SON DAKİKA
Hava Durumu

Bulgaristan seçimleri ve biz!

Yazının Giriş Tarihi: 05.06.2024 15:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.06.2024 15:09

Türkiye bizim ANAVATANIMIZ ise, Bulgaristan da o kadar ATAVATANIMIZ.

Kimimizin çocukluğu, kimimizin gençliği, kimimizin de hayal ve umutları orada kaldı…

Aklımız burada ise gönlümüzü orada bıraktık

Geleceğimizi ANAVATAN’da inşa ederken ATAVATAN'daki mazimizden güç aldık,

Günler aylar yıllar geldi geçti, devran değişti,

Gelenler geldi, kalanlar kaldı.

Anavatan’daki Bulgaristan Türkleri, her şeye yeniden başladı; ekmeğini kazandı, evini kurdu, çocuklarını yetiştirdi. Türkiye için üretip, Türkiye için kazanıp Türkiye için yaşadık ve Türkiye için öldük. 

Sözün özü ana vatanımızın öznesi olduk.

Kalanlar mı?

Onlar, Bulgaristan’ın öznesi olmaya devam etti/ediyor…

Sosyal hayatta, bürokraside, kültürel faaliyetlerde hak ettiklerini ve beklentilerini alamasalar da önceki dönemlerle kıyaslanamayacak bir rahatlamaya kavuştular…

Bu süreçte ekonomi ve siyasi arenalarda ise durumun daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Artık Bulgaristan’daki Türkler, iş adamı milletvekili, belediye başkanı, bakan, meclis başkanı olabiliyor.

Yeterli olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu olabilir lakin bir gerçek var. O da Bulgaristan’da Türkler artık gizli özne değil…

Türkiye’ye gelip ekonomik refahını elde eden, kariyerlerini inşa eden hemşerilerimiz, bu süreçleri tamamladıktan sonra toplumsal hayatın doğası gereği, sosyal ve siyasi hayatın içerisinde aktif olmaya başladı.

Sorun da tam olarak “burada başlıyor” diye biliriz.

Türkiye’nin öznesi olmakla yetinmeyen bazı insanlarımız kendilerine; Bulgaristan’ın da öznesi olmak veya özneyi belirlemek gibi bir misyon yüklediler.

Yanlış anlaşılmasın;

Bunu yaparken orada okullar açmak, insanlara iş imkanları yaratmak sivil toplum kuruluşları kurmak, Türkçe yayınlar çıkarmak gibi geride bıraktıkları hemşerilerinin geleceğine katkı sunacak adımlar atmayı akıllarından dahi geçirmediler…

Peki ne mi yaptılar?

Yaşamadıkları, dertlerini çekmedikleri, anlamadıkları insanların nasıl bir özne olacağına karar vermeye çalıştılar.

Nasıl mı?

Geride kalanlara ‘siz bu siyasetten anlamazsınız biz ne dersek onu yapın’ dercesine “’ben Türküm’ demekten” dahi imtina eden, bunu söylemeyi günah olarak addeden sözde milletvekillerinin peşine takılarak “Hürriyet” gibi “Şeref” gibi “Dost” gibi adından mütevellit yapılar kurarak akıl satmaya insanlara ayar vermeye çalıştılar.

 

Sonra mı?

Dağ fare bile doğurmadı.

Sadece oradaki insanlarımızı geçici bir süre de olsa ayrıştırdılar, böldüler. Onların hem bizlerle hem de Ankara ile gönül bağını zayıflattılar.

Hangisi doğru?

Yılda bir ayını ‘öte’ de geçiren bizim aklı evvellerin ‘o partiye oy verin, buna oy vermeyin. O isim hain bu isim bilmem ne demeleri, oraya Kaf dağından bakmaları mı?

Yoksa

Orada kalan insanlarımızın iradesine destek olmak, onların gücüne güç katmak mı?

Bilen bilir, 20 yıldır, her platformda, her mecliste, her sohbette, Bulgaristan Türkeri’nin temsilcisi olan Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin (HÖH) yönetimlerini, politikalarını eleştiririm. Bu dün de böyleydi, öyle görünüyor ki yarın da öyle olacak…

Lakin Hak ve Özgürlükler Hareketi’ni eleştirmek, ‘öte’de kalan hısım/akrabamın, köylümün, hemşerimin tercihini eleştirme/küçümseme, onlara talimat verme hakkını kendimde de görmedim…

Velhasıl;

9 Haziran’da olacak seçimlerde bize düşen;

Bulgaristan’daki Türklere fikir dayatmak, akıl vermek, onları hakir görmek veya tehdit etmek değil, onların beklentileri, istekleri doğrultusunda tercih yaparak geride bıraktıklarımızın gücüne güç katmak olmalı

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.