SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tehdit

Söz Bursa - Tehdit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tehdit haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den Dünyaya Rest: "Sıra Türkiye’de diyenlere cevabımız; ölümden öte köy yoktur!" Haber

Bahçeli’den Dünyaya Rest: "Sıra Türkiye’de diyenlere cevabımız; ölümden öte köy yoktur!"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayr-i meşrudur. Bu saldırganlık gayr-i hukukidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi. "ABD'NİN İSRAİL'İN TAHRİK VE TERTİBİNE GELEREK İRAN'A SALDIRGANLIĞI DENGELERİ SAKATLAYACAK MAHİYETTEDİR VE GAYRİ MEŞRUDUR" Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi. "Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır" İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail'in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran'ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD'yi İran'a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran'a tuzak kurulmuştur. Hamaney'in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu'nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran'ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran'ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu. "KOMŞU ÜLKEMİZ İRAN'IN BAŞINA GELEN DEHŞET VERİCİ MUSİBETLERDEN ÜLKEMİZİ SOYUTLAMAK İMKANSIZDIR" İran'a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran'ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye' hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu. "ÖLÜMDEN ÖTE KÖY YOKTUR" MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran'dır.' İsrail'in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız' açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036'da, Tahran 2026'daki gibi olacak mı?' diye sorgulamış. ABD'nin bir emekli albayı ise ‘İran'dan sonra sıra Türkiye'de' diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız aynısıyla tarihi ve manevi hakikattir" dedi. Konuşmasında, İran'ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah'tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi. "Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir" Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti. "ANAYURT POLİTİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇACAK TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİDİR" Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti'nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu'nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu'dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu'nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu'daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu. "ANKARA, ÇİZİLEN MİLLİ COĞRAFYANIN YÖNETİM MERKEZİDİR" Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel hatıralarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh' kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara'ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı'nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus'taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi. "ÖNCELİKLE MÜDAFAA EDECEĞİMİZ TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ, BEKASI, İÇ BARIŞ VE HUZUR ORTAMIDIR, ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE' HEDEFİYLE YAPMAK İSTEDİĞİMİZ DE BUDUR" Başkent Ankara'nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın şartlarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara'nın ve Türkiye'nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye'nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye'nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye' hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünyaya Ankara'dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."

İznik Gölü için alarm çanları çalıyor: "2 yıl sonra bir damla su bulamayabiliriz!" Haber

İznik Gölü için alarm çanları çalıyor: "2 yıl sonra bir damla su bulamayabiliriz!"

Bursa'da İznik ve Orhangazi'yi doğrudan etkileyen İznik Gölü'ndeki su seviyesi düşüşü, bölgede endişeyi artırıyor. Son dönemde etkili olan yağışlara rağmen göldeki çekilmenin devam etmesi, çiftçi ve esnafı tedirgin ediyor. İznik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Kadir Akçaalan, göldeki çekilmenin yalnızca yağış azlığına bağlanamayacağını belirterek, sanayi tesislerinin su kullanımına dikkat çekti. Akçaalan, özellikle İznik Gölü çevresinde ve Gemlik hattındaki bazı fabrikaların göl suyunu yoğun şekilde kullanmasının ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Akçaalan, "Göldeki çekilme sadece kuraklıkla açıklanamaz. Esas sorun, göl çevresindeki fabrikaların aşırı su kullanımıdır. Bu fabrikaların hiçbirinin gölden su kullanmaması gerekir. Yıllar önce bu konuda mücadele ettik ancak yeterli destek göremedik. Bugün İznik'i vuran bu sorun, yarın Orhangazi'yi de aynı şekilde etkileyecek" dedi. "İKİ YIL SONRA ÇİFTÇİ SU BULAMAYABİLİR" Göldeki mevcut gidişatın devam etmesi halinde tarımın ciddi zarar göreceğini vurgulayan Akçaalan, "Bu şekilde devam ederse iki yıl sonra çiftçi buradan bir damla su dahi kullanamaz. Sondajla çözüm bulunacağını düşünenler yanılıyor. Buna da izin verilmeyecek. Önlem alınmazsa önce çiftçi, ardından esnaf ve tüm vatandaşlar bu sıkıntıyı yaşayacak" ifadelerini kullandı. MUHTARLARDAN ORTAK ÇAĞRI: "GÖL OLMAZSA TARIM DA OLMAZ" Çakırca Mahallesi Muhtarı Ersin Körpe de İznik Gölü'ndeki çekilmenin tarım açısından hayati bir risk taşıdığını belirtti. Körpe, kuraklığın artık küresel bir sorun haline geldiğini ifade ederek şunları söyledi: "Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bölgemizde de kuraklık yaşanıyor. Ancak İznik Gölü'nde yaşanan çekilme artık gözle görülür bir noktaya ulaştı. Bizler tarımla geçinen insanlarız. Göl biterse tarım biter. Bu nedenle gölün eski seviyesine ulaşması için mücadele ediyoruz." Bölge temsilcileri, İznik ve Orhangazi'deki çiftçiler, muhtarlar ve ilgili kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini vurgularken, yetkililere acil önlem çağrısında bulundu. Göldeki su seviyesinin korunması için sanayi su kullanımı, tarımsal sulama ve alternatif kaynaklar konusunda kapsamlı bir plan hazırlanması gerektiği ifade edildi. İznik Gölü'ndeki çekilmenin devam etmesi halinde bölge ekonomisi ve tarımsal üretimin ciddi risk altına gireceği belirtiliyor.

Efkan Ala'dan İBB'ye şok suçlama: "Ya cehalet ya ihanet! Verileri yabancılara aktardılar" Haber

Efkan Ala'dan İBB'ye şok suçlama: "Ya cehalet ya ihanet! Verileri yabancılara aktardılar"

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar. İnsanımızı yönetmek için insanımızın aklına, gönlüne ve duygularına yönelik faaliyette bulunuyorlar. Bunun şuurunda olmalıyız" dedi. AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve Genel Başkan Yardımcısı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri, AK Parti Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanlığı'nca düzenlenen 'Klasik Sömürgecilikten Veri Sömürgeciliğine: Dijital Çağda Hegemonya' başlıklı programa katıldı. "TOPLUMU YÖNETMEK İÇİN TOPLUMUN VERİLERİNİ ALIYORLAR" AK Parti Genel Merkez binasında gerçekleştirilen programda konuşan Ala, günümüzde verilerin bir güç haline geldiğini, sömürgeciliğin artık verileri toplayarak toplumları yöneten yeni bir biçime dönüştüğünü kaydederek, "Toplumu yönetmek için toplumun verilerini alıyorlar. İnsanımızı yönetmek için insanımızın aklına, gönlüne ve duygularına yönelik faaliyette bulunuyorlar. Bunun şuurunda olmalıyız. Şuurunda olmazsak ne olur? İstanbul Belediyesi'nde olan olur. İstanbul Belediyesi, milletten onlara yardım için aldığı bilgileri ve onlara hizmet götürmek için aldığı bilgileri götürdü yabancılara aktardı. Hangi akılla bunu yaptılar? Bu cehaletten ileri gelmiyor ise ihanettir. Bu toprakların çocukları sömürge olmadı olmayacaktır" ifadelerine yer verdi. "İNSANIN İNSANLA İLİŞKİSİNE DAİR YERYÜZÜNÜN KURDUĞU EN BÜYÜK UYGARLIK BU TOPRAKLARA AİTTİR" Batı'nın insanın tabiatla ilişkisine dair büyük uygarlıklar kurduğunu söyleyen Ala, "Sanayi devrimini onlar gerçekleştirdi. Ama insanın insanla ilişkisine dair yeryüzünün kurduğu en büyük uygarlık bu topraklara aittir ve bize aittir. Biz gittiğimiz yere adalet götürdük. Biz gittiğimiz yere insanlık götürdük. İnsanlığın bizim erdemli dış politikamıza, erdemli duruşumuza, haysiyetli duruşumuza ihtiyacı var. Onun için gece gündüz çalışalım. O kişisel verileri aktaranlar cehaletlerinden yaptılar. Cehaletten yapmadıysalar bu gerçekten bir faciadır ve ihanettir. Çünkü o verileri alanların hangi manipülasyonlara hazırlandıklarını biz tarihten biliyoruz, gelecekte tahmin ediyoruz. Bu kadarını bilemeyenlerin kamu görevi yapabilmeleri mümkün değil. Kamuya hezimetten başka bir hizmet sunmaları da mümkün değil. Bu kadar gaflet içerisinde olunabilir mi" diye konuştu. "GÜÇ BUGÜN HEM BİLGİ VE HEM VERİDİR" Dünyada adaletin ve merhametin olmadığının Gazze'de görüldüğünü, insanlığın ve ahlakın olmadığının ise Amerika'da ortaya çıkan dosyalarda görüldüğünü belirten Genel Başkanvekili Ala, "Güç her neyse adaletli bir biçimde kullanılmalıdır. Güç bugün hem bilgi hem veridir. Bunların kontrol edilmesi, bunların insanlığın hizmetine sunulması kıymetli bir birikimi gerektirir. Her yenilik elbette risktir ama her risk, hem fırsattır hem de tehdit. Fırsatlara odaklanan ve onu adil bir biçimde insanlığın hizmetine sunacak olan uygarlığa ihtiyaç var" değerlendirmesinde bulundu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri ise siber alanın ilk ortaya atıldığında adeta bir özgürlük ortamı, bireyin kurumlara ihtiyaç duymadan sesini duyurabildiği yeni bir dünya olarak tanıtıldığını ancak ilerleyen süreçlerde bu teknolojik iyimserlik havasının dağıldığını kaydetti. "BİRÇOK DİJİTAL MECRANIN, FAALİYET GÖSTERDİKLERİ ÜLKELERDEKİ MAHKEME KARARLARINI 'KENDİ KULLANIMI KARARLARI' GEREĞİ GÖRMEZDEN GELMEYE ÇALIŞTIĞINI BİLİYORUZ" Yeni gelişen teknolojilerin sadece teknik birtakım çözümlerden ibaret kalmadığını söyleyen İleri, sözlerine şöyle devam etti: "Bu teknolojiler kendi kültürlerini oluşturuyorlar. Zaman içerisinde, bu teknolojiler yaygınlık kazandıkça ister istemez bu yeni kullanım kültürleri toplumları da etkilemeye başlıyor. Bu süreç doğru yönetilmezse, toplumların huzur temellerini dinamitleyebiliyor. Dolayısıyla, çizdiğimiz yol haritalarını bu boyutla da ele alıyoruz. Şunu görmemiz lazım; yeni teknolojiler ile ön plana çıkan mecralar, sadece yanlış uygulamaların alanı haline gelmekle kalmıyor, aynı zamanla kendi iş modellerini, kendi ticaret ağlarını, kendi kavramlarını, adeta kendi hakimiyet bölgelerini de oluşturuyorlar. Nitekim, monopolleşme eğilimi gösteren, bizim verilerimizle, devşirdikleri güçle dünyanın her yanında faaliyette bulundukları devletlerin ve toplumların egemenlik haklarını hiçe sayan kurguların ortaya çıktığını görüyoruz. Birçok dijital mecranın, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki mahkeme kararlarını dahi 'kendi kullanım kuralları' gereği görmezden gelmeye çalışmakta olduğunu biliyoruz." "TÜRKİYE, TÜRKİYE YÜZYILI'NDA ADİL TEKNOLOJİ ANLAYIŞININ PEŞİNDEDİR" Türkiye'nin teknolojik alanda liderliğinden bahsederken konunun sadece teknik çalışmaları hayata geçirmekten ibaret olmadığının görülmesi gerektiğine dikkati çeken İleri, "Konu aynı zamanda, yeni dünyanın inşası sürecinde, milletimizin ve medeniyetimizin kodlarına uygun şekilde, algoritmik toplumların gelişmesinde hakkı ve hakkaniyeti merkeze koyan bir teknoloji kültürü ve bu kültür üzerinde yükselecek ekosistemleri oluşturma konusudur. Başka bir deyişle Türkiye, Türkiye Yüzyılı'nda adil teknoloji anlayışının peşindedir" dedi.

Tehdit ve provokasyona geçit yok: Atlas Çağlayan’ın ailesini hedef alan 6 kişi yakalandı Haber

Tehdit ve provokasyona geçit yok: Atlas Çağlayan’ın ailesini hedef alan 6 kişi yakalandı

İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın bıçaklanarak öldürülmesi sonrası annesini tehdit eden ve provokatif paylaşımlarda bulunanlarda gözaltı sayısı 6’a yükseldi. Önceki gün 4 kişi gözaltına alınmıştı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce, Güngören'de 14 Ocak'ta öldürülen 2009 doğumlu Atlas Çağlayan ile ilgili sosyal medya hesaplarından provokatif paylaşım yapan ve aileyi tehdit eden kişiler ile ilgili çalışma başlatılmış, savcılık tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde önceki gün, 1’i aileye yönelik tehdit gerekçesi, 3’ü sosyal medya paylaşımlar yaptıkları tespit edilen 4 zanlı, gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan şüphelilerin üçünün İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube, birinin Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğündeki ifade işlemleri devam ederken, olaya ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Maktulün ailesine yönelik tehdit iddiaları ile ilgili gözaltı sayısı 6’a yükseldi. Üçü Güvenlik Şube, 3’ü Siber Suçlarla Mücadele Şubesince gözaltına zanlıların emniyetteki işlemlerinin devam ettiği, Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde ifade veren 3 zanlının bugün öğle saatlerinde adli makamlara sevk edilecekleri öğrenildi. Olayın geçmişi: Güngören ilçesi Mehmet Nesih Özmen Mahallesi'nde bir işletme önünde, 14 Ocak çarşamba günü, birbirini daha önceden tanımayan Atlas Çağlayan ve E.Ç. arasında "yan bakma" tartışması nedeniyle kavga çıkmıştı. Çıkan kavgada E.Ç., ‘sustalı’ diye bilinen bir bıçakla Atlas Çağlayan'ı yaralamış, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Çağlayan, müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı. Polis ekipleri, E.Ç. ve arkadaşlarını, olayda kullanılan bıçakla yakalayarak ifadelerini almak üzere emniyete götürmüştü. Polisteki işlemlerinin ardından adli makamlara gönderilen 18 yaşından küçük katil zanlısı E.Ç., çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

Feti Yıldız’dan net mesaj: "PKK/YPG için süre doldu, mutabakata uyulmalı!" Haber

Feti Yıldız’dan net mesaj: "PKK/YPG için süre doldu, mutabakata uyulmalı!"

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG/SDG’ye 10 Mart Mutabakatı kapsamında verilen sürenin dolduğunu belirterek, mutabakata uyulması gerektiğini vurguladı. Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, YPG/SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bir alanı kontrol ettiğine dikkati çekerek, bu bölgelerin "ülkenin petrol ve gaz kaynakları ile Fırat ve Dicle nehirleri gibi stratejik unsurları barındırdığını" ifade etti. Yıldız, terör örgütünün bu alanları elinde bulundurmasının "Suriye’nin toparlanması ve kalkınması önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini" kaydetti. "Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre dolmuştur" Açıklamasında, Mazlum Abdi’nin başında bulunduğu SDG’nin, 10 Mart’ta Suriye yönetimiyle 8 maddelik bir anlaşma imzaladığını hatırlatan Yıldız, şu değerlendirmede bulundu: "İsrail sürekli kaos üreterek, savaş çıkararak bölgedeki nüfuzunu artırmayı ve bölgeyi insansızlaştırmayı hedefliyor. Bunu bazen doğrudan kendisi, bazen de vekilleri üzerinden, yani terör örgütleri aracılığıyla gerçekleştiriyor. Suriye’de önce PKK’yı destekledi ve örgütün alan kazanmasına hizmet etti. Ardından Dürzileri kışkırtarak Şam yönetimine karşı isyan etmelerini sağladı. Daha da ileri giderek Şam’ı bombaladı hem Cumhurbaşkanlığı sarayını hem Genelkurmay Başkanlığı ve Savunma Bakanlığı binalarını hedef aldı. Gazze’de uyguladığı saldırıların bir benzerini Suriye’de de yapma ihtimali hâlâ mevcut. İsrail, Suriye’yi sürekli bombalıyor ve vuruyor; aynı zamanda isyancı grupları destekleyerek, Suveyda’dan kuzeydoğu Suriye’deki PKK bölgelerine bir koridor açmaya çalışıyor. Buna "Davut Koridoru" deniyor. Hermon Dağı’nı da işgal ederek Güneyden ve doğudan Suriye’yi çevrelemeye ve buradan Türkiye’ye uzanmaya çalışıyor. Bu durum, bölge için ciddi bir tehdit ve tehlike oluşturuyor. Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre (2025 Aralık ayı sonu) dolmuştur." Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in sözlerine de yer veren Yıldız, Güler’in, YPG/SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uyması gerektiğini vurguladığını aktardı. Güler’in, "Devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur" sözlerini hatırlatan Yıldız, şu alıntıyı paylaştı: "Başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine ve herhangi bir oldu bitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz. Nihai hedefimiz, 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi ve terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesidir."

Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter, annesinin ölümüne ilişkin konuştu Haber

Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter, annesinin ölümüne ilişkin konuştu

Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem, kendisine yönelik iddialar sonrası "Neler Oluyor Hayatta" Programı Genel Koordinatörü Reyhan Şan Tunaboylu’ya konuştu. İddialara yanıt verdi, "Ölsün" mesajlarına da açıklık getirdi. Yaşadıklarını şu sözlerle özetledi: "Haksızlığa değil, iftiraya uğruyorum." 26 Eylül’de Çınarcık’taki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden şarkıcı Güllü'nün şüpheli ölümü soruşturulmaya devam ediyor. Kızı Tuğyan Ülkem Gülter'in deşifre olan mesajları gündeme gelmişti. Tuğyan Ülkem'in "annesinin ölmesini istediği" şeklindeki mesajları ortaya çıkmıştı. İddiaların odak noktasında olan ve hep susan Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter, Kanal D’de yayınlanan "Neler Oluyor Hayatta" programına röportaj verdi. Tuğyan Ülkem Gülter, iddiaları reddetti. "Anneni sen mi öldürdün?" sorusuna da "Hayır" yanıtını verdi. "OĞLUMU ÖLDÜRMEKLE TEHDİT EDİYOR'' Son günlerde Bircan’ın açıklamaları da çok tartışılıyordu. Hatta Tuğyan'ın yakın arkadaşı Bircan Dülger ifadesinde, "Tuğyan bana dönüp ‘annemi ittim, öldürdüm, çok pişmanım’ dedi" iddiasında bulunmuştu. Tuğyan bu sözlere, "Kendisinin attığı iftirayı kabul etmiyorum. Neden Ferdi ile tanıştıktan sonra gündeme getirdin? Bunun karşılığında ne aldın?" diyerek yanıt verdi. Şarkıcının ölümüne ve aile içi ilişkilerine dair çok vahim iddialarda bulunan annesinin patronu Ferdi Aydın’ı da sadece iki kez gördüğünü ve hiç tanımadığını söyleyen Gülter, Aydın’ın medyatik olmak için bu konunun bu kadar üzerine gittiğini ileri sürdü. "BİRCAN YALAN KONUŞUYOR, SÖYLEDİKLERİ DOĞRU DEĞİL" Tuğyan söz konusu iddialar karşısında şu ifadeleri kullandı: "Bircan ile cenazeden sonraki gün bir araya geldik. Bana yemek yedirmeye çalıştı. ‘Ben senin ablanım, ben senden eminim’ dedi. Aramız hiç bozulmadı. 13’üncü gün yanımıza geldi, bizimle beraber kaldı. Daha sonraki süreçte biz bir ay dışarı çıkmadık. Bir gün Bircan abla beni aradı. ‘Neden evdesiniz?’ diye sordu. Bizi çağırdı. Arabaya atlayıp Bircan ablaya gittik, sonra aşağıya indi. ‘Abla nereye gideceğiz?’ dedim. Bizi arkadaşlarının yanına götürdü. Sonra Yalova'ya döndük. Yolda bizi aradı; ‘Ferdi beni, oğlumu öldürmekle tehdit ediyor’ diye. Benden daha sonra para istedi, ‘Savcılığa şikâyet edeceğim’ dedi. Arabaya biniyoruz, daha sonra avukatın yanına gidiyoruz. Benim annem Bircan Hanım’dan nefret ederdi." "ANNEME ELİMİ KALDIRMADIM" Annesi Güllü’ye şiddet uyguladığı yönündeki iddialara da yanıt verdi genç kadın: "Akşam kavga edip sabah aynı sofraya oturuyorduk biz. O mesajlar aylar öncesine ait. Ben annemden neden nefret edeyim? İnsan sinirlendiğinde bu sözleri söyleyebilir. Ben anneme hiç elimi kaldırmadım. Ayrıca kardeşim de asla anneme şiddet uygulamadı. Tüm iddialar gerçek dışı." "SUÇ ÜSTÜNE SUÇ İŞLİYORLAR" İddiaları tümden reddeden Tuğyan, şunları söyledi: "Acımızı yaşamamıza izin vermediler. Bunu yapan insanların merhametsiz, vicdansız olduğunu düşünüyorum. Çünkü neden? O benim annem. Namahrem, çocuk... Hiçbir şey bırakmadılar. Suç üstüne suç işliyorlar. Karalıyorlar, iftira atıyorlar, yaralıyorlar. Artık acımızı yaşamak istiyoruz. Bizi rahat bırakın. Acımızı yaşamamızı bırakmadılar. Hâlâ da bırakmıyorlar ama biz diz çökmeyeceğiz, yıkılmayacağız. Çocuğumun anılmasından çok rahatsızım. Hakkımdaki iddiaları asla kabul etmiyorum, ellerini vicdanlarına koysunlar. 60 gün olacak. ‘Bu zamana kadar aklınız neredeydi?’ diye sorarlar insana. Bir mesajımı, ses kaydımı ya da bir videoyu kendi güçleriyle ellerine geçirip bunu dün yaşanmış gibi gösterip oradan vurmaya çalışıyorlar. Ertesi gün annemle barışıp barışmadığımı kim bilebilir?" "BEN ANNEMİN KIZIYIM" Yeni çıkan ses kayıtlarında Güllü'nün "Bana yaşattıklarını sen de yaşayacaksın, biliyorsun değil mi?" sözleri de Tuğyan'a soruldu. Tuğyan, "Sanki olaydan bir gün önce atılmış gibi lanse ediliyor. Oysa aylar öncesine ait, her anne-kız ilişkisinde olabilecek bir ses kaydı. Ben kendimden eminim, ben annemin kızıyım. Bu atılan iftiraların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi.

Telegram üzerinden tehdit şebekesine operasyon Haber

Telegram üzerinden tehdit şebekesine operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, Telegram üzerinden hakaret ve tehditlerde bulunan aralarında suça sürüklenen çocukların da olduğu bir gruba yönelik düzenlenen operasyonda 14 kişi gözaltına alındı. Telegram isimli sosyal iletişim platformu üzerinden C7K isimli grup/kanal vasıtasıyla bir araya gelen ve aralarında suça sürüklenen çocukların da bulunduğu şüphelilerin anılan grup/kanal içerisinde başta şehitlere, gazilere ve aile yakınlarına, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, yargı mensuplarına, üst düzey kamu yöneticilerine ve kolluk kuvvetlerine, kamuoyu tarafından bilinen hayatını kaybetmiş vatandaşların ailelerine, dini ve manevi değerlere, 18 yaşından küçük çocuklara yönelik tehdit, taciz ve aşağılama içerikli mesajlar gönderdikleri, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirip herkese açık şekilde paylaşımda bulundukları tespit edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheliler hakkında "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK-136), suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK-220), bilişim sistemine girme (TCK.243), bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok atme veya değiştirme (TCK.244), 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu'na muhalefet" suçlarında resen soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce 12 ilde eş zamanlı yapılan operasyonlarda 9'u suça sürüklenen çocuk olmak üzere toplam 14 şüpheli yakalandı. Operasyonda çok sayıda dijital metaryal ele geçirildi. Soruşturmaya titizlikle devam edildiği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.