Bir konağın kapısından doğaya ve sanata açılan yol
Yazının Giriş Tarihi: 22.10.2026 13:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.10.2026 13:20
Dün sabah Soğanlı Botanik Parkı’ndaki Bey Konağı’nda, sevgili arkadaşlarım Gamze Geylani ve Sibel Bağcı Uzun’un hazırladığı tanıtım toplantısına katıldım. Uzun yıllardır davet ve organizasyonlarla anılan Bey Konağı, dört yıllık aranın ardından bu kez farklı bir anlayışla Bursalıları ağırlamaya hazırlanıyor. İşin içinde doğa, sanat, gastronomi ve sosyalleşme olunca ortaya nasıl bir yer çıkacağını merak etmemek mümkün değil.
Bazen bir mekânı güzel yapan yalnızca binası, sunduğu hizmet ya da menüsü değildir. Orada yaşananlar, insanlara hissettirdikleri ve hafızalarda bıraktıkları da önemlidir. Bursa Soğanlı Botanik Parkı’nda yeniden kapılarını açan Scops Bey Konağı’nı gezerken aklımdan geçenler de tam olarak bunlardı.
Bey Konağı denildiğinde geçmişten bugüne uzanan bir organizasyon tecrübesi var. 2003 yılından bu yana Bursa’nın önemli davet noktalarından biri olan mekân, şimdi Scops iş birliğiyle yeni bir döneme adım atıyor. Montania Otel’in sahibi olarak tanıdığımız Akın Esgin’in bu projede farklı bir yaklaşım ortaya koyduğunu görüyoruz. İstanbul’da özel tasarım kaykay, longboard ve sokak giyimi ürünleriyle de bilinen Scops’un tasarım anlayışı, konağın yeni kimliğine yansıtılmak isteniyor.
Ancak benim için anlatılmaya değer olan, yalnızca yeni bir işletme anlayışı değil.
Konağın bahçesinde brokoli, kıvırcık ve domates yetiştiriliyor. Belki ilk bakışta sıradan bir ayrıntı gibi gelebilir ama benim en çok hoşuma giden tarafı burası oldu. Çocukların sebzeleri dalından koparabilmesi, toprağı tanıması ve bir ürünün sofraya gelmeden önce nasıl yetiştiğini görmesi… Günümüzde çocukları ekranlardan uzaklaştırıp doğayla buluşturmanın ne kadar kıymetli olduğunu düşünürsek, bu küçük ayrıntının aslında büyük bir anlam taşıdığını söyleyebiliriz.
Bir çocuğun dalından kopardığı domatesin tadı, marketten aldığı domatesten farklı gelebilir. Çünkü o domatesin içinde yalnızca lezzet değil, keşfetmenin heyecanı da vardır. Bence bir mekânın ziyaretçisine sunabileceği en güzel deneyimlerden biri de budur.
Scops Bey Konağı’nın yeni döneminde ebru, seramik, çömlek ve tişört boyama atölyeleri düzenlenmesi planlanıyor. Çocuklara ve yetişkinlere yönelik drama çalışmaları, oyun etkinlikleri ve farklı sosyal buluşmalar da gündemde. Özellikle kadınların ve ailelerin bir araya gelebileceği, birlikte bir şeyler üretebileceği alanların oluşturulması önemli. Çünkü şehir hayatında çoğu zaman aynı yerlerde oturuyor, aynı şeyleri yapıyor ve kendimize yeni deneyimler kazandırmaya yeterince zaman ayıramıyoruz.
Oysa bazen bir fırça alıp seramik boyamak, bazen bir sanat dalını tanımak, bazen de sadece yeşillikler arasında vakit geçirmek insana iyi gelebiliyor.
Akın Esgin’in toplantıda paylaştığı yaklaşım da konağın yalnızca restoran hizmeti veren bir yer olarak kalmaması üzerine kuruluydu. Geçmişten gelen işletmecilik ve mutfak deneyimini, Scops’un tasarım odaklı bakışıyla birleştirerek gastronomi, sanat ve sosyalleşmeyi aynı çatı altında buluşturmak istiyorlar. Elbette bu hedeflerin ne ölçüde hayata geçeceğini zaman gösterecek. Fakat fikrin kendisi, Bursa’nın sosyal yaşamına farklı bir alternatif sunma potansiyeli taşıyor.
Soğanlı Botanik Parkı gibi yeşille iç içe bir alanda, insanların yalnızca yemek yemek ya da özel bir davete katılmak için değil, günün farklı saatlerinde vakit geçirmek ve yeni şeyler öğrenmek için de buluşabileceği bir mekân düşüncesi güzel.
Bursa’nın yeni mekânlara olduğu kadar, mevcut mekânlarının farklı fikirlerle yeniden hayat bulmasına da ihtiyacı var. Çünkü bir şehri canlı tutan yalnızca yeni binalar değil; insanların bir araya geldiği, ürettiği, öğrendiği ve güzel anılar biriktirdiği yerlerdir.
Bursa’nın köklü geçmişini taze bir enerjiyle geleceğe taşıyan Scops Bey Konağı, kentin sosyal ve kültürel dokusuna çok yakışmış. Güne sanatla, gastronomiyle ve keyifli sohbetlerle başlamak isteyen tüm Bursalıların ajandasına mutlaka not etmesi gereken bir dönüşüm hikâyesi bu. Emek veren herkesin eline sağlık.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Bir konağın kapısından doğaya ve sanata açılan yol
Dün sabah Soğanlı Botanik Parkı’ndaki Bey Konağı’nda, sevgili arkadaşlarım Gamze Geylani ve Sibel Bağcı Uzun’un hazırladığı tanıtım toplantısına katıldım. Uzun yıllardır davet ve organizasyonlarla anılan Bey Konağı, dört yıllık aranın ardından bu kez farklı bir anlayışla Bursalıları ağırlamaya hazırlanıyor. İşin içinde doğa, sanat, gastronomi ve sosyalleşme olunca ortaya nasıl bir yer çıkacağını merak etmemek mümkün değil.
Bazen bir mekânı güzel yapan yalnızca binası, sunduğu hizmet ya da menüsü değildir. Orada yaşananlar, insanlara hissettirdikleri ve hafızalarda bıraktıkları da önemlidir. Bursa Soğanlı Botanik Parkı’nda yeniden kapılarını açan Scops Bey Konağı’nı gezerken aklımdan geçenler de tam olarak bunlardı.
Bey Konağı denildiğinde geçmişten bugüne uzanan bir organizasyon tecrübesi var. 2003 yılından bu yana Bursa’nın önemli davet noktalarından biri olan mekân, şimdi Scops iş birliğiyle yeni bir döneme adım atıyor. Montania Otel’in sahibi olarak tanıdığımız Akın Esgin’in bu projede farklı bir yaklaşım ortaya koyduğunu görüyoruz. İstanbul’da özel tasarım kaykay, longboard ve sokak giyimi ürünleriyle de bilinen Scops’un tasarım anlayışı, konağın yeni kimliğine yansıtılmak isteniyor.
Ancak benim için anlatılmaya değer olan, yalnızca yeni bir işletme anlayışı değil.
Konağın bahçesinde brokoli, kıvırcık ve domates yetiştiriliyor. Belki ilk bakışta sıradan bir ayrıntı gibi gelebilir ama benim en çok hoşuma giden tarafı burası oldu. Çocukların sebzeleri dalından koparabilmesi, toprağı tanıması ve bir ürünün sofraya gelmeden önce nasıl yetiştiğini görmesi… Günümüzde çocukları ekranlardan uzaklaştırıp doğayla buluşturmanın ne kadar kıymetli olduğunu düşünürsek, bu küçük ayrıntının aslında büyük bir anlam taşıdığını söyleyebiliriz.
Bir çocuğun dalından kopardığı domatesin tadı, marketten aldığı domatesten farklı gelebilir. Çünkü o domatesin içinde yalnızca lezzet değil, keşfetmenin heyecanı da vardır. Bence bir mekânın ziyaretçisine sunabileceği en güzel deneyimlerden biri de budur.
Scops Bey Konağı’nın yeni döneminde ebru, seramik, çömlek ve tişört boyama atölyeleri düzenlenmesi planlanıyor. Çocuklara ve yetişkinlere yönelik drama çalışmaları, oyun etkinlikleri ve farklı sosyal buluşmalar da gündemde. Özellikle kadınların ve ailelerin bir araya gelebileceği, birlikte bir şeyler üretebileceği alanların oluşturulması önemli. Çünkü şehir hayatında çoğu zaman aynı yerlerde oturuyor, aynı şeyleri yapıyor ve kendimize yeni deneyimler kazandırmaya yeterince zaman ayıramıyoruz.
Oysa bazen bir fırça alıp seramik boyamak, bazen bir sanat dalını tanımak, bazen de sadece yeşillikler arasında vakit geçirmek insana iyi gelebiliyor.
Akın Esgin’in toplantıda paylaştığı yaklaşım da konağın yalnızca restoran hizmeti veren bir yer olarak kalmaması üzerine kuruluydu. Geçmişten gelen işletmecilik ve mutfak deneyimini, Scops’un tasarım odaklı bakışıyla birleştirerek gastronomi, sanat ve sosyalleşmeyi aynı çatı altında buluşturmak istiyorlar. Elbette bu hedeflerin ne ölçüde hayata geçeceğini zaman gösterecek. Fakat fikrin kendisi, Bursa’nın sosyal yaşamına farklı bir alternatif sunma potansiyeli taşıyor.
Soğanlı Botanik Parkı gibi yeşille iç içe bir alanda, insanların yalnızca yemek yemek ya da özel bir davete katılmak için değil, günün farklı saatlerinde vakit geçirmek ve yeni şeyler öğrenmek için de buluşabileceği bir mekân düşüncesi güzel.
Bursa’nın yeni mekânlara olduğu kadar, mevcut mekânlarının farklı fikirlerle yeniden hayat bulmasına da ihtiyacı var. Çünkü bir şehri canlı tutan yalnızca yeni binalar değil; insanların bir araya geldiği, ürettiği, öğrendiği ve güzel anılar biriktirdiği yerlerdir.
Bursa’nın köklü geçmişini taze bir enerjiyle geleceğe taşıyan Scops Bey Konağı, kentin sosyal ve kültürel dokusuna çok yakışmış. Güne sanatla, gastronomiyle ve keyifli sohbetlerle başlamak isteyen tüm Bursalıların ajandasına mutlaka not etmesi gereken bir dönüşüm hikâyesi bu. Emek veren herkesin eline sağlık.