de 2019 yılında 150 bin çocuğun kayıp durumda olduğunu ancak konuyla ilgili güncel verilere ulaşılamadığını öne sürerek, "TÜİK verileri dünyanın her yerinde yaşanan sorunların kayıt altına alınması demektir. En son 2019'daki verilerde 150 bin kayıp çocuğumuz vardı. Bu 300 bin mi oldu, 50 bine mi indi, tamamı mı bulundu bilmiyoruz. Bu konuda basın ve medyamızda bu konuda biraz duyarlılık istiyoruz" dedi. "Birçok şey belgeli ve afaki şeyler değil" Tartışmalı CHP İstanbul İl Kongresi ve akabinde yaşanan hukuki süreçlerle ilgili açıklamalarda bulunan Tekin, şu ifadelere yer verdi: "Bu çok acı ve CHP'nin geleneğine, kültürüne yakışmayan bir mesele. Kongrelere girersiniz, kazanırsınız ya da kaybedersiniz ama kaybettikten sonra bir yoldaşlık hukukuyla herkes el ele evine giderdi ve ertesi gün yemeğe, dostluklara devam ederdi. Ama İstanbul İl Kongresi'nde yaşanan bu sorunlardan kaynaklı CHP'nin bir kısım delegeleri ve yöneticileri mahkemeye gidiyorlar. Mahkeme neticede karara varıyor çünkü birçok şey belgeli ve afaki şeyler değil. Karar aşamasından önce CHP, Genel Merkezi'ne bir yazı gönderiyor. Diyor ki '38 ve 37'nin yöneticilerinin ve delegelerinin listesini gönderin'. Ancak maalesef gitmiyor. Bu sefer mahkeme heyeti davayı açan CHP'lilere bir yazı gönderiyor, 'Bize bir çağrı heyeti listesini gönderin' diye. Genel merkez onu da göndermiyor. Davayı açan CHP'li arkadaşlarımız da tarafsızlığımıza güvendikleri için bizlerin isimlerini vermişler." "BİZ NEYİN HAİNİYİZ, AZİZ İHSAN AKTAŞ ARKADAŞLIĞINI BİZ Mİ YAPMIŞIZ?" Yaşanan sürecin ardından "hain" ilan edildiklerini söyleyerek CHP içerisindeki anlaşmazlıklara dikkat çeken Tekin, "Sonra ne olduysa ömrünü CHP'ye vermiş bizler birdenbire hain olduk. Biz neyin hainiyiz? Bu delege alışverişinde biz mi varız? Kongrede biz mi varız? Aziz İhsan Aktaş arkadaşlığını biz mi yapmışız? Ertan Yıldız'a biz mi arkadaş olmuşuz? Güloğlu'nun jetine biz mi bindik? Niye biz hain olalım? Elinizdeki o kirli medyayla her türlü kötülüğü yaptınız. Niye bugün burada yoksunuz? Mesela NOW TV siz niye yoksunuz? Sözcü TV niye yoksunuz? Halk TV niye yoksunuz? Gelip burada çat çat gözlerimizin içine bakarak neden soru soramadınız? Ama arka kapıda MASAK listelerindeki gazetecilerle bizlere her türlü kötülüğü yapıyorsunuz. Aziz İhsan Aktaş'ın iş ortağını ekrana çıkarıyorsunuz. Bizim de söz hakkımız olsun istiyoruz. Aziz İhsan Aktaş'ın arkadaşına söz hakkını kullandırıyorsunuz da bize niye kullandırmıyorsunuz?" "GELDİĞİMİZ DURUM NORMAL DEĞİL, BİR CHP'Lİ OLARAK İÇİM ACIYOR" CHP'nin "fabrika ayarları"na geri dönmesi gerektiğinin altını çizen Tekin, parti içindeki anlaşmazlıkların mutlaka çözülmesi gerektiğini vurgulayarak şu şekilde konuştu: "Bütün çabamız baba ocağını en kısa süre içerisinde bu yaşanan sorunlardan muaf tutmaktır. Bizim şu anda CHP tabanıyla en ufak bir sorunumuz yok. CHP'liler bizim yanımızda, bizi biliyor, anlıyor. Biz bir tane CHP'linin duygusunu incitmişsek gidip onun gönlünü alırız. CHP'de yeni bir şey oluşturmamıza gerek yok; sadece fabrika ayarlara döneceğiz. Çünkü geldiğimiz durum normal bir durum değil, bir CHP'li olarak içim acıyor. Oturduğumuz il mahkemelik, yöneticiler mahkemelik, genel merkez mahkemelik. 21 belediye başkanı arkadaşımız ve 305 kişi tutuklu, bu kabul edilebilir bir durum değil. Bu meselenin üstesinden gelmek için iş birliğine hazır olduğumuzu bir milyon kere söyledik. Biz fabrika ayarlarına döndüğümüzde her şeyi çözeceğiz." "BU İKİ YÜZLÜ SİYASET CHP'NİN GELENEĞİNDE OLMAYANIN BİR SİYASETİDİR" Son olarak geçtiğimiz günlerde TBMM'de yaşanan kavgaya ilişkin konuşan Tekin, CHP'yi kendi içinde yaşadığı tutarsızlıkla eleştirerek, "Görüyoruz ki seçmenimizin yüzde 40'ı mevcut siyasi partilerinden memnun değil. Bizim bir an önce 'Bu yüzde 40 neden bizden memnun değil?' diyerek kendimize çeki düzen verip meselemize bakmamız lazım. Kürsülerde bağırarak, küfür ederek, hakaret ederek meseleler çözülebilse hep beraber sabah kalkıp yapalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ana muhalefetin demokratik kurallar içerisinde kullanabileceği çok büyük yöntemler vardı. Neden bunu tercih etmediler ve kürsü işgali bunu bilmiyorum; ama görüntüler çok hoş olmadı. Çünkü siyasette bir tutarlılık olması gerekir. Grup başkanvekilleri aynı zamanda genel başkanın vekilleridir, yani söyledikleri her cümle genel başkanı bağlar. Arka tarafta sigara böreği yiyeceksiniz, ön tarafta Mahmut Tanal'ı dövdüreceksiniz; bu iki yüzlü siyaset CHP'nin geleneğinde olmayanın bir siyasetidir. TBMM bir ring alanı değildir, insanların birbirlerine saldırma alanı değildir. Çıkarsınız kürsüye, kürsüde meramınızı en sert şekilde anlatırsınız" ifadelerini kullandı.

"Bu bir kaza değil, cinayet!" 6 yaşındaki Ela’dan geriye bu görüntüler kaldı Haber

"Bu bir kaza değil, cinayet!" 6 yaşındaki Ela’dan geriye bu görüntüler kaldı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde okul önünde servis aracının çarpması sonucu hayatını kaybeden 6 yaşındaki Ela'dan geriye mutlu anlarına ait yürek burkan görüntüler kalırken; acılı baba Fatih Tabakoğlu, olay günü kendilerinden habersiz servis değişikliği yapıldığını, kızının kendi servisini aramak için dışarı çıktığı sırada hayattan koparıldığını söyledi. Kaza, 4 Şubat'ta Beylikbağı Cumhuriyet Mahallesi Köroğlu Caddesi'ndeki Bilgi İlkokulu önünde meydana geldi. Okul çıkışı servise binmek için yolun karşı tarafına geçmeye çalışan 1. sınıf öğrencisi Ela Tabakoğlu'na, İ.C. idaresindeki 41 P 3597 plakalı servis minibüsü çarptı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde minik kızın hayatını kaybettiği belirledi. Olayın ardından gözaltına alınan sürücü İ.C. tutuklandı. Ela'nın cenazesi, memleketi Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Basat köyündeki Merkez Ulu Camisinde kılınan namazın ardından aile kabristanlığına defnedildi. Minik Ela'dan geriye, ailesinin cep telefonu kamerasıyla kaydettiği mutlu anlar kaldı. Videolarda doğum gününü kutlayan, etrafına gülücükler saçan, oyunlar oynayan ve hayat dolu olan çocuğun o görüntüleri, izleyenlerin yüreğini dağladı. "KAFALARINA GÖRE SERVİS DEĞİŞTİRMİŞLER" Baba Fatih Tabakoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, olay günü servis şoförlerinin kendilerine haber vermeden araç değişikliğine gittiğini iddia etti. Kızının her sabah annesi tarafından servise bindirildiğini anlatan baba Tabakoğlu, "Okul çıkışı servisçiler kafalarına göre servis değişikliği yapıyorlar. Diğer servis okulun içinde bekliyormuş. Benim çocuğum okuldan çıkıyor. Annesinin 'Her ihtimale karşı bekle' dediği yerde 5-6 dakika bekliyor. Sonra çocuk haliyle dışarı çıkıyor ve servisini aramaya başlıyor. Kimsenin, okul yönetiminin, bizlerin hiçbir şekilde servis değişikliğinden haberi yok. En azından birimizin haberi olmuş olsa çocuk bir şekilde bunu öğrenirdi. Gitmesi gereken servise giderdi. Benim yavrum servisin peşinden koşturuyor. Servisçi görmüyor. Bu bir kaza değil, bu bir cinayet. Benim çocuğum cinayete kurban gitti" dedi. "EMANETİME SAHİP ÇIKMADILAR, ÇOCUĞUM ORGANİZE BİR CİNAYETE KURBAN GİTTİ" Serviste tek birinci sınıf öğrencisinin kendi kızı olduğunu vurgulayan Tabakoğlu, şöyle konuştu: "Bu hostes hanım okulun kapısında bekleyip, öğrencimizi alması gerekiyordu. Bizler veliler servislere güvenip çocuğumuzu veriyoruz. Yememizden, içmemizden kesiyoruz, çok zengin insanlar değiliz. Bunlara çocuğumuzu emanet ediyoruz ve emanete hıyanet büyük günahtır. Benim emanetime sahip çıkmadılar. Tepeden tırnağa herkes suçlu. Ben artık buna 'ihmaller zinciri' de diyemiyorum. Benim çocuğum organize bir cinayete kurban gitti." "ÇOK KİNLİYİM, ACIMIZI YAŞAYAMADIK" Hukuki sürecin takipçisi olacaklarını belirten Tabakoğlu, "Çok kinliyim, acımızı yaşayamadık. Mahkeme kapılarında uğraşıyoruz. Öyle veya böyle adalet yerini bulacak. Ben yavrumun arkasındayım. Hepimiz, tüm aile arkasındayız, hesabını soracağız. Bir baba olarak söz veriyorum, yavrumun kanını yerde bırakmayacağım. Adalet tecelli edecek. Kim sorumluysa herkesi vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum" diye konuştu. Anne Serpil Selin Tabakoğlu da güvenlik zafiyetine işaret ederek, "Önce servis değişikliği yapılıyor, hiç kimsenin haberi yok. 1. sınıfa giden 6 yaşındaki çocuk tek başına okul bahçesinden nasıl çıkabiliyor? Güvenlik yok. Hostes bu çocuğu nasıl bulamıyor?" şeklinde konuştu.

Uğur Mumcu davasında 33 yıllık skandal! Firari sanığın arabası Ankara sokaklarında mı? Haber

Uğur Mumcu davasında 33 yıllık skandal! Firari sanığın arabası Ankara sokaklarında mı?

Ankara'da gazeteci Uğur Mumcu'nun 24 Ocak 1993 tarihinde aracına yerleştirilen bombanın patlamasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin firari sanık Oğuz Demir'in yargılanmasına devam edildi. Demir adına kayıtlı araç için Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verildi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada maktul Mumcu'nun kızı Özge Mumcu Aybars ve avukatı hazır bulundu. Mahkeme Başkanı dava dosyasına gelen evrakı okumasının ardından Mumcu ailesi avukatına söz verdi. Avukat, sanık Demir adına kayıtlı bir aracın varlığından bahsederek bu araca ilişkin araştırma yapılmasını istedi. Ayrıca Demir ve ailesinin Avustralya'da olduğuna dair bilgiler olduğu belirtilerek iadesi talep edildi. Beyanın ardından mahkeme başkanı ara kararı açıkladı. Buna göre Demir adına kayıtlı olduğu belirtilen aracın ilk tescil tarihinden itibaren trafikte gördüğü işlemlerin niteliğine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılması kararlaştırıldı. Ayrıca sanığın Avustralya'da olma ihtimali bulunduğu kaydedilerek iadesi için gerekli talebin yapılması konusunda Adalet Bakanlığına yazı yazılmasına hükmedildi. Yine Demir'in ailesinin Türkiye'ye giriş yapıp yapmadığının araştırılması için gerekli yerlere yazı yazılması kararlaştırıldı. BİR SONRAKİ DURUŞMA 14 TEMMUZ'A ERTELENDİ. Duruşma sonrası Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştiren CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Uğur abinin katledilişinin üzerinden 33 yıl geçti. 33 yıl boyunca hala tam olarak aydınlatılamamış bir dava ile karşı karşıyayız. Oğuz Demir üzerinden tefrik edilen duruşmanın ise bugün 14'üncüsü görüldü. Tevhid-Selam Örgütü'nün 1988-1999 kadar bu memlekette 21 öldürme, yaralama ve bombalama eylemine karıştığını herkes biliyor. Ankara'nın ortasında cephanelik kurduklarını da biliyoruz. Yabancı istihbarat örgütleriyle birlikte faaliyet yaptıklarını da biliyoruz. Sözü edilen kişi yani Oğuz Demir 2000 yılında elini kolunu sallayarak kolluk kuvvetlerinin arasından kaçıyor. Kendisi bir süre sonra eşini ve çocuklarını da yurt dışına götürüyor. Üzerine kayıtlı araba hala Ankara'da dolaşmaya devam ediyor. Sevgili Güldal Mumcu İçişleri Bakan Yardımcısı ile görüşüyor ve orada kişinin İran'da bulunduğuna ilişkin bir istihbari bilgi kendisine bildiriliyor. Ancak bu bilgi jandarmaya, MİT'e ve emniyete sorulan sorulara rağmen mahkeme kayıtlarına girmiş değil. Şimdi mahkeme kayıtlarında eşinin ve çocuklarının Avustralya'dan Türkiye'ye giriş çıkış yaptıklarına dair bilgiler var. O halde Oğuz Demir belki de Avustralya'da. Aramızda ikili anlaşmalar var. Kırmızı bültenle aranan bir caniden bahsediyoruz. Neden bu kişi bugüne kadar yakalanamadı? Birileri o tuğlayı çekmek istemiyorlar mı? Mahkemenin yazdığı müzekkereler ve belgeler ile bu işin 33 yıl boyunca geldiği nokta açıktır. Burada bir siyasi irade eksiği olduğunu görüyoruz. Uğur Mumcu Türkiye'de karanlıkta hiçbir şey kalmasın diye cesur kalemiyle bütün olayların üzerine giden bir gazeteci ve aydındı. Eninde sonunda onun bütün faillerini mutlaka ortaya çıkartacağız ve mutlaka o tuğlayı oradan çekeceğiz. Duvar kimin başına yıkılması gerekiyorsa onun başına yıkılsın. Yeter ki Türkiye aydınlansın. Türkiye'de faili meçhul bir cinayet kalmasın. Failleri belli olanların yakalanamadığı bir memleket olarak Türkiye'ye devam etmesin. Bunun için gayret ediyoruz" ifadelerinde bulundu. 'DAVA GEÇMİŞİ' Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy'un öldürülmesinin de arasında bulunduğu birçok olayı kapsayan "Umut Davası"na ilişkin ilk yargılama Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görüldü. DGM'lerin kapanmasının ardından yargılamaya Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. İlk derece mahkemenin kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra tekrar görülen davada, 3 sanık "yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek" suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapse mahkum edildi. Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, "silahlı suç örgütü kurma ve yönetme" eylemlerinden 12 yıl 6'şar ay hapisle cezalandırıldı. Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın'a ise "silahlı suç örgütü üyesi olmak"tan 6 yıl 3'er ay hapis cezası verildi. Davanın firari sanıklarından Oğuz Demir'in dosyası ayrılarak Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına devam ediyor.

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor! Haber

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor!

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, ‘yasadışı bahse teşvik etmek' suçundan hakim karşısına çıktı. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran hakkında sahibi olduğu medya grubu aracılığıyla yapılan maç yayınında yasadışı bahis reklamı yapıldığı iddiasına ilişkin iddianame hazırlanmıştı. Hakkında 3 yıla kadar hapis cezası talep edilen Saran, hakim karşısına çıktı. İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Steven Sadettin Saran hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. "BİZİM YASADIŞI BAHSİ ÖZENDİRMEK GİBİ BİR FAALİYETİMİZ YOKTUR" Duruşmada kimlik tespiti yapılan Sadettin Saran, iş adamı olduğunu ve aylık gelirinin 5 milyon lira olduğunu söyledi. Savunma yapan Saran, "Net söylemek istiyorum ki yaptığımız işlerden bir tanesi, esas işimiz spor yayıncılığıdır. Sadece Türkiye'de değil, yurt dışından da spor müsabakaları ağırlıklı yayınlar yapıyoruz. Bizim bu şekilde yasadışı bahsi özendirmek gibi bir faaliyetimiz yoktur. Dışarıdan sinyale dokunma şansımız yoktur. Yayını aldığımız gibi getirip koyuyoruz. Sizin bahsettiğiniz reklamlar ya saha içidir ya da oradan geliyordur, yani yurt dışından getiriliyordur. Bizim buna, yayının içerisindeki reklamlara müdahil olmamız imkansız" dedi. "MESELA ARDA GÜLER HAREKET HALİNDEYKEN OLURSA KALE DE BLURLANIR" Hakim tarafından söz konusu yayınlarda blurlama, sansürleme işleminin yapılıp yapılamayacağı sorulan Saran, "Bu, kaliteyi son derece bozan bir şey. Yapılabilir bir şey değildir. Yapalım dediğiniz an maç yayınlanamaz, izlenemez hale gelir. Mesela Arda Güler hareket halindeyken olursa kale de blurlanır" şeklinde konuştu. "BİZ REKLAM ÜRETEN YA DA YERLEŞTİREN TARAF DEĞİLİZ" Mahkeme hakimi Saran'a, "Söz konusu tarihlerde gerçekleşen müsabakalarda bu kadar süre içerisinde bu reklamları engellemek için bir girişiminiz veya çalışmanız oldu mu?" diye sordu. Saran, "Bu işi Türkiye'de tek biz yapmıyoruz ama en büyük biziz. Biz zaten hakkımızda soruşturma açılmadan önce girişimde bulunduk. Yayıncıları temiz sinyal olacak şekilde yayın vermeleri açısından uyardık. 'Senelerdir bu iş böyledir, nasılsa herkes böyle yayınlıyor, biz de devam edelim' demedik. Arkadaşlara Türkiye'deki hassasiyetler aktarıldı. Mesela İspanya, İtalya ligini yayınlamamaya başladık. Müşteriler de 'O kadar para verdik neden yayınlanmıyor' diye abonelikleri iptal etti. Hatta ben ve kardeşim Kenan, UEFA'nın başkanıyla buluşup bu konuyu görüştük. Cumhurbaşkanımıza da kaygılarımız anlatıldı. Her girişimi yaptık. Ben devlet memuru çocuğuyum. 30 sene önce bu şirketi kurdum ve itibarımıza önem verdim. Bizim böyle bir şeyde olmamız hayatın olağan akışına aykırıdır. Biz reklam üreten ya da yerleştiren taraf değiliz. O nedenle ben ve arkadaşlarımın beraatını talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Sanık Alan Kenan Saran ise savunmasında, son yayıncı olarak canlı yayına müdahale etme haklarının olmadığını, kimseye 'şu içeriği özellikle yayınlayın' gibi bir talimatının olmadığını, reklam ekleyen veya gelir elde edenlerin kendileri olmadığını söyleyerek, mahkemeden beraatını talep etti. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilerek yayıncı kuruluşun aldığı görüntünün ham olup olmadığı ve müdahale edilmesinin mümkün olup olmadığının, farklı feed kullanma şanslarının olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Duruşmada Sadettin Saran'ın vareste tutulmasına da hükmedilerek, eksikliklerin giderilmesi için dava ileri bir tarihe ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Sadettin Saran ‘şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş bünyesinde hizmet veren S SPORT+logolu internet yayın platformunda yayınlanan futbol müsabakalarında sanal reklam teknikleri ile ruhsatsız ve yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarının yapıldığının tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, yapılan tespitler doğrultusunda Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Steven Sadettin Saran, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Alan Kenan Saran, şirketin genel müdürü ile aynı zamanda sorumlu müdürü olan Azade Zeynep Haksal ve şirketin futbol karşılaşmalarının yayınlamasına yönelik organizasyonundan sorumlu genel müdürü olan Emre Eren'in savunmalarında suçlamaları kabul etmedikleri, maç yayınlarının sözleşme yapılan kuruluş yahut spor kulüplerinden temin edildiğini, yapılan sözleşmeler kapsamında maç yayınlarının doğrudan ve müdahalesiz olarak yayınlamakla mükellef olduklarını, maç yayınlarını sağlayan kuruluş veya kulübün yayın içeriği hakkında yayıncıya bilgi vermediklerini, ayrıca yasadışı bahis reklamlarının sansürleneceği şekilde maçın yayınlarının yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, bu nedenle kendileri dahil olmak üzere birçok yayıncının yasadışı bahis reklamları yer alan maçları yayınlamak durumunda olduklarını söyledikleri belirtildi. Şüphelilerin ayrıca İspanya en üst düzey futbol ligi Primera Division ile iletişime geçtiklerini ancak yapılan yazışmalardan olumlu sonuç alamadıklarını ve bu durumu da kamuoyuna duyurduklarını söyledikleri kaydedildi. Hazırlanan iddianamede şüpheliler Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran'ın ‘kişileri, reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheliler Azade Zeynep Haksal ve Emre Eren'in ise aynı suçu zincirleme şekilde işledikleri gerekçesiyle 1'er yıl 3'er aydan 5'er yıl 3'er aya kadar hapis cezası talep edildi.

Güzellik uzmanının "Cinayet" savunması: "Bana küfredip göğsünü açtı" Haber

Güzellik uzmanının "Cinayet" savunması: "Bana küfredip göğsünü açtı"

Bursa'da sokak ortasında yaşanan kanlı buluşma, mahkeme salonuna taşındı. Sevgilisi Ertuğrul Karadaşlı'yı (48) bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla müebbet hapis istemiyle yargılanan güzellik uzmanı Simge İvedi (32), suçlamaları reddetti. İvedi, "Ertuğrul kendisini bıçakladı. Daha önce de intihar girişiminde bulunmuştu" diyerek kendini savundu. Olay 27 Nisan 2025 tarihinde Nilüfer ilçesi, Çalı Mahallesinde meydana geldi. İddiaya göre, Ertuğrul Karadaşlı, eşi Y.O. ile buluştuğu sırada telefonuna Simge İvedi'den mesaj geldi. Mesajı gören Y.O., İvedi'yi arayıp buluşmaya çağırdı. Gece yarısı çıkan tartışma, kanlı bir şekilde son buldu. Ertuğrul Karadaşlı göğsünden bıçaklanarak, ağır yaralandı. Ambulansla Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan Karadaşlı, kurtarılamadı. Gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından tutuklanan Simge İvedi ifadesinde cinayeti kabul etmeyip, Ertuğrul Karadaşlı'nın kendisini bıçakladığını öne sürerek, "Aracıma doğru ilerlerken Ertuğrul, arkamdan bağırarak bana doğru göğsünü açtı. 'Bak gördün mü ne yaptığını' dedi. Kanı o sırada gördüm, onu ben bıçaklamadım. Ertuğrul kendisini bıçakladı" dedi. Kasten öldürme' suçundan müebbet hapis cezası istemiyle hakim karşısına çıkan Simge İvedi, Bursa 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki savunmasında, güzellik uzmanı olduğunu ve işletmesinin bulunduğunu olay günü sabahı İstanbul'a fuara katılmaya gittiğini bir süre Ertuğrul Karadaşlı'ya ulaşamadığını, daha sonra aradığımda telefonu bir kadın açtığını, isminin Y.O. olduğunu öğrendiği kadının, Ertuğrul'un eşi olduğunu öğrendiğini, daha sonra Y.O.'nun kendisini sanayiye konuşmaya davet ettiğini ve bunun üzerine F.D. isimli kişi ile birlikte çağırdıkları yere gittiğini anlattı. Olay yerine gittiğinde Ertuğrul Karadaşlı'nın 2 arkadaşı ile birlikte araç içerisinde alkol aldığını aktaran İvedi, "Ertuğrul'a 'Neden alkol alıyorsun? Hani alkolü bırakmıştın' diye sordum. Ertuğrul da 'Bunlara takılma' diyerek Y.O.'yu işaret edip, 'Onları bir yollayalım, sonra konuşuruz' dedi" ifadelerini kullandı. Konuştukları sırada Y.O. ile oğlu C.O.'nun geldiğini ifade eden İvedi, şöyle konuştu: "C.O. geldiği gibi Ertuğrul'a saldırdı. Bu sırada Ertuğrul'un araçta bulunan o bıçağı torpidodan çıkardığını gördüm. Ona bırakmasını söyledim. Bana 'Karışma' deyince, ben de 'Başını belaya sokacaksın. O halde gidiyorum' diyerek kontağı çalıştırdım. Bunun üzerine Ertuğrul 'Dur gitme' diyerek bıçağı torpidoya geri koydu. Daha sonra arkadaşlarından Sercan, Y.O. ve C.O.'yu ikna ederek evlerine götürdü. Biz konuşurken, Sercan da Y.O. ve oğlunu bırakıp gelmişti. Ertuğrul bana konuşmak istediğini, Y.O.'ya inanmamamı, burada şov yaptığını söyledi. Ben de bunları konuşmak istemediğimi söyleyip F.D.'ye, 'Gidelim' dedim. F.D. de 'Yarın erkek erkeğe konuşalım' dedi. Ertuğrul da kabul etti." BIÇAK ERTUĞRUL'UN VÜCUDUNA NASIL SAPLANDI BİLMİYORUM Gidecekleri sırada bıçağı Ertuğrul Karadaşlı'nın bıçağı almak istediğini söyleyen Simge İvedi, "Ben de 'Yarın F.D.'den alırsın' dedim. Bana saldırmaya başladı. Ben de almaması için bıçağı arkama sakladım. Küfrederek bıçağı vermemi istedi. Bıçak kılıfındaydı. Ben de Ertuğrul'a gelmeyecek şekilde bıçağı attım. F.D.'ye 'Ağabey gidelim, demek ki en kıymetlisi bıçağıymış' dedim ve arkamı döndüm. Ben arkamı döndüğümde bıçağı almış. Bıçağın Ertuğrul'un vücuduna nasıl saplandığını bilmiyorum. Bana 'Bak bize ne oldu' deyince arkamı döndüm. Yaralandığını fark etmemiştim ve 'Olan bize oldu' diye sitem ettim. O da fermuarı açarak göğsünü gösterdi, kanlar içindeydi. Bu sırada Sercan, 'Kendini bıçaklamış' dedi. Hep birlikte, 'Neden böyle bir şey yaptın' diye tepki gösterdik. Ertuğrul bu sırada sapladığı yerden bıçağı çıkararak bize doğru 1-2 adım attı. Sonra bıçağı fırlattı. Ben de araçta bulunan kıyafetlerimle tampon yaptım ve 112'yi aradım. Ambulans gelene kadar tampon yapmayı bırakmadım" dedi. Suçsuz olduğunu söyleyerek beraatini talep eden İvedi, "Suçsuz yere 9 aydır cezaevinde yatıyorum. Bir yakınımı kaybetmek ve hapis yatmak beni çok yıprattı. Beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Simge İvedi'nin tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesi ve eksik evrakların tamamlanması için duruşmayı erteledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.