SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yoğurt

Söz Bursa - Yoğurt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoğurt haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa trafiğine takılanlara "Altın" rehber: 20 dakikada 3 çeşit iftar! Haber

Bursa trafiğine takılanlara "Altın" rehber: 20 dakikada 3 çeşit iftar!

Ramazan ayının huzurunu ve bereketini sofralara taşımak her zaman kolay olmuyor. Özellikle Bursa gibi büyükşehirlerde iş çıkış saatiyle birleşen iftar trafiği, birçok vatandaşın eve "ucu ucuna" yetişmesine neden oluyor. Mutfakta uzun saatler harcayacak vakti olmayan ancak hazır yemek yerine ev sıcaklığında bir sofra kurmak isteyenler için 20 dakikada 3 çeşit yemek hazırlamak artık hayal değil. Hızlı pişirme tekniklerinden, dünden kalan malzemeleri değerlendirme sanatına kadar pek çok püf noktasıyla, trafiğin yorgunluğunu ilk lokmada unutturacak o meşhur rehberimizi sizler için hazırladık. İşte adım adım "Jet İftar" menüsü ve tarifleri... BAŞLANGIÇ: DÜDÜKLÜDE "ŞİPŞAK" SÜZME MERCİMEK (15 DAKİKA) Malzemeler: 1 su bardağı kırmızı mercimek, 1 soğan (ikiye bölmeniz yeterli), 1 havuç (iri doğranmış), tuz, 1.5 litre sıcak su. Tarif: Tüm malzemeleri düdüklü tencereye atın. Düdük öttükten sonra tam 13 dakika pişirin. Süre sonunda blenderdan geçirin. Üzerine tereyağında yakılmış pul biber gezdirin. Siz üstünüzü değiştirirken çorba hazır! ANA YEMEK: TAVADA "LOKANTA USULÜ" TAVUK SOTE (10 DAKİKA) Malzemeler: 500 gr kuşbaşı tavuk göğsü, 1 adet kapya biber, 2 adet yeşil biber, 1 yemek kaşığı salça, kekik, pul biber. Tarif: Tavayı iyice ısıtın ve tavukları yüksek ateşte 5-6 dakika mühürleyerek kavurun. Tavuklar suyunu çekince doğranmış biberleri ekleyip 2-3 dakika daha soteleyin. Salçayı ve baharatları ekleyip yarım çay bardağı sıcak suyla 2 dakika tıkırdatın. Afiyetle servise hazır. BURSA KLASİĞİ: BAYAT PİDEDEN "JET" İSKENDER (10 DAKİKA) Malzemeler: Dünden kalan Ramazan pidesi, 1 paket hazır et döner, 1 kaşık tereyağı, yarım kase yoğurt, domates sosu (salça+su). Tarif: Pideleri küp doğrayıp fırında veya tavada hafifçe ısıtın. Üzerine sıcak domates sosunu gezdirin. Ayrı bir tavada hazır döneri 2 dakika çevirip pidelerin üzerine dizin. Yanına bolca yoğurt ve üzerine kızgın tereyağı ekleyerek Bursa lezzetini eve taşıyın. EŞLİKÇİ: PROTEİN BOMBASI NOHUTLU ŞEHİR SALATASI (3 DAKİKA) Malzemeler: 1 paket hazır yıkanmış Akdeniz yeşilliği, 1 kutu konserve nohut (yıkanmış), mısır, limon, zeytinyağı. Tarif: Yeşillikleri kaseye boşaltın, üzerine nohut ve mısırı ekleyin. Sosunu döküp karıştırın. Hazırlaması sadece 3 dakika sürer ama inanılmaz doyurucudur.

Gün boyu zindelik için: Sahurun şifalı içecekleri Haber

Gün boyu zindelik için: Sahurun şifalı içecekleri

Sahurda tüketilen hamur işlerinin yanında mideyi rahatlatmak ve sıvı ihtiyacını karşılamak büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle bayat pideden yapılan tariflerin yanına doğal ve ferahlatıcı içecekleri öneriyor. İşte evde yapabileceğiniz iki sağlık deposu: 1. OSMANLI MUTFAĞI'NDAN: ŞİFA DEPOSU REYHAN ŞERBETİ Hem rengiyle iştah açan hem de sindirimi kolaylaştıran Reyhan şerbeti, sahur sofralarının vazgeçilmezi. Malzemeler: 1 demet mor reyhan, 1 adet limonun suyu, 2-3 adet karanfil, 1 adet çubuk tarçın, 5-6 yemek kaşığı toz şeker ve 1 litre kaynar su. Hazırlanışı: Reyhanları yıkayıp derin bir kaba alın. Üzerine şekeri, limonu ve baharatları ekleyin. Kaynar suyu döküp şeker eriyene kadar karıştırın. Tencerenin ağzını kapatıp rengi tamamen suya geçene kadar bekletin. Soğuk servis yapın. 2. SUSUZLUĞA BİREBİR: NANELİ VE MADEN SULU AYRAN Gün boyu susuzluk çekmek istemeyenler için mineral deposu bir seçenek. Malzemeler: 2 su bardağı yoğurt, 1 şişe soğuk maden suyu, bir tutam taze nane (veya kuru nane), çok az tuz. Hazırlanışı: Yoğurdu pürüzsüz olana kadar çırpın. İçine maden suyunu yavaşça ekleyerek köpürtün. İnce kıyılmış taze naneleri ekleyip karıştırın. Maden suyunun içindeki mineraller, oruç süresince vücudun dengesini korumaya yardımcı olacaktır. Sahurda sadece doymak yetmiyor, susuzlukla başa çıkmak da gerekiyor! Bayat pide pizzasının yanına eşlik edecek "Reyhan Şerbeti" ve "Maden Sulu Ayran", hem sindirimi rahatlatıyor hem de gün boyu ihtiyaç duyulan mineral ve sıvı desteğini sağlıyor.

Nilüfer’de sağlık söyleşisi: Osteoporoz önlenebilir bir hastalık Haber

Nilüfer’de sağlık söyleşisi: Osteoporoz önlenebilir bir hastalık

Nilüfer Belediyesi'nin düzenlediği "Kemik Erimesi ve Beslenme" başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti. Dr. Yeşil, hastalığın önlenebilir yönlerine değinerek, beslenme ve egzersiz önerilerinde bulundu. Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını yakından ilgilendiren konularda düzenlediği bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi'nde gerçekleştirilen "Kemik Erimesi ve Beslenme" başlıklı söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Uzman Dr. Büşra Yeşil, kemik sağlığını korumanın yollarını anlattı. Konuşmasında hastalığın gelişimindeki risk faktörlerine değinen Dr. Yeşil, toplumdaki yaygın kanının aksine düşük vücut kitle indeksinin kemik sağlığı için bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Dr. Yeşil, "Zayıf kişilerde kemiklere binen yük azaldığı için kemik üretimi, kilolu kişilere oranla daha az gerçekleşir" dedi. Erken menopoz, ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı ve tütün-alkol tüketiminin riskleri artırdığını vurgulayan Yeşil, hastalığın en ağır sonuçlarının kalça kırığı ve omurga çökmesi olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı yaşayan bireylerin iki yıl içinde yüzde 12 ile 20 arasında ölüm riski taşıdığını belirten Yeşil, bu durumun yaşam konforunu tamamen yok ederek, kişiyi başkasına bağımlı hale getirdiğini ekledi. EGZERSİZİN ÖNEMİ Hastalığı karşı hem korunma hem de tedavi sürecinde egzersizin hayati önem taşıdığının altını çizen Dr. Yeşil, şu tavsiyelerde bulundu: "Sadece kardiyo gibi yük vermeyen egzersizler yeterli değil. Mutlaka ağırlık ve direnç egzersizleri yapılmalı. Kasların kemiklere bir çekme gücü uygulaması, vücuda ‘daha fazla kemik üretmeliyim' mesajı gönderir. Özellikle 50-60 yaş üzerindeki bireylerde düşmeleri engellemek için denge ve koordinasyon eğitimi şart." BESLENME ÖNERİLERİ Beslenme düzeninde kalsiyum, protein ve D vitamini üçlüsüne de işaret eden Dr. Yeşil, günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama bin 200 miligram olduğunu hatırlattı. Yağsız süt ve yoğurt tüketiminin önemini vurgulayan Yeşil, "Örneğin 100 gram çedar peyniri tükettiğinizde yaklaşık 720 miligram kalsiyum alırsınız. Bu da günlük ihtiyacınızın yarısından fazlasını tek başına karşılar" dedi. CAM ARKASINDAN GÜNEŞLENMEYİN D vitamininin besinlerle alınamayacağını, sadece cilde doğrudan temas eden güneş ışığıyla sentezlenebileceğini hatırlatan Yeşil, Türkiye'deki güneş açısı nedeniyle saat 12.00-13.00 arasının en verimli zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yeşil, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimi için yeterli olmadığını belirtti. VÜCUDUMUZA YATIRIM YAPMALIYIZ Osteoporozun sessiz ilerleyen ancak önlenilebilir bir hastalık olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, "Geleceğimiz için vücudumuza yatırım yapmalıyız. Bunu beslenme, egzersiz ve düzenli takiple sağlayabiliriz" diye konuştu. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Yeşil'i, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun teşekkür etti.

Nev Sağlık Grubu’ndan ramazan rehberi: İftarı nasıl planlamalıyız? Haber

Nev Sağlık Grubu’ndan ramazan rehberi: İftarı nasıl planlamalıyız?

11 ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte beslenme düzeninde de önemli değişiklikler yaşanıyor. “Bu süreçte sağlığın korunması için doğru beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşıyor” diyen Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Melike Gülenç, Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken beslenme önerilerini paylaştı. “Sahur Öğünü Atlanmamalı” Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin en önemli adımlarından biri sahura mutlaka kalkmak. Sahur öğünü, gün boyunca enerjinin korunmasına ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı oluyor. Sahurda kahvaltı tarzı bir öğün tercih edilebileceğini belirten Gülenç, yumurta, peynir, zeytin ve yeşilliklerin yanında tam buğday veya çavdar ekmeğinin ideal bir seçenek olduğunu ifade ediyor. Ayrıca sahurda yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden, aşırı şekerli ve baharatlı besinlerden uzak durulması gerektiğini vurguluyor. “İftarda Yavaş ve Dengeli Beslenin” İftar öğününde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri, yemeğe çorba ile başlandıktan sonra ana yemeğe geçmeden önce 10–15 dakika ara verilmesi. Bu sürenin sindirimi kolaylaştırdığını belirten Gülenç, ana yemeğin çok yağlı olmamasına da dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor. Gülenç, ana yemeğin yanında yoğurt ve salatanın yeterli ve dengeli bir öğün oluşturduğunu ifade ediyor. “Ara Öğün Kan Şekerini Dengeliyor” İftardan yaklaşık iki saat sonra, kan şekerinin dengelenmesi için ara öğün yapılabileceğini belirten Gülenç, bu öğünde meyve tüketiminin uygun olduğunu söylüyor. Tatlı ihtiyacı için ise haftada bir gün hafif sütlü tatlıların tercih edilebileceğini ekliyor. “Su Tüketimini İhmal Etmeyin” Ramazan ayında yeterli sıvı alımının önemine dikkat çeken Gülenç, iftar ile sahur arasında su tüketimine mutlaka özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.- Ayrıca günlük su ihtiyacının bu zaman diliminde dengeli şekilde karşılanması da vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

Beslenme akciğer sağlığında anahtar rol oynuyor Haber

Beslenme akciğer sağlığında anahtar rol oynuyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, insan vücudunun yiyecekleri yakıt olarak kullandığını ifade ederek akciğer sağlığı için taze sebze ve meyve yemenin önemli olduğunu söyledi. İnsan vücudunun yiyecekleri yakıt olarak kullandığını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, "Gıdaların vücutta yakıta dönüştürülmesi sürecine metabolizma denir. Oksijenle beraber işlenen gıdaların doğru metabolize olması için sağlıklı solunum sistemine ihtiyacı vardır. Sağlıklı ve çeşitli seçilen besinler ile oluşturulan dengeli bir beslenme planı sağlıklı nefes almayı ve akciğer sağlığını korumayı destekler. Karbonhidratlar metabolize olurken daha çok, yağlar ise daha az karbondioksit üretirler. Bu sebeple solunum sıkıntısı yaşayan kişilerin daha düşük karbonhidratlı ve daha yüksek yağlı diyet uygulamaları daha rahat nefes almalarını sağlar. Akciğer sağlığını korumak için, taze meyve sebze tüketimi, antioksidanlardan zengin vitamin-mineral alımı, yeterince sıvı tüketimi ile ideal kilonun korunması önemlidir" diye konuştu. Medicana Bursa Hastanesi Diyetisyen Hande Güngör, akciğer sağlığı için 10 besin grubunu şöyle sıraladı; "Lif bakımından zengin olan arpa, yulaf ve mercimek gibi gıdalar, B vitamini, magnezyum, selenyum ihtiva eder. Bu gıdalar akciğer sağlığını destekler. Taze sebzeler, yüksek lif ve flavanoid içeriği sayesinde akciğer fonksiyonunu iyileştiren pancar, biber, kabak, domates, kırmızı lahana, pazı gibi besinlerin aynı zamanda KOAH ve akciğer kanseri riskini azalttığı tespit edilmiştir. Taze meyveler, özellikle elma, yaban mersini gibi yüksek antosiyanin ile akciğerlerin oksidatif hasardan korunmasına katkı sağlar. Fonksiyonel gıdalar, yüksek antioksidan, antiinflamatuar içerikleri ile zerdeçal, yeşil çay, kahve ve kakao gibi gıdalar damar sağlığına katkıda bulunarak akciğer fonksiyonları üzerinde olumlu etki gösterir. Omega-3 kaynağı besinler, hamsi, sardalya, deniz somonu gibi besinlerin kaynakları olan omega-3 ün yeterli alımı, hava yolu damar geçirgenliğini arttırarak akciğer sağlığını korur. Kuruyemişler, özellikle selenyumun en zengin kaynaklarından olan brezilya cevizi, yüksek antioksidan içeriğiyle solunum ve vücut direnci fonksiyonlarını iyileştirici etki gösterdiği bilinmektedir. Yoğurt, kalsiyum, fosfor ve selenyum açısından zengin olması sebebiyle KOAH riskini azalttığı tespit edilmiştir. Zeytinyağı, yüksek polifenol içeriği ile akciğer fonksiyonlarının bozulmasıyla seyreden solunum hastalıklarına karşı koruyucu olduğu ifade edilmiştir. Antioksidan yönünden zengin vitaminler ve mineraller, yüksek antioksidan etki gösteren C ve E vitaminin yeterli alımı akciğer fonksiyonunu destekler. Su, akciğer fonksiyonlarının sürdürülmesi için önemli bileşenlerden olan mukus yapısının korunması için yeterli miktarda su gerekir. Kilo başına 30-33 miligram su tüketimi kişinin günlük sıvı ihtiyacını karşılamasını sağlar. İdeal kiloyu koruyarak dengeli ve yeterli bir beslenme planı uygulayan kişilerin hastalık riski azalır, enfeksiyonlara karşı direnci artar, vücut direnci sistemi güçlenir."

Bursa’da Ramazan alışverişi yapacaklar dikkat: "Korsanlar ortaya çıktı!" Haber

Bursa’da Ramazan alışverişi yapacaklar dikkat: "Korsanlar ortaya çıktı!"

Bursa’nın mahalle kültürünü koruyan fırıncı, kasap ve bakkal esnafı Ramazan’a hazırlanırken; TESK Başkanı Palandöken, hemşehrilerimizi özellikle iftar saati sokak aralarında türeyen kayıt dışı satıcılara karşı uyardı. Ramazan'a sayılı günler kala tüm esnaf teşkilatı için genelge hazırlatan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Ramazan'a artık sayılı günler kaldı. Bu süreçte Konfederasyon olarak TESK çatısı altında, 13 mesleki Federasyon ve 82 Birliğe bir genelge gönderdik. Ramazan ayında vatandaşlarımızın yiyecek ve içecek temininde, fiyatların yüksekliğinden kaynaklanan zorlukların bir nebze de olsa hafifletilmesi amacıyla vecibelerini yerine getirerek yurttaşlarımıza yardımcı olmalarını istedik" dedi. Ramazan paketlerinin esnaf aracılığı ile ihtiyaç sahiplerinin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanması gerektiğini söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnaf dediğimiz kişiler semtinizde tanıdığınız; kasabınız, manavınız, bakkalınız, şarküterinizdir. Elbette herkes imkânları ölçüsünde alışveriş yapacaktır. Ancak insan sağlığını hiçe sayan, gözü dönmüş fırsatçılara itibar edilmemesi, iştahlarının kabartılmaması büyük önem taşıyor. Ramazan ayında en çok tüketilen ürünlerin başında beyaz et, kırmızı et, süt, yoğurt, Ramazan pidesi, yumurta ve tatlılar geliyor. Her yıl olduğu gibi bu dönemde de özellikle cami çevrelerinde ve akşam saatlerinde korsan satıcılar ortaya çıkıyor. Bu nedenle tanıdığınız, bildiğiniz esnaftan alışveriş yaparak hem sağlığınızı hem de ağız tadınızı korumanız gerekiyor. Hayır amacıyla dağıtılacak yardım paketlerinin de yine esnaf aracılığıyla ve gerçekten ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları tespit edilerek hazırlanması önemli. Sadece kolilerin üzerinde reklam yapar gibi hazırlanan paketlerden, gerçek ihtiyaç sahipleri çoğu zaman yeterince faydalanamıyor. Bu nedenle evin gerçek ihtiyacına göre ürün temini çok daha doğru oluyor. Ürünlerin son kullanma tarihlerine mutlaka bakılmalı, yalnızca kutu doldurmak amacıyla yapılan gereksiz alışverişlerden kaçınılmalı" şeklinde konuştu. "GÜVENİLİR VE BİLİNİR ALIŞVERİŞ NOKTALARI TERCİH EDİLMELİ" Ramazan ayında alışverişlerin bilinir ve güvenilir esnaftan yapılması gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Böylelikle Ramazan ayında sofralarınız hem daha güzel olacak hem de tükettiğiniz gıdalar sağlıklı olacak. Semtinizdeki esnaflar sizi tanıdığı, damak tadınızı bildiği için ihtiyaçlarınıza uygun ürünleri temin etmede size destek olacaktır. Bu mübarek ayın huşu içerisinde, sofralarınıza davet edeceğiniz anne, baba, akraba ve yakınlarınızla birlikte güzel bir Ramazan geçirmenizi tavsiye ediyorum. Geleneklerimizin bazıları zamanla azalmış olsa da Ramazan'ın bereketi hâlâ sofralarımızda yaşatılabiliyor. Bizler de bu süreçte esnaflarımızı uyarıyoruz. Birlik ve federasyon başkanlarımız, kendi alanlarını ilgilendiren konularda vatandaşlarımıza yardımcı olacaklar. Fiyat denetimleri ise Ticaret Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından aralıksız şekilde sürdürülüyor. Laboratuvarlarda sağlıksız gıdalar da tespit ediliyor. Ancak en önemlisi, vatandaşlarımızın güvendiği ve bildiği alışveriş noktalarını tercih etmesidir" ifadesini kullandı.

Mutfakta şov zamanı! Girit ezmesi'nden kolay sufle'ye restoran ayarında hafta sonu menüsü Haber

Mutfakta şov zamanı! Girit ezmesi'nden kolay sufle'ye restoran ayarında hafta sonu menüsü

Mezeler: Sofranın Rengi ve Lezzeti 1. GİRİT EZMESİ (KREMALI PEYNİR LEZZETİ) Malzemeler: *200 gr Taze Beyaz Peynir (Az tuzlu) *100 gr Labne Peyniri *1 adet Kırmızı Kapya Biberi *Yarım demet taze fesleğen (veya 1 tatlı kaşığı kuru fesleğen) *2-3 diş sarımsak *3 yemek kaşığı zeytinyağı *1 çay kaşığı pul biber *Ceviz içi (üzeri için) Hazırlanışı: Kırmızı kapya biberini fırında veya ocakta közleyip kabuğunu soyun. Peynirleri, közlenmiş biberi, fesleğeni, sarımsağı ve zeytinyağını mutfak robotuna alın. Tüm malzemeler krema kıvamına gelene kadar karıştırın. Karışımı servis tabağına alın, üzerine pul biber serpin ve ceviz içiyle süsleyerek servis yapın. 2. KÖZLENMİŞ PATLICAN SALATASI (KLASİK VE DOYURUCU) Malzemeler: *3 adet büyük boy kemer patlıcan *2-3 yemek kaşığı süzme yoğurt *2 diş sarımsak *1 yemek kaşığı zeytinyağı *Tuz, karabiber *Sosu için: 1 yemek kaşığı tereyağı, pul biber. Hazırlanışı: Patlıcanları ocakta, fırında veya airfryer'da iyice közleyin. Kabukları soyulabilecek kıvama gelmeli. Közlenen patlıcanların kabuklarını soyup, içini kesme tahtasında ince ince kıyın. Kıyılmış patlıcanı bir kaseye alın. İçine süzme yoğurdu, rendelenmiş sarımsağı, zeytinyağını, tuz ve karabiberi ekleyip iyice karıştırın. Servis tabağına aldığınız salatanın üzerine tereyağını eritip pul biber ekleyin ve bu sosu gezdirerek servis edin. ANA YEMEK: FIRINDA KUZU İNCİK (LOKUM KIVAMINDA) Malzemeler: *4 adet Kuzu İncik *2 adet orta boy soğan (iri doğranmış) *4 diş sarımsak (bütün) *1 su bardağı sıcak su *2 yemek kaşığı zeytinyağı *Marinasyon/Sosu için: 1 yemek kaşığı biber salçası, 1 tatlı kaşığı kekik, 1 çay kaşığı pul biber, tuz, karabiber. Hazırlanışı: Geniş bir kasede salça, zeytinyağı ve tüm baharatları karıştırın. Kuzu incikleri bu karışıma bulayarak 1 saat marine edin (vaktiniz varsa bir gece buzdolabında bekletin). Büyük bir fırın poşetinin içine iri doğranmış soğanları ve sarımsakları yayın. Üzerine marine edilmiş incikleri yerleştirin. Fırın poşetine 1 su bardağı sıcak su ekleyin ve poşeti sıkıca kapatın. Poşetin üzerine hava çıkışı için birkaç delik açın. Önceden ısıtılmış 180°C fırında yaklaşık 2.5 - 3 saat pişirin. Etler kemiğinden kolayca ayrılacak kıvama geldiğinde servise hazırdır. Yanında pilav veya patates püresi ile servis edebilirsiniz. TATLI: KOLAY SUFLE (AKIŞKAN MUTLULUK) Malzemeler (4 kişilik): *100 gr kaliteli bitter çikolata *50 gr tereyağı *2 adet yumurta *2 yemek kaşığı toz şeker *1 yemek kaşığı un *Bir tutam tuz Hazırlanışı: Tereyağı ve bitter çikolatayı benmari usulü (kaynar suyun üzerindeki bir kapta) eritin ve karıştırın. Hafif soğuması için kenara alın. Ayrı bir kapta yumurtaları ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın. Eriyen çikolatalı karışımı yumurtalı karışıma yavaşça ekleyin ve spatula ile karıştırın. Ardından unu ve tuzu ekleyip karıştırmaya devam edin. Karışımı, yağlanmış ve unlanmış sufle kaplarına veya ısıya dayanıklı küçük kaselere paylaştırın. Önceden ısıtılmış 200°C fırında tam 8 ila 12 dakika pişirin. (Kenarları pişip ortası akışkan kalmalı). Fırından çıkar çıkmaz dondurma veya pudra şekeri ile sıcak servis yapın! Afiyet olsun!

Prof. Dr. Hüdayi Ercoşkun: "Yoğurt Türk'tür Türk kalacak" Haber

Prof. Dr. Hüdayi Ercoşkun: "Yoğurt Türk'tür Türk kalacak"

Yoğurt, yüzyıllardır Türk ürünü olarak biliniyor. Her ne kadar bazı ülkeler kendi ürünleri olarak göstermeye çalışsa da yazılı kaynaklar dahi yoğurdun Türk ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Ercoşkun, yoğurt kelimesinin kökeninin Türkçeye dayandığını ve en eski yazılı Türk kaynaklarında geçtiğini söyledi. Kaşgarlı Mahmud'un 1072 yılında yazdığı Divanü Lügati't-Türk adlı eserinde "yoğurt" kelimesinin açıkça yer aldığına dikkati çeken Ercoşkun, "Bu kayıt, yoğurdun Türk halkı tarafından en az bin yıldır tüketildiğini ve adının da Türkçe olduğunu net biçimde ortaya koyuyor" dedi. Yoğurdun yoğurulmuş, kıvamı artırılmış anlamına geldiğini vurgulayan Ercoşkun, Türklerin sadece yoğurt değil farklı fermente süt ürünlerinin de kaşifi olduğunu kaydetti. Ercoşkun, yoğurdun yüzleri geçen gıda maddesinin hazırlanmasında önemli ham madde olduğunu dile getirerek, yoğurdun içine bazı baharatlar katılıp üretilen tarhananın yoğurdun ileri işlenmiş ürünü olarak bilindiğini anlattı. Yoğurdun Avrupa'ya yayılmasında Türklerin oynadığı role dikkati çeken Ercoşkun, "'Yoghurt', 'joghurt', 'yaourt' gibi Avrupa dillerindeki kelimeler doğrudan Türkçeden alınmıştır. Bu sadece bir dil meselesi değil, kültürel bir izdir. 1303 tarihli Kodeks Kumanikus adlı eserde de yoğurt kelimesine benzer 'ioghurt' ifadesi geçmektedir. Bu, yoğurdun Batı dünyasıyla tanışmasının da Türkler aracılığıyla olduğunu gösterir" diye konuştu. Ercoşkun, Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan coğrafyada yaşayan göçebe Türk topluluklarının sütü işleyerek dayanıklı gıdalar ürettiklerini belirterek, "Marco Polo, İbn Battuta ve diğer seyyahların metinlerinde yoğurt, ayran, kurut gibi fermente süt ürünlerinden sıkça söz edilir. Bu ürünler hem besleyici hem de taşınabilir olması sayesinde göçebe yaşam tarzının temel gıdalarıydı" ifadesini kullandı. "Yoğurt Türk'tür Türk kalacak" diyen Ercoşkun, şöyle devam etti: "Yoğurt bizim kültürel DNA'mızdır. Atalarımız, sütü yalnızca saklamak için değil, onu daha faydalı ve güçlü hale getirmek için fermente etmeyi öğrendi. Bu bilgi ve yöntemler kuşaktan kuşağa aktarıldı. Bugün sofralarımızda yer alan yoğurt, bin yıllık bir mirasın devamıdır. Yoğurt sadece bir gıda değil, aynı zamanda bir kimlik meselesidir." Ercoşkun, yoğurdun kurutulmuş ve türevlenmiş formlarının da tarihi değer taşıdığını belirterek, "Kurut, yoğurdun saklanabilir hale getirilmiş formudur. Ayran hem serinletici hem de besleyici bir içecektir. Tarhana, yoğurt ve tahılın birleşimiyle elde edilen bir başka kültürel miras ürünüdür. Cacık ise yoğurdun ferahlatıcı ve hafif tüketilen bir formudur. Tüm bu ürünler, Türk mutfağının dayanıklılığa ve sağlığa verdiği önemin göstergesidir" dedi. Yoğurt ve diğer fermente süt ürünlerinin yalnızca geleneksel değil, aynı zamanda bilimsel açıdan da değerli olduğunu vurgulayan Ercoşkun, "Modern bilim, yoğurdun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, bağırsak sağlığını desteklediğini ve sindirimi kolaylaştırdığını ortaya koymuştur. Binlerce yıldır atalarımızın deneyimlediği faydalar, bugün laboratuvar ortamında da kanıtlanmaktadır. Her ne kadar yoğurdu başka milletler sahiplenmeye çalışsa da tarihi kayıtlar, seyyahların notları ve yoğurttan üretilen diğer gıdalar, yoğurdun Türk malı olduğunu açıkça göstermektedir. Yoğurdu Türkler buldu, geliştirdi ve yoğurt temelli diğer ürünleri yaptı. Diğer fermente süt ürünlerinde olduğu gibi, yoğurt Türk'tür, Türk kalacak" diye konuştu. Hiçbir millette yoğurttan hazırlanan yemelerin 100'ü bulmadığına dikkati çeken Ercoşkun, "Yoğurdun ileri işlenmesi ile üretilen kurut ve tarhana kimsede bulunmamaktadır. Probiyotik bakteri içermesi ve bunların sindirim sistemindeki zararlı mikroorganizmaları baskılamasıyla bağırsak sağlığını düzenleyici etkisi bulunmaktadır. Yapılan son çalışmalarda yoğurdun kolesterolü düşürücü etkisi olduğu belirtilmektedir" dedi.

ABD'de 132 bin kişilik araştırma: "Yoğurt kolon kanserine karşı koruyabilir" Haber

ABD'de 132 bin kişilik araştırma: "Yoğurt kolon kanserine karşı koruyabilir"

Doç. Dr. Hüdayi Ercoşkun, yaptığı açıklamada insan sindirim sisteminde canlı kalabilen, bağırsak sistemindeki zararlı organizmalarla rekabet edip onların gelişimini önleyen ve ayrıca insanlar için önemli bazı bileşenleri bağırsaklarda üreten mikroorganizmaların probiyotik bakteriler olduğunu belirtti. Probiyotik bakterilerin özellikle bağırsak sistemindeki zararlı mikroorganizmalar ile rekabete girerek onların gelişmesini önlemesi açısından önemli olduğuna dikkati çeken Ercoşkun, ayrıca bu zararlı mikroorganizmaların metobolitlerinin kana karışmasını önlediğini söyledi. Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren probiyotiklerin insanların üretemediği birtakım kimyasalları da üreterek sağlık açısından büyük fayda sağladığını dile getiren Ercoşkun, "Bunların başında K ve B12 vitamini gelir. Yoğurt, probiyotik bakteriler açıçısından zengin içeriğe sahiptir. Bu bakımdan birçok hastalığın tedavisinde ve önlenmesinde fonksiyoneldir. ABD'de yoğurdun kolon kanserinin oluşumuna engel olduğu yönünde çok yüksek denekli bir araştırmada sağladığı fayda ispat edilmiştir" dedi. Ercoşkun, Tandfonline Gut Microbes dergisinde yayınlanan bu yeni çalışmanın yoğurt tüketiminin kolorektal kanser riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koyduğunu belirterek, "Uzun yıllar süren ve 132 bin gibi geniş bir katılımcı grubunu içeren araştırma, düzenli yoğurt tüketiminin bu yaygın kanser türüne karşı koruyucu etkileri olabileceğini öne sürüyor" diye konuştu. Çalışmada yoğurdun içerdiği faydalı probiyotiklerin, özellikle Bifidobacterium ile tümör baskılayıcı etkiler arasında bağlantı olduğunun vurgulandığını anlatan Ercoşkun, araştırmacıların "Yoğurt tüketimi, bağırsak mikrobiyotası ve bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri sayesinde kolorektal kanser insidansında düşüş ile ilişkilendirildi" ifadelerini kullandığını söyledi. Araştırma kapsamında katılımcıların beslenme alışkanlıkları takip edilerek, sağlık sonuçlarının analiz edildiğini belirten Ercoşkun, "Düzenli yoğurt tüketen bireylerin tüketmeyenlere kıyasla daha düşük kolorektal kanser riskine sahip olduğu tespit edildi" ifadesini kullandı. Ercoşkun, çalışmayla probiyotik açısından zengin gıdaların günlük beslenme alışkanlıklarına dahil edilmesinin önerildiğini vurgulayarak, bu ve benzeri çalışmaların yoğurt gibi doğal besinlerin kanser önleyici bir strateji olarak değerlendirilebileceğini desteklediğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.