SON DAKİKA
Hava Durumu

''Dondurmam gaymak'' mı?

Yazının Giriş Tarihi: 06.06.2026 12:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.06.2026 12:40

Bizim çocukluğumuzda yazın gelişi takvimlerden değil, mahalle aralarında yankılanan o tanıdık, neşeli seslerden anlaşılırdı. Sokak başından ağır ağır beliren el arabası, sıcağın altında kavrulan biz çocuklar için dünyanın en büyük mutluluk merkezine dönüşüverirdi.

Ufak şeylerle zengin, küçücük anlarla bahtiyar olduğumuz günlerdi o günler. Sokakta toz toprak içinde koştururken dondurmacı amcanın o derinden gelen sesini duyar duymaz, elimizdeki oyunu öylece bırakır, evlere doğru çılgınca bir yarışa girişirdik. Annelerimizden kopardığımız birkaç kuruşla, nefes nefese el arabasının yanına koşmak, o kapağın açılmasıyla etrafa yayılan o mis gibi süt kokusunu içimize çekmek tarif edilemez bir sevinçti. Külahın ucundan eriyen dondurmayı yakalamaya çalışırken aldığımız o saf keyif, aslında çocukluğumuzun da özetiydi.

Zaman hızla akıp geçti; sokaklar tenhalaştı, mahalle kültürünün o sıcak el arabaları birer birer çekildi hayatımızdan. Bugün artık dondurmaya ulaşmak çocuk oyuncağı. Yaz kış fark etmeden, köşe başındaki dev zincir marketlerde, lüks kafelerde ya da şık dondurma butiklerinde her mevsim bizi bekliyor. Teknolojinin ve endüstrinin gelişmesiyle dondurma, sadece yaz aylarına sıkışıp kalan bir kaçamak olmaktan çıktı; dört mevsim keyifle tüketilen evrensel bir tatlıya dönüştü. Ama ne kadar modernleşirse modernize olsun, ne kadar çok çeşit önümüze serilirse serilsin, yazın o kavurucu sıcakları bastırdığında serinlemek için aklımıza düşen ilk sığınak yine dondurma oluyor. Yediden yetmişe, gencinden yaşlısına hemen herkesin büyük bir tutkuyla tükettiği bu eşsiz lezzet, şu sıralar hem cebimizi hem de sağlığımızı yakından ilgilendiren bambaşka bir boyuta evrilmiş durumda.

Bugün sokakta şöyle bir turlayıp canımız bir top dondurma çekse, mahalle esnafında ya da sıradan bir dondurmacıda karşımıza çıkan en insaf ölçülerindeki fiyat ortalama 40 TL civarında. "Bir top dondurma altı üstü ne kadar olabilir ki?" dediğimiz günler çok geride kaldı. Ancak asıl çarpıcı olan, bu taban fiyatın üzerine eklenen akılalmaz uçurumlar. Sosyal medyada ve ana haber bültenlerinde sık sık karşımıza çıkıyor; Bodrum’un, Çeşme’nin o meşhur sosyetik mekanlarında iki top dondurmanın fiyatının 700 TL’ye kadar tırmandığına şahit oluyoruz.

Çocukluğumuzun o masum, ucuz mutluluğu, şimdilerde bir tarafta hayatta kalma mücadelesi veren esnaf fiyatıyla, diğer tarafta lüks tüketimin sınırlarını zorlayan turizm çılgınlığı arasında sıkışıp kalmış durumda. Elbette mekanın kirası, hizmet kalitesi, konumu ve sunduğu atmosfer fiyatı etkiler; ancak iki top dondurmaya 700 TL talep etmek, bu kadim yaz geleneğinin nasıl bir "lüks gösterisine" dönüştürüldüğünün en somut kanıtıdır. Bu fahiş fiyatlar bizi bir yandan şaşırtırken, madalyonun diğer yüzü, yani ucuz dondurma sektörü bizi fiyatından çok daha derin, hayati bir tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor: Sağlığımız.

Maliyetlerin arttığı bu ekonomik iklimde, piyasada normların çok altında satılan ucuz dondurmalara karşı temkinli olmak şart. Çünkü merdiven altı üretimde maliyeti düşürmek uğruna insan sağlığı hiçe sayılıyor. Gerçek dondurmanın özü süt ve salepken; ucuz üretimlerde süt tozu, yapay tatlandırıcılar ve kimyasal renklendiriciler kullanılıyor. Hatta bazı üreticilerin süt tozundan bile kaçıp, dondurmayı direkt su, nişasta ve jelatinle bağlayarak piyasaya sürdüğü iddia ediliyor.

Hileler bununla da bitmiyor. Gerçek Antep fıstığının kilo fiyatı ortadayken, ucuza satılan fıstıklı dondurmaların sırrı gıda boyasıyla yeşile boyanmış yer fıstığı ya da haşlanmış bezelye çıkabiliyor. Bu yüzden, bir top dondurmayı ucuza alırken arkasındaki kimyasal tehlikeyi bir kez daha düşünmemiz gerekiyor.

Dondurmadaki bir diğer büyük risk ise biyolojik tehlikelerdir. Süt ürünleri bakterilerin üremesi için biçilmiş kaftandır ve bu yüzden "soğuk zincirin" korunması hayati önem taşır. Üretimden külaha gelene kadar dondurmanın hiç erimemesi gerekir.

Elektrik kesintisi veya yanlış depolama yüzünden eriyip tekrar donan dondurmalar, Salmonella ve Listeria gibi bakteriler için yuva haline gelir. Bu durum şiddetli gıda zehirlenmelerine davetiye çıkarır. Dolayısıyla dolapta kristalleşmiş, şekli bozulmuş dondurmalardan uzak durmalıyız.

Çocukluğumuzun el arabasındaki o saf, temiz serinliği özlemek çok doğal. Belki o günlere dönemeyiz; belki Bodrum’daki 700 TL’lik dondurma çılgınlığına da ortak olmak istemeyiz. Ancak en azından kendi sağlığımızı ve sevdiklerimizi korumak adına dondurma tüketirken çok daha bilinçli tüketiciler olmak zorundayız.

Güvendiğimiz, tescilli, denetimden geçtiğinden emin olduğumuz markaları ve işletmeleri tercih etmeli; aşırı parlak, yapay renkli ürünlerden kaçınmalıyız. Unutmayalım ki, sağlığımız bir külah dondurmanın maliyet hesabına kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir. Bu yaz da ağzımızın tadının kaçmaması dileğiyle, keyifli ve sağlıklı serinlemeler!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.