SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tüi̇k

Söz Bursa - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TÜİK Aralık verilerini açıkladı: İşsiz sayısı 286 bin kişi azaldı! Haber

TÜİK Aralık verilerini açıkladı: İşsiz sayısı 286 bin kişi azaldı!

İşsiz sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayı İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,3 iken kadınlarda yüzde 10,5 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 49,1 oldu İstihdam edilenlerin sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 42 bin kişi azalarak 32 milyon 685 bin kişi, istihdam oranı ise aynı seviyede kalarak yüzde 49,1 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,8 iken kadınlarda yüzde 31,7 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 53,2 olarak gerçekleşti İşgücü, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 328 bin kişi azalarak 35 milyon 421 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 53,2 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3 iken kadınlarda yüzde 35,5 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 14,1 oldu 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak yüzde 14,1 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,0, kadınlarda ise yüzde 18,2 olarak tahmin edildi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 43,1 saat oldu İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 0,8 saat artarak 43,1 saat olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 28,6 oldu Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 28,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,1 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 19,5 olarak tahmin edildi.

İnşaat maliyetlerinde yıllık artış yüzde 23,93 oldu: İşçilik endeksi malzemeyi katladı! Haber

İnşaat maliyetlerinde yıllık artış yüzde 23,93 oldu: İşçilik endeksi malzemeyi katladı!

Kasım ayında inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 23,93 arttı, aylık yüzde 1,14 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Kasım ayı İnşaat Maliyet Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre inşaat maliyet endeksi, 2025 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,14 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,93 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,70 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,12 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 20,48 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,98 arttı. Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık yüzde 23,50 arttı, aylık yüzde 1,14 arttı Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,14 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,50 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,69 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,17 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 20,03 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,37 arttı. Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 25,33 arttı, aylık yüzde 1,14 arttı Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,14 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,33 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,72 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,04 azaldı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 21,90 arttı, işçilik endeksi yüzde 33,14 arttı.

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten çarpıcı 2026 maaş analizi Haber

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten çarpıcı 2026 maaş analizi

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, milyonlarca çalışanın ve emeklinin 2026 yılına büyük bir hak kaybıyla girdiğini söyledi. Öztürk, yaptığı hesaplamaları kamuoyu ile paylaştı. CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, 2026 Ocak ayı memur ve emekli maaş zamlarının ardından çarpıcı bir analiz paylaştı. TÜİK, İTO ve ENAG verilerini tek tek karşılaştıran Öztürk, "Vatandaşın sofrasından çalınan lokmaları rakamlarla ispatladık. Eğer zamlar gerçek enflasyona göre yapılsaydı, bugün bir memur en az 7 bin TL daha fazla alacaktı" dedi. Öztürk, ekonomi yönetiminin "NAS" politikasıyla döviz kurunu yapay olarak düşük tuttuğunu, bu durumun kâğıt üzerinde refah artışı gibi görünse de gerçekte vatandaşı devasa bir hayat pahalılığına mahkûm ettiğini savundu. Öztürk, "Eğer dolar kuru enflasyon artışına göre serbest kalsaydı, bugün bir dolar TÜİK’e göre 58.55, İTO’ya göre 68.15, ENAG’a göre ise 121 lira olacaktı. Sizin 'dolar bazında büyüdük' yalanınızın arkasında, halkın döviz bazında eriyen alım gücü var!" dedi. NAS İLE BAŞIMIZA ÖRÜLEN ÇORAP: "DOLAR KAÇ LİRA OLMALIYDI?" Kuru enflasyona göre hesaplayan Öztürk, baskılanmış kurun piyasada maliyetleri patlattığını vurgulayarak şu çarpıcı verileri sundu: "Eğer kur, enflasyon artışıyla paralel gitseydi; TÜİK’e göre 1 Dolar 58,55 TL, İTO’ya göre 68,15 TL, sokağın sesi ENAG’a göre ise tam 121,8 TL olmalıydı. Siz kuru baskılayarak ithalatı ucuzlatıp üreticiyi bitirdiniz, artan maliyetlerle de milleti ezdiniz." ASGARİ ÜCRETLİ VE EMEKLİ’NİN MAAŞI GERÇEK DOLAR KURUYLA KAÇ DOLAR EDİYOR? Öztürk, baskılanmamış dolar kuruyla maaşları kıyasladığında ortaya çıkan tabloyu şöyle özetledi: “Bugün NAS’a göre maaş alan bir asgari ücretlinin maaşının karşılığı 653 dolar iken; TÜİK’e göre maaşı 479 dolar, İTO’ya göre 411 dolar, ENAG’a göre ise 230 dolar ediyor. Aynı şekilde en düşük emekli maaşını alan bir emeklinin maaşı NAS’a göre 440 dolar iken; TÜİK’e göre 323 dolar, İTO’ya göre 277 dolar, ENAG’a göre ise 155 dolar ediyor.” "TÜİK MAKYAJLIYOR, VATANDAŞ EZİLİYOR" CHP’li Öztürk, üç kurum arasındaki makasın artık bir "uçuruma" dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: "TÜİK diyor ki enflasyon %31. İstanbul Ticaret Odası, yani bizzat tüccarın, esnafın verisi enflasyon %38 diyor. Bağımsız bilim insanlarından oluşan ENAG ise %56’yı işaret ediyor. Şimdi soruyorum; pazarda, markette, kirada hangisini yaşıyoruz? Vatandaş ENAG enflasyonunu yaşıyor ama saray ona TÜİK zammını reva görüyor." ÖZTÜRK’ÜN HESAPLAMASI: "EMEKÇİNİN HER AY BİNLERCE LİRA KAYBI VAR" Milletvekili Öztürk, kurum verileri arasındaki farkın maaşlara yansımasını şu çarpıcı rakamlarla özetledi: "Bugün bir memurumuz TÜİK enflasyonu ile %18,6 zam aldı ve Eğer bu zam İstanbul'daki yaşam maliyetini ölçen İTO’ya göre yapılsaydı maaşlar %24 artacaktı. Eğer halkın gerçek enflasyonu ENAG baz alınsaydı bu oran %33 olacaktı. Yani 50 bin lira alan bir memurun cebinden her ay tam 7 bin 200 TL çalınıyor! Emeklimize %12,19 zam verdiler. Şaka gibi! İTO’ya göre bu zam %17, ENAG’a göre %25 olmalıydı. En düşük emekli maaşı alan bir vatandaşımız, sadece bir hesap oyunu yüzünden ayda 3 bin liradan fazla zarardadır." "MAKYAJLI RAKAMLARLA MİLLİ GELİR MASALI" Öztürk, hükümetin baskıladığı döviz kuru sayesinde Türkiye ekonomisini (GSYİH) dolar bazında devasa gösterdiğini ancak bunun bir illüzyondan ibaret olduğunu belirtti. Öztürk; Maliye Bakanı Memet Şimşek’in “dolar bazında en yüksek maaşı veriyoruz” dediğini ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın GSYİH’in 1.5 trilyon dolar olduğunu söylediğini hatırlattı ve “Tarihin dolar bazında en yüksek maaşlarını veriyoruz diyorlar fakat tarihin dolar bazında en pahalı çayını içtiğimizi, en pahalı yemeğini yediğimizi, en pahalı ayakkabısını giydiğimizi, kısaca en pahalı hayatını yaşadığımızı söylemiyorlar” dedi. Öztürk'ün paylaştığı tabloya göre: * Hükümetin "NAS" Hesabı: Türkiye ekonomisi 1.5 Trilyon Dolar görünüyor. * TÜİK Enflasyonuna Göre: Gerçek ekonomi 1.1 Trilyon Dolar. * İTO Verilerine Göre: Ekonomi 945 Milyar Dolar. * ENAG’ın Gerçek Enflasyonuna Göre: Türkiye ekonomisi aslında sadece 528 Milyar Dolar! Öztürk, "Yani kâğıt üzerinde dünyayı kıskandıran o 1.5 trilyon dolarlık ekonomi, sokağın gerçek enflasyonuna vurduğunuzda yarı yarıya eriyor" ifadelerini kullandı. “KUR İHRACATÇIYI ÜLKEDEN GİTMEYE ZORLUYOR” Öztürk, dolar kurunun ihracatı olumsuz etkilediğini söyleyerek; “Mevcut dolar kuru; ihracatçıyı ve üreticiyi ayakta tutmak bir yana, faaliyetlerini sürdürmesini dahi giderek zorlaştırıyor. Girdi maliyetlerinin büyük bölümü dövize endeksliyken, kurun enflasyon ve maliyet artışlarının gerisinde tutulması; fiyat tutturamayan, rekabet gücünü kaybeden işletmeleri üretimden uzaklaştırıyor, ülkeden gitmeye itiyor. Kâr marjları eriyen, finansmana erişimi zorlaşan firmalar için bu tablo artık yalnızca bir ekonomik sıkışma değil, ülke içinde kalıp kalmama meselesine dönüşüyor. Üretici ve ihracatçı, emeğinin karşılığını alamadığı bu düzende yatırımını, siparişini ve geleceğini başka ülkelerde aramaya zorlanıyor.” ifadelerini kullandı. "BURSALI HEMŞEHRİLERİM PAZARA ÇIKAMIYOR" Bursa’daki durumu da hatırlatan Öztürk, "Bursa’daki ihracatçı, maliyetler yüzünden üretim yapamazken, işçi aldığı maaşla dolar bazında zenginleştiğini sanıyor. Oysa markete girdiğinde o doların hiçbir hükmü kalmadığını görüyor. Döviz bazında hayat pahalılığı altında milleti ezen bu 'NAS' inadı, ekonomiyi bir bataklığa sürüklüyor. Rakamsal büyüme değil, midedeki ekmeğin büyümesi önemlidir Biz bu hesaplamaları TÜİK’in sepetindeki pinpon topuna göre değil, Bursa pazarındaki fileye göre yaptık. Rakamlar yalan söylemiyor; iktidar kendi kurumuna pembe tablolar çizdirirken, vatandaşın ekmeğini küçültüyor" ifadelerini kullandı. "HESABI SANDIKTA SORACAĞIZ" Öztürk sözlerinin sonunda, "Bu sadece bir istatistik farkı değil, bu bir kul hakkıdır. İTO ve ENAG verileri ortadayken halkı TÜİK’e mahkûm etmek, emeği gasp etmektir. Gerçek enflasyon maaşlara yansıyana kadar bu rakamları konuşmaya devam edeceğiz" dedi.

Ali Yalçın: “Toplu Sözleşme Yasası reformun tamamlayıcı unsuru olmalı” Haber

Ali Yalçın: “Toplu Sözleşme Yasası reformun tamamlayıcı unsuru olmalı”

Memur Sendikaları Konfedarasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "Kamu personel sistemine ilişkin yapılacak köklü çalışmanın reformist çalışmanın tamamlayıcı unsuru toplu sözleşme yasamız olmalıdır" dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2025 yılının Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89 olarak açıklandı. Bu rakamla birlikte, kamu görevlileri ve emeklilerinin zam oranı yüzde 18,60 olarak belirlendi. Açıklanan rakamların ardından Memur Sendikaları Konfedarasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen Genel Merkezi'nde açıklamalarda bulundu. Yalçın, son 2 toplu sözleşmenin uzlaşmazlıkla sonuçlandığını ve Memur-Sen olarak imza atmadıklarını hatırlatarak, "İlkelerimizi ortaya koyduk, direncimizi ortaya koyduk. Böyle bir belirsizliğe kamu görevlisinin ve emeklisinin göz göre göre itilmesine rıza göstermedik. Kamu İşveren heyeti ve kamu yöneticileri beklentilerimize, tespitlerimize, tekliflerimize hayal diyordu. ‘Memur-Sen fazla istiyor' diyorlardı. Ama bugün geldiğimiz noktada Memur-Sen'in tekliflerinin ne kadar isabetli olduğunu yıllık enflasyon oranı, enflasyon farkı göstermektedir" şeklinde konuştu. "Alt gelir grubuna düşen kamu görevlileri artık tekrar hak ettiği seviyeye gelmek istiyor" Zam oranlarının yetersiz olduğunun altını çizen Yalçın, "Enflasyon rakamlarının tartışmalı olduğu bir zeminde, rakamların baskılanmasına rağmen gerçekler apaçık ortada. Bugün en düşük memur maaşı 47 bin 500 liradan taban aylığa bin lira ilaveyle ve 10 puan dahil 58 bin 300 lira olacak. 58 bin 300 lira maaş alan birisi nasıl evlilik hayali kuracak? Nasıl ev tutacak? Nasıl içini nasıl donatacak? 30 yıllık bir hizmetli, emekliliğe ayrıldığında 983 bin lira emekli ikramiyesi alacak. Bu parayla ev alınır mı? Başını sokacak 1 + 1 daire değil, kulübe bile alamaz. Alt gelir grubuna düşen kamu görevlileri artık tekrar hak ettiği seviyeye gelmek istiyor" değerlendirmesinde bulundu. Yalçın, kamu personel sistemi sorunlarının görünür hale geldiğine dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Kamuya dair asimetrik bu durum artık hem toplu sözleşme masasını hem de kurumsal ciddiyeti zedeliyor. Tali yollardan, tekil düzenlemelerden ve geçici çözümlerden vazgeçip artık doğasıyla, ruhuyla ve kapsayıcılığıyla; dağınıklığın giderildiği, kurumsal adaletsizliğin bittiği ve çalışma barışının sağlandığı kamu personel sistemine ilişkin köklü çalışmanın yapıldığı bir zemine geçilmeli. İşe alımdan yükselmeye kadar, maaş sisteminden disiplin hükümlerine kadar, kadrolardan sosyal güvenliğe kadar, sosyal haklardan emeklilik sistemine kadar yeni bir bakış açısıyla toptan ele almaya ihtiyaç var. Bu konuda devlet tarafından söylemle niyet gösterildi. Şimdi eylemle işi icraate dökme vaktidir. Memur-Sen, yapılacak çalışmanın mütemmim cüz'üdür. Her zaman olduğu gibi elimizi değil taşın altına koymaya hazırız yeter ki; sorunun varlığını kabul eden anlayışla ortak noktada buluşma hassasiyeti gösterilsin." "Kamu personel sistemine ilişkin yapılacak köklü çalışmanın tamamlayıcı unsuru toplu sözleşme yasamız olmalıdır" Kamu işvereninin sahanın tepkilerini ve kamu görevlilerinin tekliflerini duymadığını belirten Yalçın, "Kamu personel sistemine ilişkin yapılacak köklü çalışmanın reformist çalışmanın tamamlayıcı unsuru toplu sözleşme yasamız olmalıdır" ifadelerini kullandı. "Ekonomik maliyeti göğüslemek, sosyal maliyeti üstlenmekten çok daha kolaydır" Hükümetten 3 konuda beklentileri olduklarını vurgulayan Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Birincisi geçmiş kayıplarımızı ve hakemin hatasını telafi edecek, emekliliğe de yansıyacak şekilde taban aylığa seyyanen zam yapılmasıdır. Kamuda çalışma barışının sağlanması ve ücret adaletsizliğinin bitirilmesi için bu şarttır. İkincisi çalışma barışı ve ücret dengesi için; Kamu Personel Sisteminde çalışma yapılması. 2026 yılı bu çalışmanın yapılıp, kamu personel sistemindeki çarpıklıkların giderildiği yıl olsun. Üçüncüsü ise 4688 sayılı Kanunun; süre, yetki, taraf, tutanak sistemi ve Hakem Kurulu yönüyle eksikliklerinin giderilmesi, evrensel ilke ve normlara uygun hale getirilmesidir. Kamu İşvereni ve Hükümet; ajandasının en başına bu 3 başlığı not etmeli. Yıl sonuna kadar bu çalışma yapılıp tamamlamalıdır. Ekonomik maliyeti göğüslemek, sosyal maliyeti üstlenmekten çok daha kolaydır." Ayrıca Yalçın, açıklanan rakamların ardından eylem planlarının da gündemde olduğunu ifade etti.

2025 yılı enflasyon rakamları netleşti: Yıllık TÜFE yüzde 30,89 oldu Haber

2025 yılı enflasyon rakamları netleşti: Yıllık TÜFE yüzde 30,89 oldu

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 0,89 arttı, yıllık yüzde 30,89 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayı Tüketici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, TÜFE'deki değişim 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,89 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 30,89 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,89 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,88 artış olarak gerçekleşti. TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık yüzde 28,31 arttı En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 28,31 artış, ulaştırmada yüzde 28,44 artış ve konutta yüzde 49,45 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların yıllık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 7,07, ulaştırmada yüzde 4,36 ve konutta yüzde 7,52 oldu. TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık yüzde 1,99 arttı En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,99 artış, ulaştırmada yüzde 1,03 azalış ve konutta yüzde 1,39 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,48, ulaştırmada yüzde -0,16 ve konutta yüzde 0,24 oldu. Endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5'li Düzey) 2025 yılı Aralık ayı itibarıyla, 27 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 108 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti. Özel kapsamlı TÜFE göstergesi yıllık yüzde 31,66 arttı, aylık yüzde 0,78 arttı İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,78 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 31,66 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,66 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,76 artış olarak gerçekleşti. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 27,67 arttı, aylık yüzde 0,75 arttı Yİ-ÜFE 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,75 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 27,67 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,67 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 25,36 artış gösterdi. Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık yüzde 27,10 arttı Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 33,92 artış, imalatta yüzde 27,10 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 28,69 artış ve su temininde yüzde 57,15 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 24,28 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 33,03 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 30,81 artış, enerjide yüzde 27,06 artış ve sermaye mallarında yüzde 29,79 artış olarak gerçekleşti. Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık yüzde 1,05 arttı Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,63 artış, imalatta yüzde 1,05 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 3,0 azalış ve su temininde yüzde 1,27 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,61 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,30 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 0,82 artış, enerjide yüzde 3,63 azalış ve sermaye mallarında yüzde 1,98 artış olarak gerçekleşti.

ÜNİPERSEN Başkanı Güzel: "Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir" Haber

ÜNİPERSEN Başkanı Güzel: "Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir"

Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Hazine ve Maliye Bakanlığı'na buradan soruyoruz; memurun geçim krizine bugün çözüm üretmeyecekseniz, ne zaman üreteceksiniz? Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir" dedi. ÜNİPERSEN Genel Başkanı Güzel ve beraberindeki sendika üyeleri Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde eylem yaptı. 8. Dönem Toplu Sözleşme sonrasında alınan Hakem Heyeti kararlarının, kamu çalışanlarını yoksullaştırdığı düşüncesiyle gerçekleştirilen eylemde konuşan ÜNİPERSEN Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Daha ilk günden yanlış kurgulanmış, düğmesi baştan yanlış iliklenmiş bu toplu sözleşme; kamu çalışanlarının alım gücünü korumak bir yana, 2026 yılını memur için sefalet yılına dönüştürmüştür. Sorunun merkezinde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın memuru yok sayan bütçe anlayışı vardır. Tam 3 buçuk aydır söylüyoruz. Bu toplu sözleşme memurun geçimini güvence altına almıyor. Bu nedenle ya ek protokol yapılmalı ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi devreye girerek adil bir düzenleme hayata geçirmelidir" ifadelerini kullandı. "BU MAAŞLARLA YAŞAMAK MÜMKÜN DEĞİL" Bu çağrıyı yalnızca ÜNİPERSEN'in yapmadığını söyleyen Güzel, "Öğretmeninden akademisyenine, mühendisten sağlık çalışanına, din görevlisinden idari personele kadar tüm kamu çalışanları aynı noktada birleşiyor. Bu maaşlarla yaşamak mümkün değil. Meclis yaklaşık üç aydır çalışıyor. Ancak memurun alım gücünü koruyacak, maaş artışlarını gerçek enflasyon ve piyasa koşullarıyla uyumlu hale getirecek tek bir düzenleme dahi yok" şeklinde konuştu. "EV KİRALARI ÖDENEMİYOR, FATURALAR BİRİKİYOR, MUTFAK MASRAFLARI KARŞILANAMIYOR" Sadece üst düzey bürokratlar ve kariyer uzmanlarına zam teklifleri olduğunu dile getiren Güzel, "TÜİK verilerine dayalı artışlarla bugün 4 milyon memur, 2 milyon memur emeklisi, maaşı yattığı gün dahi borç arar hale geldi. Ev kiraları ödenemiyor, faturalar birikiyor, mutfak masrafları karşılanamıyor. Ama çözüm üretmesi gereken Hazine ve Maliye Bakanlığı, yalnızca dar bir kesimi görmeyi tercih ediyor. Bu yaklaşımı kabul etmemiz mümkün değildir. Kamuoyunda oluşan tepkiyle söz konusu teklif geri çekilmiş; ancak yerine tüm kamu çalışanlarını kapsayan adil ve kalıcı bir düzenleme hala getirilmemiştir" açıklamasında bulundu. "TÜM KAMU ÇALIŞANLARI, OCAK MAAŞ ARTIŞINDA REFAH PAYI BEKLEMEKTEDİR" Güzel, tek taleplerinin insanca yaşayabilecek bir ücret olduğuna dikkati çekerek, "2023 seçimleri öncesinde kira yardımı sözü verildi; ortada bir çalışma var mı maalesef yok. 3600 ek gösterge sözü verildi; bütçede karşılığı yok. Kamuda mülakatlar her gün yeni adaletsizlikler üretmeye devam ediyor; kaldırılacağı söylendi, ancak somut bir adım hala yok. Hazine ve Maliye Bakanlığı'na buradan soruyoruz; Memurun geçim krizine bugün çözüm üretmeyecekseniz, ne zaman üreteceksiniz? Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir. TÜİK'in açıkladığı oranlarla geçim sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle buradan ilan ediyoruz: Memurlar için refah payı talebimiz karşılık bulana kadar, Bütçede kamu çalışanlarını gören adil bir düzenleme yapılana kadar, Her hafta, aynı gün, aynı saatte, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Güzel, eylemlerine 3 hafta daha devam edeceklerini belirterek, tüm sendikaları haklarını aramak adına eyleme davet etti.

Nihat Yeşiltaş: "Bu Ücretle milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler" Haber

Nihat Yeşiltaş: "Bu Ücretle milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler"

1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak 28 bin 75 liralık asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş tepki gösterdi. Yeşiltaş, “24 Aralık’ta sadece asgari ücretin açıklanışını değil, iktidarın bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kalmadığını izledik. Ülkeyi yönetenler halktan kaçıyorsa, o koltuklarda oturmalarının da anlamı yoktur. Geçim yoksa seçim vardır” dedi. CHP Bursa İl Başkanlığı, asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına karşı Bursa Kent Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, İlçe Başkanları, İl-İlçe Yöneticileri ve yurttaşlar katıldı. Açıklamasında asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına tepki gösteren Yeşiltaş, Kent Meydanı’ndaki basın açıklamasında şunları söyledi: “Türkiye emekçi sınıfı; zenginle fakir ne zaman karşı karşıya gelse, her zaman zenginden yana taraf olmuş bir iktidarın ablukası altındadır. Bizler, 24 Aralık’ta sadece asgari ücretin açıklanışını değil, iktidarın bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kalmadığını izledik. İşçinin masada olmadığı göstermelik bir pazarlıkla milyonlarca işçiyi, milyonlarca emekçiyi ve milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler. Kimsenin güvenmediği TÜİK bile enflasyonu yüzde 31 olarak açıklarken, bu oranın altında zam yapıp hiç utanmadan, hiç sıkılmadan ‘emekçiyi enflasyona ezdirmedik’ dediler. Açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiği bir ülkede, bu onurlu halka 28 bin lirayı reva gördüler. Yere batsın böyle düzen!” GEÇİM YOKSA SEÇİM VARDIR Hükümetin yarattığı enflasyonun faturasını yoksullara kestiğini belirten Yeşiltaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Enflasyonun sebebini kendilerinde değil, iki göz odalı evinde yaşam mücadelesi veren garibanda arayanlar çıkıp ne dedi biliyor musunuz? ‘Muhalefetin popülizm tuzağına düşmedik’ dedi. Buradan açıkça söylüyorum: Önerdiğimiz 39 bin liraya bile popülizm diyenler, biraz olsun rahatlama sağlayacak bir ücrete bile laf edenler, tek bir işçinin yüzüne bakmaya cesaret edemeyenlerdir. Emeğin ve alın terinin şehri Bursa’dan bu düzenin sahiplerine ve işbirlikçilerine sesleniyorum: Gelin cesaretiniz varsa bu kentteki bir konfeksiyona gidip, evladının karnını doyurabilmek için 12 saat köle gibi çalışan bir annenin yüzüne bakın. Gelin bir fabrikaya gidip bir babanın yüzüne bakın. Bir ülkenin Çalışma Bakanı işçinin yüzüne bakmaya korkuyorsa, o koltukta oturmasının hiçbir anlamı yoktur. Ülkeyi yönetenler halktan kaçıyorsa, o koltuklarda oturmalarının da anlamı yoktur. Geçim yoksa seçim vardır!” KRİZ VARSA YÜKÜ İŞÇİ ÇEKİYOR Hükümetin asgari ücretin bir yoksullukla mücadele aracı olduğunu hatırlaması gerektiğini vurgulayan Yeşiltaş, şunları söyledi: “Normal bir düzende hükümet, halkın emeği sömürülmesin diye piyasaya müdahale eder, asgari bir ücret belirler ve halkının yanında olur. Asgari ücretin anlamı budur. Ancak bu ülkede halkın emeği, zengin daha zenginleşsin diye bizzat hükümet eliyle sömürülüyor. Bu ülkede kriz varsa yükü işçi çekiyor, büyüme varsa payı zengin alıyor. Vergiyi yoksul ödüyor, yoksulun vergisi zengine gidiyor. Bir avuç sermaye sahibi ve saray etrafında toplanmış bir azınlık şatafat içinde yaşasın diye milyonlarca insan açlığa mahkûm ediliyor. Bu hükümetin halkla olan bağı tamamen kopmuştur. Halkla bağı olsaydı bütçe görüşmeleri sırasında ‘asgari ücretli sayısı abartılıyor’ demezlerdi.” Ülkede çalışanların yarısının asgari ücretle, diğer yarısının ise asgari ücretin biraz üzerinde maaş aldığını ifade eden Yeşiltaş, asgari ücretin iki katından fazla kazananların oranının yalnızca yüzde 12 olduğunu, ülkedeki maaşların neredeyse tamamının asgari ücrete göre belirlendiğini söyledi. BU ÜLKENİN EMEKÇİ HALKI BU KARANLIĞI HAK ETMİYOR Bir yıl boyunca geçerli olacak ücretin durdurulamayacağını ve enflasyon karşısında hızla eriyeceğini belirten Yeşiltaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Halkımız her ay daha büyük bir karanlığa sürüklenecek. İnanın bu ülkenin insanları, bu ülkenin emekçi halkı bu karanlığı hak etmiyor. Bir kez daha açıkça görülmüştür ki ülkedeki adalet krizi her geçen gün daha da büyümektedir. Eksik olan adalettir. Sorun bu adaletsiz düzenin sahipleridir. Bugün ülkenin her yanından adalet çığlıkları yükseliyor; sadece mahkeme salonlarında değil, evde, fabrikada, tarlada, okulda… Bütün ülke adil bir yaşamın, adil bir düzenin özlemini çekiyor. Kardeşlerim, bu düzeni yaratanlar değişmeden tek bir emekçi, tek bir yurttaş nefes alamayacak. Yemin olsun bu düzeni de, bu düzenin işbirlikçilerini de ilk seçimde göndereceğiz. Büyük usta Nâzım’ın düşlediği ‘gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan’ bir ülkeyi; ekmek, gül ve hürriyet günlerini hep birlikte kuracağız. Yemin olsun başaracağız!
Mutlaka kazanacağız!
Mutlaka kazanacağız!
Mutlaka kazanacağız! Aydınlık yarınlarımıza selam olsun. Sağ olun, var olun!”

Emeklinin mutfağında tencere kaynamıyor! Haber

Emeklinin mutfağında tencere kaynamıyor!

Açlık sınırının 2 emekli aylığına ve yoksulluk sınırının 6 emekli aylığına denk geldiğine dikkati çeken Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, maliyetlerin katbekat arttığı kış mevsimine dikkati çekerek ‘acil müdahale’ çağrısı yaptı. “SOKAĞIN RAKAMLARI BAMBAŞKA” Enflasyon rakamlarının Türkiye’de milyonlarca emeklinin Ocak zammını belirleyici olduğunu vurgulayan TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Kasımda tüketici fiyatları, bir önceki aya göre yüzde 0,87 artış gösterdi. Yıllık enflasyon ise yüzde 31,07 olarak kaydedildi. Temmuz-Kasım dönemi enflasyon oranı, yüzde 11,20 olarak kayıtlara geçti. TÜİK görevini yapmalı, emekli-işçi ve memur zamları gündeme geldiğinde enflasyonu kâğıt üzerinde düşürmek için uğraşmamalıdır. Biz TÜİK’e inanmıyoruz. Enflasyon Araştırma Grubunun (ENAG) verilerine göre Kasımda enflasyon yüzde 2,13 artarken yıllık enflasyon yüzde 56,82 olarak gerçekleşti. Arada ciddi fark var. Asıl farkı da sokağa, çarşı-pazara çıktığınız zaman görürsünüz. Sokağın enflasyonu, yüzde 120 barajını da yıkıp geçmiş durumda. Neredeyse her gün iğneden ipliğe zam geliyor. Akaryakıttaki artışlarla beraber bu zam oranları daha da katlanıyor. Yeni yılda enflasyon hesabına göre emekli maaşına yüzde 13 zam yapılması bekleniyor. Bu da 2026’da en düşük emekli maaşının 19 bin TL seviyesine geleceğini gösteriyor. Yani önümüzdeki yılın en düşük emekli aylığı bile bugünkü asgari ücretin altında kalacak. Bu da en düşük emekli aylığının, bir türlü asgari ücreti yakalayamayacağını gözler önüne seriyor. Rakamlar, nasıl vahim bir tablonun olduğunu gözler önüne sermektedir.” diye konuştu. “EMEKLİ KIŞI PERİŞAN GEÇİRİR” Geçim derdiyle boğuşan emeklinin alışverişten eve döndüğünde psikolojik olarak hırpalandığını da dile getiren Pars, “TÜRK-İŞ’in açıkladığı son rakamlar, çok acı bir tabloyu işaret ediyor. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı, 29 bin 827 TL; yoksulluk sınırı, 97 bin 158 TL’ye yükseldi. En düşük emekli aylığı ise 16 bin 881 TL! Açlık sınırı yaklaşık 2 emekli aylığına, yoksulluk sınırı ise 6 emekli aylığına denk geliyor. Mutfaktaki yangın giderek büyüyor. Mutfakta tencere kaynamıyor! Sayın Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri, lütfen sesimizi duyun. İyice kışa girdik sayılır. Dayanacak gücümüz kalmadı. En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine getirilmezse emekliler, bu kışı perişan halde geçirecektir. Emeklilerin olmazsa olmazı seyyanen zam ve intibak kanunu istiyoruz. Emeklileri enflasyon hesabından çıkartsınlar. Enflasyon hesaplaması, emekliler arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Bu da çok önemli bir toplumsal sorundur. Kesinlikle göz ardı edilmemelidir.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.