Siyasette alışık olduğumuz o yukarıdan bakan, basmakalıp sloganlarla zaman dolduran klişe basın toplantılarından birine daha gideceğimi sanıyordum. Ancak Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı binasından içeri adım attığım an, salondaki havanın ezber bozan bir samimiyete sahip olduğunu hissettim. Gösterişten uzak, tamamen kentin sorunlarına dokunmak isteyen ve saha gerçeklerini ön plana çıkaran bir heyecan vardı.
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Emine Küçükali, İl Başkanı Fikret Aslan, ilçe başkanları ve teşkilat mensuplarının katıldığı bu buluşmada süslü cümleler değil; Bursa’nın son 6 aylık acı bilançosu masaya yatırıldı. Toplantıda söz alan İl Başkanı Fikret Aslan’ın sahadan getirdiği ve tek bir cümleye sığdırdığı o özet, aslında kentin durumunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu: "Çalışarak batıyoruz!"
Türkiye ekonomisinin lokomotif kenti Bursa, gece gündüz demeden üretmeye devam ediyor; ancak bu devasa emek ne yazık ki kentin refahına yansımıyor. 2002 yılında kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasılada Türkiye 4’üncüsü olan Bursa’nın bugün 13’üncü sıraya kadar gerilemiş olması, kentin ürettiği halde nasıl kan kaybettiğinin en somut kanıtı.
Bu ekonomik gerilemenin en ağır faturası ise hiç kuşkusuz tekstil sektörüne kesiliyor. Vişne Caddesi’nden Organize Sanayi Bölgelerine kadar yıllardır üretimin kalbi sayılan tesisler adeta kan ağlıyor. Yılların birikimi olan köklü sanayicilerin makinelerini söküp gözyaşları içinde Mısır gibi ülkelere taşımak zorunda kalması, bu kentin üretim hafızasının gözden çıkarıldığını gösteriyor. İhracat rakamları artsa da Bursa’nın genel ihracattan aldığı payın düşmesi kentin eski gücünü yitirdiğini kanıtlarken; mutfaktaki yangın da büyüyor. Açlık sınırının 38 bin liraya dayandığı bir ortamda esnaf, asgari ücretli ve emekli borç sarmalı içinde yaşam mücadelesi veriyor; milyonlarca Bursalı ay sonunu ancak kredi kartlarına tutunarak getirmeye çalışıyor.
Kentin kanayan bir diğer yarası ise kilitlenen sağlık sistemi. Nüfus hızla artarken sağlık altyapısının yerinde sayması; Şehir Hastanesi’ne ulaşım zorluğu ve bitmek bilmeyen randevu krizlerini beraberinde getiriyor. Tophane’deki eski devlet hastanesinin belirsizliği sürerken, 2022 yılında açılacağı sözü verilip 2026 yılına gelindiği halde hâlâ tamamlanamayan Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi yılan hikayesi, sağlık hizmetine erişimi adeta kısıtlıyor. Kamuoyu artık bu gecikmeler karşısında şeffaf bir açıklama bekliyor.
Basın toplantısının ikinci bölümünde söz alan Genel Başkan Yardımcısı Emine Küçükali’nin şehircilik ve çevre politikalarına dair tespitleri ise son derece ufuk açıcıydı. Geçen yıl Bursa’da yaşanan orman yangınlarının ardından sahada yapılan incelemeleri aktaran Küçükali, mücadelenin sadece yangın çıktıktan sonra alevleri söndürmekten ibaret olmadığını; asıl hedefin orman köylüsünün eğitilmesi ve o yangının hiç çıkmamasını sağlamak olduğunu vurguladı.
"Yeşil Bursa" vasfının plansız betonlaşmayla yitirildiğine dikkat çeken Küçükali’nin altını çizdiği altyapı uyarısı ise kentsel dönüşümün nasıl yapılması gerektiğini özetliyordu: "300 konut olarak planlanan bir bölgeyi altyapısını hazırlamadan 600 konuta çıkarırsanız; yol, kanalizasyon, elektrik ve su şebekesi bu yükü taşıyamaz. Şehircilik sadece bina yükseltmek değildir. Önce altyapı planlanmalı; ardından çocukların güvenle büyüdüğü, kadının huzur bulduğu, yeşil alanı bol ve afetlere dirençli şehirler inşa edilmelidir."
Takip ettiğim bu değerlendirme toplantısı gösterdi ki; Bursa’nın dertleri artık halı altına süpürülemeyecek kadar büyümüştür. Tekstilciden esnafa, hastane kuyruğundaki vatandaştan trafikte çile çeken sürücüye kadar herkes bir çözüm bekliyor. Siyaset mekanizmasının ve kent yöneticilerinin sahadan yükselen bu somut uyarılara kulak vermesi, Bursa’nın kaybettiği ivmeyi ve "Yeşil" kimliğini yeniden kazanması adına hayati bir zorunluluktur.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Bursa’nın acı reçetesi: "Çalışarak Batıyoruz!"
Siyasette alışık olduğumuz o yukarıdan bakan, basmakalıp sloganlarla zaman dolduran klişe basın toplantılarından birine daha gideceğimi sanıyordum. Ancak Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı binasından içeri adım attığım an, salondaki havanın ezber bozan bir samimiyete sahip olduğunu hissettim. Gösterişten uzak, tamamen kentin sorunlarına dokunmak isteyen ve saha gerçeklerini ön plana çıkaran bir heyecan vardı.
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Emine Küçükali, İl Başkanı Fikret Aslan, ilçe başkanları ve teşkilat mensuplarının katıldığı bu buluşmada süslü cümleler değil; Bursa’nın son 6 aylık acı bilançosu masaya yatırıldı. Toplantıda söz alan İl Başkanı Fikret Aslan’ın sahadan getirdiği ve tek bir cümleye sığdırdığı o özet, aslında kentin durumunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu: "Çalışarak batıyoruz!"
Türkiye ekonomisinin lokomotif kenti Bursa, gece gündüz demeden üretmeye devam ediyor; ancak bu devasa emek ne yazık ki kentin refahına yansımıyor. 2002 yılında kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasılada Türkiye 4’üncüsü olan Bursa’nın bugün 13’üncü sıraya kadar gerilemiş olması, kentin ürettiği halde nasıl kan kaybettiğinin en somut kanıtı.
Bu ekonomik gerilemenin en ağır faturası ise hiç kuşkusuz tekstil sektörüne kesiliyor. Vişne Caddesi’nden Organize Sanayi Bölgelerine kadar yıllardır üretimin kalbi sayılan tesisler adeta kan ağlıyor. Yılların birikimi olan köklü sanayicilerin makinelerini söküp gözyaşları içinde Mısır gibi ülkelere taşımak zorunda kalması, bu kentin üretim hafızasının gözden çıkarıldığını gösteriyor. İhracat rakamları artsa da Bursa’nın genel ihracattan aldığı payın düşmesi kentin eski gücünü yitirdiğini kanıtlarken; mutfaktaki yangın da büyüyor. Açlık sınırının 38 bin liraya dayandığı bir ortamda esnaf, asgari ücretli ve emekli borç sarmalı içinde yaşam mücadelesi veriyor; milyonlarca Bursalı ay sonunu ancak kredi kartlarına tutunarak getirmeye çalışıyor.
Kentin kanayan bir diğer yarası ise kilitlenen sağlık sistemi. Nüfus hızla artarken sağlık altyapısının yerinde sayması; Şehir Hastanesi’ne ulaşım zorluğu ve bitmek bilmeyen randevu krizlerini beraberinde getiriyor. Tophane’deki eski devlet hastanesinin belirsizliği sürerken, 2022 yılında açılacağı sözü verilip 2026 yılına gelindiği halde hâlâ tamamlanamayan Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi yılan hikayesi, sağlık hizmetine erişimi adeta kısıtlıyor. Kamuoyu artık bu gecikmeler karşısında şeffaf bir açıklama bekliyor.
Basın toplantısının ikinci bölümünde söz alan Genel Başkan Yardımcısı Emine Küçükali’nin şehircilik ve çevre politikalarına dair tespitleri ise son derece ufuk açıcıydı. Geçen yıl Bursa’da yaşanan orman yangınlarının ardından sahada yapılan incelemeleri aktaran Küçükali, mücadelenin sadece yangın çıktıktan sonra alevleri söndürmekten ibaret olmadığını; asıl hedefin orman köylüsünün eğitilmesi ve o yangının hiç çıkmamasını sağlamak olduğunu vurguladı.
"Yeşil Bursa" vasfının plansız betonlaşmayla yitirildiğine dikkat çeken Küçükali’nin altını çizdiği altyapı uyarısı ise kentsel dönüşümün nasıl yapılması gerektiğini özetliyordu: "300 konut olarak planlanan bir bölgeyi altyapısını hazırlamadan 600 konuta çıkarırsanız; yol, kanalizasyon, elektrik ve su şebekesi bu yükü taşıyamaz. Şehircilik sadece bina yükseltmek değildir. Önce altyapı planlanmalı; ardından çocukların güvenle büyüdüğü, kadının huzur bulduğu, yeşil alanı bol ve afetlere dirençli şehirler inşa edilmelidir."
Takip ettiğim bu değerlendirme toplantısı gösterdi ki; Bursa’nın dertleri artık halı altına süpürülemeyecek kadar büyümüştür. Tekstilciden esnafa, hastane kuyruğundaki vatandaştan trafikte çile çeken sürücüye kadar herkes bir çözüm bekliyor. Siyaset mekanizmasının ve kent yöneticilerinin sahadan yükselen bu somut uyarılara kulak vermesi, Bursa’nın kaybettiği ivmeyi ve "Yeşil" kimliğini yeniden kazanması adına hayati bir zorunluluktur.