SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tehdit

Söz Bursa - Tehdit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tehdit haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tanju Özcan'a bir dosyadan tahliye: Cezaevinden çıkamıyor Haber

Tanju Özcan'a bir dosyadan tahliye: Cezaevinden çıkamıyor

Bolu'da 'irtikap' suçundan cezaevinde bulunan ve belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın, 'nitelikli cinsel saldırı' suçlamasıyla tutuklandığı dosyada tahliyesine karar verildi. Geçtiğimiz günlerde şoförünün de serbest bırakıldığı dosyada tutuklama kararı kaldırılan Özcan, 'irtikap' suçundan tutukluluğu sürdüğü için cezaevinden çıkamayacak. Bolu'da 'icbar suretiyle irtikap' soruşturması kapsamında şubat ayında tutuklanarak görevden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın yargılandığı 'nitelikli cinsel saldırı' dosyasında yeni bir gelişme yaşandı. 18 Haziran'da bu suçlamayla da tutuklanmasına karar verilen Özcan hakkında mahkeme, cinsel saldırı dosyasındaki tutuklama kararının kaldırılmasına hükmetti. Geçtiğimiz günlerde aynı dosya kapsamında tutuklanan şoför Suat Ç.'nin avukatlarının itirazı üzerine tahliye edilmesinin ardından, Özcan için de bu dosyadan tahliye kararı çıkmış oldu. Ancak Tanju Özcan, şubat ayından bu yana 'irtikap' dosyasından tutuklu bulunduğu için cezaevinde kalmaya devam edecek. OLAYIN GEÇMİŞİ Şubat ayında tutuklanan Tanju Özcan hakkında, 'tehdit' ve 'şantaj' davasında mağdur sıfatıyla yer alan Bolu Belediyesi personeli Öznur Ç.'nin (33) Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak ek ifade vermesiyle yeni bir soruşturma başlatılmıştı. Öznur Ç. ifadesinde, belediyede işe başladıktan 5-6 ay sonra Özcan'ın kendisine ilgi duyduğunu, fiziksel temasta bulunmaya çalıştığını ve işten çıkarılma tehdidiyle birden fazla kez kendisiyle görüşmek zorunda bırakıldığını iddia etmişti. Öznur Ç. ayrıca, bu görüşmelere belediyeye ait kiralık araçlarla götürüldüğünü öne sürmüştü. ŞOFÖRÜ ÖNCE TUTUKLANMIŞ, SONRA TAHLİYE EDİLMİŞTİ Soruşturma kapsamında ifade veren şoför Suat Ç. ise Öznur Ç.'yi birden fazla kez bir otele Tanju Özcan'ın yanına götürdüğünü iddia etmişti. İfadelerin ardından harekete geçen ekipler, 'kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı' suçlamasıyla soruşturma başlatmış ve şoför Suat Ç. tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Ardından 18 Haziran tarihinde cezaevindeki Tanju Özcan hakkında da bu dosyadan tutuklama kararı verilmişti. Tutuklu bulunan şoför Suat Ç., geçtiğimiz günlerde avukatlarının itirazı neticesinde mahkeme tarafından serbest bırakılmıştı. Son kararla birlikte Özcan'ın da bu dosyadaki tutukluluk hali ortadan kalkarken, Tanju Özcan'ın irtikap soruşturmasındaki tutukluluk süreci devam ediyor.

"Şapkalılar" çetesine büyük darbe: 4 avukat da adliyede! Haber

"Şapkalılar" çetesine büyük darbe: 4 avukat da adliyede!

Kamuoyunda "Şapkalılar" olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik İstanbul merkezli 5 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan aralarında 4 avukatın da bulunduğu 24 şüpheli Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, kamuoyunda "Şapkalılar" olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik yeni bir operasyon gerçekleştirildi. Soruşturmada, örgüt üyelerinin yurt dışı numaralar üzerinden mağdurları tehdit ederek para talep ettiği, iş yeri ve ikamet kurşunlama, yağma, kasten öldürme ve yaralama gibi çok sayıda suça karıştığının değerlendirildiği belirtildi. Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında İstanbul merkezli 5 ilde operasyon düzenlendi. Operasyon sonucu 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına arananlar arasında örgüte hukuki destek sağlayan, yönlendirme yapan 2’si kadın 4 avukat olduğu öğrenildi. Gözaltına alınan diğer kişilerin ise kurşunlama, tehdit olaylarına karıştığı, örgüte finansal ve lojistik destek sağladığı tespit edilirken örgütün içinde 4 farklı grubun olduğu öğrenildi. Avukatlardan bir tanesinin ise yurtdışına kaçmak üzereyken havalimanında yakalandığı öğrenildi. Aralarında 4 avukatın da bulunduğu 24 şüpheli Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayına sevk edildi.

Netanyahu: "İsrail Devleti’ni yok olmaktan kurtardık" Haber

Netanyahu: "İsrail Devleti’ni yok olmaktan kurtardık"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ve ABD’nin mutabakat zaptı üzerinde anlaşmasının ardından düzenlediği ilk basın toplantısında, "İsrail Devleti’ni yok olmaktan kurtardık" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ve ABD’nin mutabakat zaptı üzerinde anlaşmasının ardından ilk kez basın toplantısı düzenledi. Netanyahu, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonun başarılı olduğunu savunarak, Washington ile Tahran arasında bir anlaşma yapılsa da yapılmasa da İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Netanyahu, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemenin "hayatının misyonu" olduğunu belirterek, "Anlaşma olsun ya da olmasın, İran bugün de yarın da nükleer silaha sahip olmayacak. Ben İsrail Başbakanı olduğum sürece bu gerçekleşmeyecek" dedi. Netanyahu, İran’ın nükleer programının "tehdit" oluşturduğunu ve İsrail’in bunu "Amerikalı dostlarıyla birlikte" ortadan kaldırdığını ifade etti. İran’a ait çok sayıda askeri ve nükleer tesisi imha ettiklerini aktaran Netanyahu, "Donanmalarını ve hava kuvvetlerini yok ettik. İran halkını katleden üs komutanlarını etkisiz hale getirdik. İran ekonomisine yüz milyarlarca dolarlık, hatta bazı tahminlere göre 1 trilyon dolara yaklaşan zarar verdik. İsrail nüfusunun yok edilmesi tehdidini yıllar boyunca ortadan kaldırdık. İsrail Devleti’ni yok olmaktan kurtardık" dedi. Netanyahu, Gazze, Lübnan ve Suriye’de "güvenlik bölgeleri" oluşturduklarını ve ülkenin güvenliğini korumak için bu bölgelerde gerekli olduğu sürece kalacaklarını söyledi. "ÇOĞU ZAMAN AYNI GÖRÜŞTEYİZ, ANCAK BAZEN GÖRÜŞ AYRILIKLARI DA OLUYOR" İsrail’in İran’a veya Lübnan’a karşı tek başına saldırı düzenlemesine ABD’nin izin verip vermeyeceği sorusuna cevap vermekten kaçınan Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmelerinde İsrail'in çıkarlarını savunduğunu vurguladı. Netanyahu, "Çoğu zaman aynı görüşteyiz, ancak bazen görüş ayrılıkları da oluyor. İsrail'in güvenlik çıkarlarından ben sorumluyum. Onları savunuyorum" dedi.

Bahçeli'den Levent mesajı: "Saldırının yeri tesadüf değil" Haber

Bahçeli'den Levent mesajı: "Saldırının yeri tesadüf değil"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bölgesel ve küresel barış adına kritik bir eşikte, ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından ABD ve İran arasında yapılan ateşkes kararına ilişkin paylaşım yaptı. Paylaşımda, Bölgesel ve küresel barış adına kritik bir eşikte, ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerine yer verdi. "TARAFLARIN KARŞILIKLI İRADE BEYANLARI, ÇATIŞMA RİSKİNİ ŞİMDİLİK ÇEKMİŞTİR" Bahçeli, savaşın genişlemesini önlemeye dönük her diplomatik adım, insanlığın ortak vicdanında karşılık bulmakta olduğunu ifade ederek, "Başta Türkiye olmak üzere bölgedeki sağduyulu devletlerin yapıcı ve uyarıcı girişimleri, aklıselim diplomasinin hala canlı olduğunu göstermiştir. Taraflar arasındaki karşılıklı irade beyanları, kontrolsüz çatışma riskini şimdilik geri çekmiştir. Ancak Lübnan sahasına ilişkin istisnalar, meselenin henüz tam anlamıyla çözülmediğini de ortaya koymaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "ATEŞKESİN KALICI BİR BARIŞA EVRİLMESİ EN SAMİMİ TEMENNİMİZDİR" Türkiye’nin barıştan, istikrardan ve adil bir uluslararası düzenden yana olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Kalıcı çözümün yolu silahtan değil, diyalogdan geçmektedir. Aziz milletimizin ve bölge halklarının huzuru için, ateşkesin kalıcı bir barışa evrilmesi en samimi temennimizdir" dedi. "SALDIRININ İSTANBUL’DA LEVENT GİBİ KRİTİK BİR BÖLGEDE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ OLMASI TESADÜF DEĞİLDİR" Saldırının gerçekleştirildiği yerin tesadüfen seçilmediğinin altını çizen Bahçeli, "Bir yanda barış arayışları ve diplomatik temaslar devam ederken, diğer yanda İstanbul’da karanlık yüzünü gösteren birtakım malum çevrelerin vekalet unsurları eliyle gerçekleştirilen terör saldırısı, Türkiye’yi hedef almıştır. İstanbul Beşiktaş Levent’te meydana gelen menfur terör saldırısı, ilk etapta ‘İsrail Başkonsolosluğu hedef alındı’ şeklinde servis edilmiş olsa da, konsolosluğun boş olduğu gerçeği olayın mahiyetinin daha farklı olduğuna dair emareler göstermiştir. Saldırının, jeopolitik konumu ve güçlü finans altyapısıyla öne çıkan alternatif merkezlerden biri olan İstanbul’da Levent gibi kritik bir bölgede, uluslararası şirketlerin yoğunlaştığı bir alanda ve doğrudan güvenlik güçlerimizi hedef alacak şekilde gerçekleştirilmiş olması tesadüf değildir. Ayrıca; İran-ABD gerilimi ve bölgesel belirsizlikler nedeniyle Orta Doğu ve Asya merkezli bazı şirketlerin faaliyetlerini daha güvenli finans merkezlerine taşıma arayışlarının arttığı ve Türkiye’nin de bu konuda çeşitli çalışmalar yürüttüğünün en yüksek düzeyde kamuoyuyla paylaşıldığı bir dönemde gerçekleştiği bilinmektedir" ifadelerine yer verdi. "TÜRKİYE, UMUDUN VE İSTİKRARIN ADI OLMAYA KARARLILIKLA DEVAM EDECEKTİR" Aziz milletimizin huzur ve güvenliği asla bu tarz tehdit ve tehdidin gölgesi altında bırakılmayacağını ifade eden Bahçeli, "Bu kararlılığımızın en somut tezahürü kahraman polislerimizi canı gönülden kutluyor, fedakarca müdahaleleriyle büyük bir felaketin önüne geçen güvenlik güçlerimize ve süreci büyük bir dikkat ve titizlikle takip eden tüm güvenlik bürokrasisini tebrik ediyor, yaralı kardeşlerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum. Türkiye; terörün, provokasyonların ve kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya, bölgede ise umudun ve istikrarın adı olmaya kararlılıkla devam edecektir" dedi.

Bursa Büyükşehir önünde ikinci gün: "Mustafa Bozbey yalnız değildir" Haber

Bursa Büyükşehir önünde ikinci gün: "Mustafa Bozbey yalnız değildir"

Başkan Bozbey’in gözaltına alınmasına karşı gösteriler sürüyor: “Tehdit siyaseti çökecek, korku düzeni yıkılacak” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in gözaltına alınmasının ardından başlayan protestolar ikinci günde de devam etti. Çok sayıda yurttaş akşam saatlerinde yoğun yağmura rağmen Bursa Büyükşehir Belediye Binası önünde yeniden bir araya geldi. Soruşturma kapsamında, aralarında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de bulunduğu 57 şüpheli hakkında uygulanan gözaltı işleminin ardından kentte protestolar sürüyor. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığının çağrısıyla kentteki protestolar ikinci gününe girdi. Akşam saatlerde çok sayıda yurttaş Başkan Bozbey’e destek için Bursa Büyükşehir Belediye Binası önünde toplandı. Eyleme, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı-Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Parti Meclisi Üyeleri Hikmet Erbilgin, Canan Taşer, Ozan Işık, Genel Başkan Danışmanı İlhan Uzgel, Yüksek Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Ayça Akpek Şenay, YDK Üyeleri Aysemin Gülmez, Yasemin Reçber, Bursa Milletvekilleri Hasan Öztürk, Orhan Sarıbal, Kayıhan Pala, İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara, Gençlik Kolları MYK Üyesi Hasan Bakmaz, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, çok sayıda partili ve yurttaş katıldı. CHP Bursa İl Başkanı İl Başkanı Nihat Yeşiltaş yaptığı konuşmada, “Onurlu, cesur, yüreği adalet için atan güzel insanlar, bu ülkede sandık mı kazanacak, yoksa baskı mı? Bu ülkede halkın iradesi mi kazanacak, yoksa korku siyaseti mi? Bugün, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasının ikinci günü… İkinci gün… Ama aslında hepimizin bildiği gibi, bu sadece iki günlük bir mesele değil! Bu, uzun zamandır adım adım yürütülen bir operasyonun devamıdır! Bugün karşımızda açık bir anlayış var: “Ya bize katıl, ya karşımıza geçersen bedel ödersin” diyen bir anlayış! Açıkça söylüyorum: “Ya partiye katıl, ya hapse atıl” diyen bu siyasete boyun eğmiyoruz. Bu bir hukuk düzeni değildir! Bu bir demokrasi değildir! Bu, açıkça bir baskı rejimi kurma çabasıdır! Ama buradan, Bursa’dan, bu meydandan açıkça ilan ediyoruz: Bu anlayış boşa çıkacaktır! Bu tehdit siyaseti çökecektir! Bu korku düzeni yıkılacaktır! Çünkü karşılarında boyun eğen bir halk yok! Çünkü karşılarında teslim olan bir Bursa yok! Mustafa Bozbey’i gözaltına alarak neyi amaçlıyorsunuz? Bursa’yı susturabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bu meydanları boşaltabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bakın etrafınıza! Bursa burada! Halk burada! İrade burada! Ve buradan bir kez daha haykırıyoruz: Milletin iradesi gasp edilemez! 10 yıl öncesinin dosyalarını bugün raftan indirerek, hukuku değil, siyaseti konuşturuyorsunuz! Ama şunu unutuyorsunuz: Hukuku araç haline getirenler, bir gün hukukun karşısında hesap verir! Bugün sadece Bursa’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında aynı senaryo oynanıyor! İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na yapılanlar… Belediye başkanlarımıza, bürokratlarımıza açılan soruşturmalar… Hepsi aynı operasyonun ürünü Amaç açık: Seçimle geleni, yargı yoluyla etkisizleştirmek! Ama buradan açıkça söylüyorum: Bu millet buna izin vermez! Çünkü bu millet, iradesine sahip çıkmasını bilir! Çünkü bu millet, kimin hizmet ettiğini de, kimin engellediğini de çok iyi görür! İnanın, bugün yaşananlar demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçecek! Ama… Ama bu meydan da tarihe geçecek! Bu duruş da tarihe geçecek! Bu direniş de tarihe geçecek! Çünkü tarih, baskı kuranları değil direnenleri yazar! Ve inanıyorum ki; Son sözü direnenler söyleyecek! Son sözü Cumhuriyet Halk Partisi söyleyecek! Son sözü bu onurlu halk söyleyecek! Biz buradayız! Geri adım atmıyoruz! Boyun eğmiyoruz! Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkıyoruz! Ve söz veriyoruz: Bu ülkeye yeniden adaleti getireceğiz! Bu ülkeye yeniden demokrasiyi getireceğiz! Ve hep birlikte; aydınlık bir Bursa, aydınlık bir Türkiye kuracağız!” dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız da yaptığı konuşmada, "Bu sıradan bir gözaltı değil, bu açıkça kurgulanmış bir yargı operasyonudur. Birileri çoktan hüküm vermiş; sosyal medyada, yandaş medyada sanki mahkeme kurulmuş, karar çıkmış gibi başkanımızın peşinden hüküm giydirilmiş, gözaltına alınan gözaltına alınmış. Hemen ardından düzmece belgelerle ortaya atılan planın... Bu hukuk değildir, bu açıkça linç düzeninindir. Bu, yargı sürecinin değil algı sürecini gösteriyor bize, hepimize. Bu adalet değil, siyasi hesaplaşmadır değerli hemşerilerimiz. Önce sosyal medyada bir suç yaratılıyor, ardından yargı bir şeylere inandırılmaya çalışılıyor toplum. Bunlar sadece Bozbey başkanımıza yönelik değil, Bursamızın iradesine yönelik bir saldırıdır. 47 yıl sonra hemşerilerimizin desteğiyle güçlü bir şekilde yönettiğimiz belediyemizi ele geçirme oyunudur. Bu, halkın iradesine vurulmak istenen bir darbedir. Bugün burada sessiz kalanlar yarın daha büyük haksızlıklara mahkum olur. Bugün buna itiraz etmeyenler yarın kendi kapısına dayanacak olan zihniyete engel olamaz. Çünkü bu artık bir kişinin meselesi değil, tüm toplumun meselesidir. Vatandaşından yöneticisine herkesin üzerinde kurulan bir baskı düzenidir. Değerli hemşerilerim, yıllar öncesinin iftiraları olarak bugünlere taşınıyor. Gerçekler değil, senaryolar konuşuluyor. Ancak edemedikleri bir şey var: bizi susturduklarını sandıkça sesimiz daha gür çıkıyor arkadaşlar. Bizi yalnız bıraktıklarını sandıkça daha kenetleniyoruz. Bizi durdurduklarını sandıkça daha çoğalacağız arkadaşlar. Bu meydanlarda belki bugün yalanlarla, iftiralarla, trolleriyle kazandıklarını sanıyorlar ancak Bursamızın vicdanı satın alınamaz. Bu kent her şeyi görür, bu kent her şeyi hatırlar, bu kent yapılan zulmü unutmaz. Ne algı operasyonlarınız ne yargı üzerinde kurduğunuz baskı sizleri kurtaramayacak. Günü geldiğinde gereken cevabı Bursalılar hak ettiğiniz şekilde verecek. Değerli hemşerilerimiz, bizler dimdik ayaktayız. Geri adım atmayacağız. Birlikteyiz, omuz omuzayız. Bu mücadeleyi Bursalı hemşerilerimizle birlikte kazanacağız, kazanacağız, kazanacağız. Çünkü bizim gücümüz Bursalılar, çünkü bizim gücümüz halktır. Bir gider, bir geliriz." İfadelerini kullandı. Siyasi parti ve sendika temsilcilerinin konuşmalarının ardından eylem sona erdi. Bursa’da yurttaşlar yarın saat 19.30’da tekrar iradelerine sahip çıkmak için Bursa Büyükşehir Belediye Binası önünde bir araya gelecek.

Trump’tan NATO’ya tarihi rest: "Kimsenin yardımına ihtiyacımız yok!" Haber

Trump’tan NATO’ya tarihi rest: "Kimsenin yardımına ihtiyacımız yok!"

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına katılmayan NATO üyelerine tepki göstererek, "NATO’yu her zaman tek yönlü bir ilişki olarak gördüm. Biz onları koruyacağız, ama onlar bizim için hiçbir şey yapmayacaklar, özellikle de ihtiyaç duyduğumuzda. NATO ülkelerinin yardımına ihtiyacımız yok" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına katılmayan NATO müttefiklerini sert şekilde eleştirdi. Trump, "ABD, NATO’daki müttefiklerimizin çoğundan, Orta Doğu’da İran’ın terörist rejimine karşı yürüttüğümüz askeri operasyona dahil olmak istemedikleri yönünde bilgi aldı" ifadelerini kullanarak, neredeyse her ülkenin İran’a yönelik saldırıları haklı bulduğunu ve İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu aktardı. Trump, "İran’ın hiçbir şekilde, hiçbir şartla nükleer silaha sahip olmasına izin verilemezdi. Ancak bu davranışları beni şaşırtmadı, çünkü her yıl bu ülkeleri korumak için yüz milyarlarca dolar harcadığımız NATO’yu her zaman tek yönlü bir ilişki olarak gördüm. Biz onları koruyacağız, ama onlar bizim için hiçbir şey yapmayacaklar, özellikle de ihtiyaç duyduğumuzda" dedi. İran ordusunu ve liderlerini yok ettiklerini ifade eden Trump, "Bir daha bizi, Orta Doğu’daki müttefiklerimizi veya dünyayı asla tehdit edemeyecekler" dedi. "Kimsenin yardımına ihtiyacımız yok" İran’a yönelik saldırılara katılmayan NATO üyelerini ve ABD’nin müttefiklerini eleştiren Trump, "Böylesine büyük bir askeri başarıya imza attığımız için artık NATO ülkelerinin yardımına ihtiyacımız yok ve bunu istemiyoruz da hiçbir zaman istemedik. Aynı şekilde, Japonya, Avustralya veya Güney Kore’ye de ihtiyacımız yok. Aslında, dünyanın en güçlü ülkesi olan ABD’nin Başkanı olarak konuşuyorum, kimsenin yardımına ihtiyacımız yok" diye konuştu.

Netanyahu’dan İslam Dünyasına şok sözler: "Tüm Dünya için tehdit!" Haber

Netanyahu’dan İslam Dünyasına şok sözler: "Tüm Dünya için tehdit!"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran dini lideri Mücteba Hamaney'e ilişkin açıklamasında, "Eski zalimi ortadan kaldırdık. Yeni zalim ise halkın karşısına çıkamıyor" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’la savaşa ilişkin başından bu yana ilk basın toplantısını düzenledi. İran’ı İsrail’i ortadan kaldırmak amacıyla nükleer bomba geliştirmeye çalışmakla suçladığı açıklamalarında Netanyahu, "Ancak bunu başaramadılar. İsrail hükümetinin başı olarak, İran’ın bu kapasiteyi geliştirmesini geciktiren açık ve gizli operasyonlar yürüttüm. Ayrıca İran’a güçlü darbeler indirebilmek ve İsrail’e yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için askeri kabiliyetlerimizi ve siyasi kapasitelerimizi geliştirdik" dedi. "Şer eksenine karşı saldırılarımızı devam ettireceğiz" diyen Netanyahu, İsrail’in özellikle ülkenin kuzeyindeki vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla operasyonlarını sürdüreceğini söyledi. Netanyahu, "Hizbullah gücümüzü hissediyor ve İsrail’e karşı saldırganlıklarının bedelini ödeyecekler" dedi. "ESKİ ZALİMİ ORTADAN KALDIRDIK, YENİ ZALİM İSE HALKIN KARŞISINA ÇIKAMIYOR" İran’ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i uyardıklarını fakat uyarılara kulak verilmediğini söyleyen Netanyahu, "Hamaney, nükleer ve füze kabiliyetlerini yeniden inşa edecek bir operasyon yürüttü ve bunları yerin çok derinlerine gömüyorlardı. Eğer hızlı hareket etmeseydik, İran’ın ölüm sanayisi birkaç ay içinde herhangi bir saldırıya karşı bağışık hale gelecekti" dedi. Bu nedenle İran’ın nükleer silah edinmesi ve tüm dünyayı tehdit eden füzeler geliştirmesini engellemek amacıyla ABD ve İsrail’in birlikte çalıştığını söyleyen Netanyahu, İran dini lideri Mücteba Hamaney'e ilişkin açıklamasında, "Eski zalimi ortadan kaldırdık. Yeni zalim ise halkın karşısına çıkamıyor" dedi. İRAN HALKINA İKTİDARI DEVİRME ÇAĞRISI YAPTI Konuşmasında İran halkına seslenen Netanyahu, "Özgürlüğe doğru yolculuğunuza başlayacağınız an giderek yaklaşıyor. Yanınızdayız ve sizi destekleyeceğiz. Ancak günün sonunda karar size ait. Bu, sizin ellerinizde" dedi. "TRUMP İLE HER GÜN KONUŞUYORUZ" "Şahsi dostu" olarak bahsettiği ABD Başkanı Donald Trump ile benzeri görülmemiş bir ittifak kurduklarını söyleyen İsrail Başbakanı, "Her gün konuşuyoruz. Fikir alışverişi yapıyor, istişare ediyor, birlikte kararlar alıyoruz" dedi. Netanyahu, "Başkan Trump bana, aramızdaki ilişkilerin önceki başkanlarla hatta İsrail’deki önceki başbakanlarla olandan yüz kat daha güçlü olduğunu söyledi" ifadelerini kullandı. İran’da sokak gösterileri için gerekli koşulları oluşturmaya çalıştıklarını söyledi Basın toplantısında savaşta zaferin ölçüsünün İran’daki rejimin devrilmesi mi olduğu yönündeki bir soruya Netanyahu, "Rejime saldıracağız ve rejimin nükleer programını ve füze sistemlerini yok edeceğiz. Ulaşmamız gereken hedefler bunlar. Buna bir hedef daha ekledim. İran halkının bu iğrenç rejimden kurtulması için gerekli koşulları ve ortamı oluşturmak. Fakat az önce de söyledim, bu İran halkına bağlı. Bunun yapabilecek olan onlar. Onları bunu yapmaya zorlayamayız. Ancak dün yaptığımız ve bugün de yapmaya devam ettiğimiz gibi, hava saldırılarıyla uygun koşulları oluşturuyoruz. Bu yüzden onlara sokağa çıkma fırsatı veriyoruz. Amacımız bu" dedi. "SÜRPRİZLER OLACAK" Netanyahu, "Bence sürprizler olacak. Bu basın toplantısında belli ölçüde savaşın ketumluğunu muhafaza etmem gerekiyor. Ancak sizinle paylaşabileceğim şey, beklediğimizden çok daha fazla üstünlüğe sahip olduğumuz ve tüm hedeflere ulaşacağımızdır" şeklinde konuştu. Bence sürprizler olacak. Bu basın toplantısında belli ölçüde savaşın belirsizliğini korumam gerekiyor. Ancak sizinle paylaşabileceğim şey şu: beklediğimizden çok daha fazla üstünlüğe sahibiz ve tüm hedeflerimize ulaşacağız." Daha önce yaptığı Hizbullah’ın 20 yıl geriye atıldığına ilişkin ifadeleri sorulan Netanyahu, "O zamanlar Tel Aviv’deki gökdelenlerin yıkılmasından, şehirlerin yerle bir edilmesinden ve on binlerce kişinin ölmesinden söz ediliyordu. Bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Çünkü onlara güçlü bir şekilde saldırdık. Bu, onların kabiliyetlerini yüzde yüz imha ettiğimiz anlamına gelmez" dedi. "SİZE ORTA DOĞU’NUN TAMAMINI DEĞİŞTİRECEĞİMİZE DAİR SÖZ VERMİŞTİM" Netanyahu, "Size hem düşmanlar hem de dostlar açısından Orta Doğu’nun tamamını değiştireceğimize dair söz vermiştim. İsrail, her zamankinden güçlü olacak. Bunu hem komşularımız, hem düşmanlarımız hem de dostlarımız görüyor ve bu gerçeği kabul ediyor" şeklinde konuştu. İRAN’DAKİ MUHALİF GRUPLARIN SİLAHLANDIRILMASI SEÇENEĞİNİ REDDETMEDİ İsrail Başbakanı Netanyahu, "İsrail, İran'daki muhalif grupları silahlandırmak için çalışıyor mu?" sorusuna, "Bunu reddetmiyorum. Şunu kesin olarak söyleyebilirim ki, İran halkının çabaları olmadan rejim devrilemez ve biz de bunu onlara bildirdik. Yardımın yolda olduğunu da onlara söyledik" şeklinde cevap verdi. Netanyahu, "Eğer rejim düşmezse çok daha zayıf olacaktır. Ama düşerse, sorun çözülmüş olur" dedi. "KRALLIĞA VE MESİH’İN GELİŞİNE ULAŞACAĞIMIZA İNANIYORUM" İsrail’in geçmişte olduğundan çok daha güçlü ve büyük olduğunu söyleyen Netanyahu, "Krallığa ulaşacağımıza ve Mesih’in gelişine ulaşacağımıza inanıyorum. Fakat bu, önümüzdeki Perşembe gerçekleşecek bir şey değil. Ulusların yaşamı her zaman kırılgan ve tehditlerle çevrilidir. Hayatta kalmamız ve dayanıklılığımız, varlığımızı güçlendirmek için kurduğumuz ittifakların neticesidir" şeklinde konuştu. İsrailli lider, "Bir savaştan diğerine ilerliyoruz. Devletin kuruluşundan bu yana ve şimdi de bu operasyonla birlikte İsrail, her zamankinden daha güçlü hale geldi" dedi. "HİZBULLAH AĞIR BEDEL ÖDEYECEK" Lübnan topraklarındaki operasyonlara ilişkin bir soruya Netanyahu, "Lübnan hükümetine ateşle oynadıklarını söyledik. Eğer Hizbullah'ı silahsızlandırılmazlar ve faaliyet göstermesine izin verirlerse, bu kendi kaderlerini kendi elleriyle yazdıkları anlamına gelir. Bunu siz yapmazsanız biz yapacağız. Bunu nasıl yapacağız? Karadan mı başka yollardan mı, bunun ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak size söz veriyorum, Hizbullah ağır bir bedel ödeyecek" dedi. Netanyahu, "Lübnan hükümetinden bu konuda inisiyatif almasını ve gerekli adımı atmasını istiyorum. Eğer bunu yapmazlarsa, bize başka seçenek bırakmayacaklar" şeklinde konuştu. "DÜŞMANLARIMIZI TEKRAR TEKRAR VURMAYI SÜRDÜRECEĞİZ" İran’da bir terör rejimi olduğunu ve bunun varlığını sürdürmesini engellemeye çalıştıklarını savunan Netanyahu, "Bunu yapıyoruz çünkü, yaşam gücüyle doluyuz. İsrail halkı olarak yok edilemeyeceğimize ve ortadan kaldırılamayacağımıza dair arzuya, yeteneğe ve inanca sahibiz. Toprağımıza bağlı kalma ve kendimizi yenileme kabiliyetine sahibiz. Düşmanlarımızın peşine düşer ve gerekirse onları defalarca vururuz" dedi. Netanyahu, "Hem Sünni hem de Şii aşırı İslam, tüm dünya için tehdittir. Bu durumun kendi kendine çözüleceğini söyleyemeyiz. Düşmanlarımızı tekrar tekrar vurmayı sürdüreceğiz" dedi.

Bahçeli’den Dünyaya Rest: "Sıra Türkiye’de diyenlere cevabımız; ölümden öte köy yoktur!" Haber

Bahçeli’den Dünyaya Rest: "Sıra Türkiye’de diyenlere cevabımız; ölümden öte köy yoktur!"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayr-i meşrudur. Bu saldırganlık gayr-i hukukidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi. "ABD'NİN İSRAİL'İN TAHRİK VE TERTİBİNE GELEREK İRAN'A SALDIRGANLIĞI DENGELERİ SAKATLAYACAK MAHİYETTEDİR VE GAYRİ MEŞRUDUR" Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi. "Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır" İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail'in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran'ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD'yi İran'a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran'a tuzak kurulmuştur. Hamaney'in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu'nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran'ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran'ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu. "KOMŞU ÜLKEMİZ İRAN'IN BAŞINA GELEN DEHŞET VERİCİ MUSİBETLERDEN ÜLKEMİZİ SOYUTLAMAK İMKANSIZDIR" İran'a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran'ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye' hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu. "ÖLÜMDEN ÖTE KÖY YOKTUR" MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran'dır.' İsrail'in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız' açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036'da, Tahran 2026'daki gibi olacak mı?' diye sorgulamış. ABD'nin bir emekli albayı ise ‘İran'dan sonra sıra Türkiye'de' diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız aynısıyla tarihi ve manevi hakikattir" dedi. Konuşmasında, İran'ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah'tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi. "Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir" Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti. "ANAYURT POLİTİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇACAK TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİDİR" Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti'nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu'nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu'dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu'nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu'daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu. "ANKARA, ÇİZİLEN MİLLİ COĞRAFYANIN YÖNETİM MERKEZİDİR" Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel hatıralarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh' kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara'ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı'nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus'taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi. "ÖNCELİKLE MÜDAFAA EDECEĞİMİZ TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ, BEKASI, İÇ BARIŞ VE HUZUR ORTAMIDIR, ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE' HEDEFİYLE YAPMAK İSTEDİĞİMİZ DE BUDUR" Başkent Ankara'nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın şartlarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara'nın ve Türkiye'nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye'nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye'nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye' hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünyaya Ankara'dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."

İznik Gölü için alarm çanları çalıyor: "2 yıl sonra bir damla su bulamayabiliriz!" Haber

İznik Gölü için alarm çanları çalıyor: "2 yıl sonra bir damla su bulamayabiliriz!"

Bursa'da İznik ve Orhangazi'yi doğrudan etkileyen İznik Gölü'ndeki su seviyesi düşüşü, bölgede endişeyi artırıyor. Son dönemde etkili olan yağışlara rağmen göldeki çekilmenin devam etmesi, çiftçi ve esnafı tedirgin ediyor. İznik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Kadir Akçaalan, göldeki çekilmenin yalnızca yağış azlığına bağlanamayacağını belirterek, sanayi tesislerinin su kullanımına dikkat çekti. Akçaalan, özellikle İznik Gölü çevresinde ve Gemlik hattındaki bazı fabrikaların göl suyunu yoğun şekilde kullanmasının ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Akçaalan, "Göldeki çekilme sadece kuraklıkla açıklanamaz. Esas sorun, göl çevresindeki fabrikaların aşırı su kullanımıdır. Bu fabrikaların hiçbirinin gölden su kullanmaması gerekir. Yıllar önce bu konuda mücadele ettik ancak yeterli destek göremedik. Bugün İznik'i vuran bu sorun, yarın Orhangazi'yi de aynı şekilde etkileyecek" dedi. "İKİ YIL SONRA ÇİFTÇİ SU BULAMAYABİLİR" Göldeki mevcut gidişatın devam etmesi halinde tarımın ciddi zarar göreceğini vurgulayan Akçaalan, "Bu şekilde devam ederse iki yıl sonra çiftçi buradan bir damla su dahi kullanamaz. Sondajla çözüm bulunacağını düşünenler yanılıyor. Buna da izin verilmeyecek. Önlem alınmazsa önce çiftçi, ardından esnaf ve tüm vatandaşlar bu sıkıntıyı yaşayacak" ifadelerini kullandı. MUHTARLARDAN ORTAK ÇAĞRI: "GÖL OLMAZSA TARIM DA OLMAZ" Çakırca Mahallesi Muhtarı Ersin Körpe de İznik Gölü'ndeki çekilmenin tarım açısından hayati bir risk taşıdığını belirtti. Körpe, kuraklığın artık küresel bir sorun haline geldiğini ifade ederek şunları söyledi: "Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bölgemizde de kuraklık yaşanıyor. Ancak İznik Gölü'nde yaşanan çekilme artık gözle görülür bir noktaya ulaştı. Bizler tarımla geçinen insanlarız. Göl biterse tarım biter. Bu nedenle gölün eski seviyesine ulaşması için mücadele ediyoruz." Bölge temsilcileri, İznik ve Orhangazi'deki çiftçiler, muhtarlar ve ilgili kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini vurgularken, yetkililere acil önlem çağrısında bulundu. Göldeki su seviyesinin korunması için sanayi su kullanımı, tarımsal sulama ve alternatif kaynaklar konusunda kapsamlı bir plan hazırlanması gerektiği ifade edildi. İznik Gölü'ndeki çekilmenin devam etmesi halinde bölge ekonomisi ve tarımsal üretimin ciddi risk altına gireceği belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.